banner15

İki uyarı, tek gerçek

'Derin devlet ve dış güçler' geçen hafta yapılan iki uyarının konusuydu.

  İki uyarı, tek gerçek

'Derin devlet ve dış güçler' geçen hafta yapılan iki uyarının konusuydu. Uyarıları yapanlar da yabana atılacak cinsten kişiler değil. Sahalarının önemli simaları. Birisi yasaklı iken 'bir bilen' olarak ünlenen ve Makyavelli'nin Prens kitabıyla Kur'an-ı Kerim'i yan yana getirebilen ender bir siyasetçi. Tanıdınız : Nam-ı diğer Süleyman Demirel. Ünlü bir eski vaizin deyimiyle, 'söz sultanı'. Derin devletin şakası olmadığını ve zaaf sevdiğini ve bulduğu zaafdan da hulul ve nufuz ettiğini söyledi. Bunun 28 Şubat sürecine yansıması şu sözle gerçekleşmişti :" Durumdan vazife çıkarmak..." Derin devlet gerçekten de durur durur ve dumanlı havada durumdan vazife çıkarır. Dumanlı havayı oluşturmada da üzerine yoktur hani. Demirel eski bir daldan veya damdan düşen olarak yeni yetmelere birkaç konuda tavsiyelerde bulunuyor. Bunlar şunlar :
-Boşluk doğarsa : Kanunlar uygulanamadığı zaman devlet içinden ve dışından talepler gelir.
-Maalesef yaşadık : Derin devlettekiler boşluğu doldurmak ister. Türkiye maalesef bunu yaşadı.
-Erdoğan jakoben: Jakoben, iktidarı kimseyle paylaşmak istemez. Menderes, ben ve Erdoğan da böyle.

Baba'dan nasihatlar dinlediniz.

Geçen haftanın bir başka uyarısı veya nasihatı da dış güçlerle alakalıydı. Bunu yapan da bir başka bilendi. Bağdat'ta büyükelçi iken Saddam'ın Kuveyt'i işgal edeceğini önceden bilerek veya kestirerek Ankara'ya rapor eden diplomattı. Bunun mükafatını sonra MİT müsteşarı sıfatıyla aldı. Halbuki, Bağdat'taki hayali emekli olduktan sonra İzmir'e yerleşmekti. Kenan Evren içinde öyle derler. Tam emeklilik hayalleri kurarken kendisini darbenin başında buluvermişti! Sönmez Köksal da İzmir'de emekelilik hayalleri kurarken MİT'in başına geçmiş ve onunla da kalmamış eski aktristlerden Filiz Akın'la hayatını birleştirerek sosyal olarak daha da aktif hale gelmiştir. Bunlar özel halleri ve kendisini ilgilendirir. Ama eski kurumunun bir bileni olarak Demirel gibi yabana atılmayacak tavsiyelerde bulunuyor. Haftalık NOKTA dergisine bazı açıklamalarda bulunmuş. İlgilileri ve ilgilenenleri uyarıyor :" Dış güçler zayıflığı affetmez. Türkiye'nin küreselleşme çağında yerini alabilmesi için, büyük bir dikkatle ekonomisini geliştirmesi gerekiyor. Fakir kitlelerin her türlü etkiye açık olduğunu biliyoruz. Ayrılıkçı da, terörist de başka gruplar da çok çabuk yeşerebiliyor. Bunu yapamazsanız o zaman her türlü etkiye açık hale gelirsiniz. Dış güçler de aman Türkiye güç kaybetti, yardım edelim falan demezler. nerede zafiyet görürlerse oraya çömelir ve çöreklenirler..." Kırgızistan gibi ülkeler bu konuda zengin ibretlerle dolu. En demokrat ve en zayfı iktidar olan Asker Akayev'i devirdiler. Artık Churchill gibi büyük ülkelerin liderleri, Rusya veya SSCB'yi veya Soğu Savaş ortamını dikkate alarak şimal cereyanlarına karşı, ' Türkiye'yi koruyalım' demezler. 'Eski camlar bardak oldu' kabilinden eski sözler de bağlamını kaybetti. ' Türkiye boğazları korumak için muayyen bir güce sahip olmalı. 200 kiloya düşmemeli aksi taktirde, dış güçler karşısında boğazları koruyamaz. 300 kiloya gelmesi bizim için tehdikttir. 250 kilo da kalmalıdır' şeklindeki değerlendirmeler de artık geçmişte kaldı. O sözler başka denklemlerin ürünüydüler vesselam.

Bir baba , iki bilenin uyarıla rı da aynı. Derin devlekt ve dış güçler zayıflığı affetmez. Boşluğu sever ve doldururlar....
Mustafa Özcan

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48