banner39

Iraklı Filistinlilerin dramı

Irak'a misafir olarak geldiler fakat bugün Irak'ta kendilerine yer olmadığını düşünüyor Filistinli mülteciler... Filistinli mülteciler: Bizi Irak'tan kurtarın!

Arşiv 16.08.2007, 00:43 18.09.2007, 08:32
Iraklı Filistinlilerin dramı

 

İsmail Yaşa ̸ Dünya Bülteni

 

Irak'ta yaşayanlar işgalden bu yana çok çeşitli sıkıntılar yaşıyorlar. Fakat Irak'ta yaşayanlar arasında bir grup var ki, onların sıkıntısı diğerlerinden daha farklı.. Onlar, Irak'a misafir olarak gelen fakat bugün Irak'ta kendilerine yer olmadığını düşünen Filistinli mülteciler..

Irak'ta yaşayan Filistinli mültecilerin sıkıntılarına ışık tutmak için El-Eknâf Yardım Müessesesi Başkanı ve Irak'ta yaşayan Filistinli mültecilerin sözcüsü Muhammed Tevfik ile konuştuk: 

- Irak'ta yaşayan Filistinlilerin sayısı ne kadar?

Filistinliler Irak'a 1948'de geldiler. Bu konu mutlaka bilinmeli. Irak'a gelmeyi ve iltica etmeyi onlar istemediler. Irak Hükümeti onları misafir etti. Bu anlaşılması gereken bir konu. Biz Irak'a kendi isteğimizle iltica etmedik. Irak Hükümeti'nin emirleri doğrultusunda Irak Ordusu bizi Irak'ta misafir etti. Bu, 1948 yılında vatanımızdan zorla söküp çıkarıldığımızda oldu. Biz kendi isteğimizle çıkmadık, son kurşunumuza kadar orada kaldık.

Irak'taki Filistinli mültecilerin çoğu üç köyden: İczib köyünden, Jaba köyünden ve Hayfa'ya bağlı Ayn Ğazal köyünden. 1948'de sayıları 3500 kişiydi. 67 Savaşı'ndan sonra ve 99 yılı Körfez Savaşı'ndan sonra yeni mültecilerin gelmesiyle, 2003'te Saddam rejiminin yıkılışı öncesine kadar sayıları 35 bine ulaştı. Bu sayı 1948'de gelip çoğalanların sayısı değil. 48'de gelenler kayıtlıdırlar ve BM tarafından sayımları yapılmıştır. 2003'te sayıları 23 bin kişi idi.

Arka arkaya gelen olaylar, baskılar, katliamlar ve kışkırtıcı kampanyalar nedeniyle sayıları şu anda toplan 18 bine, yani tam olarak yarıya indi. 

Diğerleri nereye gitti?

Gidenler, Irak dışına gittiler. BM çabalarıyla veya birilerinin aracılığıyla değil, sadece kendi imkânlarıyla Avrupa'ya gittiler, diğer Arap ülkelerine gittiler. Yani maddi imkânları olanlar veya akrabalarından biri başka bir ülkeye gitmeleri için para gönderenler gittiler. Bazıları ise çölde kamplarda yaşıyorlar. Ürdün'deki Er-Ruveyşid kampında, Irak-Suriye sınırının Irak tarafındaki El-Velid kampında, Irak ile Suriye arasındaki yasak bölgedeki Et-Tenef kampında ve Suriye'nin Haseke bölgesindeki El-Hool kampında yaşıyorlar. Sayıları ise şu şekilde:

El-Velid kampında son sayıma göre 1192 kişi, iki sınır arasındaki Et-Tenef kampında 340 kişi. Bunların hepsi çadırlarda kalıyorlar. Haseke'deki El-Hool kampındaysa 420 kişi var. Gerçekte tehlikenin büyüğü bunlara yönelik değil. Tehlikenin büyüğü Bağdat'ta yaşayanlara yönelik. Irak'ta belirli yerlerde topluluklar halinde yaşıyoruz. Şurada yüz Filistinli aile, burada yüz elli Filistinli aile toplanmışlar. Büyük bir topluluk ise El-Belediyyat Sitesi'nde yaşıyor ve oradaki mültecilerin sayısı 1400 aileye ulaşıyor. 

- Nerede bu site?

Bu site Bağdat'ta, El-Belediyyat olarak adlandırılan bölgede. Toplam 768 apartman dairesinden oluşuyor. Daireler iki türlü: Bir kısmı bir oda ve bir salondan, diğer bir kısmı ise iki oda ve bir salondan oluşuyor. 768 dairede 1400 aile yaşıyor. İki katı. Yani orada insanlar üst üste yaşıyorlar. 250 aile Musul'da ve 65 aile de Basra'da yaşıyor. Dağılım böyle. Tabii Filistinlilerin çoğu Bağdat'ta yaşıyor.

El-Belediyat'ta 1400 ailenin yaşadığını söylemiştim. El-Hurriyye'de yaklaşık 65 aile, Es-Selam'da 135 aile, Ed-Doora bölgesinde 130 aile, Yeni Bağdat bölgesinde 70 aile ve diğer bazı bölgelerde toplanan aileler. Buna ek olarak, 425 ailemiz var ki onların ikamet masraflarını BM Mülteciler Yüksek Komiserliği karşılıyor. Kiraladığı evlere ve dairelere onları oturtuyor. Onlar da şimdi büyük sorunlar yaşıyorlar. İki gün önce, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin kiraladığı apartmanlardan biri Irak güvenli güçleri tarafından basıldı. Suçlama hazır. Filistinli eşittir "terörist", "tekfirci" ve "Saddamcı". 

- Niçin? Filistinlileri tam olarak kim hedef alıyor?

Terörist milisler var. Bu milislerin dış kaynaklı gündemleri var. Bana göre bunlar 1948'de Filistinlileri öldüren "Hagana" ve "Sterin" çetelerinin uzantıları. Bir çok nedenle Filistinlileri öldürüyorlar. En başta da Filistin davası geliyor. Filistin davasına karşı mücadele ediyorlar ve Filistin'e dönüş talebini bitirmek istiyorlar. Irak'taki Filistinli şu anda davasıyla ilgilenmiyor, Filistin'le ilgilenmiyor. Bütün çabası "Nasıl yaşarım?", "Canımı nasıl kurtarırım?", "Çocuklarımı nasıl kurtarırım?" "Aileme nasıl bir lokma ekmek getiririm?" üzerine yoğunlaşmış durumda.

Bütün uğraşı bu ve Filistin davasını unutmuş durumda. Filistinlileri hedef alan bu milislerin ilk amacı, Filistinlileri ana davalarından uzaklaştırmak. Lübnan'da Nehru'l-Barid'de yaşananlar da aynı şey. Şimdi Irak'taki Filistinli için anayurda dönüş hakkı hiç bir anlam ifade etmiyor. Çünkü hedef alınıyor ve ölüyor. Bu nedenle, dünyanın neresinde olursa olsun, sığınabileceği güvenli bir yer arıyor. Canını kurtarmak istiyor. Bu da, Siyonistlerin işine yarıyor. Hangi düşünceyle olursa olsun, gerek mezhebi ve gerekse ırki nedenlerle olsun Filistinlileri hedef alan bu milisler, "Hagana" ve "Sterin" çetelerinin uzantılarıdır. 

- Filistinlileri Saddamcı olmakla mı suçluyorlar?

Tabii, suçlamaların arkası kesilmiyor. Bunlar, hazır suçlamalar ve sıfatlar. Bugün İsmail'i gözaltına alalım. Suçlama hazır: "Terörist", "tekfirci" ve "Saddamcı". Hapse atılır ve bu suçlar kendisine isnat edilir. Sonra cezaevinde işkence görür ve belki de bu suçlamayla öldürülür. Fakat bunların hepsi yalan ve iftiradır.

Bizim Saddamcı olduğumuzu, "Saddam'ın yetimleri" olduğumuzu söylüyorlar. Basit bir soru: Kuveyt, Filistinli mülteci kabul etmedi. Körfez olaylarından önce Kuveyt'te yaşayan Filistinlilerin sayısı 400 bine ulaşmıştı. Irak'ta sayıları 35 bini geçmedi. Niye?.. Söylemek istediğim şu: Filistinliler Saddam zamanında bolluk ve refah içinde değillerdi. Sınırlı bir sayıda kalmaları ve sayılarının artmaması bunun delilidir. Irak'ta işler iyi olsaydı, sayıları artar, yüz binlere ulaşırdı. Şimdi Suriye'de 600 bin Filistinli, Lübnan'da 400 bin Filistinli ve Mısır'da 300 bin Filistinli var. Irak'ta ise sadece 35 bin Filistinli vardı. 

- Irak'a Saddam rejimini sevdikleri için gelmediklerini mi söylemek istiyorsunuz?

Kesinlikle. Filistinliler Irak'ta bolluk içinde olsalardı, Saddam'ın kendilerine yaptığı bağışlardan nimetlenmek için başkaları da gelirdi. Fakat sayıları artmadı. Diğer ülkelere kıyasla çok az bir sayıda kaldılar. Söylemek istediğim, Irak'taki Filistinlilerin geçmişte de rahat ve bolluk içinde olmadıklarıdır. Bu birincisi.. İkincisi, Filistinlilerin yaşadıkları yerler hâlâ mevcut; isteyen gelsin baksın. En basit yaşam koşullarından yoksun ve insanların yaşamasına uygun olmayan yerleşim birimleri.

El-Belediyat hariç bazı yerleşim birimlerinde, örneğin Ez-Zaferaniyye yerleşkesinde kanalizasyon evin ortasından ve açık olarak geçiyor. Bu insanın yaşamasına uygun mu? Çatıların hepsi asbestten ve saçtan ibaret. Saçtan ve kumaştan evler. Korkunç şeyler. Arap İnsan Hakları Komisyonu'nda bunun belgeleri var. Heysem El-Mennaa 2003'te, Saddam rejimi devrildikten hemen sonra Irak'a geldi. Irak'ta yaşayan Filistinli mültecilerle ilgili bir rapor hazırladı. Rapor o zamandan beri internette yayında. Ne gördüğüne bir bakın. Kendisi solcu, Irak muhalefetiyle güçlü ilişkileri vardı ve Saddam'a şiddetle karşıydı.

Filistinlileri yaşadıkları yerlere girdi ve ağladı. Bunun gibisini görmedim dedi. Etrafında gürültü koparılan, Saddam döneminde bolluk içinde oldukları söylenen ve Saddam'ın kendilerine nimetler yağdırdığı söylenenler işte bunlar. Saddam bize bağışta bulunsaydı, bizi yaşayabileceğimiz daha iyi yerlere naklederdi. Filistinlilere ayrıcalıklar verirdi. Fakat Saddam Filistinlilere hiçbir ayrıcalık tanımadı.

Saddam 1993 yılında Filistinlilerin kendi adlarına telefon kaydı yaptırmalarını yasaklayan bir karar çıkardı. Araba bile yasaktı. Filistinliler hiçbir şeyi kendi adına kaydettiremiyorlardı. Filistinlilerin yaşadıkları yerler hâlâ mevcut; Irak'taki Filistinlilerin ne çektiğini görmek isteyen gelsin baksın. Biz hiçbir zaman Saddam'ın adamı olmadık. Bu bize istediklerini yapabilmek için attıkları bir iftiradır. 

- Şii din otoriteleri Filistinlilerin hedef alınmasına son vermek için bir girişimde bulunmadılar mı?

Necef'te Muktedâ Es-Sadr'ı ziyaret ettik. Bizi karşıladı ve bize ilk söylediği şu oldu: "İnsanlar sizin Saddam taraftarı olduğunuzu söylüyor." Bunun cevabını verdik ve kendisine birçok örnek getirdik. Sonra şöyle dedik: "Hizbullah'ı eğiten ve en büyük direniş gruplarından biri yapanlar Filistinliler. Bunu Hizbullah da kabul ediyor.

İran devrimi olduğunda Filistinliler onu desteklediler. Saddam'ı desteklerken nasıl İran devrimini destekleyebiliriz? Bu bizim Saddam'a karşı olduğumuz anlamına gelmez. Bizler Irak'ta misafiriz. Hangi hükümet gelirse gelsin bizi ilgilendirmez. Bizler onun misafirleriyiz. Dolayısıyla bu bizim değil Iraklıların işi. Biz 1948'deki Krallık hükümeti döneminden beri birçok hükümet gördük. 1958'de askeri darbe oldu ve Abdülkerim Kasım hükümeti geldi. Sonra Abdüsselam Arif, ardından Abdurrahman Arif ve daha sonra Ahmed Hasan El-Bekir hükümetleri geldi. Son olarak da Saddam Hüseyin geldi.

Bütün bu hükümetlerden hangisi gelirse biz onunla olduk. Çünkü bu bizim işimiz değildi ve biz onun misafirleriydik. Bu bizi ilgilendirmeyen bir iç meseledir. Biz, Şii olsun, Sünni olsun, Kürt olsun, Türkmen olsun, hangi gruptan ve hangi sıfata sahip olursa olsun, Irak'taki her ferdin misafiriyiz." Muktedâ Es-Sadr'a bu şekilde cevap verdik. Yine başka dini otoritelere de mesajlar gönderdik. Kanımızın dökülmesini haram kılan fetvalar yayınlamalarını istedik. Lübnan'daki Fadlallah bize cevap verdi ve Irak'taki Filistinlilerin öldürülmemesi yönünde fetva verdi.

Kerbela'daki Hüseyin El-Müeyyid de kanımızın dökülmesinin haram olduğu yönünde fetva yayınladı. Sistani'nin ofisinden bir mektup aldık fakat daha sonra mektubun asılsız olduğu ortaya çıktı. Sistani'nin kendisinden değil, Beyrut ofisinden geliyordu. Dini otoritelerin girişimleri bu şekilde. Gerçekte taleplerimize cevap vermiyorlar.

- Saddamcı olmadığınızı söylediğinizde Muktedâ Es-Sadr ne dedi?

Muktedâ o dönemde hükümet dışındaydı. "Cezaevlerinde gözaltında Filistinli mülteciler var, işkenceye uğruyorlar ve öldürülüyorlar" dedik. Bize, "Benim de cezaevlerinde adamlarım var" dedi. Bu hükümete girmeden önceydi. Bize dedi ki: "Sizin bizim üzerimizde iki hakkınız var: Birincisi işgal altındasınız, ikincisi Müslümansınız." Fakat maalesef bu hiçbir şekilde uygulanmadı. Biz Cuma hutbelerinde, konferanslarda halka "Bu Filistinliler sizin ehliniz ve misafirlerinizdir, sizin insanlarınızdır, onları öldürmeyin, bilakis onları koruyun" denilmesini istedik. Fakat bu hiçbir zaman yapılmadı.

- Filistinlilere işkence eden ve onları öldüren milisler hangi gruptan? Sadr grubundan mı, Bedir Örgütü'nden mi, yoksa bağımsız çeteler mi?

Biz Irak'ta Saddam rejimi devrilene kadar hepimiz barış içinde yaşıyorduk. Şimdi hükümetin başında kim olduğu belli ve eğilimi de biliniyor. Bizi korumak isteselerdi korurlardı. Fakat bizi korumuyorlar. Irak'ta milisler serbestçe hareket ediyorlar ve hangi eğilimden oldukları da biliniyor. Biz herkese seslenmek ve hiç kimseyi suçlamak istemiyoruz. Çünkü biz çatışmanın tarafı değiliz. Herhangi bir tarafı suçlamak bize birçok musibet getirecektir.

Biz diyoruz ki, Filistinlileri öldürenler belli. Daha önce de söylediğim gibi onlar Siyonistlerin planlarını uyguluyorlar. Kimseyi itham ettiğimizi söylemiyoruz. Bilakis Irak'ı işgal eden Amerikan güçlerini suçluyoruz. Her şeyi onlar bozdular ve Irak'ın güvenliğinden onlar sorumlular. Biz El-Belediyat sitesinde Amerikan üssünden sadece 300 metre uzaklıktayız. Buna rağmen gözleri önünde bizlere birçok şey yapılıyor. Aynı şekilde hükümet de milislere göz yumuyor. Milisler hükümetin gözü önünde siteyi bastı. Milisler belli giysilerle dolaşıyorlar. Kimlikleri belli. Kimsenin kimliğini ortaya koymaya gerek yok. Olay biliniyor.

- Irak'ta yaşayan Filistinli mülteciler olarak Türkiye'den istekleriniz nedir?

Gerçek şu ki, Filistinlilerin bir sözü var. Derler ki: "Dünyada her şeyin yaşadığı bir vatanı var. Filistinliler ise vatanları onların içinde yaşıyor." İnsanların içinde yaşadıkları vatanları var. Bizim ise kalbimizde yaşayan bir vatanımız var. Türkiye'ye geldiğimde, gerçekten kendimi vatanımda hissettim. İnsanlar bizi çok seviyorlar.

Tıpkı bizim onları sevdiğimiz gibi. Buraya sıkıntılarımızı anlatmak için geldik. Irak'ta işkence ve katliama uğradığımızı ve kimsenin bizi duymadığını bildirmeye geldik. Türkiye'ye ilk geldiğimde sıkıntılarımızı anlatmak için büyük çaba harcayacağımı düşünüyordum. Fakat –Allah'a hamdolsun- sıkıntılarımdan bahsettiğimiz anda insanların bize ilgi duyduğunu ve bizim için hayır dualarda bulunduğunu gördük.

Daha da ötesi bizi kurtarmak ve bize yapılan zulme engel olmak istediklerini gördük. Gerçek şu ki, biz Türkiye'den her düzeyde çok şey bekliyoruz. Resmi düzeyde, örneğin Türk Hükümeti'nin belirli sayıda Filistinli mülteciyi Irak'tan kurtarmak için topraklarına kabul etmesini istiyoruz. Ayrıca yardım kuruluşlarının Irak'taki Filistinlilere yardım programları organize etmesini istiyoruz. Çünkü buna çok ihtiyaçları var. Hatta Türk Parlamentosu'nun Irak'taki Filistinli mültecilerin sorunlarını Avrupa'da ve uluslar arası platformlarda dile getirmesini istiyoruz.

Çünkü Türkiye Avrupa'ya yakın açık bir ülke ve dünyada herkesle iyi ilişkileri var. Türkiye'nin bu konuyu gündeme istiyoruz. Çünkü biz Irak'ta denklemin dışındayız. Irak'ta yaşanan, mezhepçilik kılıfı giydirilmiş siyasi bir çatışma ve biz bu çatışmanın tarafı değiliz. Bizim sayımız az, 18 bin kişi. Hiçbir şey değil. Bir tarafa karşı diğer bir tarafla birlikte değiliz. Hiç kimsenin tarafından olmak istemiyoruz. Herkesle iyi ilişkilerimiz var. Irak'ın her grubun erkekleriyle evli kadınlarımız ve her grubun kadınlarıyla evli erkeklerimiz var. Biz denklemin dışındayız.

Yaşananlar çok ilginç. Bilinen birçok nedenle bizi hedef alıyorlar. Bunların ayrıntılarına girmek istemiyoruz. Bu nedenle her platformda, Türkiye'de ve Türkiye dışında çaba gösteriyoruz. Fakat Türkiye'den daha çok şey bekliyoruz. Çünkü Türkiye'nin sözü tüm dünyada dinlenir oldu. Bölgede ağırlığı olan bir ülke ve Irak'la sınırı var. Amerikalılarla da iyi ilişkileri var.

Şunun gündeme getirilmesini istiyoruz: Filistinli niçin öldürülüyor? Gelin Filistinlileri kurtaralım. Çünkü bir hiç uğruna öldürülüyorlar. Çocuğuna 18, 20 veya 25 yıl bakmış, üniversiteden mezun olsun diye yorulmuş ve kendini birçok şeyden mahrum etmiş bir anneyi düşünün. Sonra bu çocuk üniversiteye gidiyor ve dönmüyor. Filistinli olduğu için öldürülüyor.

Niçin? Bu soru mutlaka sorulmalı. Niçin öldürülüyor? El-Eknâf Yardım Müessesesi kurucusu değerli âlim Tevfik Abdul-Khalık 70 yaşını geçmişti. Niçin öldürüldü? Yaşlı bir insan niçin öldürülür? Filistinli olduğu için mi? Güvenlik güçleri baskın düzenlediği zaman, "Filistinliler teröristlerdir" diyor. Sövmeler ve hakaretler.. Niçin? Ne yaptık biz? Bu düşmanlığın gösterilmesi gereken topraklarını işgal eden, yaklaşık bir milyon Iraklıyı öldüren ve kadınlara tecavüz işgalci Amerikalı değil mi? Onunla savaşılması gerekmiyor mu? Niçin biz? Biz güçsüz olduğumuz için mi? Bizi savunan kimse olmadığı için mi? Türkiye'den bunu istiyoruz. Bizim yanımızda dursun ve bizi savunsun. Irak'ta yaşayanlar 1.5 milyar Müslüman'ın Filistinlilerin yanında olduğunu, yalnız olmadıklarını hissetsin. Bunun bütün platformlarda dile getirilmesini istiyoruz. İstediğimiz budur.

Kadınlar bile kurtulamadılar. Irak'ta kadınlar da öldürüldü. Evlerine girdiler ve öldürdüler. Yerleşim biriminin havan topuyla dövüldüğünü düşün. Niçin? İlginç bir iş, büyük bir kin. Biz ne yaptık? Saddam Hüseyin yargılandı, idam edildi ve öldü. Bize bu yaptıklarından ellerine ne geçecek? Bu nereye kadar gidecek? Bilmiyoruz. Ülkemiz için, Allah yolunda cihad ederek vatanımızı kurtarmak için öldürülsek sevinirdik ve taziye törenlerinde zılgıt çekerdik. Çocuklarımız vatanları uğrunda öldürüldüler derdik. Fakat bir hiç için öldürülüyorlar ve işkence görüyorlar.

Korkunç görüntüler var. Bu niçin yapılıyor? Bir insanı öldürmek istiyorsanız öldürün. Niçin işkence ediyorsunuz? Sakallar yakılıyor. Yaşlı bir adamın alnında, secde ettiği yerde sigara söndürdüler. Bu Müslüman'ın yapacağı bir iş mi? Bunu niçin yapıyorlar? İslam Dünyası'nda bize destek olan, bizim yanımızda duran ve bu suçları ortaya çıkaranlar olsaydı, ne Filistinlilere ve ne de Iraklılara kesinlikle bunları yapamazlardı. 

- Halk olarak Türk halkının size ilgi duyduğu biliniyor. Resmi düzeyde atılan pratik adımlar var mı?

Biz şu anda Irak'ta bize yapılan zulmü ortaya çıkaracak bir kampanya üzerinde çalışıyoruz. Bu kampanyanın ilk hedefi, Türk Hükümeti'nin Türk topraklarında Filistinli mülteciler için kamp açılmasına izin vermesini sağlamaktır. Birleşmiş Milletler'in de Irak'a komşu ülkelerin Filistinli mültecileri kabul etmesi ve kapılarını açması yönünde talebi var. Gerçekte bu büyük bir talep ve Türkiye'de hükümet çevrelerinde kabul görmesini temenni ediyoruz. Türkiye'nin belirli sayıda Filistinli mülteciyi kabul etmesi ve onlara kamp açması için halkın hükümete baskı yapmasını temenni ediyoruz.

Bildiğimize göre, Türkiye daha önce de mültecilere kamplar kurdu. Filistinli mültecilere de, onları misafir edecek ve Irak'ta her gün gerçekleşen ölümlerden kurtaracak bir kamp açmasının önünde hiçbir engel yok. Gerçekten anlatılacak birçok olay var. Biz bu kampanyanın kapıları Filistinli mültecilere açması için Türk Hükümeti'ne resmi bir talep sunulması ve Filistinlilere yardım kampanyaları başlatılması sonucuna ulaşması için çalışıyoruz. 

- İslam Konferansı Örgütü sorunlarınızla ilgilenmiyor mu?

Biz birçok yere mesaj gönderdik. İslam Konferansı Örgütü'nün de katıldığı Arap Birliği zirvesinde konuyu gündeme getirdik. Irak Hükümeti Filistinli mültecilerin Irak'tan çıkarılmasına yardımcı olur ümidiyle konu gündeme getirildi. Fakat bildiğiniz gibi Filistin konusu hassas bir konu. Irak Hükümeti saygınlığını kaybetmek istemiyor. Bu nedenle Irak Hükümeti konu üzerinde tartışılmasını reddetti. "Onlar bizim yanımızda kalacaklar, onları çıkarmak istemiyoruz" dedi.

Maalesef Irak Hükümeti kendi saygınlığını korumak istiyor ve Filistinlilerin çektiği sıkıntılar kendisini hiç ilgilendirmiyor. Arap ülkeleri buna ses çıkarmadı. İslam Konferansı Örgütü de buna ses çıkarmadı. Biz, Irak Hükümeti'nin Irak'tan çıkmamıza izin vermeye Irak'tan çıkışımızı koordine etmeye mecbur bırakılmasını istiyoruz. Irak'ta şuan yaşayabileceğimiz bir yer yok. Her gün yeni bir sıkıntı. Geçen gün büyük bir birlik El-Belediyat sitesini bastı. Keskin nişancılar yerleşim birimlerinden oluşan apartmanların üzerine çıktılar. "Sizi korumaya geldik" dediler, fakat insanlar buna inanmadı.

Apartmanların teraslarına çıktılar ve orta düzey silahlar yerleştirdiler. İnsanlar korkmaya başladılar. Çünkü onlara güvenmiyorlardı. Gerçekten de bir saat sonra rasgele ateş etmeye başladılar. İnsanları hedef almıyorlardı fakat korkutuyorlardı. Herkeste büyük bir korku oluştu. İnsanlar oraya buraya koşuşturmaya başladılar. Çocuklar korkuyor, kadınlar nereye gideceklerini bilmiyorlardı. Bu geçen gece oldu.

Irak Hükümeti gerçekten Filistinli mültecileri korumak istese, silahları sitenin ortasına değil etrafına koyar. Milislerin baskın düzenlemesini engeller. Rasgele gözaltına almalara mani olur. Gözaltındakileri salıverir. Gözaltına alınmasının üzerinden üç yıl geçenleri mahkemeye sevk eder. Haberleri bize geliyor. Çeşitli işkencelere maruz kalıyorlar. Gardiyan içeri girdiğinde, "Hey sen, Filistinli! Çık dışarı!" diyor. İsmiyle seslenmiyor. "Filistinli nerede? Nerede o?" diyor, sonra dayak, hakaret ve küfür.. Çünkü o Filistinli.

- Türk halkına iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Gerçek şu ki, Türkiye'de diri bir Müslüman halk gördük. Türk halkı bizi çok seviyor. Biz de onu seviyorduk, şimdi daha çok seviyoruz. Allah'tan Türk halkına huzur ve güvenlik bağışlamasını dileriz.  

 

Röportajın Ahbaru'l-Alem'de yayınlanan Arapça metini okumak için tıklayın!

 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?