banner27

'İslamiyetle diyalog kurulamaz'

Papa'nın Türkiye ziyaretini değerlendiren kardinal, diyaloğun gerçek yüzünü, "dinler arası diyalog sadece Yahudilikle mümkündür" sözleriyle gösterdi.

'İslamiyetle diyalog kurulamaz'

Roma Katolik Kilisesinin ruhani lideri Papa 16. Benediktus’un 28 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında yaptığı Türkiye ziyareti tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Kimi yorumcular, 16. Benediktus’un 12 Eylülde Almanya’nın Regensburg kentinde, İslam dünyasında tepkilere neden oluşan konuşmada dile getirilen düşüncelerin üzerine, Türkiye ziyareti sırasında yapılan jestlerle sünger çekildiğini ileri sürerken, Vatikan yetkilileri Papanın çizgisinde herhangi bir değişiklik olmadığını belirterek, söz konusu yorumlara karşı çıkıyor.

Bologna Başpiskoposu Kardinal Carlo Caffara, bugün Corriere della Sera (Akşam Postası) gazetesinde tam sayfa olarak yayımlanan demecinde, Papanın Türkiye ziyaretinin doğru biçimde yorumlanması gerektiğini söyledi. 68 yaşındaki Kardinal Caffara, "Bizler, ziyaretin başarısının Regensburg’un yalanlanması gibi yüksek bir bedelle sağlandığını söyleyen yorumcularla hemfikir değiliz.

Regensburg ile İstanbul’u karşılaştırırsanız, ortada bir dürüstlük ve süreklilik olduğunu görürsünüz" dedi.

Kardinal Caffara, Regensburg’daki "ilahiyatçı papa" ile Türkiye’deki "yetenekli bir diplomat papa"nın birbirinden tümüyle farklı yaklaşım sergilediği biçimindeki değerlendirmelerin, "karikatürsel bir nitelik" dışında hiçbir anlam taşımadığını söyledi. Papa’nın Regensburg’da söylediklerini Türkiye’deki konuşmalarıyla dolaylı biçimde yalanlamasının söz konusu olmadığına dikkati çeken Kardinal Caffara, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu, Papanın Regensburg’da yaptığı konuşma ile Diyanet İşleri Başkanlığı ve Ankara’daki diplomatik temsilcilere hitaben yaptığı konuşmaları karşılaştırmak suretiyle de gösterebilirim. Her üç konuşmada da ana tema aynıdır: Halklar arasında diyaloğun, dolayısıyla barışın tesisi, kendini salt dinsel boyuta hapsetmemiş bir akıl ve de mantıklı yaklaşımlarla bağdaşmayacak tarzda metotlarla başkalarına zorla dayatılmayan bir din sayesinde mümkün olabilir." Papanın Türkiye seyahatini başarılı biçimde neticelendiğine işaret eden Caffara, "Papanın bizzat kendisinin de öngördüğü zorluklara karşın, seyahat mükemmel bir neticeyi beraberinde getirmiştir. Türkiye, İslam dünyasında eşsiz bir örnek konumundadır: Müslüman toplum, anayasal temelde laik bir devletle örgütlenmiştir. Orada da, 16. Benediktus’un göğüslemek durumunda olduğu meydan okumalardan biri açıkça gündemdedir: Dinsel inancın kamusal önemi" diye konuştu.

İSLAM VE DİĞER DİNLERLE İLİŞKİLER

Kardinal Caffara’nın, Katolik Kilisesi açısından gerçek anlamdaki dinler arası diyaloğun ancak Yahudilikle ilişkiler açısından mümkün olabileceğini söylemesi, dikkati çekti. Caffara, "dinler arası diyalog sadece Yahudilikle mümkündür. İslam ile ancak makuliyet ve eğitim düzlemlerinde görüşebiliriz. Batının kimliğini savunmakla yükümlüyüz" dedi.

Caffara, II. Jean Paul’ün Assisi kentinde yaptığı türden, bir papanın diğer dinlerin mensuplarıyla yan yana poz vererek dua etmesinin, kafalarda karışıklığa yol açabileceğini savunarak şöyle konuştu:

"Bu, inananlar arasında kafa karışıklığına sebep olabilir. İslam ile ancak insani yaşam, akıl meselesi, yaşam anlayışı ve eğitim gibi konular etrafında konuşabiliriz. Ama Hristiyan olarak İsrail ile olan bağlarım, diğer dinlerle kurabileceğim ilişkiyle hiçbir suretle kıyaslanamaz." Hristiyanlığın dinsel açıdan sadece Yahudilikle sıkı bir bağ içerisinde olduğunu belirten Caffara, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

"Bence, Yahudi olmadan Hristiyan olunamayacağı gerçeği her geçen gün daha net biçimde ortaya çıkıyor. Gerçek anlamda dinler arası diyalog da sadece Yahudilikle mümkün olabilir. Zira ben bir Hristiyan olarak manevi anlamda İsrail soyundanım. Aziz Pavlus da, bizlerin Yahudi olmamakla birlikte, manen (Hz.) İbrahim’in oğulları olduğumuzu söylemektedir."

'BATININ KİMLİĞİNİ SAVUNMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ'

Kardinal Caffara, Kilisenin Avrupa’nın Hristiyan kökenlerine sahip çıkmasını sağlamak zorunda olduğunu savunarak, "Batı toplumunun değerleri, büyük oranda Hristiyanlıktan neşet etmiştir. Batının kimliğini savunmakla yükümlüyüz" dedi.

Batıdaki bazı kesimleri kıtanın Hristiyan kökenlerini erozyona uğratma çabası içinde olmakla suçlayan Caffara, şöyle konuştu:

"Şu an itibarıyla pek çok kişinin bilincinde, bu kökenler erozyona uğratılmaktadır. Kimliğimizi besleyen sermayeyi her gün çarçur ederken bu mirastan daha ne kadar yararlanabileceğimizi sormak lazım. Batılı olmayanlar karşısında ne türden bir kültürel kimlik taşıyoruz? Acaba bu, giderek içerikten yoksun şekli bir kimlik haline mi geliyor? Bizimle bütünleşmeye çalışanlardan ne türden evrensel değerler talep ediyoruz? Birlikte yaşama temelimizi, giderek tamamen sadece prosedür niteliğindeki kuralların, ahlaken yabancı olanlar tarafından paylaşılmasını istemeye indirgemekteyiz".

Kardinal Caffara, "Ahlaken yabancı olanlar biçimindeki ifadeyle ne demek istiyorsunuz?" sorusunu şu sözlerle yanıtladı:

"Demek istediğim şudur: Aynı temele, aynı ahlak anlayışına göre yaşamıyoruz.

Hayatın temel sorularına ilişkin farklı yanıtlar veriyoruz. Önerdiğimiz kimlik bu mudur? Eğer gerçekten böyleyse, giderek yoksullaşıyoruz demektir. 16.

Benediktus’un, tümüyle dünyevileşmiş bir Batının din duygusunun halen varlığını koruduğu kültürlerle diyalog yeteneğinden de yoksun olacağını söylemesinin nedeni budur. Batı haricinde, Uzak Doğu’dan İslam’a kadar diğer tüm toplumlarda din duygusu varlığını korumaktadır."
8sütun

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25