banner39

İktisatçıların euro kavgası

Uluslararası arenada ünlü iktisatçılar arasında reçeteler konusunda derin görüş ayrılıkları var.

Arşiv 12.06.2010, 10:02 12.06.2010, 10:02
İktisatçıların euro kavgası

 

Yunanistan'ı kurtarma planı başarısız olursa ‘Euro Para Birliği' yeniden tasarlanmak zorunda kalacak. Uluslararası arenada ünlü iktisatçılar arasında reçeteler konusunda derin görüş ayrılıkları söz konusu.
 
Euronun geleceği Yunanistan'ı ‘kurtarma' planının başarılı olmasına bağlı. Yunanistan'ı kurtarma planı başarısız olursa ‘Euro Para Birliği' yeniden tasarlanmak zorunda kalacak. Ya rekabet gücü yüksek, makro temelleri sağlam ülkelerden oluşan daha dar bir birliğe dönüşecek ya da dağılacak. Bu ikinci ihtimalin bedeli o kadar yüksek ki, pek olası değil.
Dolayısıyla euronun geleceği Yunanistan'ın IMF patentli istikrar programının başarısına bağlı. Peki başarı şansı var mı? Benim görüşüm malum: Başarısız olacağına dair bire on bahse gireceğimi her vesileyle söylüyorum. Bu kötümser görüşte yalnız değilim. Konu uluslararası arenada ünlü iktisatçılar arasında da hararetle tartışılıyor. Reçeteler konusunda derin görüş ayrılıkları söz konusu. Ama bir konuda geniş bir mutabakat var. IMF patentli mevcut istikrar programı yetersiz ve yeni politikalarla takviye edilmezse başarısız olacak. 
 
EURO TATİLİ


Euroya başından beri karşı olan ünlü Amerikalı iktisatçı Martin Feldstein 16 Şubat'ta Finacial Times'a yazdığı makalede Yunanistan'ın euro tatiline çıkmasını önermişti. Feldstein Yunanistan'ın sorununun bütçe açığı ve aşırı borçlanmadan ibaret olmadığını ve esas sorunun rekabet gücü eksikliği olduğunu savunuyor. Buna itiraz eden yok. Dolayısıyla tartışma Yunan ekonomisinin rekabet gücünü nasıl kazanacağı üzerinde odaklanıyor. Bunun iki yolu var: Ya nominal ücretleri düşürerek deflasyon yaratacaksınız ya da devalüasyon yapacaksınız. IMF programında ne birincisi ne de doğal olarak ikincisi var. Tüm umutlar afaki verim artışlarına bağlanmış durumda. Saflıktan mı, çaresizlikten mi tam kestiremiyorum.
Feldstein, Yunanistan'ın geçici bir süre için eurodan çıkarak Drahmi'ye geçmesini, bu geçişle birlikte Drahmi'yi yüzde 30 devalüe ederek rekabet gücü kazanmasını, kamu dengesini de sağladıktan sonra tekrar euroya dönmesini savunuyor. Bu çözüme Avrupalı iktisatçılar Charles Wyplosz ile Richard Bladwin'in yanıtı, "Feldstein euroyu batırmak istiyorsa doğru yolda" şeklinde olmuştu ("How to destroy the Eurozone: Feldstein's euro-holiday idea", Vox, 22 Şubat 2010). 
 
İKİ UCU KESKİN BIÇAK


İki yıl önce Barry Eichengreen, İtalya'da Berlusconi ve çevresinin euroya atıp tuttuğu, ‘Para Birliği'nden çıkmaktan söz ettiği bir ortamda, eurodan çıkışın olanaksız olduğunu savunan bir makale yazmıştı. Makale, "Yunanistan nasıl kurtulur" tartışması başlayınca yeniden dolaşıma girdi. Eichengreen'in ileri sürdüğü, siyasal prestij kaybı, pratikte uygulama sorunları gibi gerekçeler bu kriz ortamında pek anlamlı değil. Geriye eurodan çıkararak Drahmi'yi devalüe etmenin yan etkileri kalıyor.
İlk etki ithal mallarda fiyat artışlarının enflasyonu körüklemesi. Bunu öngören sendikalar ücretleri artırırlar. Sonuçta rekabet gücünde önemli bir artış elde edilemez. Bu gerekçe yüksek işsizlik ortamında geçerli değil. Memur ücretleri de düşürülüyor. Kemer sıkma koşulları altında devalüasyonun enflasyonu körüklemesi olası değil. Feldstein da bu görüşte. Eichengreen'in ikinci itirazı güven kaybı nedeniyle faizlerin artması. İlk başta belki ama maliye politikası yeterince sıkı götürülebilirse -ki bu tartışmada götürüleceği varsayılıyor- faizler zamanla nispeten makul düzeylere gerileyecektir. Ama en kritik etki, Drahmi'ye geçişin rüzgârının panik mevduat çekilişleri başlatması ve Yunan banka sisteminden çekilen paraların ülke dışına çıkarılması. Drahmi'ye geçildiğinde de Drahmi euro karşısında dikiş tutmayabilir.
 
BORÇLAR EURO CİNSİNDEN KALIRSA


Böyle bir gelişmenin Yunan banka sistemini batıracağı açıktır. Tabii Avrupa Merkez Bankası nihai kreditör olarak istendiği kadar euro verirse panik durabilir. Ama paniği ve spekülasyonu önlemenin kestirme yolu borçlar ile alacakları euro olarak bırakarak sadece ücretleri ve diğer fiyatları Drahmi'ye çevirmektir. Feldstein da bunu öneriyor. Ancak bu çözüme Wyplozs ve Bladwin'in ile birlikte devalüasyona alternatif bir çözüm öneren eski Arjantin Ekonomi Bakanı Domingo Cavallo karşı çıkıyorlar.
Eğer borçlar euro cinsinden kalırsa, gelirler Drahmi cinsinden olacağına göre devletin, firmaların ve hanelerin borç yükü devalüasyon oranında artacaktır. Devalüasyon tezine karşı çıkanlar borç yükündeki bu artışın bankaları bu kez geri ödenmeyen krediler yüzünden batıracağını iddia ediyorlar. Devletin Drahmi cinsinden artan yükünün nasıl karşılanacağı da Yunan ekonomisinin kazanılan rekabet gücünün itmesiyle ne kadar büyüyeceğine bağlı olacaktır. Zaten kilit sorun da büyüme. 
 
DEVALÜASYON YERİNE

Yunanistan'ın eurodan çıkarak devalüasyonla rekabet sorununu çözmek isterken karşılaşacağı yan sorunlarla baş edebilmesi hiç de kolay değil. Çözümler yok değil ama eurodan çıkışın Yunan halkının acılarını dindirecek mucizevi bir reçete olmadığı da açık. Geriye ücret deflasyonu çözümü kalıyor. Özel kesimde nominal ücretleri düşürmenin siyaseten ve pratik olarak ne kadar zor olduğunu uzun uzun anlatmama gerek yok. Kaldıki istikrar programında da böyle bir amaç güdülmüyor.
Buna karşılık Domingo Cavallo ile Joaquin Cottani'nin dikkate değer bir önerileri var (‘For Greece, a ‘fiscal devaluation' is a beter solution than a ‘temporary holiday' from the Eurozone', Vox, 22 Şubat 2010). Rekabet gücünü artırmak için devalüasyon çözümü yerine emek üzerindeki vergi yükünü düşürmeyi öneriyorlar. Yunanistan'da brüt ücretin yüzde 44'ü sosyal güvenlik primlerinden oluşuyor. Cavallo ve Cottani işveren payı olan yüzde 28'lik yükün kaldırılmasını öneriyorlar. Bu durumda firmaların ücret maliyeti 21 milyar euro hafifliyor ve devalüasyondan beklenen maliyetlerin düşürülmesi bu yoldan gerçekleşmiş oluyor.
Ancak bu durumda devletin gelirinin de aynı miktarda azalacağı açık. Dolayısıyla gelir kaybının mutlaka başka bir kaynakla karşılanması gerekiyor. Yazarlar KDV'nin artırılmasını öneriyorlar. Yunanistan'da KDV oranı yüzde 19. Bununla birlikte gıdada, ilaçta, kitapta vs KDV çok düşük. Cavallo ve Cottani hesaplamışlar; KDV oranı tüm mallarda yüzde 25'e çıkarılırsa hesap kapanıyor. 
 
FATURA PAYLAŞIMI

 
Devalüasyon yerine sosyal sigorta primlerini esaslı ölçüde düşürerek KDV'yi yükseltmek, özellikle de gıda ve ilaçta yüzde 9 olan KDV oranını yüzde 25'e çıkarmak, Yunan halkının refahında şok yaratacaktır. Görüldüğü gibi reçeteler faturanın paylaşımı konusunda hiç de tarafsız değiller. Cavallo ve Cottani'nin çözümünde düşük gelirli katmanların devalüasyona kıyasla daha yüksek bir bedel ödeyecekleri açık.
Drahmili çözümünde ise iki seçenek var: Borçları ve mevduatları 1 Euro=1 Drahmi'den Drahmi'ye çevirmek. Ya da euro olarak korumak. Drahmi dalgalanmaya bırakıldığında ciddi değer kaybına uğrayacağına göre birinci seçenekte faturayı daha çok alacaklıların, dolayısıyla varlıklıların ödeyeceği açıktır. Alacaklıların çoğu Avrupalı yatırımcılar ve bankalar olduğuna göre onlar da faturaya iştirak edeceklerdir. Ancak Avrupa Merkez Bankası'nın Yunan tahvili topladığını unutmayalım. Bu bağlamda ortaya çıkacak ekstra enflasyon ile Yunan faturasının ödenmesine tüm Avrupa vatandaşları ortak olacaklardır. 
 
GERÇEKÇİ PLAN


Buna karşılık ikinci seçenekte borçlar euro cinsinden ödenmek zorunda olduğundan, daha çok borçlu olan daha çok ödeyecektir. Gelire kıyasla kimler daha çok borçludur bilmiyorum ama hanelerin borcunda ağırlığın göreli olarak orta sınıfın sırtında olduğunu tahmin ediyorum. Bu arada özellikle iç pazara hitap eden firmaların borç yükü altında ezilmemeleri için ne yapılabileceğinin de düşünülmesi gerekecektir.
Görüldüğü gibi mucize yok. Yunan halkı ağır bedel ödeyecek. Bu bedele Avrupa'nın da ortak olması kaçınılmaz görünüyor. Halen işler Yunanistan'ın borcuna sadık kalabileceği varsayımı altında yürütülmeye çalışılıyor. Bu ham bir hayal. Şimdilik sadece zaman kazanılmış durumda. Bu zamanı iyi kullanmak için bir an önce daha gerçekçi bir plan üzerinde anlaşmak gerekiyor. Aksi takdirde euro dikiş tutmayacaktır.

Kaynak /Referans

banner53
Yorumlar (0)
33
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?