İnanç krizine 'Kozmos' çözümü

Reha Erdem'in Kozmos filminin dini bir duyuşun tecessümleşmesi gibi algılanması Karaca'yı kızdırdı.

İnanç krizine 'Kozmos' çözümü

Dünya Bülteni / Kültür Servisi

Sesin ve renklerin kullanımının yoğun olduğu Reha Erdem'in sinemasında dini bir algılayış ve  duyuş geliştirdiği iddiasına Nihal Bengisu sert bir şekilde eleştirdi.

İşte Nihal Bengisu Karaca'dan Reha Erdem sinemasını dini kavramlarla algılayanlara karşı yazdığı yazı:


"KOZMOS" Reha Erdem'in son filmi. Bu yıl gösterime girecek en ilginç Türk filmlerinden biri.


Şöyle ki, gayet anti karizmatik, hasta mı usta mı, derviş mi meczup mu olduğu su götürür bir adam, sonradan Kars olduğu anlaşılan kente geliyor. Nehre düşmüş ve çoktan ölmüş olan bir çocuğu kurtarıp, saçma bir çığlık atarak canlandırıyor. İsmi Battal olan yabancı, kurtardığı çocuğun ablasıyla bilahare tanışacak ve acayip dilden tuhaf bir ruhsal-duygusal ilişki başlayacaktır. Kız kendisini Neptün olarak tanıtacak, Battal kızın güzelliği karşısında açıktan mayışarak "O halde ben de Kozmos olayım" diyecektir.
Kozmos, Neptün'e tutkundur ama şehre yeni tayin olan öğretmenle sevişmekte de hiç sakınca görmez. Kozmos'un canlandırdığı çocuğun babası, oğlunun hayatını kurtaran bu adama bir barınak ve iş temin eder. Ama kesme şekerle beslenen adamın gönlü çalışmaktan yana değildir. Bu arada şehir alışılmadık hırsızlık olaylarıyla çalkalanır. Bir de Türkiye-Ermenistan sınırı meselesi vardır, şehir sınırın açılıp açılmaması konusunda ikiye bölünmüştür: Yabancıları sevmeyenler ve para kazanmak isteyenler arasında. Kozmos'a göre, ikisi de aynıdır aslında.

Hastalara, ölülere şifa verebildiği, ağır felsefi söylemler üretebildiği gibi, bedeninin sınırlılıklarını aşabilme konusunda da yetkindir Kozmos. Onu en iyi anlatan sahne, Neptün ile gece öten uğursuz kuşların/çakalların, sonuçta yabani hayvanların seslerini çıkarıp yoğun bir titreşim yaratarak gerçekleştirdikleri, neredeyse hayvani kur sahnesidir. Sık sık mezbahada bekleyen sığırların ve atların gözlerine focus'lanır kamera, hayvanlar en çok gözleriyle benzerler insana.

*

Festival izleyicisi tarafından "çok mistik", "çok dini" bulunsa bile filmin en uzak olduğu şey dindir aslında.

Zira bizim yerli Stalker'ımız, yerli Matta yorumlu İsa'mız ve Şaman'ımız, paganlığa yaklaştırılmış Yunus Emre'miz, "flaneur"umuz, Kozmos'umuz, yani insanı hayvandan ayıran ve ona ontolojik mahiyet sağlayan "eşref-i mahlukat" tanımını üstlenmez. Ona, yani özde Reha Erdem'e göre, korkularımız (yabancı korkusu), arzularımız (aşk-cinsellik), isteklerimiz (düzen ve düzeni koruma isteği) hayvan yanımızın, "etimizin" talepleri ve kaygılarıdır, biraz daha komplike olmakla birlikte hayvanlardan hiçbir farkımız yoktur.

Tıpkı "Korkuyorum Anne"de olduğu gibi, Reha Erdem, insan ettir, etten ibarettir, "doğa" ile çevrelenmiş durumdayız ve "ahlak yasaları" çoğunlukla bir yanılsamadır demeye devam ediyor. Fakat "Madem öyle, neden doğamın arzuladığı şeyler bazen bana acı ve sıkıntı da veriyor, doğamın içinde bunlardan öte başka bir dinamik daha mı var? Vicdanın kaynağı nedir?" gibi soruların ürettiği sızıları da deşiyor, cevap bulmaya çalışıyor.

İlginç olan, Kozmos'un, sırf bu soruları soruyor diye "dini bir söylemi varmış" gibi algılanması. Yönetmen pergelin sağlam ayağını agnostisizme sapladığı halde, sırf aydınlanmacı bir kibirle davranmadığı ve kısmen yerli malzeme kullandığı için giderek beyaz Türklerin gözünde "new-age bir dinin doktrineri"ne dönüşüyor olması.
İşin başka bir boyutu da "Türkler iman etmez, din değiştirir" sözünü haklı çıkarırcasına, her mahalleye bir üfürükçünün, cinci hocanın yani aslında bir şamanın düştüğü, ortalığın kadınların göbeğine, sırtına tıpkı filmdeki karakterimiz gibi "atlayan" Müslüman görünümlü "şaman"dan geçilmediği bir ülkede yaşadığımız gerçeği. Kozmos'a bayılan seçkin kitlenin gerçek hayatta böyle kişilere deli/sapkın/cahil muamelesi yaptığı da bir vakıa?! Fakat tabii bizim Kozmos biraz da, bu nedenlerle belki, önce Batılı bir fantastik kahraman olarak düşünülmüş, biraz Dostoyevski, biraz Tarkovski, Kim Ki Duk karakteri gibi, hatta Twilight'ın romantik, ağaçlara tırmanıp uçabilen ve öldürmek yerine yaşatan versiyonu gibi tasarlanmış da, sonra yerlileştirilmiş gibi.

Anlaşılacağı gibi Kozmos, ilginç ve etkileyici, ama son kertede çok ortaya karışık bir kolaj, çok büyük mevzulara değen, dağılan ama sonra toparlanamadan biten bir film. Fakat kimilerinin hiç kayıtsız kalamayacağı bir film.
 

Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2010, 12:49
YORUM EKLE

banner33

banner37