banner15

'Irak'ta Tüm Kötülüklerin Kaynağı İşgal'

Irak'ta şiddetin tek kaynağının işgal olduğuğu belirten Müslüman Alimler Birliği Enformasyon Müdürü Dr. Müsenna Haris ed-Dari, "Çünkü tüm bunlar bu topraklara işgal ile geldi" dedi.

'Irak'ta Tüm Kötülüklerin Kaynağı İşgal'

Röportaj: Turan Kışlakçı

Küresel BAK ve MAZLUM DER tarafından düzenlenen "Uluslararası Barış Buluşması"na katılan El Basair gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Müslüman Alimler Birliği Enformasyon Müdürü Dr. Müsenna Haris ed-Dari, Dünya Bülteni'ne Irak'taki son olayları değerlendirdi. Irak'ta sorunların daha da derinleştiğini belirten Müsenna ed-Dari, hükümet kurma çalışmalarının ABD engellemeleri ve siyasi partiler arasındaki ihtilaflardan dolayı bir kaç ay sürebileceğini söyledi. İşte Dr. Müsenna ed-Dari'ye sorduğumuz sorular ve aldığımız cevaplar:
 
- Irak'ta 15 Aralık'ta seçimler yapıldı, sonuçlar da açıklandı. Peki, hükümet kurma çalışmaları neden bu kadar geçikti?
 
Öncelikle şuna işaret etmek lazım, Iraklıların kendilerine ait gerçek bir iktidarı yok. Şimdi sorunuza gelelim. Hükümetin oluşturulması ya da oluşturulmamasına karar veren işgal güçleri. Yani, hükümetin teşkilini engelleyen işgal güçleri. Çünkü, onlar kendi istekleri doğrultusunda bir yönetimi iktidara getirmek istiyorlar. İktidarsız bir iktidar istiyorlar Irak'ta. Böylece istedikleri gibi yönlendirecekler. Hükümet kurma çalışmalarının geçikmesinin arkasındaki asıl neden bu. Fakat, bunun yanı sıra, hükümet kurma çalışmalarının geçikmesinin arkasındaki başka bir neden de seçilen partiler arasındaki ihtilaflar. Hükümetin nasıl olacağı, koltuk dağılımının nasıl olacağı, etnik ve farklı grupların iktidarda nasıl temsil edeceği gibi sorunlar... Hükümetin yakında kurulmasını ummuyorum. Tartışmalar, hükümetin teşkilinin birkaç ay süreceğini gösteriyor. Burada tüm partilerin kendi maslahatlarından çok, Iraklıların maslahatını düşünmesi gerekiyor. Çünkü, Irak'ta günlük yaşam şartları zorlaşıyor. Irak halkının da sabrı tükenmek üzere..
 
- Sünni gruplar içişleri bakanının istifasını istiyor? Niçin?
 
Irak'ta suikastlar çok yaygın. Bu olayların içinde içişleri bakanlığına bağlı güvenlik birimlerinin de parmağı bulunuyor. Biz Müslüman Alimler Birliği olarak suikastler olayına birçok kez işaret ettik. Ayrıca içişleri bakanı ile birlikte savunmak bakanının da istifasını istedik. Özellikle, Birliğimizin yönetim kurulu üyelerinden Şeyh Hasan Naimi'nin öldürülmesinden sonra bunu daha çok gündeme getirdik. Şeyh Naimi içişlerine bağlı güvenlik birimleri tarafından tutuklandı ancak tutuklandıktan iki gün sonra Bağdat sokaklarında ölü olarak bulundu. Bu olayın ardından İçişleri ve Savunma bakanına yönelik istifa taleplerimiz arttı. Bazı şii gruplar da bize bu konuda destek verdi. 
 
Suikastler hâlâ sürüyor. Bundan dolayı tüm sünni gruplar içişleri bakanını istifasını istiyor. Mısır'daki toplatıya Müslüman Alimleri Birliğini temsilen katıldık, asıl amacımız bu saldırıların durdurulmasıydı. Fakat bu konuda halen bir adım atılmış değil. Geçen hafta birçok cami imamı tutuklandı. Bunların bir kısmı hükümet tarafından, bir kısmı da farkli cihetler tarafından yapılıyor. Fakat, herke şahit ki tutuklamaya gelenler, askeri elbiselerle geliyorlar. Şeyh Nacil İsavi geçen hafta öldürüldü. Hem bir caminin imamı hem de Birliğimize ait vakfın müdürüydü. Ayrıca Dr. Abdürrezzak en-Nüas geçenlerde öldürüldü. İletişim bölümünde öğretim görevlisi idi. O da hem Şii hem de Siyaset yorumcusuydu. Televizyonlara sık sık çıkıyordu. Özellikle el Cezire'ye. İşgal karşıtıydı. Demek istediğim şu, işgal karşıtı olan herkes bir şekilde öldürülüyor. 
 
- Irak'taki yabancılara yönelik tutuklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Öldürülmeler, suikastler, tutuklamalar ve yabancılara yönelik rehin olma olayları, işgal ile birlikte geldi. O halde tüm bu tür uygulamaların asıl sorumlusu işgal güçleridir. İşgal güçlerinin Felluce saldırısına kadar bu uygulamalar yoktu. Felluce kenti kuşatma altına alındıktan sonra rehin alma olayı başladı. Ancak bu olay ilk olarak işgal güçlerine karyşı tepki olarak doğdu. Daha işgal güçleri dahil bir çok kesim bunu Irak'taki direnişi karalamak için kullandı ve hâlâ kullanıyorlar. Bununla dünyaya direnişçileri terörist olarak tanıtmak istiyorlar. 

Irak tüm dünyadaki güçler için açık arena oldu. İstihbaratlar burada cirit atıyor. Fakat ne olursa olsun Irak halkı bu zorluğu aşmayı başaracaktı. Irak'ta birçok direniş grubu bulunuyor. Bazen bunlarda bu rehin alma olaylarına karışıyor. Fakat bunların sayısı çok az. Direnişçiler tarafından da bazı hatalar yapılmıyor, değil. Son günlerde rehin alma ve tutuklama olayları daha da arttı. Genelde yabancılar ön planda tutuluyor. Ancak, Bağdat'ta kadın ve çocuklar, hocalar başta olmak üzere yüzlerce kişi kaçırılıyor. Birçoğunda haber alınamıyor. Bunlar karşılığında fidye isteniyor. Kimse bunu gündemine taşımıyor. Kaçırılma olayından en fazla Irak halkı zarar görüyor. Direnişle bağlantısı olmayan kesimler bunu yapıyor.  
 
- Ülkede sivillerin bulunduğu bölgelerde düzenlenen patlamalar ile neler dersiniz?
 
Hakikaten burada çok ciddi bir yanlış bilgilendirme var. Günde genelde bir ya da iki patlama oluyor Irak'ta. Bunları kimlerin düzenlediğine yönelik açıklamaların genelde üstü örtünüyor. Fakat burada işaret etmek istediğim konu şu, Amerikan işgal gücünün kendi açıklamalarına göre, günde işgal güçlerine 93 saldırı düzenleniyor. Her nedense dünya medyasından bunlar gizleniyor. Daha geçen hafta Amerikan işgal gücü komutanlığından yapılan açıklamada, ABD ordusu işgalin başladığın günden bugüne kadar, 34 bin kez saldırıya uğradı. 
 
Sivillere yönelik saldırıların kimler tarafından yapıldığı tartışma konusu. Direniş grupları genelde ABD askeri üslerine ve araçlarına saldırı düzenliyor. Bu saldırılardan sonra ABD askerlerinin gelişi güzel ortalığı taramalarında ölen siviller, sanki saldırıda ölmüş gibi gösteriliyor. Buna tüm Iraklılar şahit. ABD, askerlerine yönelik saldırılardan sonra, kayıplarını hemen gizlemesini başarıyor. Bundan dolayı Irak'ta, sanki hiç ABD askeri öldürülmüyor da, hep sivillere yönelik saldırılar düzenleniyor imajı oluşuyor ki, bu da tamamen ABD ordusunun dünya medyasının yönlendirmesinden kaynaklanıyor. Neden dünya medyası bizim haber kanalarımızdan istifade etmiyor? 


Unutulmamalı ki, İşgal yönetimi, sadece bedenleri ve binaları yıkmadı. Bu yıkım 'tarihin, canlı halkın, medeniyetin, toplumsal barışın, dini mezhebi ırksal bütünlüğün' yıkımıydı. Bütün Irak Halkı çok acı çekti ve hâlâ çekmekte. Kısacası, ABD Irak'a barış ve demokrasiyi değil, kan ve ölümü getirdi.
 
- Irak'ta birçok üniversite hocasının öldürüldüğünü duyuyoruz. Bu konuda ne dersiniz?
 
Irak'ta özellikle bilim ve ilim adamlarına yönelik ciddi bir tehdit var. Üniversite hocaları ve cami imamları bu hedeflerin başında geliyor. Irak'ın işgalinden beri birçok üniversite hocası suikast kurbanı oldu. Bugüne değin öldürülen öğretim görevlisi sayısı 200'ü aşmış durumda. İşgalden bir ay sonra Bağdat üniversitesi rektörü öldürüldü. Öldürülmekten korkan birçok öğretim görevlisi, doktor ve mühendis ülkeyi terketmek zorunda kaldı. 
 
- Ne kadar üniversite hocası ülkeyi terketti?
 
Kesin bir rakam veremeyeceğim fakat binlerce üniversite hocası ülkeyi terketmiş durumda. Göçenlerin hepsi Suriye, Ürdün, Mısır ve diğer Arap ülkelerine yerleşmiş durumda. Bunların hemen hepsi yüksek bir konuma sahip üniversite hocaları ve iş adamları. Ürdün'de yapılan bir ankete göre, oradaki üniversitelerde 800 Iraklı öğretim görevlisi bulunuyor. Bunlar tabi göçüp iş bulanlar, fakat göçüp iş bulamanyanların sayısı ise daha fazla.
 
- Irak'ta üniversitelerde kimler derse veriyor?
 
Göç etme imkanı bulamayanlar üniversitelerde ders veriyor. Yeni mezun olanlar buralarda ders veriyor. 
 
- Üniversite hocalarına kimler suikast düzenliyor?
 
Birinci derecede hocalarımızın tümü işgal güçleri tarafından hedef seçiliyor. Bu konuda Irak Üniversiteliler Birliği'nin yayımladığı beyanatlar bulunuyor. Bu beyanatlar öğretim görevlilerin çoğunun işgal güçlerinin hedefi olduğunu ortaya koyuyor. Birçok üniversite hocası işgal güçleri tarafından tutuklandı, işkenceye tabi tutuldu, kaçırıldı ve öldürüldü. Bunların hepsinin delilleri var. Bir de üniversite hocalarına yönelik, farklı kesimlerin saldırıları bulunuyor. Bunlar dahili ve harici de olabilir. Ancak bununla beyin göçü hedefleniyor. 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48