banner15

İnsanlığın En Eski Tapınağı Şanlıurfa'da

Dünyanın bilinen en eski tapınağı Türkiye'de Şanlıurfa’nın 12 km. Kuzeydoğusunda yer alan Göbekli Tepe’de bulunuyor. Tepe ilk kez 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi görevlilerinin yüzey araştırmaları sırasında fark edildi. Tapınağ

İnsanlığın En Eski Tapınağı Şanlıurfa'da

Alman Arkeolog Anadolu’nun güneydoğusunda yaklaşık 12000 yıllık insanlığın en eski ibadet yerini keşfetti. Medeniyetin beşiği Türkiye'nin güneydoğusunda duruyor. Daha doğrusu yukarı Mezopotamya’da Urfa'nın birkaç kilometre uzağında. Kireçli topraklardan oluşan platosunun ortasında çok uzaklardan bile farkedilen 300 m çapındaki 15 m yüksekliğindeki tepeciği yerel köylüler Göbekli tepe diye adlandırmışlar. Tepenin üzerinde duran tek ağacın dallarına köylüler istekleri yerine gelsin diye dilekler diliyorlar. 

Bu görenek kesinlikle bir tesadüften ibaret değil; aksine çok eski bir geleneğe sahip. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Klaus Schmidt sayesinde bulunan ibadet yeri Schmidt'e göre insanlığın en eski ibadet yeri ve bu kalıntıdan dolayı tarih öncesi ve yakın tarih öncesi dönemin önemli bir kısmı yeniden yazılması gerekir. 

Bu yer Schmidt tarafından 1963 te potansiyel keşif yeri olarak tespit edildikten sonra „yeniden keşfedildi“. Schmidt Göbekli Tepe’de Alman Arkeoloji Enstitüsü için 1995 ten beri sonuçları sansasyonel olan 9 kazıda bulundu. Schmidt´in C. W. Ceram’in „Tanrılar, Mezarlar ve Bilginler“ adlı arkeolojinin en anlamlı kitaplarından biri sayılan kitabına dayanarak yazdığı kazı raporu bu Salı günü yanınlanacak. Alman Arkeoloji Enstütüsü'nün Önasya temsilcisi Schmidt’in Kitabı „Onlar İlk Tapınağı Yaptılar“ (C. H Beck Verlag, München. 282 Sayfa ve 24,90 Euro) buluntuları bütünlüklü bir şekilde belgeliyor. Bu kitapta sansasyonel keşfin ilk resimleri ilk defa kamuoyuna sunuluyor. 

Uzun bir süre insanlığın ilk ibadet yeri ve şehri olarak İncil’de de adı geçen Jericho değerlendiriliyordu. Bundan yaklaşık olarak 9000 yıl önce Jordan nehrinin derin vadisinde insanlığın ilk taş binası yapıldı. Arkeologlar bu yapıyı dini bir yapı yeri olarak değerlendiriyorlardı. Ama şimdi Göbekli Tepe’de keşfedilen bu yapı Jordan’daki yapıdan en az 1500 yıl daha eski ve kökleri İsa'dan önce 10000 li yıllara dayanıyor. 

Yani atalarımızın avcılık ve toplayıcıkla yaşamlarını sürdürdükleri dönem. Tarım ve hayvancılık yok ve keramik halen bulunmamış durumda. Şimdiye kadar tarih öncesi dönem ve yakın tarih öncesi dönemin bulgularına göre yerleşik hayatın ilk sonuçları olarak insanlığın kendi elleriyle yaptıkları anıtsal ibadet yerleri sayılırken bu yeni bilgilere göre insanların yerleşik hayata geçmelerininin yanı toplayıcılıktan üretime geçmenin sebebinin ibadet yerlerinin yapılmış olmaları olarak değerlendirilmek zorunda. 

Şimdiye kadar Göbekli Tepe'nin ufak bir kısmı gün ışığına çıkartıldı. Ama arkeologlar şimdiden İsa'dan önce 10. ve 9. bin yıldan kalma insan iskeletleri ve karmaşık buluntularla karşılaştılar. Yapı 8 metreden 20 metre çapındaki alçak, içiçe çember şeklindeki taş duvarlarla yapılmış ve bu çemberin merkezinde ve çevresinde devasa t şeklindeki monolitler bulunmaktadır. Bu monolitlerin bazıları relief ve şekillerle kaplanmış ki bunları sembolik işaretler olarak yani ilkel hieroglif olarak değerlendirmek mümkün. 

Şimdiye kadar bulunan t şeklindeki 39 monolit yaklaşık 5 metre yüksekliğinde ve 20 ton ağırlığında. Bunların taşınmasına kesinlikle yüzlerce kişi katılmıştır diye tahmin ediliyor. Tahminlere göre yapının tamamında yaklaşık 200 monolit bulunuyor. Yakınlardaki Taş ocağında ise boyu 7 metreyi ağırlığı ise 50 tonu bulan tamamlanmamış bir monolit bulunuyor. 



Mezopotamya'da bazı yerlerde tek olarak t şeklinde monolitler bulunmuş olmasına karşın hiçbirisi bu kadar büyük değildir. Göbekli Tepe'nin keşfinden sonra söylenebilirki bulunan diğer t şeklindeki küçük monolitler göbekli tepenin etrafındaki 200 km lik çemberde bulunuyor ve merkezleri ise Göbekli Tepedir. Daha kesin bilgiler bulunmamasına karşın Schmidte göre bu bölgede dünyadaki ilk dini grup bölgeler arası dini tapınağı oluşturulmuş durumdadır.

 

Kesinlikle söylenebilirki Göbekli Tepe eski çok önemli bir kutsal yerdir. Bu taş çember şeklindeki bina şimdiye kadarki bilinen en eski neolitik döneme ait İngilteredeki „Stonehage“ yı andırıyor. Ama bu yapı 11000 yıldan eski olmasıyla İngiltere'dekin den yaklaşık iki kat daha eski olmasıyla beraber dahada başka fonksiyonada sahip. Bu yapı astronomik bir yapı değil yada bereketi simgelemiyor aksine bu yapı ölülere adanmış ve merkezinde ise insan hayatının ölümlü olmasına değinilmiştir. 

Bu değerlendirme yapı üzerindeki relieflere dayanılarak çıkarılmıştır ama bunu kanıtlayacak yazılı bir belge bulmanın ise imkanı bulunmamaktadır. Aynı zamanda jenerasyonlar sonrasında günümüzde yaşayan insanların bu yere gösterdikleri dini saygıdan da bu yere ait hiç bir detayı çıkarmak mümkün değildir. 

Elde sadece çıkarılan kalıntıların belgelenmesinden başka hiç bir çare bulunmamaktadır. En zor olanı ise şu ana kadarki ortaya çıkarılan bölümün yani D bölümünün “Smidt bu bölümü taş deri hayvanatbahçesi olarak adlandırmış“ koruma altına alınması. Monolitler üzerindeki relieflerde ceylan, eşşek, yılan, örümcek, ve tilki kafası şekilleri bulunmaktadır. C bölümünde ise üç boyutlu yaban domuzu ve dişlerini gösteren yırtıcı hayvan heykelleri bulunmuştur. 

Açıkcaki yabanı hayvanlar bu yapıyı yapanların hayatında büyük rol oynamaktaydılar. Bu bulgular eşiğinde ortaya çıkıyorki Göbekli Tepe Avcıların, yiyecek toplayıcıların ve yerleşik yaşayanların çakışma noktasındadır. Buna kanıt olarakta o dönemde halen yabani olan ve sonradan tahıla dönüştürülen bitkilerin varlığıdır. 

Yapının büyüklüğünden o dönemdeki insanların organize bir topluluk oluşturdukları keşinleşiyor. Yani taş ocakcısız veya duvarcısız bu yapıyı yapmanın imkanı bulunmamaktadır. Eğer işçiler varsa bu işçileri besleyecek başka görevlerle iştigal eden başka insanlarında olması gerekir. Bunlardan dolayı denilebilinir ki Göbekli Tepe'de iş bölümü sağlanmış dünyanın ilk organize insan topluluğu yaşamış durumdadır. 

Ama herşeye rağmen ibadet yerinin detayları ve sonu tarih öncesi dönemin sisli havasında kalacaktır. Kesin olan bir şey varsa o da buranın İsa'dan önce 8. binyıl da terkedildiğidir. Bu dönemde Mezopotamya'da avcılık ve toplayıcılık yerini tarım ve hayvancılığa bırakmış durumdadır. Göbekli Tepe'nin zengin olmayan toprakları ise tarıma elverişli olmadığından burasının anlamını yitirdiği tahmin ediliyor. 

Ama her şeyi kaderine bırakmak yerine Göbekli Tepe taş ve toprakla kapatılmıştır. Acaba ibadet yerinin rahipleri kendi eski kutsal yerlerini kendileri mi gömdüler? Acaba yeni bir dönemin başladığını mı hissettiler? 

Kısa bir süre öncesine kadar, Filistin'deki Jericho ile Konya'daki Çatalhöyük yerleşim alanlarının, neolitik çağa geçişi temsil ettikleri sanılıyordu. Neolitik çağda, avcı-toplayıcılardan tarımla uğraşan, hayvan yetiştiren, evler yaparak, köyler oluşturarak yerleşik bir yaşam sürdüren çiftçiler ortaya çıkmıştı. Bugüne kadar, çiftçiliğin yapılmasıyla birlikte başlayan yerleşik yaşamın ekonomik ya da ekolojik nedenlerden dolayı ortaya çıktığı düşünülüyordu. Neolitik çağın getirdiği en önemli değişimlerden sayılan mimarlık da yerleşik yaşamla birlikte ortaya çıkmış olmalıydı. Ne var ki, Göbekli Tepe'de halen sürdürülen kazılar, birçok insanın bir araya geldiği ve düzenli aralıklarla yapılan dinsel törenlerin yerleşik yaşama geçişe neden olduğunu gösteriyor. Ayrıca Göbekli Tepe'deki buluntular, mimarlığın avcı-toplayıcılar zamanında da var olduğunu ortaya koyuyor. 

Die Welt / 19 Ocak 2006
Sven Felix Kellerhoff`tan

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48