banner39

İran'la Batı arasındaki blöf!

Ünlü düşünür Immanuel Wallerstein, İran ile Batı arasındaki nükleer diplomasiyi yorumladı.

Arşiv 02.10.2009, 11:46 02.10.2009, 11:46
İran'la Batı arasındaki blöf!

Immanuel Wallerstein

İran yine kamu diplomasisinin en ön saflarında. Başkan Obama, İngiltere Başbakanı Gordon Brown ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ortaklaşa düzenledikleri bir basın toplantısında İran'a bir ültimatom daha verdiler: Ya onların "uluslararası câmianın" talepleri dedikleri taleplere bu yılın Aralık ayına kadar ayak uydur yahut yeni müeyyidelerle yüz yüze kal. Obama İran "tüm ulusların riayet etmesi gereken kuralları çiğnedi" dedi.


İran'ın, Kum şehri yakınlarında 3000 santrifüjlük uranyum zenginleştirme tesisi inşa ettiğini duyurması - yahut batılı liderlere göre İran'ın bunu kabul etmiş olması – vesilesiyle oldu bu. Obama'ya göre zahiri amaç için – elektrik üretimi için - çok düşük bir sayı bu fakat söz konusu olan nükleer başlık üretmek olduğunda doğru sayıdır. Velhâsıl İran niyetleri hakkında yalan söylüyor.


Görünene göre batılı istihbarat kaynakları tesis inşa edildiğini bir süre önce keşfettiler fakat şimdi ikna edici bir şekilde doğrulandı. Batı görüşüne göre İran, tesis inşasını duyurdu çünkü batı istihbaratları zaten ortaya çıkarmışlardı ve bu gerçeği dünyaya ilan etmek üzereydiler. Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasına göre İran'ın böyle bir tesisin faaliyete geçmesinde altı ay evvel varlığını duyurması gerektiğini ve şu an ilan etmelerinin sebebinin de zaten bu olduğunu söylüyor.


Obama bunu her hâlükarda büyütüyor ve üzerinde mutabık olunan gerçeği (tesisin inşasını) BM'in İran'a daha ağır müeyyideler uygulaması için kullanıyor. Açıkça görülüyor ki Obama bu yeni gerçeğin BM Güvenlik Konseyi'nin yeni bir müeyyide kararını desteklemeleri yahut hiç değilse karşı çıkmamaları için Rusya ve Çin'i ikna etmeye yeterli gelmesi ümidini taşıyor.


Amerikan sağı ve İsrailliler "size söylemiştik" havasındalar. Onların görüşüne göre İran her zaman yalan söylüyordu, şimdi de yalan söylüyor ve bu yüzden ciddi şekilde cezalandırılmalı. Sadece müeyyideleri değil tesisin (ve şüphe yok ki bilinen diğer tesisin de) bombalanmasını da açıkça düşünüyorlar.


Şimdi yeni müeyyidelerin eşiğinde miyiz? Yahut ABD veya ABD'nin zımnî rızasıyla İsrail tarafından İran'ın bombalanmasının eşiğinde? İhtimaldir, ama gerçekten öyle olacağını sanmıyorum. Olan bitenin cümbür cemaat yapılan büyük bir blöf olduğunu düşünüyorum.


İran'la başlayalım. İran'ın nükleer güç konumunu elde etmek istediği hususunda ABD sağı ve İsraillilerle aynı fikrideyim. Onlardan ayrıldığım nokta sadece bunun bana normal gelmesi, kaçınılmaz durması ve hiçbir şekilde jeopolitik bir felâket görünmemesidir.


İran nokta-i nazarından, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasını (NPT) imzalamamakla kalmayıp nükleer silahlara sahip olan üç nükleer güç – Hindistan, Pakistan ve İsrail – ve diğerleri var. "Uluslararası câmianın" kurallarını çiğneme suçlamasıyla da karşılaşmış değiller. Bu yüzden İranlılar soruyorlar: İran'a sataşmanın âlemi nedir? İran, civarındaki bu üç nükleer gücün aksine, NPT imzacısı ve şimdiye değin anlaşmanın muayyen hükümlerini çiğnemiş değil. Ama gene de diğer üç ülkeye nazaran çok daha küçük uluslararası kural ihlallerinden dolayı alenen kınanıyor. Brezilya Devlet Başkanı Lula, Brezilya'nın da uranyum zenginleştirdiğini ve İran'ın uranyum zenginleştirmesinde bir sorun görmediğini söyledi.


Obama madem ki İran'ın bu tesisi inşa ettiğini biliyordu da niçin şimdi ilan ediyor? Önce bir istihbaratın sağlamlığından emin olmak istediğini iddia ediyor. Ne ki iç politika için çok yararlı bir vakit bu. Obama, sağlık sistemi reformu teklifi ve Afganistan'a daha fazla asker göndermede sergilediği tereddüt yüzünden Amerikan sağının hücûmuna uğruyor. İran'a sert tarzda konuşması, sağ cenahını biraz korumasını sağlıyor ve diğer meselelerde elini siyaseten güçlendirebilecektir.


Aynı şey İran için de söylenebilir. Obama gibi Ahmedinejad da bazı iç siyasi zorluklara sahip. Batı'ya karşı sert tarzda konuşmak açıktır ki rejimine karşı İran'daki ulusçu hisleri pekiştirmesine imkan vermektedir bilhassa da onu böyle konuşmaya iten Batı olduğunda.


Rusya ve Çin daha sert müeyyidelerin amaca ters sonuçlar üreteceğini her daim savundular. İran'la mâkul ilişkiler sürdürmede her ikisinin de ekonomik ve jeopolitik çıkarları var. Elbette Amerika'yı karşılarına almada çok fazla ileri gitmek de istemiyorlar. Bu yüzden muhtemelen yavaşça, dikkatlice ve müphemiyet çizerek ilerleyeceklerdir. Rusya Devlet Başkanı Medvedev, Eylül ayında İran'ı eleştiren, Obama'nın yüzünü gülümseten bir İran beyânat vermiş olabilir. Ancak bu Rusya'nın Aralık ayında hakikaten ciddi müeyyide kararı lehine oy atacağı anlamına gelmeyecektir. Evvela, Ruslar (ve Çinliler) daha sert müeyyidelerin İran'ın duruşunu değiştirmede etkili olacağına gerçekten inanmıyorlar ve Batı dünyasındaki çok sayıda ciddi analist de inanmıyor.


Askeri harekâta gelince, şunu bir düşünün: Obama, General Stanley McChrystal'in Afganistan'da Amerikan askeri kararlılığını artırma talebiyle yüz yüze. Savunma Bakanı Robert Gates'in bu talebi nereye kadar onaylayacağı belli değil. Demokrat politikacılar arasında zaten ciddi bir muhalefet var. ve Amerikan kamuoyu aşırı derecede şüpheli görünüyor. Obama uzun vâdeli strateji üzerinde düşünüp taşınıyor.


Sanıyorum ki Obama hiç değilse kısmen razı olacak ve daha fazla asker gönderilmesine izin verecek. Benzer şekilde diğer NATO ülkelerinin de asker sayısını artırmaları son derece düşük bir ihtimaldir. Aslında onların askerlerini çekmeleri daha yüksek bir ihtimal olarak görünüyor. Afganistan'daki duruma bakınca, İran'a karşı bir askeri harekâtı destekleyecek olanlar da kimlerdir? Obama mı? Genelkurmay Başkanı mı? Amerikan kamuoyu mu? Böylesi bir askeri harekâtın hayli düşük bir ihtimal dâhilinde olduğunu söyleyeceğim. Ve kaygıları ve arzuları her ne olursa olsun İsraillilere, gerekli sınır ötesi uçuş hakkı verilmeyecektir.


Bu bizi nereye götürmekte? Dünyayı açmazda bırakmaktadır. Bir sürü laf ve çok az eylem. Ahmedinejad'ın istediği de bu mu? Belki de. Amerikan sağı ve İsrailliler bu durumu kınayacak mı? Muhtelemen. Obama durumu değiştirmek için bir şeyler yapabilir mi? Yapabileceği bir şey göremiyorum. Gelecekteki tarihçiler, ABD'nin jeopolitik güç kaybının bir delili daha diyerek kaydedileceklerdir bunu. Gelecekteki tarihçiler, BM Güvenlik Konseyi kararlarına karşı koymada İran'ın tıpkı son elli yılda benzer şekilde hareket eden ülkeler gibi davrandığını da söyleyebileceklerdir. Ne azı ne de çoğu.


Yutturmaca, gerçeklikle aynı kapıya çıkmaz.


Makalenin orjinal başlığı: Yine İran: Herkes blöf mü yapıyor?

Dünya Bülteni için çeviren: M. Alpaslan Balcı

banner53
Yorumlar (0)
24
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?