İslami Cihad Hareketi

Arkadaşımız Sümeyye Ertekin İslami Cihad'ın ikinci adamı Ziyad Annakhale ile Şam'da görüştü.

İslami Cihad Hareketi


Sümeyye Ertekin / Dünya Bülteni

Filistin direniş hareketi içindeki grup İslami Cihad'ın ikinci adamı Ziyad Annakhale sürgünde yaşadığı Suriye'nin başkenti Şam'da Dünya Bülteni'nin sorularını cevapladı. Ebu Tarık olarak da bilinen Ziyad Annakhale, Hamas'ın seçimlere katılma kararından iktidar olmasına, Batı dünyasının tavrından İsrail'in saldırılarına kadar bir dizi konuda önemli açıklamalarda bulundu...

S.E: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben Filistin'in Gazze kesiminde 1953 yılında doğdum. 1970 yılında Gazze'nin kurtuluş mücadelesi içerisinde yer aldığım için tutuklandım. 15 sene hapiste yattım. 1995 yılının ikinci yarısında cezaevinden salıverildim. Cezaevinden çıktıktan sonra 3 sene Gazze'de kalarak direniş hareketi içerisinde bulundum. Fakat İsrail tarafından yapılan baskılar sonucu Lübnan'a geçmek zorunda kaldım. Burada bulunduğum süre içerisinde İslami hareket içerisinde aktif olarak görev almaya devam ettim. Bu arada hukuk alanında eğitim gördüm.

S.E: ABD Başkanı Barack Obama Bush döneminde İslam dünyası ile bozulan ilişkileri düzeltmek için Mısır'da Müslümanlara hitap etti. Siz Obama'nın bu hareketini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şüphesiz Obama'nın ziyareti hem ABD ve hem de tüm bölge açısından çok büyük önem taşıyor. Çünkü hem ABD ve hem de birçok ülkenin dış siyaseti açısından Filistin ve Ortadoğu meselesi öncelikli mesele konumundadır. Bu yönüyle baktığımızda Obama'nın konuşması ve ziyareti çok önem taşıyor. Obama konuşmasındaki en önemli noktalardan biride İsrail'in işgaline ve haksızlığına karşı süratle bir Filistin devletinin kurulması ve savaşın durması için acele ile adımların atılacağı meselesiydi. Fakat buna rağmen ben Filistinliler ABD silahlarıyla İsrail tarafından katledilmeye devam ettiği sürece ve Filistin'in 1967 sınırları içerisinde bulunan toprakları İsrail tarafından işgal edilmeye devam ettiği müddetçe bir çözümün olabileceğine inanmıyorum. Yani Obama'nın konuşması sadece lafta kalmış görünümü veriyor. Bu arada bazı batı ülkeleri ile biz İslam aleminin olaylara Filistin'e bakışında farklılık var. Biz olaya tarihi bir perspektiften baktığımız İsrail'in Filistin topraklarını gaslettiğini görüyoruz. Ayrıca İslam alemi açısından olaya baktığımızda şunu da görüyoruz Filistin Müslümanların kalbi durumda. Çünkü burada kutsal olan Mescidi Aksa burada. Bu da buranın İslam alemi açısından ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. Obama'nın konuşması ve açılımı Ortadoğu'nun sadece küçük bir bölümünden bahsediyor. Aynı zamanda konuşma bir önceki başkan Bush yönetiminin İsrail'in tarafını tutan politikalarına karşı yeni bir politikayı gözler önüne seriyor. Fakat olayların temeline baktığımız ABD'nin temelde İsrail'e desteğinin devam ettiğini görüyoruz. Buda çözümsüzlüğü getiriyor. ABD silahlarıyla Filistinliler katledildiği sürece kanaatimce çözümden bahsetmenin de zaten hiçbir anlamı yok. Çözümün yolu bana kalırsa çok uzun, meşakkatli ve uzun olacak.


S.E: Bize biraz İslami Cihat hareketinden bahseder misiniz?

İslami Cihad hareketi 1970'lerde Filistin'de ortaya çıkan temelleri İslam'a dayanan bir harekettir. İslam dışında bu ümmetin kurtuluşuna vesile olabilecek başka bir yola inanmıyor. Fikirsel olarak baktığımızda da Müslüman Kardeşler hareketine yakınız. Zaten kadroların çoğunun daha önce Müslüman Kardeşler hareketinde çalışmalarda bulunduğunu görüyoruz. Fakat Müslüman kardeşler hareketinin Filistin'de işgale karşı çıkmayışı İslami Cihad hareketinin kurulmasına neden oldu. Fakat dediğim gibi temelde baktığımız zaman hareketin Müslüman Kardeşler ve Hamas'a yakın olduğunu görüyoruz.

S.E: Peki İslami Cihad'ı diğer Filistinli direnişçi guplardan ayıran özellikler neler?

Bizim ile diğer hareketler arasındaki en bariz farklılık fikirsel anlamda yaşandı. Biz Filistin hükümetinin İsrail ile yaptığı yaptığı buna Oslo Anlaşması da dahil hiçbir antlaşmayı kabul etmedik. Çünkü biz işgal altında yapılacak bir antlaşmayı kabul etmiyoruz. Ayrıca siyasi bir hareket olarak da işgal altındaki bir bölgede yapılacak seçimlerin adil olacağına inanmadık. Fakat Hamas yoluna siyasi bir parti olarak devam etmek istedi ve seçimlere girerek birinci parti oldu. Fakat gördük ki birinci parti olmanız yetmiyor. İşgal altında birinci parti olsanız bile dış güçler sizlere müsaade etmiyor. Zaten seçimler ne Filistin'in ve ne de İsrail tarafının isteğiyle yapılmadı. Seçimler tamamen ABD ve Arap ülkelerinin isteğiyle Oslo antlaşması çerçevesinde yapıldı. Hamas seçimlere girdiğinde herkes onun tamamen silahlarını bırakıp Oslo Anlaşamasına uygun bir şekilde tamamen siyasi bir hareket olarak hayatına devam edeceğini zannetti. Fakat Hamas bu isteği kabul etmeyince sizinde gördüğünüz gibi birçok sıkıntı yaşamak zorunda kalındı ve seçimin galibi olmalarına rağmen kazanan olamadılar. Şimdi birde olayın şu boyutu var. Biz Filistinlilerin kendi aralarında ne olursa olsun savaşmasına ve birbirlerini öldürmesine karşıyız. Ayrıca ne olursa olsun direniş mutlaka devam etmeli. İsrail ile yapılacak hiçbir antlaşmayı işgal devam ettikçe de kabul etmemeliyiz. Bizim farkımız bu…

S.E: Siz aynı zamanda El Fetih ile Hamas abaşta olmak üzere diğer Filistinli direnişçi gruplar arasında Mısır'ın başkenti Kahire'de devam eden görüşmelere de katılıyorsunuz? Görüşmeler şu an ne düzeyde?

Şimdi Filistin yönetimi Hamas'tan Oslo da üzerinde mutabakata varılan şartlara uymasını istiyor. Hamas ise şuana kadar Filistin yönetiminin kendi başına yaptığı bu antlaşmanın şartlarına direniyor ve kabul etmiyor. Görüşmeler şuanda devam ediyor. Fakat ben Obama'nın ziyaretinden sonra Hamas'ın şartları kabul etmesi baskı yapılacağını veya yeni şartlar üzerinde görüşmelerin devam edeceğini tahmin ediyorum. Tabi burada işgale karşı mücadele eden İslami mücadelenin devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Fakat burada oluşturulacak bir uluslar arası baskının Hamas'ı veya diğer İslami mücadeleleri sıkıntıya ve yanlışa sürükleyebileceğini görüyorum. Bu da işgale karşı direnen İslami grupların İsrail'i meşru kabul etmesi olacaktır. Çünkü İsrail meşru değildir bizim için. Ve onunla işgal devam ettikçe anlaşmamız mümkün değildir. Ayrıca ne olursa olsun hatta Hamas'ın gayri meşru ilan edilmesi bile onu İsrail'i tanımaya itmemelidir. Yani her ne olursa olsun bizim İsrail'i bir devlet olarak tanımamız, meşru görmemiz, taraf kabul etmemiz mümkün değildir.

S.E: Bu direniş içinde şiddetin meşruiyeti nedir?

Şimdi tüm uluslar ve devletlerin üzerinde ittifak bir durum var. Bu da işgal altına düşmüş herkes meşru müdafaa hakkını kullanabilir. Yani işgale karşı direniş meşrudur. Bizim yaptığımız işgal edilmiş topraklarımızı kurtarmak için meşru müdafaa hakkımızı kullanmaktır. Tarihi verileri incelediğinizde de İsrail devletinin nasıl kurulduğunu hangi şartlarda topraklarımızı gasp ederek kurduğunu göreceksiniz. Burada sadece toprak gaspından bahsetmekte yanlış olur. Çünkü İsrail Müslümanlar için kutsal olan Mescidi Aksa'yı işgal etti. Mescidi aksa işgal altındayken sadece bizim değil bütün Müslümanlar için farz olan bir mücadele başlamış oluyor. Yani biz hem toprakları gasp edilmiş ve hem de kutsallarına saldırılmış mazlum bir halkız. Bizim burada yaptığımız meşru müdafaadır. Karşımızda hukuk tanımaz, insan haklarına saygısı kalmamış kanla beslenen bir güç var. Dünya bizden oturup seyretmemizi bekleyemez. Bizde elimizdeki tüm gücümüzle kendi topraklarımızı işgalden kurtarmak için mücadele ediyoruz…

ABD ve İsrail bunu bir terör hareketi olarak göstermek istiyor ama bizim topraklarımız işgal altında biz bunun için mücadele ediyoruz. Ancak şunu açıkça söyleyeyim biz sivilleri hedef almıyoruz. Evet geçmişte yapılan bazı saldırılarda siviller de öldü. Ancak bu bizi üzüyor. Mesela Yahudi ya da Müslüman kimliği ne olursa olsun bir çocuğun ölmesi bizi üzüyor.

S.E: İran'dan yardım aldığınız söyleniyor. Bu iddilar doğru mu?

Filistin davasına kim yardım eder ve destek verirse biz ona saygı gösteririz. Bizim İran ile ilişkilerimiz iyi. Çünkü İran bizi destekliyor. Hatta bazı Hıristiyan gruplar var Filistin davasına destek veren onlarla da aramız iyi. Ancak şunu söylemeliyim bizim direniş için başka bir ülkeden ya da halktan bir şey öğrenmeye ihtiyacımız yok. Bizim tarihimiz direniş tarihi zaten.

S.E: Son olarak Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her şeyden önce Türk halkı ile Filistin halkının tarihe dayanan güçlü bağları var. Bu yüzden Türk halkı Filistin davasına her zaman sahip çıkmış gerek duaları ile gere yardımları ile bizim yanımızda olmuşlardır. Özellikle Türk hükümetinin son Gazze saldırısını da ortaya koyduğu olduğu duruş ve sahiplenme birçok Arap ülkesinin ortaya koyamadığı bir durum oldu. Çünkü birçok Arap ülkesi maalesef son olaylarda Gazze'yi ve Gazze halkını bir kurban gibi ortada bırakmıştır. Türk halkı ve hükümetine Filistin halkına karşı ortaya koymuş olduğu sahiplenmeden dolayı ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2009, 18:23
YORUM EKLE

banner33

banner37