Hindistan'da ilk direnişi Müslümanlar başlatmış

Hindistan tarihçilerinin iddialarının aksine İngilizlere karşı ilk direnişi Müslümanlar başlatmış.

Hindistan'da  ilk direnişi Müslümanlar başlatmış

Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Hindu tarihçiler, Hindistan’da Müslümanların İngilizlere karşı direniş göstermediğini iddia ederler. Tarih bu iddiaların tam tersini söylüyor. İslam toplumlarının tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan Amerikalı tarihçi Ira M. Lapidus, A History of Islamic Societies adlı eserinde İngilizlere karşı ilk direnişin Hindulardan değil Müslümanlardan geldiğini söylüyor.

Türk-Moğol İmparatorluğunun 1857’de çökmesiyle İngilizler, Hindistan’ı sömürgeleştirme faaliyetlerini hızlandırmışlardı. Şah Veliyullah ve taraftarları başta olmak üzere Hindistan’daki Sünni ve Şii gruplarının birçoğu İngiliz iktidarını kabul etmemişler, İngilizlerin ülkeden çıkarılması için Ehli Sünnet ve Farangi Mahal ulemasının yayınladığı fetvalar doğrultusunda direnişe geçmişlerdi. Şah Veliyullah’ın oğullarından biri olan Şah Abdülaziz, Hindistan’ın İngiliz sömürgesine girdiği takdirde dar’ül harb sayılacağı ve bütün Müslümanların İngilizlerle savaşmasının vacip olacağına dair bir fetva yayınlamıştı.

İngilizlere karşı ilk ayaklanmaya başlatan yapılan şah Abdülaziz, Şii İsmaililerin liderine gönderdiği mektupta aralarındaki mezhep sorunun önemli olmadığını birlikte İngilizlere karşı cihat etmeleri gerektiğini belirtmişti. Bu mektuba İsmaili liderin nasıl bir karşılık vermediğini bilmiyoruz fakat Şah Abdülaziz’in ilk kıvılcımı yaktığı İngiliz tarihçi Arnold Toynbee’de kabul etmektedir. Şah Abdülaziz’in vefatından sonra bayrağı devralan Seyyid Ahmed Barelvi, önderinin izinden giderek bütün hindistan2ı dolaştı ve verdiği vaazlarda Müslümanları, İngilizlere karşı savaşmaya çağırdı. İlk defa onun önderliğinde Hindistan’daki Pencabi, Bengal ve Peştun gruplar bir araya gelerek birlikte direnişe geçtiler. Fakat Balakot vadisinde İngilizlerle girdiği savaşta şehit edildi. Seyyid Ahmed’in müritlerinden Titu Mir, direnişin çok yönlü ve örgütlü olması gerektiğini düşünerek müritleri arasında eğitim ve organizasyona önem verdi. Titu Mir’de bir Hindu tapınağına baskın düzenlediği gerekçesiyle evinde namaz kılarken İngiliz ve Hindular tarafından katledildi.

Bengal körfezinde ise hacı Şeriatullah İngilizlere karşı ilk direnişi başlatan Müslüman lider oldu. Fakat Şeriatullah, İngilizlerle sıcak çatışmaya girmekten çekinerek öncelikle Müslüman toplumun ıslah edilmesine yönelik faaliyetleri başlattı. Şeriatullah’ın vefatından sonra Feraizilik diye adlandırılan hareketin başına oğlu Dudu Mian geçti. Dudu Mian Müslümanların Bengal Körfezindeki Şeyh Şamil’i oldu. Her köyde cihad birlikleri adını verdiği 10 kişilik gruplar oluşturdu. Bu gruplar içindeki köylülere hem dini eğitim hem de silah eğitimi verildi. 1838’den 1842’ye kadar 200’ün üzerinde köy ve kasaba bu grupların kontrolüne geçti.

İlk büyük isyan 1846’da başlatıldı fakat bu isyan bastırıldı. 1846 isyanından sonra İngilizlerin oluşturduğu orduda bulunan Müslüman ve Hintli askerler Dudu Mian saflarına geçtiler. Çünkü İngilizlerin kullandığı Enfield marka tüfeklerin domuz ve inek yağıyla yağlandığı iddia ediliyordu. İslam dinine göre domuz yağı, Hinduizm’e göre inek yağı kullanılması hoş görülecek bir durum değildi. İngilizler bu söylentiden sonra tüfekleri yağlamakla palmiye yağı kullanmışlarsa da askerleri geri döndürememişlerdir.

İngilizlerin İslam fıkhının uygulanmasını yasaklamaları, Müslümanların mallarına el koymaları, aır vergiler almaları, köylerde misyonerlik faaliyetlerini hızlandırmaları, direnişçi hareketlere katılımın artmasına neden olmakla birlikte, İngilizler tarihi düşmanlıktan faydalanarak Hinduları Müslümanlara karşı kışkırtıyorlardı.

1857’de ki Dudu Mian liderliğindeki isyana bazı Hintli gruplarında destek vermesine rağmen, İngilizlerin gelişmiş silahlarla isyanı bastırmaları büyük bir faciasının yaşanmasına neden oldu. Bazı kaynaklarda bu ayaklanmada 100 binden fazla Müslüman’ın öldürüldüğü belirtilmektedir. Bu facia hiçbir zaman hafızalardan silinmedi.

İngilizler bu isyandan sonra çok akıllı bir siyaset izleyerek yönetimi merkezileştirdiler ve ordunun çoğunluğunu profesyonel Hintli askerlerden oluşturmaya başladılar. Hindistan’daki 742 Hint prensliğine bazı haklar vererek Müslümanlarla birlikte hareket etmelerini önlemeye çalıştılar. İngilizler Hintlilerden değil Müslümanlardan çekiniyorlardı. Çünkü Müslümanları kendilerinden önceki bu toprakların sahipleri ve yöneticileri olarak gördükleri için isyan etme olasılıkları her zaman için var olduğuna inanıyorlardı.

Müslüman önderler İngilizlerin gücünün farkına varmışlar, yeni isyan hareketlerinin yanlış olduğuna inanmaya başlamışlardı. Öncelikle yapılması gereken eğitim ve dini konularda halkın yetiştirilmesini sağlamak olmalıydı. Bazı İslami gruplarda siyasetten uzak durularak manevi alana yönelinmesi gerektiğinde ısrar ediyordu. 1860’lı yıllar İslam toplumunun parçalanmasına tanık oldu. Sünni, Şii, Tasavvufi ve medrese geleneğine sahip gruplar birbirlerinden tamamen uzaklaştılar. Müslümanlar arasındaki birlik bir daha sağlanmadı.

Müslümanlar, yaklaşık 80 yıl direniş söylemlerinden eğitim, kültür gibi alanlara yöneldiler ve isyanın Hind Müslümanlarının menfaatine uygun olmadığını göstermeye çalıştılar.
 

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2010, 14:29
banner53
YORUM EKLE

banner39