İnönü'nün kişisel ve siyasi profili

İnönü'nün (1884-1973) Defterler'i, İnönü üzerinden yaşananları anlamamızı sağlıyor meselelere nasıl bir pencereden baktığını görmemizi sağlıyor.

İnönü'nün kişisel ve siyasi profili


Asım Öz/ Dünya Bülteni


Cumhuriyet tarihinin ilk elli yılının baş aktörlerinden biriydi İsmet İnönü. Defterler, Yakın tarihe damga vuran devlet adamlarından birinin en “mahrem” sayılabilecek yazılarını, yani kendi tuttuğu not defterlerini gün ışığına çıkarıyor. Metin Toker tarafından ilk kez 1972 yılında Cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen sonraki günlere ait defter sayfaları Hürriyet gazetesinde yayımlamış olan bu notlar hakkında Erdal İnönü şunları ifade ediyor: “Babamla beraber yaşadığımız yıllarda zaman zaman cebinden çıkardığı ajanda tipinde küçük bir deftere dikkatle bir şeyler yazdığını görürdük. Örneğin sağlığı ile ilgili bir rapor geldiğinde bazı sonuçları hemen defterine geçirirdi. Ölümünden sonra Pembe Köşkteki kütüphanenin dolap çekmecelerinde kullanılmış bir çok ajanda bulduk. Babam, 1919'dan 1973'e kadar giden bu ajandalarda günlük olaylarla ilgili kısa notlar tutmuş. Kendisinin ve yakınlarının sağlığı, evin bütçesi, konuştuğu kişiler ve konuşma konuları, yaptığı, yapacağı işler hakkında bir iki cümle ile kendi kendisine bilgi veriyor. 1928'den önceki defterler Arap alfabesiyle, harf devriminden sonrakiler Latin alfabesiyle, yeni yazıyla yazılmış.”

Takrir-i Sükûn ve Güdümlü Muhalefet

Siyasal tarihimizin kilometre taşlarının birinci elden anlatımını içeriyor bu iki cilt; bununla kalmıyor, siyasetçi İsmet İnönü’nün insani yanlarını da ortaya koyuyor. İsmet İnönü'nün yaşam öyküsü, Ahmet Demirel'in deyimiyle “bir anlamda, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk elli yıllık tarihinin öyküsüdür. Kuruluşundan İnönü'nün yaşama veda ettiği 25 Aralık 1973'e kadar geçen elli yıllık zaman dilimi içerisinde, Türkiye Cumhuriyeti'ni ilgilendiren hiçbir olay yoktur ki İnönü içinde bulunmasın.”

Mesela Takrir-i Sükûn Kanunu'nun kabul edildiği, 4 Mart 1925'te de günlüğe şu kısa not düşülmüş. "Fırkada hükümet teşekkülü müzakeresi. Bir kanun, istiklal mahkemeleri kurmak. Öğleden sonra saat beşte meclis. Program. Fuat Paşa'nın adem-i itimat ifadesi. Cevabım. Karabekir Paşa, Rauf Bey'le kanun müzakeresinde mücadele. Neticede kanun ve hepsi kabul". [Bilindiği gibi çıkan iki kanundan birincisi hükümete önemli yetkiler veren Takrir-i Sükûn Kanunu; diğeri ise biri isyan bölgesinde, diğeri Ankara'da olmak üzere iki İstiklal Mahkemesi kurulmasına ilişkin kanundur].

İnönü’nün günlüklerinde zaman zaman önemli bilgilerle karşılaşabiliyoruz. Örneğin, bilindiği gibi, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluş sürecinin çok önce kararlaştırıldığı bunlardan biri. Resmi olarak 1930'un yaz aylarında başlamış olmakla birlikte, İnönü'nün 20 Nisan 1930'da tutmuş olduğu bir nottan partinin kurulmasına ilişkin kararın çok daha önceden verilmiş olduğunu açık bir biçimde görebiliyoruz. Cumhurbaşkanı ve Başbakan, Serbest Fırka'nın resmen kurulmasından aylarca önce, kurulacak olan bu “muhalefet partisi”nin başkanının kim olacağı hakkındaki kararı bile vermiş durumdadırlar. İnönü'nün 20 Nisan 1930 günü, günlüğüne düştüğü not şöyle: "Akşam Gazi ile Marmara'da. Yeni intihap. Muhalif fırka intihabı. Fethi Bey'in muhalefet riyasetini görüştük".

11 Haziran 1947 Çarşamba gününe şunları yazmış İnönü: “ Perhiz. İki dilim ekmek - Peynir ilavesi. Bay Celal Bayar'ı saat 16.30'da, kısa bir görüşmeye ihtiyacım olduğu ifadesiyle çağırdım. "Şikâyet ve ıstıraplarınızı hükümete ve Halk Partisi'ne elimden geldiği kadar doğru bir şekilde naklettim. Onların da bana şikâyet ve ıstıraplar ifade ettiklerini tahmin edersiniz. Düşündüm ki sizi Hükümet ile karşı karşıya burada toplayayım. Bir de beraber şikâyetleriniz karşılıklı söylensin. Aranızda itimat duygularını arttıracak bir yol bulmağa çalışayım. Muvafakat ederseniz, Cumartesi saat 4, 4-30 da burada buluşuruz. Başbakan, M. Ökmen, Saracoğlu, Hilmi Uran bulunacak. Sizden başka F. Köprülü ve daha 1-2 arkadaş bulundurursunuz." dedim. "Evet, görüşürüz. Belki ben yalnız gelirim. Arkadaşlar ile görüşeyim" dedi. "Fuat Köprülü Meclis'te başkanınızdır. Onu çağırmağa hakkım vardır. İş nihayet Meclis işidir. Daha bir veya iki kişi bulundurursanız iyi olur. Herkes birbirine yardım eder." dedim. "Arkadaşlarla görüşeyim" dedi. Ayrılırken: "Bir neticeye varmak için bana yardım ediniz. Birbirimizle münasebetlerimizde havayı yumuşatmakta faydamız vardır" dedim. "Normal, kanuni yollarda çalışmaktan başka emelimiz yoktur. Istırap içindeyiz. Bir neticeye varmaktan memnun olacağız" dedi. "Kokardınız pek şık" dedim. (D.P.) çıkardı, bana verdi. Gülüştük.”

“Beyaz İhtilal” Atlanmış

Ahmet Demirelin yayına hazırladığı ve tarihsel notlarla zenginleştirdiği Defterler, yakın tarih araştırmacılarının ve Türk siyasal hayatına merak duyan herkesin zevkle okuyacağı bir belge.Nerdeyse bütün Halkevlerinde konuşma yapmış İsmet İnönü. Meşrutiyet dönemi İslamcılarından Şemsettin Günaltay’ın ellili yıllarda DP’ye geçeceği söylentilerinden dolayı onunla çok sık görüşmüş İsmet İnönü.Günaltay ise sonuna kadar CHP’de kalmış.Sanki Defterler’in ileride bir gün yayımlanacağını düşünmüş. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu 29 Ekim 1923'ten, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) o zamana kadar tek parti olarak sürdürdüğü iktidarını, Beyaz İhtilal olarak adlandırılan bir seçim yenilgisinin ardından Demokrat Parti'ye (DP) devrettiği 14 Mayıs 1950'ye ilişkin not düşmemiş Defterler’e. Yıl başından itibaren düzenli olarak tutulan 1950 yılı notlarının 11 Mayıs'tan, 2 Ağustos'a kadar atlanmış olması düşündürücü.Yine Ahmet Demirel2in ifadesiyle “1950 -1960 arasındaki günlükler ise devleti kuranlar arasında ilk sıralarda yer alan ve devletin tek hâkimi konumunda bulunduğu bir sırada birdenbire iktidardan uzaklaşıp kendini ana muhalefet partisi lideri konumunda bulan bir liderin kaleminden çıkmış olan notlar olması açısından oldukça ilginç” tir.

Defterler, İsmet İnönü’yü anlamamız açısından nasıl bir öneme sahip? Bunu, belki de 27 Mayıs 1960’ta not düşülen şu satırlardan yola çıkarak yanıtlayabiliriz: “ 27 Mayıs Cuma.İnkılap.Milli Birlik Komitesi İlanı” Ardından 28 Mayıs ve 29 Mayıs’ta düşülenler de tabii. 28 Mayıs’ta Cemal Gürsel telefon açar İnönü’ye. 29 Mayıs Pazar günü ise İnönü Cemal Gürsel’i ziyaret eder. Hatta ara notlar düşülerek başka tanıklıklarla pekiştirilen bu günler yakın tarihin kırılma anını daha da anlaşılır kılıyor. Gürsel İnönü’ye telefonda şunları söyler: “Size karşı kusurluyuz paşam. Hareketimizi size önceden haber vermedik.Fakat verseydik,bizi bundan caydırmak isteyeceğinizi biliyorduk.Yapacak başka bir şeyimiz kalmamıştı.Bizi affetmenizi rica ediyoruz.Emirleriniz bizim için peygamber buyruğudur, sayın paşam”.İnönü’nün cevabı ise şöyledir: “Memleket ve millet için hayırlı bir iş yaptınız.Mutlu ve uğurlu olmasını dilerim.Asıl başarınız için ben sizin emrinizdeyim Paşa Hazretleri.Sizleri anlıyorum.Ne zaman arzunuz olursa emrinize amadeyim” Ardından 9 Eylül Cuma günü gazetecilere yaptığı büyük beyanatı bitirdiği şu cümleler “1960 inkılap devri,demokratik cumhuriyetimiz ilerleme ve tekamülü içinde bir şerefli sahife olarak kendi vazifesini görecektir.Gelecek günleri aydınlık ve ileri ihtimaller içinde huzur ile görüyorum” onun 27 Mayıs’a nasıl baktığını gayet açık biçimde anlamayı mümkün kılar. MBK’nin partileşip partileşmeme konusunu tartıştığı günlerde onları partiye almayı bile aklından geçirir. Bütün bunları İnönü'nün siyasette gerçekçi ve pragmatik bir tutum izlediği ile açıklayamayız sanırım. 28 Ağustos 1960’ta Tanpınar ile bir arkadaşının geleceği notunu düşer İnönü.Bu büyük ihtimalle Tanpınar’ın senatör olmayı düşünmesinden kaynaklanır.

Ana muhalefet lideri İnönü 10 Kasım 1966 günlü notunda, Anıtkabir’de Başbakan Demirel’le yan yana yürüdüğünü vurgularken Büyük Sinema’daki anma toplantısında yapılan kavgacı konuşmaları ise şöyle eleştiriyor:“Büyük sinema: Konuşanlar: Yücel Akıncı, Mucip Ataklı, İlhami Soysal, İlhan Selçuk, Muammer Aksoy. Hepsi birbirinden ölçüsüz, sert. En son ben (konuştum).Demokrat rejimdeyiz. Uzlaşma var. Düşmanlık yok.”

Kürt Meselesi

Yine 27 Mayıs darbesinden sonra tartışılan Din meselesi,reform.İrtica teşkilatından kurtulma,Türkçe ibadet, İnönü’nün fazla endişelendiği “Şark meselesi yahut Kürtçülük” ve Sivas’a toplanan Müslümanlar gibi konularda Defterler’i yayına hazırlayan Ahmet Demirel’in diğer konularda yaptığı bilgilendirici açıklamaları yapmamış olması önemli bir eksiklik. Çalışmayı hazırlayan Ahmet Demirel ara kaynak olarak İnönü ailesinden Metin Toker’in sağladığı malzemeyi sıkça kullanmaktadır. Bu yaklaşım çalışmanın objektifliği hakkında bazı bilginlerde kuşku uyanmasına yol açabilecek niteliktedir. Temmuz 1935’te Doğu illerini gezen İsmet İnönü, 9 Temmuz Salı günü defterine ise şunları yazıyor:“Kürt meselesi vardır. Siyasi olarak sindirilmiştir. Ama vardır...”İnönü’nün 6 Şubat 1971 günlü notu da şöyle:“Erzurum’da Kürtçüler Dev-Genç olarak yakalanmıştır.” Kürt sorunu ile ilgili çelişkili bakış açısını yansıtır bu üç alıntı.Yukarıda andığım bölümlere ilişkin açıklama konulmayışı bu bakımdan oldukça dikkat çekicidir. İndeks ve ek kaynakçanın bulunması kitabın değerinin artmasını sağlamaktadır.

Onun notları 'an'ı; yaşadığı 'an'ları yazıya taşıdığı için değerli değil mi? İsmet İnönü’nün düşünceleri, yaptıkları bunların oluşumunu içinde barındıran Defterler de, biraz da bu yüzden değer kazanmıyor mu? 'An' dediğimiz, yaşantının küçük ve önemli bir parçası değil mi? '

O halde, İsmet İnönü’nün dünyaya bakışını biçimlendirdiği ve yaşamından kesitler veya 'an'lar sunduğu dönemin bir kaydı olan Defterler'in dikkat çekiciliği de buradan ileri gelir diyebiliriz. Parça parça tutulmuş notlar, duygulanımlardan oluşan Defterler, bir anlamda 1919-1973 arası dönemde İsmet İnönü üzerinden yaşananları anlamamızı sağlıyor meselelere nasıl bir pencereden baktığını görmemizi sağlıyor.

İsmet İnönü’nün, zamanının tanığı olduğu; bu tanıklığı ister yönetici olsun isterse muhalefette olsun eylemleriyle açığa vurduğu bir gerçek. Defterler de, onun yaşam sürecine ve bir ölçüde hayatına tanıklık etmemize olanak verir.

Adı geçen, yarım yüzyıl boyunca Türk siyasetinin dikkat merkezi olmuş olan İsmet İnönü’nün alışıldık günlüklerin ötesinde yahut berisinde(çünkü verilen bilgi çok az ve her gelişmeden söz edilmiyor) yer alan Defterler’i yakın tarih okumaları bakımından önemli ipuçları sunuyor. Kitaba dönüşen Defterler’in dikkatle okunması yirminci yüzyıl Türk siyasetine ilgi duyanlara kazanç sağlayacaktır.



İsmet İnönü Defterler, YKY,2008, 1346 Sayfa






 

Güncelleme Tarihi: 07 Haziran 2010, 17:01
banner53
YORUM EKLE

banner39