banner39

IMF: Ekonomik kriz bazı ülkelerde savaşa yol açabilir

IMF ve Dünya Bankası Başkanları yeni krizler ve toplumsal felaketlerin ekonomik krizin sonucu olarak görüleceğini dile getirdiler.

Arşiv 07.10.2009, 15:19 07.10.2009, 17:51
IMF: Ekonomik kriz bazı ülkelerde savaşa yol açabilir

 

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

IMF Başkanı Strauss-Kahn küresel ekonomide virajın alındığını belirtti ve uyardı: "2010'da pek çok ülkede işsizlik artacak. Düşük gelirli ülkelerde toplumsal huzursuzluklar hatta savaş bile görülebilir."

Strauss-Kahn, önümüzdeki döneme bakıldığında dünyanın kriz sonrasında çok farklı bir yer olacağını ve olması gerektiğini düşündüklerini ifade ederek, "O yüzden bu yeni gerçeğe uyum sağlamamız gerekir diyoruz. Her şeyden önce bu toparlanma yavaş olacak, vakit alacak. Özel sektör hâlâ kendi ayakları üzerinde duramıyor, hâlâ çok fazla tüketim olmadığını görüyoruz. İyileşme sürecinde de göreceğiz ki istihdam, işsizlik konusu daha yavaş toparlanacak. 2010 yılı boyunca pek çok ülkede işsizliğin artmaya devam edeceğini görüyoruz" dedi.

KRİZDEN SONRA AĞIR YOKSULLUK BEKLENİYOR

Dünya Bankası rakamlarına göre krizden sonra 90 milyon insanın ağır yoksullukla karşı karşıya kalacağını ifade eden Strauss-Kahn, söz konusu olan şeyin sadece işsizliğin artması, insanların satınalma gücünün azalması olmadığını belirtti.

Strauss-Kahn, küresel ekonominin 'son derece nazik' durumda olmaya devam ettiğini vurgulayarak, politika yapıcıların krizden çıkış stratejileri hazırlaması ve uygulaması gerektiğini ancak bu çıkış stratejilerinin uygulanması için henüz çok erken olduğunu söyledi.

Ekonominin düzelmeye başlamasının tesadüfen olmadığını ifade eden Strauss-Kahn, bu sonucun şimdiye kadar ekonomi politikalarında hiç görülmeyen bir işbirliğinin gerçekleşmesiyle yaşandığını, merkez bankalarının bile kendi aralarında sürekli olarak çözümler gerçekleştiklerini anlattı.

G20 DIŞINDAKİ MİLYARLARCA İNSANIN SESİNİ DUYMALIYIZ

Strauss-Kahn, bu şekilde koordinasyon çalışmaları sayesinde büyümenin sağlandığını vurgulayarak, Pittsburg'da G20 toplantısında liderlerin beraber çalışmaya devam etmeye karar verdiklerini, G20'den ziyade bütün yükselen piyasaları da buna dahil etmek gerektiğini söyledi. Kahn, "G20 dışında kalan milyarlarca insan var ve onların da sesinin duyulması gerekiyor. İşbirliğine ihtiyacımız var" dedi.

IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, Uluslararası Para ve Finans Komitesi'nin, yönetim konusunda büyük bir adımı kabul ettiğini belirterek, "Bu, en az yüzde 5 oranında kota payını, fazla temsil edilen ülkelerden, gereğinden az temsil edilen, yani yükselmekte olan dinamik piyasalara ve gelişmekte olan ülkelere aktaracak. Bu, 2011 yılında hayata geçirilecek" dedi.

TÜRKİYE ÇEKİRDEK ÜLKE

Türkiye'nin IMF'de halen yüzde 0.60 düzeyinde olan kotası, iki kat artırılarak yüzde 1 ile 1.5 bandına çıkartılacak. Kotanın yüzde 1'in üzerine çıkarak ikiye katlanmasıyla Türkiye'nin fondan çekebileceği kredi miktarı 4.5 milyar doları bulurken, kredi maliyeti de 4'te 1 oranında azalacak. Türkiye'nin, son ek kaynak artışı kararıyla IMF'den çekebileceği kredi miktarı 6 milyar doları bulabilecek.

Kotalar, üye ülkelerin IMF'nin mali kaynaklarını kullanma imkanının yanı sıra faiz oranını da belirliyor. Kotalar genellikle her 5 yılda bir gözden geçirilirken, kota değişiklikleri, ülkelerin cari işlemleri, milli gelirleri ve resmi döviz rezervleri gibi iktisadi faktörler dikkate alınarak belirleniyor. Ayrıca, kotası yüksek olan ülkeler IMF'de daha fazla oy gücüne sahip oluyorlar. Kotasının yüzde 1'in üzerine çıkartılmasıyla Türkiye, IMF'de birçok AB üyesi ülkeyi geçerken, Brezilya ile benzer düzeyde de bir oy hakkına sahip olacak.

Bu arada G20 içinde, Brezilya, Rusya, Çin, Hindistan ile birlikte Güney Afrika ve Türkiye'nin de 'çekirdek ülkeler' olarak dünya ekonomisinde daha aktif olacakları belirtildi.

VİETNAM MB BAŞKANI: KARGAŞA HEMEN SONA ERMEZ

Vietnam Merkez Bankası Başkanı Nguyen Van Giau, "Finans piyasalarındaki kargaşanın, küresel durgunluğun ve bunların ekonomik etkilerinin sona ermesiyle hikâye sona ermiyor. Uzun vadede yerine getirilmesi gereken ortak sorumluluklar var" dedi.

IMF-Dünya Bankası Guvernörler Kurulu toplantısına katılan ülkeler adına bir konuşma yapan Giau, finansal piyasalardaki kargaşanın tüm ülkelerdeki insanları etkilediğini, ekonomik ve sosyal sorunlara yol açtığını ve küresel ekonominin, daha önce görülmemiş derecede zorluklarla karşılaştığını ifade etti.

Giau, küresel finans krizinin bir taraftan insani krize de yol açtığını belirterek, kriz dolayısıyla sağlanan bazı kredi imkânlarına değinirken, 2014 yılına kadar düşük gelirli ülkelere 17 milyar dolarlık destek sağlanmasının öngörüldüğünü bildirdi.

DÜNYA BANKASI BAŞKANI: İNSANLIK GERİ GİDİYOR

Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, bu yıl 59 milyondan fazla insan işini kaybedeceğini, Afrika'nın Sahra altındaki azgelişmiş bölgelerinde 30 bin ile 50 bin bebeğin ölebileceğini kaydetti.

Küresel ekonomik kriz nedeniyle, insanların işsiz kaldığını, hayatların mahvolduğunu, kız çocuklarının okula gidemediğini, ev kadınlarının hangi yemek öğününü kessek diye düşünür hale geldiğini, çocukların kötü beslendiğini ifade eden Zoellick, "İnsan ilerlemesi denilen şey, artık geri dönüşü olmayacak bir şekilde geriye doğru gitmeye başladı" dedi.

YÜKSELEN ÜLKELER YOKSULLARA YARDIM ETMELİ

Yükselen ülkelerin, kalkınma açısından yoksul ülkelere yardım etmesi gerektiğini belirten Zoellick, şöyle devam etti:

"Yeni bir sisteme ihtiyacımız var. Ekonomik güçler birer sorumlu paydaş olarak görülmeli. Milyonlarca insan hâlâ kalkınmanın getirdiği sorunların ceremesini çekiyor. Bu ülkelerin yaşadığı çeşitli sorunları da mutlaka göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Ağır bir borç yüküyle ezilmiş ülkelere daha sorumlu davranarak bir el uzatabiliriz. 900 milyon insan hâlâ temiz sudan yararlanamıyor. 1 milyar insan yoksulluk çemberini bir türlü kıramıyor."

Zoellick, IMF-Dünya Bankası Guvernörler Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, mevcut küresel krizin, uluslararası ekonomik düzende yeni bir arayışı ortaya çıkardığını belirterek, ne tamamıyla eski küresel sistem ve kurallar ne de devlet ağırlıklı bir sistem değil, mevcut küresel sistemi tamir ederek, 'sorumlu bir küreselleşme' oluşturulması gerektiğini söyledi. Zoellick, uluslararası kuruluşlar ve ülkelerin de 'sorumlu bir küreselleşme' için çalışması önerisinde bulundu.

BAŞKA KRİZLER DE GELECEK

"Tüm insanlar bize 'küresel krizin bir daha olmasına izin vermeyin' diye bağırıyor" şeklinde konuşan Zoellick, krizlerin bir daha olmayacağının bir garantisi olmadığını ancak, bundan sonra, ekonomilerin güçlendirilebileceğini, daha güçlü bir kriz telafi sisteminin oluşturulabileceğini söyledi.

Dünyada, son 20 yılda büyük bir dönüşümün yaşandığını, Sovyetler Birliği'nin, Orta ve Doğu Avrupa'da planlı ekonomilerin dağıldığını, Çin'de ve Hindistan'da ekonomik reformların gerçekleştirildiğini, Doğu Asya'da ihracata dayalı büyüme stratejisinin dünya ekonomisinde büyük dönüşümü sağladığını kaydeden Zoellick, bu dönüşümün büyük ekonomik fırsatları beraberinde getirdiğini ifade etti.

90LI YILLARIN KRİZLERİ KALICI OLARAK ÇÖZÜLEMEDİ

Zoellick, şunları kaydetti: "Ama 20'nci yüzyılın son 10 yılında uluslararası ekonomik sistem zorlanmaya başladı. Ufacık yamalar ile geçiştirildi. Ama bunlar kalıcı olmadı. Bugünün sorunları dönemde getirilen veya getirilmeyen tepkiler ve tedbirler nedeniyle ortaya çıktı.

90'lı yılların sonunda ortaya çıkan mali krize kalıcı çözümler getirilemedi. Asya'da yaşanan finansal kriz sonrasında getirilen tedbirleri yapanlar bir daha asla küreselleşmeye kapılmayacakları sözü verdiler kendilerine...Birçoğu döviz rezervlerini yöneterek çok büyük havuzlar oluşturdu. Bu nedenle küresel ekonomide çeşitli dengesizlikler oldu.

Ama büyüme iyi olduğu için bunlar görmezden gelindi. Merkez Bankaları yeni ekonomideki riskleri doğru bir şekilde karşılayamadı ve 1980'lerde ürün fiyatı enflasyonlarını bir şekilde kontrol altına aldı ama bir şekilde fiyatlardaki balonları bir türlü anlayamadılar ve reel politikalarını gerekli bir şekilde yönetemediler. Reel ekonomiye hasar geleceğini düşünemediler. Ekonomiye, üretime, tüketime bir zarar geleceğini düşünemediler. Düzenleyici, denetleyici kuruluşlar artık gerçekten kopmuş durumdaydılar. Bütün bu dersleri alıyoruz ve aldık. Geleceğe yönelik daha akıllaca hareket etmemiz gerekiyor."

DB'NİN YENİ ROLÜ

Dünya Bankası'nın yeni rolüne de değinen Zoellick, güçlü bir sermayeye sahip bir Dünya Bankası'nın, küreselleşme, kalkınma ve mali krizlerin yaratacağı sorunlarla mücadele etmede öncü bir rol oynayacağını vurguladı.

Bankanın kriz sonrasındaki rollerinden ilkinin, geleneksel finansman yollarının yanı sıra yenilikçi bir kalkınma finansmanı olacağını belirten Zoellick, ikinci rolünün bilgi teknolojilerinin desteklenmesi, üçüncüsünün de kamu mallarının ülkelerde desteklenmesi olabileceğini anlattı. Zoellick, dördüncü rolün de gelecekteki krizlerin zararlarını telafi etmek olabileceğini söyledi.

Robert Zoellick, kredi miktarı devamlı artış gösteren Dünya Bankası'nın, reform süreciyle, etkinliği ve şeffaflığını daha da geliştireceğini ifade etti.

Dünya Bankası'nda, gelişmekte olan ülkelerin oy hakkını artırma çalışmalarına da değinen Zoellick, gelişmekte olan ülkelerin, kotalarının yüzde 3 oranında artırılmasıyla, banka içindeki toplam oy haklarının yüzde 47'ye çıkacağını, ancak bunun zaman içinde yüzde 50'nin üstüne çıkarılabileceğini söyledi.

banner53
Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?