Irak'ta her ay 3 bin kadın dul kalıyor

Eş-Şarku'l-Evsat'ın haberinde değinilen önemli bir nokta da, Irak'ta yaşanan şiddetten geride kalan acı bilanço. Haberde belirtildiğine göre, Irak Ulusal Kadın Meclisi başkanı Raca el-Huzai, Irak'ta her ay yaklaşık 3 bin kadının dul kaldığını açıklamı

Irak'ta her ay 3 bin kadın dul kalıyor

Dün Irak'ın başkenti Bağdat'ın Sadr kenti bölgesinde patlayan bomba yüklü araçlar 150'den fazla kişinin ölümüne ve 200'ü aşkın kişinin de yaralanmasına yol açmıştı.

Eş-Şarku'l Evsat gazetesi bugünkü sayısında bu haberi ilk sayfanın ortasında geniş bir şekilde veriyor:

"Irak: 4 patlamada 152 ölü ve her ay 3 bin dul"

Üst başlıkta ise ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin Suudi Arabistan'da Irak'ı görüşeceği ve 30 silahlı kişinin Irak Sağlık Bakanlığı'na saldırdığı duyuruluyor.

Haberde, Bağdat'ın doğusundaki Şiilerin yaşadığı Sadr kenti bölgesinde kısa aralıklarla meydana gelen 4 patlamanın 152 kişinin ölümüne ve 236 kişinin yaralanmasına neden olduğu bildiriliyor.

Bölgedeki İmam Ali Hastanesi'nden bir yetkilinin, ölü ve yaralılar arasında bulunan kadınların ve çocukların çokluğu nedeniyle saldırıları katliama benzettiği ve İçişleri Bakanlığı'nın ikinci bir duyuruya kadar Bağdat'ta sokağa çıkma yasağı ilan ettiği belirtiliyor.

Haberde ayrıca, silahlı kişilerin Bağdat'ın merkezindeki Sağlık Bakanlığı binasına saldırdığı, saldırganların binayı ele geçirmek istedikleri fakat güvenlik güçlerinin saldırganları geri çekilmek zorunda bıraktığı yazıyor.

Eş-Şarku'l-Evsat'ın haberinde değinilen önemli bir nokta da, Irak'ta yaşanan şiddetten geride kalan acı bilanço. Haberde belirtildiğine göre, Irak Ulusal Kadın Meclisi başkanı Raca el-Huzai, Irak'ta her ay yaklaşık 3 bin kadının dul kaldığını açıklamış.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde yayınlanan El-Beyan gazetesi, konuyla ilgili haberin başlığında iç savaş tehlikesine dikkat çekerek "Irak iç savaşın kenarında" diyor.

Birleşik Arap Emirlikleri El-Halic gazetesindeki haberin başlığı ise şöyle: "Kana bulanmış Irak: 152 ölü, 236 yaralı".

Cenaze'den Lahud'a: İstifa et!

Önceki gün suikaste kurban giden Lübnan Sanayi Bakanı Pierre El-Cümeyyil'in dünkü cezane töreni iktidar partilerinin gövde gösterisine dönüştü.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde yayınlanan El-Beyan gazetesi, "El-Cümeyyil'in cenazesi Lahud'un istifasını isteyen gösteriye dönüştü" başlığıyla duyurduğu haberde, yüzbinlerce kişinin Lahud'u istifaya çağıran sloganlar attığını kaydediyor.

Lübnan Es-Sefir gazetesi, "'Çoğunluk' El-Cümeyyil'in cenazesini muhalefetle 'bağları koparma' festivaline dönüştürdü" derken, El-Müstakbel gazetesi manşetinde, "İkinci İntifada şehit Pierre El-Cümeyyil'i uğurladı" diyor.

Es-Sefir'in haberinde Fuad Es-Senyora'nun istifa edenler için geri dönüş kapısı açtığı belirtilirken, El-Müstakbel'in manşetinin üstünde de, bir milyon kişinin Lahud'un istifası için slogan attığı yazıyor.

Lübnan En-Nehar gazetesinin manşeti ise şöyle: "Pierre El-Cümeyyil'e büyük uğurlama mahkeme için son savaşı başlattı".

İsrail Ordusu'ndan BM Barış Gücü'ne bomba imha eğitimi

Suudi Arabistan'da yayınlanan El-Medine gazetesindeki bir haberde, İsrail Ordusu'nun BM Barış Gücü'ne, Lübnan saldırısı sonrasında geride bıraktığı misket bombalarının ve mayınların etkisiz hale getirilmesi konusunda eğitim verdiğini ilan ettiği yazıyor.

Haberde, saldırıların sona erdiği günden bu yana misket bombalarının patlaması sonucu 20'den fazla kişinin öldüğü ve yaklaşık 70 kişinin yaralandığı bildiriliyor.

El-Medine'nin haberinde belirtildiğine göre, İsrail Ordusu Uluslararası Eğitim Şubesi komutanı Lübnan'daki BM Barış Gücü'ne bağlı İtalyan askerileri eğittiklerini açıklamış.

İsrailli komutan ayrıca, "Orada ne kullandığımızı ancak biz biliriz" demiş ve eğitim talebinin İspanya ve İtalya'dan geldiğini söylemiş.

Kuveyt Er-Re'y El-Aam gazetesinin bugünkü sayısında yer alan bir haberde de, İtalya Başbakanı Romano Prodi'nin Lübnan'ın güneyine yerleştirilen BM Barış Gücü'nün gerilimin yükseltilmemesi için önemli olduğunu söylediği yazıyor.

Haberde, Prodi'nin Suriye'yle diyaloğun şart olduğunu ve Suriye'ye baskı yapılması gerektiğini söylediği, Suriye-Lübnan sınırına uluslararası gözlemci güç yerleştirmeye çağırdığı belirtiliyor.

Prodi, "İlk hedef Lübnan'ın bağımsızlığını garanti altına almak ki, bu aynı zamanda Suriye'nin bağımsızlığı anlamına da gelir" demiş.

Bahreyn seçimleri

Suudi Arabistan'da yayınlanan El-Yevm gazetesinin bugünkü sayısında yer alan bir haberde, Bahreyn'de yarın yapılacak parlamento ve belediye seçimleriyle ilgili bazı bilgiler veriliyor.

Haberde belirtildiğine göre Bahreynliler, seçime katılacak 207 aday arasından Bahreyn Meclisi'ne girecek 39 milletvekilini belirleyecek. Bahreyn'in ilk kadın milletvekili sıfatını kazanan Latife El-Qaud, 40 üyeden oluşan parlamentoya seçimlerden önce girmeye hak kazanmıştı.

---------------------------------------------------------------------------

DIŞ BASINDAN BAŞLIKLAR

T.C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü

ABD BASINI

AP’nin "AB, BM Planına Kıbrıs'tan Gelen Cevaplardan Memnun" başlıklı haberinde, AB’nin, Kıbrıs'ın Türk ve Rum toplumlarının, BM'nin Ada’nın birleştirilmesi için resmi müzakerelere başlanmasını amaçlayan ön görüşme teklifine verdikleri yanıttan memnuniyet duyduğunu bildirdiği, Dönem Başkanı Finlandiya Dışişleri Bakanı Tuomioja’nın, "Kıbrıslı Rum ve Türk liderlerin BM Genel Sekreteri İbrahim Gambari'nin 16 Kasım tarihli mektubunda öne sürdüğü teklife verdikleri cevaplarından memnuniyet duyduğunu" kaydettiği, "İki toplumun, teknik komitelerinin ve çalışma gruplarının temel konular üzerinde çalışmalarına bir an önce başlamasını istiyoruz. Bu çalışma sürecinin bir an önce başlaması, müzakerelerin kapsamlı bir çözüme ulaşmak üzere sürmesi için zemin hazırlanması çerçevesinde oldukça önemli" ifadelerini sözlerine eklediği bildirilmektedir.

Ajansın "Türkiye, Papa Ziyareti Sırasında Sorun Yaşanabileceği Endişesiyle Güvenlik Önlemlerini Artırıyor" başlıklı haberinde, Papa’nın gelecek hafta Türkiye'yi ziyaret ettiği sırada, İslam'ı şiddetle ilişkilendiren son açıklamaları nedeniyle bir öfke dalgasını körükleyebileceği endişeleri sebebiyle, geniş çaplı güvenlik operasyonuyla korunacağı, AB'ye katılmaya hazır modern bir ülke olduğunu dünyaya kanıtlamak isteyen Türkiye’nin, ziyaretin sorunsuz geçmesi için her türlü önlemi aldığı, Müslüman bir ülkeye gerçekleştireceği bu ilk ziyaretin, Batı ile İslam arasındaki gerilimin tırmandığı bir döneme rastladığı ve bu gerilimin merkezinde son dönemde Papa'nın bizzat kendisinin yer aldığı, büyük sokak protestoları yapılmasını bekleyen yetkililerin, İstanbul'un bazı bölgelerini trafiğe kapamayı planladığı ve bu mahallelerde yaşayan sakinlerin listesini çıkardığı duyurulmaktadır.

Ajansın "Papa İçin Türkiye'de İkili Sınav: Müslümanların Patlamaya Hazır Öfkesi ve AB Kavgası" başlıklı haberinde, Papa’nın Türkiye ziyaretinin sessiz geçmesini kimsenin beklemediği, Ayasofya eyleminin de bunun bir göstergesi olduğu, Türklerin büyük çoğunluğunun Benedict'i, Avrupa'nın Hıristiyan değerlerini paylaşıyor olduğu fikrine verdiği destekten ötürü Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin önünde bir engel olarak algıladığı, Kahire'de bulunan el Ahram Siyasi ve Stratejik Çalışmalar Merkezinden Diaa Rashwan’ın gezi hakkında, "Bu ziyaret Türkiye'nin, Batı ile İslam arasında köprü olarak görülmesinden mütevellit Müslümanlarla yeni bağlar kurulabilmesi için bulunmaz bir fırsat. Ancak aynı zamanda çok hassas bir dönemdeyiz. Şayet Papa bir kez daha İslam'a karşı saygısız olarak görülürse geriye gidiş söz konusu olabilir" değerlendirmesinde bulunduğuna yer verilmektedir.

Ajansın "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan: Ekonomik Reformlarımız Ab'ye Giriş Kriterlerini Karşılıyor" başlıklı haberinde, Başbakan Erdoğan’ın ülkesinin AB'ye üyelik için gereken ekonomik reformları yerine getirdiğini ancak AB'ye katılımın önünde büyük engel teşkil eden Kıbrıs meselesine değinmemeye özen gösterdiği, Dünya Ekonomik Forumunda yaptığı konuşmasında: "Türkiye olarak, AB'ye katılımımız doğrultusunda çok önemli reformlar yaptık ve bu reformların olumlu etkisi ülke çapında hissedilmeye başladı" yorumunu getirdiği, istikrarsız büyüme, yüksek enflasyon ve konjonktür dalgalanmaları gibi uzun dönemli problemlerin üstesinden gelinerek, dünyanın ilk 20 ekonomisinin arasında yer alındığını ve yabancı yatırımcılar için çok daha cazip bir yer haline geldiğini vurguladığı, geçen yıl Türkiye'ye yapılan doğrudan yabancı yatırımların 9,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğini, ayrıca Türkiye'nin, Avrupa'nın beşinci büyük ticari ortağı olduğunu kaydettiği vurgulanmaktadır.

Ajansın "Lübnan'daki Cinayet ABD'nin Orta Doğu'daki Umutlarını Daha da Kırdı" başlıklı haberinde, ABD Başkanı Bush’un Lübnanlı bakanın öldürülmesinden duyduğu derin üzüntüyü kendisine iletmek üzere Lübnan lideriyle görüştüğü, söz konusu cinayetin önümüzdeki hafta Ürdün’de gerçekleşecek Bush-Maliki görüşmesini de zorlaştırdığı, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Gordon Johndroe’nin, "Başkan Bush, Başbakan Sinyora'ya ABD'nin Lübnan demokrasisinin oluşumuna yardımcı olma ve İran ile Suriye'nin etkisinden kurtulmasına destek olma konusundaki kararlılığını yinelemiştir" açıklamasında bulunduğu bildirilmektedir.

Ajansın "İran UAEA'nın Yardımı Olmadan da Nükleer Reaktör İnşasına Devam Edeceğini Açıkladı" başlıklı haberinde, İran Dışişleri Bakanı Muttaki’nin yaptığı açıklamada, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması uyarınca BM Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) yasal olarak teknik destek vermekle yükümlü olduğunu belirterek, “Eğer yardımcı olurlarsa müteşekkir oluruz, aksi halde bunu kendimiz gerçekleştiririz” dediği kaydedilmektedir.

Ajansın "Bakan Çubukçu: AB ile Müzakereler Dondurulsa Bile Kadın Hakları Reformları Devam Edecek" başlıklı haberinde, Devlet Bakanı Çubukçu’nun Avrupa Parlamentosu’nda gazetecilere yaptığı açıklamada, "Kadın hakları konusundaki çalışmalar müzakereler ne olursa olsun devam edecektir" dediği ve ülkenin kadın hakları konusundaki pek çok kanununun zaten AB'ninkilerle aynı seviyeye getirildiğini sözlerine eklediği belirtilmektedir.

İNGİLTERE BASINI

Reuters’in "Türkiye: Gürcistan'a Doğal Gaz Tedariki Müzakereleri Sürüyor... Rusya Azerbaycan'a Elektrik İhracını Azaltabilir" başlıklı haberinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler’in, Gürcistan'a doğalgaz tedariki konusunda Gürcistan ve Azerbaycan'dan yetkililerle görüşmelerde bulunduğunu ve konuyla ilgili planının önümüzdeki ay hazır olacağını açıkladığı, tek doğalgaz tedarikçisi Rusya ile siyasi gerginlik yaşayan Gürcistan’ın, bu ay başlarında Türkiye, Azerbaycan ve İran'dan, kuzey komşusuna bağımlılığını yarı yarıya azaltmak üzere doğalgaz tedariki konusunda yardım istediği, öte yandan Azerbaycan'ın Azerenergy firması Başkanı Marlen Askerov’un yaptığı açıklamada, Rusya'nın, ülkenin içerisinde bulunduğu elektrik sıkıntısı nedeniyle, Azerbaycan'a elektrik sevkiyatını yüzde 80'e kadar düşürebileceğini bildirdiğini açıkladığı yer almaktadır.

Ajansın "Babacan: Türkiye Kıbrıs Görüşmelerini Terk Etmeyecek" başlıklı haberinde, Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Babacan’ın İstanbul'daki Dünya Ekonomi Forumu'nda "AB dönem başkanı Finlandiya bazı fikirler üzerinde duruyor... bunun zor olduğunu biliyoruz. Görüşmeleri bırakan taraf biz olmayacağız, görüşmek için orda olacağız. AB hem davacı hem de hakim gibi davranıyor. Bu yüzden en başından beri bu sorunun çözülmesi için üçüncü taraf olarak BM'nin yer almasını istiyoruz" şeklinde açıklamada bulunduğu, bu açıklamanın, müzakerelerde herhangi bir olumsuzluk yaşanması halinde bunun sorumlusunun Kıbrıs olduğunu gösterir bir nitelik taşıdığından söz edilmektedir.

Ajansın "Dışişleri Bakanı Gül: Türkiye'nin AB Müzakerelerinin Askıya Alınması Tehlikeli Olur" başlıklı haberinde, Dışişleri Bakanı Gül’ün ajansa verdiği mülakatta, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin kısmi olarak askıya alınmasının tehlikeli olacağını belirterek, "Müzakerelerin askıya alınması kararına katılmıyoruz. Bu, herkes için tehlike arz eder. Elbette gerçekleşmesi halinde bu durum bizim için dünyanın sonu demek değil, ancak hiçbirimiz için iyi olmaz. AB stratejik perspektifini yitirmemeli. Kimi zaman, belirli bazı ülkelerin politikaları sebebiyle küçük siyasi meseleler bunu gölgeleyebiliyor, oysa ki mühim olan stratejik konulardır" değerlendirmesinde bulunduğu, AB Dönem Başkanlığını yürütmekte olan Finlandiya'nın son tarih olarak belirlediği 6 Aralık'tan önce limanlar sorununa bir çözüm bulanabileceği konusunda ümitli olduğunu sözlerine eklediği aktarılmaktadır.

ALMANYA BASINI

Der Tagesspiegel gazetesinin Susanne Güsten imzalı "Son Dakika Diplomasisi" başlıklı yazısında, AB ile Türkiye arasındaki, limanların Kıbrıs gemilerine açılması konusundaki anlaşmazlıkta yeniden hareketlenme görüldüğü, Dışişleri Bakanı Gül’ün önümüzdeki hafta Finlandiya’da temaslarda bulunacağı, Helsinki'nin başlangıçtaki uzlaşı önerisinden farklı olarak bu kez, limanların açılması uzlaşmasında Maraş'a işaret etmemesinin öngörüldüğü, Türkiye’nin, AB içindeki Kıbrıs konulu gizli istişareleri mümkün mertebe olumlu etkilemek amacıyla, Aralık ayındaki zirveye kadar kalan zamanda, diğer alanlarda da eyleme geçtiği (301. maddenin değiştirilmesi girişimleri gibi), Papa’nın Türkiye ziyaretinin de bu çerçevede değerlendirilebileceği ifade edilmektedir.

Die Welt gazetesinin "Kademeli Üyelik" başlıklı, Siyaset Bilimcisi Katrin Bastian imzalı yorumunda, AB ile Türkiye arasındaki katılım müzakerelerinde, hissedilir bir duraksama gözlendiği, yaşanan zorlukların, küçük sorunlardan kaynaklanmadığı, Kıbrıs AB üyesi olduğundan beri her iki ülke de Gümrük Birliği'ne dahil olmasına rağmen, Türkiye’nin, liman ve havaalanlarını Kıbrıs mallarına açmamakta direndiği, azınlıkların korunması, din ve düşünce özgürlüğünün de AB'nin arzu ettiği düzeyde olmadığı, önümüzdeki yıllardaki müzakerelerde -Avrupalılar için zaten pazarlık edilemez olan- siyasi temel ilkeleri yıpratmak yerine, AB'nin, kendisine bir kez daha, "tam üyeliğin gerçekten Türkiye'nin lehine olup olmadığı" meşru sorusunu yöneltmesi gerektiği, tam üyeliğin iyi alternatifleri, örneğin kademeli üyelik şekli olduğu, bunun, sınırdaki üçüncü ülkelere, dahili ve harici arasında, sadece AB'nin dış sınırı olma özel karakterinin mümkün kıldığı bir statü sağladığı, zira sınırdan sınıra fark olduğu, Avrupa'nın klasik ulus devlet sistemini üç özelliğin belirlediği, birincisi toprak bağımsızlığı, ikincisinin siyasi bağımsızlık, üçüncüsünün ise benzer fonksiyona sahip egemen devletler olduğu, coğrafi alan ve üyelik alanı sınırlarının ulus devlette ideal bir şekilde benzerlik gösterdiği, bugünkü AB'de siyasi sınırların farklı görünüm arzettiği, Schengen Anlaşması sayesinde, AB'nin dış sınırlarının işlevinin artırıldığı, AB’nin bu yüzden, bir Avrupa kalesine dönüşmediğinden söz edilmektedir.

Süddeutsche Zeitung'un "Uyumun Başarılması Gerekir" başlıklı yazısında, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uyum Bakanı Armin Laschet ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Laschet’in, “CSU ve CDU'nun bazı kesimleri Türkiye'nin kültürel açıdan Avrupa'ya uymadığını söylüyorlar. Bu sizce doğru mu?” sorusunu “Bu argüman temelde yanlış. Bu argümanı öne sürenler, burada yaşayan Türkler ve Müslümanları da dışlıyorlar. ‘Müslümanlara karşı Hıristiyanlar’ şeklindeki kültürel çatışmalar, uyuma zarar verir” şeklinde yanıtladığı, “Üyeliği destekliyor musunuz?” sorusunu ise “Hayır, zira bu AB’nin hazmetme kapasitesini zorlayacaktır. Bu yüzden AB üyeliğini, uyum konusundan ayırmamız gerekir. Türkiye üye olmayacak olsa bile, uyumun başarılması gerekir. Hala bir anayasası olmayan bir AB, Türkiye gibi büyük bir ülkeyi alacak durumda değildir. Ülke tabii ki gelecek 10-15 yıl içinde değişebilir. Bu yüzden müzakerelerin ucu açık yürütülmesi gerekir. Sonunda, Merkel'in önerdiği gibi bir imtiyazlı ortaklık da olabilir. Bu, en iyi ve en akıllıca çözümdür” şeklinde cevapladığı ve “Türkiye'nin bunu kabul edeceğine gerçekten inanıyor musunuz?” sorusunu ise “Neden etmesin ki? Türkiye milliyetçilik bilinci olan bir ülke. Belki de Türkler sonunda, ‘Yasalarımızın yüzde 70'inin Brüksel'de kararlaştırılmasını istemiyoruz’ diyecektir” şeklinde cevapladığı kaydedilmektedir.

FRANSA BASINI

AFP’nin "Türkiye, Papa'ya Buz Gibi Bir Karşılama Yapmaya Hazırlanıyor" başlıklı haberinde, Türk yetkililerin, İslamiyet hakkındaki görüşlerinin tepki toplamasının ardından ilk kez Müslüman bir ülkeyi ziyaret edeceği, nazik ama soğuk bir karşılama hazırlanmasının beklendiği, Hıristiyan ülkelere yaptığı ziyaretlerin aksine, daha sonra Hz. Meryem'in yaşadığı Efes'e ve İstanbul'a gidecek olan Papa'yı, 28 Kasım-1 Aralık tarihleri arasındaki ziyaretinin birinci ayağı olan Ankara'da coşkulu bir kalabalık karşılamayacağı, 28-29 Kasım tarihlerinde Riga'daki NATO zirvesinde hazır bulunacaklarından Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül’ün, programda bir değişiklik olmazsa, Papa'nın ziyareti sırasında Ankara'da olmayacakları kaydedilmektedir.

Ajansın "Papa 16. Benedict'in Türkiye Ziyareti Oldukça Riskli" başlıklı haberinde, Avrupa'nın Hıristiyan kimliğini savunan Papa’nın, İslam hakkındaki sözlerinin yol açtığı şiddetli polemikten 11 hafta sonra AB'nin kapılarını çalan Müslüman Türkiye'ye oldukça riskli bir ziyarette bulunacağı, ziyarette üst düzey güvenlik önlemlerinin uygulanacağı, soğuk bir karşılamanın beklendiği, protesto gösterilerine karşın AB'ye üyelik müzakerelerinde bulunduğu sırada dışarıya iyi bir imaj vermenin öneminin bilincinde olan Türkiye’nin bununla birlikte, ziyaretin başarılı geçmesi için azami gayreti sarf edeceği sözü verdiği belirtilmektedir.

Ajansın "Almunia: AB-Türkiye Müzakereleri Devam Etmeli" başlıklı haberinde, AB Komisyonu’nun Ekonomi ve Parasal İşlerden sorumlu Üyesi Joaquin Almunia’nın Dünya Ekonomik Forumu çerçevesinde uluslararası işadamlarının bir araya geldiği oturumda yaptığı konuşmada, "Kıbrıs konusundaki sorunların çözüme ulaştırılamaması müzakerelerin genel gidişatını olumsuz etkileyecektir. Ancak ne olursa olsun, müzakereler devam etmektedir. Bu, her iki taraf için de olumlu ve önemli bir süreçtir. Ekonomik, siyasi ve enerji alanları göz önünde bulundurulduğunda müzakere sürecinin devam etmesine ihtiyacımız olduğu kanaatine varıyorum. Ancak amacımız çözümsüzlük değil tam aksine çözüm bulmak olmalıdır" dediği kaydedilmektedir.

Ajansın "Yunanistan Türkiye'yi Hıristiyan Ortodokslara Katı Davranmakla Suçladı" başlıklı haberinde, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kumutsakos’un yaptığı açıklamada "Ortodoks dünyası için çok büyük önem taşıyan İstanbul’daki patrikhaneden kültürel ve siyasi anlamda faydalanmak yerine Türkiye bunu Avrupa yolunda kendi önüne engel olarak koyuyor. Bence ortada çok büyük bir sorun var. Umarım Türkiye bunun farkına varır" dediği belirtilmektedir.

YUNANİSTAN BASINI

Eleftherotipia gazetesinin "Papulias: Türkiye Kriterlerine Taviz Yok" başlıklı haberinde, Cumhurbaşkanı Papulias’ın Çek Cumhurbaşkanı Klaus’u kabulünün ardından yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununun hem uluslararası, hem de Avrupa hukukunu ilgilendiren bir sorun olduğunu, Avrupa'nın bölünmüş bölgesinin duvarının artık yıkılması gerektiğini belirterek "Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlamasından sonra, Kıbrıs'ın tekrar birleşmesi yönünde komşu ülke hükümetinden işbirliği yapmasını bekliyoruz" dediği kaydedilmektedir.

Atina Haber Ajansı’nın internet sitesindeki "Yunan-Rus İlişkilerinde Gelişme" başlıklı haberinde, Dışişleri Bakanı Bakoyanni ile Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un, Moskova'da yaptıkları görüşmede, gelecek iki yıl için Yunanistan ile Rusya arasındaki ikili ilişkilerin eksenini teşkil edecek yeni bir eylem planı oluşturulması yönünde siyasi bir karar aldıkları, Burgaz-Dedeağaç Boru Hattı Anlaşması’nın yıl sonuna kadar imzalanacağına inandıklarını söyleyen bakanların, iki ülkenin sadece ikili alanda değil, uluslararası kuruluşlarda da son derece iyi ilişkiler içerisinde olduklarını teyit ettikleri, gündemde, Kıbrıs, Orta Doğu ve Kosova başta olmak üzere, Batı Balkanlar'ın da dahil olduğu büyük sorunların yer aldığı, basın toplantısında Bakoyanni’nin, "2007-2008 yılları için, yeni bir işbirliği çerçevesi oluşturulması kararını aldık. Hedefimiz, ekonomik işbirliğinin güçlenmesidir ve Yunan mallarının Rus pazarına girmesi için, Yunanistan'dan bir ticaret heyetinin, gönderilmesi planlanıyor" ifadelerini kullandığı, Eylem Planı'nı detaylı bir şekilde görüştüklerini ve ön hazırlıkların başlamasını kararlaştırdıklarını ifade eden Lavrov’un ise, yakın zaman içinde hükümetler arası karma komisyon çerçevesinde temasların başlayacağını kaydettiği vurgulanmaktadır.

KIBRIS RUM BASINI

KİPE ajansının "Koçaryan: Ermenistan, Türkiye'nin AB Üyelik Prosedürüyle Yakından İlgileniyor" başlıklı haberinde, resmi bir ziyaret için Kıbrıs'ta bulunan Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan’ın GKRY lideri Papadopulos ile görüşmesinin ardından bir soru üzerine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin Türk-Ermeni ilişkilerini etkileyebileceğini ve Ermenistan'ın, Türkiye'nin AB üyelik prosedürüyle yakından ilgilendiğini söylediği belirtilmektedir.

Ajansın "Kıbrıs Rum Kesimi Türkiye'yi BM'ye Şikayet Etti" başlıklı haberinde, Kıbrıs'ın BM Daimi Temsilcisi Andreas Mavroyannis’ın, KKTC makamlarını, tarihi Apostolos Andreas Manastırı'nı 120 yataklı bir otele dönüştürme niyetini, bir mektupla BM Genel Sekreteri Annan'a şikayet ettiği duyurulmaktadır.

AZERBAYCAN BASINI

Ekspress gazetesinin Agil Aslan imzalı "Mustafa Baş: Ermenistan İhtilaf Yaratarak Kendisi Kaybediyor" başlıklı haberinde, Bakü'de düzenlenen Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Parlamento Asamblesi 28. Sonbahar Dönem Toplantısına katılan Türkiye Parlamento Heyeti Başkanı Mustafa Baş’ın, "Ermenistan'ın, Azerbaycan ve Türkiye'ye yarattığı sorunların çözümlenmesine yönelik atacağı adımlar kendisi için yararlı olacak. Ermenistan, ihtilaf yaratarak kendisi kaybediyor" şeklindeki konuşmasına yer verilmektedir.

LÜBNAN BASINI

The Daily Star gazetesinin "Türkiye, Lübnan'ın İstikrar Kazanmasına Yardımcı Olacak İdeal Bir Ortaktır" başlıklı başmakalesinde, haftalardır Lübnanlı liderlerin, İsrail'le yıkıcı savaşın ertesinde ülkeyi yeniden düzene sokmanın en iyi yolunun ne olduğu konusunda atıştıkları, böylesi feci bir olaydan sonra devletin nasıl yeniden kurulacağı konusundaki tartışmaların, seçim kanunundan iktidar paylaşım düzenlemelerine kadar neredeyse her konuda görüldüğü, Sanayi Bakanı Cemayel’in öldürülmesinin tüm tartışmaların önüne geçtiği, bu ortamda Lübnanlıların yardım isteme zamanının geldiği, Lübnan'da destekleyici rol oynamak konusunda uluslararası toplumdaki hiçbir devletin, müdahale etmekle belki de en az ilgilenen devletten, yani Türkiye'den daha iyi konumda bulunmadığı, diğer bölgesel ve uluslararası oyuncularla karşılaştırıldığında Ankara'nın Lübnan'ın işlerine karışmayı arzulamak için pek az stratejik veya ulusal sebebi olduğu, fakat bunun da Ankara'yı, hakemlik rolü oynamak için çok daha çekici bir aday haline getirdiği, Barış Gücü’ne asker gönderen Türkiye’nin, Lübnan’ın istikrarının muhafazasından çıkarı bulunduğu ifade edilmektedir.

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2018, 23:11
YORUM EKLE

banner33

banner37