Hollywood'da İslam düşmanlığı

Amerikalı iletişimi uzmanı Jack Şahin, Hollywood filmlerinde Arap ve Müslümanların 'düşman' figürler olarak vurgulanmasının ABD'nin savaş politikalarını kolaylaştırdığını savundu.

Hollywood'da İslam düşmanlığı

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

11 Eylül 2001 terör saldırılarından sonra Amerikan filmleri ve TV dizilerinde Arap ve Müslümanların fanatik ve kötü insanlar olarak tanıtılmaya çalışıldığı belirtildi.

Lübnan kökenli Amerikalı kitle iletişimi uzmanı Profesör Jack Şahin, "Suçlu - (Guilty) Hollywood'un 9/11 sonrası Araplar hakkındaki hükmü" adını verdiği kitabında, Holywood filmlerinde Arap ve Müslüman karakterlerin bilinçli şekilde kötü gösterildiğini ifade etti.


Şahin, "Amerika Birleşik Devletleri'nde İslam ve Araplar hakkında her şeyi söyleyebilirsiniz ve bunun yüzünden bir sıkıntı çekmezsiniz. Diğer bir ifade ile biri, 'Arabı vurmak serbesttir' diyebilir" şeklinde konuştu.

Jack Şahin'in ayrıca "Gerçek Kötü Araplar - Hollywood bir halka nasıl iftira eder (Reel Bad Arabs - How Hollywood Vilifies a People) kitabının da yazarı.

Lübnan kökenli bir ABD vatandaşı olan Şahin, yaklaşık bin filmde Arap ve Müslümanlara nasıl yaklaşıldığını araştırdı. Bu filmlerin 100'den fazlası 11 Eylül'den sonra çekildi.

Amerikalı yazar, Arap ve Müslüman karakterlerin kötü resmedildiği özellikle "The Kingdom" (2007), "The Four Feathers" (2002) ve Tv dizisi "24" hakkında ciddi eleştirilerde bulunarak filmler sayesinde "yeni bir Arap-Amerikan öcü" ortaya çıkarılmaya çalışıldığını ileri sürdü.

"True Lies" (1994) gibi aksiyon filmlerinde, "Father of the Bride Part 2" (1995) gibi komedi filmlerinde ve "Aladdin" (1992) benzeri Disney animasyonlarında Arap ve Müslüman kimliklere zarar verildiğini savunan Şahin, "Görüntüler özellikle sabit kalıyor. Ancak daha tahrip edici ve kinci olduklarında değişiyor." dedi.

Beyrut'ta Reuters'a konuşan emekli ileşimi profesörü Şahin, "Bu görüntüleri baskın ve kalıcı hale ne getirebiliyor? Başlıca sebeplerden biri sessizlik. Hiç bir yetkili, siyasi lider, Hollywood'tan bir kişi kalkıp da demiyor. 'Arap ve Müslümanları tahrip etmek Yahudileri veya Asyalıları veya herhangi bir diğer ırk ya da etnik grubu tahrip etmekten farklı değil' " şeklinde konuştu.

"Syriana" (2005) ve "Three Kings" (1999) filmlerinin yapım aşamasında danışman olarak çalışan Şahin, "Guilty" (Suçlu) kitabında, "Babel" (2006) ve "Rendition" (2007) filmlerini "daha kapsamlı ve Arap portrelerini adil işlediği" için överken, "ancak bunları çok az kişi izliyor ve dinliyor" şikayetinde bulundu.

Jack Şahin, "Çok zor. Somon balığı gibi akıntıya karşı yüzmeye çalışıyoruz. Filmlerde radikaller özellikle seçiliyor ve çerçeve içine alınıyor. İnsanlar 'Amerika'ya ölüm' diyor. Hakikati inkar edemezsin, Amerikalıları gerçekten öldürmek isteyen insanlar var. Fakat bize sadece bu görüntüler izlettiriliyor." diye konuştu.

Geçen sene çekilen, Suudi Arabistan'da teröristleri arayan FBI ajanları hakkında bir aksiyon filmi olan The Kingdom'ı son yıllarda Arapları en kötü tasvir eden filmlerden biri olarak niteleyen Şahin, filmde Arap çocukların bile güvenilmez olduğunun vurgulandığını belirtti.

Son dönemde Amerikalı Arap ve Müslümanları "yeni öcü kişiler" göstermeye başlayan yeni bir akım başladığına dikkat çeken Şahin, TV dizisi "24"te Müslüman Amerikalı ve Arap kökenli Amerikalıların "tiksindirici çok tehlikeli insanlar" olarak gösterildiğini ifade etti.

Hollywood'un Arapları olumsuz tasvir etmesinin Amerikan yönetiminin politikasını kolaylaştırdığını ileri süren Şahin, "Arap ve Müslümanlar yıllarca 'düşman' olarak resmedildiğinden Irak'a savaş açmamız kolay oldu. Bu sebeple, Irak savaşını çok az kişi protesto ediyor." dedi.

"Görüntüler politikayı güçlendiriyor" diyen Jack Şahin, "Politika daha adil oldukça, belki filmler de bundan etkilenir. Plato şöyle diyor: 'Hikayeleri söyleyenler toplumu yönetir.' Hiç bir şey değişmedi, anladığımız kadarıyla bugün hikaye söyleyenlerin dünya üzerinde müthiş etkisi var." görüşünü savundu.
Güncelleme Tarihi: 02 Mayıs 2008, 13:13
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35