banner15

İslâm'ın Diğer Dinlere Bakışı

Gulam Haydar Asi bu yetkin çalışmasında, karşılaştırmalı dinler alanının başyapıtlarından olan İbn Hazm'ın bir kitabı çerçevesinde, İslâm'ın ve müslümanların diğer dinlere bakışını ele alıyor. İbn Hazm şiirden kelâma, siyerden tarihe bir çok alanda yüzl

İslâm'ın Diğer Dinlere Bakışı
 

Hristiyanlığın X. asrında ilim belki de hiçbir yerde Müslüman memleketlerdeki kadar büyük bir arzuyla aranmadı; ilim ve irfan İslâm toplumlarında ulaştığı düzeye hiçbir yerde ulaşamadı. Bu gerçek hem İslâmî ilimlerin farklı dalları için hem de her tür bilim dalı için geçerlidir. Yaşadığımız yüzyılda, ilmin bir zamanlar Dâru'l-İslâm'da ulaştığı düzeyi yavaş yavaş fark etmeye başladık -bilvesile Fuat Zengin ve George Sarton gibi araştırmacıların çalışmalarına minnettar olduğumuzu belirtmeliyiz-. Şu da açık bir gerçektir ki Müslümanlar farklı bilimlere önemli katkılar sağladıkları gibi insanlığın entelektüel geçmişinde de hayatî ve iz bırakan bir yol oynadılar: Müslümanların yaptığı en büyük katkı ise geliştirdikleri bilimsel metotlardı.

Son on yıldır araştırmacılar, entelektüel girişimlerin başka bir alanında da Müslümanların katkılarının boyutunu incelemeye başladılar: Mukayeseli Din Araştırmaları. Süren ilmi araştırmalara göre İslâm'ın ilk çağlarından itibaren Müslüman araştırmacıların, karşılaştıkları dinlerle sistemli bir şekilde tanışma girişimlerine ilgi duyduklarını keşfettik: Yahudilik, Hristiyanlık, Manihaizm, Zerdüştlük, Hinduizm, Budizm ve diğerleri. Müslümanları diğer dinleri tanımaya iten en önemli saik diğer dinlerin bozulmuş dinler olduğunu, İslâm'ın ise tek geçerli din olduğunu göstermekti. Bununla beraber, bu saik yanında, dinler üzerine çalışan Müslüman âlimlerin iki ortak özelliği daha vardı: Birincisi, diğer dinler hakkında gerçekleri ortaya çıkarmak için gönülden bir gayret içindeydiler. İkincisi de, ulaştıkları gerçekleri büyük bir dürüstlükle ortaya koydular. Şüphesiz diğer dinî geleneklerin doktrinlerini reddettiler ve fakat, asla onların doktrinlerini ve tarihlerini tahrif etmeye çalışmadılar. İbn Hazm ve İbn Teymiyye, yukarıda bahsi geçen saiklerle Mukayeseli Din Araştırmaları alanında çalışan Müslüman âlimlerin en iyi örnekleridir. Her ikisi de diğer dinlerin doktrinlerini reddetme konusunda hararetliydi. Fakat bu durum şu gerçeği değiştirmez: Her ikisinin de bu dinlere ait bilgisi geniş, derin ve nüfuz ediciydi ve onların bu dinlere yönelik algıları, kesin ve göz kamaştırıcıydı.

Ne var ki, yukarıda anlatılan model, Müslüman âlimlerce ortaya konulan yegane model değildi. Kendi dininden farklı bir din üzerine araştırma yapmak için başka bir model daha bulduğumuza göre, diğer dinleri reddetme saiki içeren bir model de vardır. Bu usûlle araştırma yapan âlimler, İslâm hususunda daha az hassas değillerdi ve İslâm'ın doğruluğu ve diğer dinlere üstünlüğü hakkında daha zayıf bir inanç taşımıyorlardı. Buna rağmen Mukayeseli Din Araştırmaları alanına girdiklerinde, dikkatlerini bütünüyle ve büyük bir titizlikle hakkında araştırma yaptıkları din üzerine yoğunlaştırdılar. Bu âlimler, diğer dinlerin kusurlu yahut İslâm'a göre daha önemsiz olduğunu kanıtlamaya çabalamadılar. Muhtemelen onlar İslâm'ın doğruluğunu tartışmasız bir gerçek olarak kabul etmekteydiler ve bunu doğrulamak için iddialarını delillendirme ihtiyacı duymadılar. Böyle olsaydı da fark etmezdi, çünkü bu âlimler, ileri düzeyde ve kesin bilimsel standartlar oluşturmuşlardı. Konularına ilişkin olası verileri toplamak ve bir araya getirmek için ayrıca bir gayret göstermelerine gerek yoktu.

Belki de bu modelin en iyi temsilcisi, Ebû Reyhân El-Bîrûnî'ydi. Bîrûnî, birçok din hakkında eser kaleme aldı, fakat özellikle Hint dinleri ile ilgilendi. Müslüman âlimlerin Hinduizm hakkındaki kanaatlerinin oldukça olumsuz olduğu bilinir. İslam dinî geleneğindeki tevhid ilkesinin hayatî önemi dolayısıyla bu anlaşılabilir bir durumdur. Ne var ki, Bîrûnî Hinduizm hakkındaki çalışmalarını büyük bir gayretle sürdürdü ve hiçbir önyargıya yenilmedi; sağlam bilgiyi aramakta gevşeklik göstermedi. Hinduizm hakkında hakkıyla çalışmak için Sanskritçe öğrendi; onların dinî felsefelerinin derinliğini anlamak için Hindu âlimlerin önünde diz çöktü ve entelektüel geleneklerini derinlemesine anlamak için Hindularca ortaya konulmuş eserlerin neredeyse tamamına ulaşmak için uğraştı. Böylece, Bîrûnî'nin çalışması kulaktan dolma veya dışarıdan öğrenilenlere değil, büyük oranda Hinduizm'in orijinal kaynaklarından edinilen sağlam bilgilere dayanıyordu. Şunu bilmek şaşırtıcıdır: Bîrûnî'nin diğer dinlerin doktrinleri konusunda elde etmeyi amaçladığı seviye; o dinleri, müntesiplerince, dinî konumlarının tarafsız ve gerçek ifadesi olarak addedilecek şekilde anlamak ve izah etmekti. Böyle olunca Bîrunî, Wilfred Cantwell Smith gibi bilim adamlarınca bu yüzyılın ikinci yarısında fark ve izah edilen, algıya dayalı metodolojik ilkelerin en önemlilerini önceden kestirmişti.
Bu çalışma, "Mukayeseli Din Araştırmaları" başlıklı serimizin ilkidir. Bu seriyi, diğer dinleri anlamak üzerine çalışmalar yapan Müslüman âlimlere yardımcı olur düşüncesiyle yayınlıyoruz. Bu kitabın, çalışmalarına adandığı araştırmacı ve düşünür, Müslüman İspanya'nın XI. yüzyılda yetiştirdiği, işi en iyi bilen düşünürüdür: İbn Hazm. İbn Hazm, bildiğimiz gibi, şiir ve edebiyata, hukuk ve fıkha, ilâhiyata, siyer ve tarihe; son olarak da en önemli çalışması olan Mukayeseli Din Araştırmaları'na yaptığı katkılarla tebarüz etti.

Elinizdeki eseri hazırlayan Gulam Haydar Asi, Mukayeseli Din Araştırmaları ile ilgili çalışma yapan birkaç çağdaş Müslüman âlimden biridir. Aralarında, bu çalışmaya aydınlatıcı bir "Giriş" yazan Tamara Sonn'un da olduğu birçok bilim adamından istifade etmiştir. Fakat Asi'yi en çok etkileyen ve bu çalışmasında ona yıllarca rehberlik eden kişi yüzyılımızın Mukayeseli Din Araştırmaları alanındaki en güçlü Müslüman âlimlerinden biri olan İsmail R. El-Farukî'dir. Asi'ye zihinsel gayreti ve bu mükemmel akademik temeli için teşekkürler. O, çok az çalışılan bir alanda-Mukayeseli Din Araştırmalarına Müslümanların Katkısı.-büyük önem taşıyan bir eser ortaya koydu Şüphesiz, bu kitap Müslümanların diğer dinlere karşı tutumları hakkında önemli bir kaynak olacak. Ayrıca, Müslüman bilim adamlarının diğer dinler üzerine sistemli araştırmalar yapmak için ortaya koydukları ciddî ve önemli gayretlerini gün yüzüne çıkaracak ve özellikle Mukayeseli Din Araştırmaları alanında öncü olarak İbn Hazm'ın önemini ortaya koyacaktır ki o, bu disiplinin gelişmesinde hâlâ önemli bir yere sahiptir. İbn Hazm'ın en mühim katkılarından biri, din çalışmaları konusunda hususî ve eleştirel araştırmaların kriterlerini geliştirmiş olmasıdır. O sadece bu kriterleri ortaya koymakla kalmadı, bu kriterleri birçok araştırmasında da kullandı. Mukayeseli Din Araştırmaları âlimi olarak İbn Hazm'ın büyüklüğünü takdir etmek için şu gerçeği bilmek yeter: Hristiyanlık'la ilgili eleştirilen hususlar, İbn Hazm'dan neredeyse yedi asır sonra hâlâ onun ortaya koyduğu noktalarla sınırlı kalmıştır.

Bu çalışmayı değerli kılan, birçok bilim adamının son yıllarda bu alanda araştırma yapma gayretleridir. Meselâ Muzemmil Hüseyin Sıddîkî, Harvard Üniversitesi'nde doktora tezini İbn Teymiyye'nin El-Cevâbü's-Sahîh Li Men Battala Dîne'l-Mesîh adlı eseri üzerine yaptı. Yine, Nijerya'dan yetişen bir bilim adamı olan İsa Muhammed Maishanu'nun İslamabad Uluslararası İslâm Üniversitesi'nde henüz tamamladığı doktora tezi de bu alanla ilgilidir: The Comparative Method in the Study of Religion: A Case Study of al-Âmirî and al-Bîrûnî. Asi'nin bu çalışmasını, serinin ilk eseri olarak yayınlamaktan gurur duyarken, zamanı geldikçe bu alandaki daha birçok önemli çalışmayı da yayınlamayı planladığımı bildirelim. Bu serinin amacı, tarihî bir hafıza kurmak ve geçmişte bu alanda Müslüman âlimler tarafından sağlanan katkıyı gün yüzüne çıkarmak. Fakat bu elbette tek amacımız değildir. Biz, Mukayeseli Din Araştırmaları'na çağdaş Müslüman âlimlerinin süren bir ilgisini görmek arzusundayız. Bu arzu, Müslüman âlimlerin geçmişte bu alanı zenginleştirmiş olmalarına bağlı olduğu gibi, yakın gelecekte de aynısını yapacaklarına olan güvene dayanmaktadır. Geçmişte insanlık kültür tarihi için nice eşsiz eser ortaya koyan İslâm medeniyetinin gelecekte de daha fazla eser ortaya çıkaracağından eminiz. Hem de öyle eserler ki öncekilerden daha başarılı ve üstün.

Bu çalışma, Asi'nin Temple Üniversitesi Din Departmanı'na (Bölümüne) sunulan doktora tezinin gözden geçirilmiş şeklidir. Ne yazık ki birçok sebeple, özellikle de bizden binlerce kilometre uzakta olması dolayısıyla Asi, eserini basmak için yardımcı olabilecek bir durumda değildi. Bu eserin baskıya hazırlanmasında borçlu olduğumuz ilk kişi, tekrarları ve gereksiz detayları ayıklamak için zor bir çalışma yürüten Pakistan'ın emekli bilim adamı Şerif Mücahit'tir. Ardından, taslağın hatalardan temizlendiğine emin olana kadar referansları kontrol etmek için zamanlarının büyük bir kısmını ayıran meslektaşlarıma ve özellikle de İmran Ahsen Niyâzî ve Azfer Said'e borçluyum. Mamafih bu metne son hâlini ben verdim, ve olabilecek bütün hatalar da bana aittir. Değerli yardımlarından dolayı ismini andığım bütün arkadaşlara teşekkür ederim. Bu isimlere metni tekrar tekrar yazan yorulmaz bilgisayar operatörümüz Alim Zebi'yi de eklemeliyim. Bu kitaba önemli bir "Giriş" bölümü yazan sevgili arkadaşım Tamara Sonn'a da teşekkür ederim. Konu hakkında bilgi verici ve ufuk açıcı bir makale oldu. Aynı zamanda kitabın değerini de oldukça artırdı.

Kitabın önsözünden: Zafer İshak Ensarî / İslamabad / Aralık 1999

Yazarlar :  Gulam Haydar Asi,   
Çevirmen :  İbrahim Hakan Karataş
Yayın Yılı :  2005
Sayfa Sayısı :  272
ISBN :  975-574-432-5
Fiyat TL  :  13.000.000 TL
Fiyat YTL  :  13,00 YTL

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48