banner15

İsmail Cem, Arafat ve Sinagog

Cem, Arafat’a “Filistin halkının bütün sorunlarının çözüleceğini ve çok basit bir ödüne onay vermesi durumunda bir kaç ay içinde bağımsız Filistin devletinin kurulacağını” ifade etti.Bu ödün Yahudilere Haramüşşerif’te Mescidi Aksa&

İsmail Cem, Arafat ve Sinagog

ABDULBARİ ATWAN
El Kuds El Arabi Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
 
İkinci intifada patlak vermeden ve Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat’ın nihai olarak kalacağı Ramallah’a intikalinden önce, Gazze havaalanına özel bir Türk uçağı inmişti. Uçaktaki kişi zamanın Türk Dışişleri Bakanı İsmail Cem’di.
 
Kendisini havaalanında karşılayanlara hükümetinden Başkan Yaser Arafat’a çok önemli bir mesaj getirdiğini ve bir an önce başkanlık makamına varıp kendisiyle kapalı bir görüşme yapmak istediğini ifade ediyordu.

Başkan Arafat Türk misafirini güler yüzle karşıladı ancak görüşmenin baş başa olması talebine karşı çıkarak zamanın Adalet Bakanı Ferih Ebu Medyen’in de tarihe şahitlik etmesi için görüşmede yer almasını istedi. Mesaj kısa ve açıktı. Sayın Cem, İsrail kuşatması altında yaşayan, ABD tarafından artık tanınmayan ve boğucu bir ekonomik krizle mücadele eden Başkan Arafat’a “Filistin halkının bütün sorunlarının çözüleceğini ve çok basit bir ödüne onay vermesi durumunda bir kaç ay içinde bağımsız Filistin devletinin kurulacağını” ifade etti.
 
Başkan Arafat iyiye işaret kabul ederek bu basit ödünün ne olduğunu sordu. Türk misafiri kendisine bu ödünü, Yahudilere Haramüşşerif’te Mescidi Aksa’nın civarına bir Sinagog yapılması için yeterli olacak küçük bir alanı Yahudilere vermesi şeklinde özetledi. Sinagogun üzerinde İsrail bayrağının dalgalanması önemli değildi; hatta başka herhangi bir bayrak BM, AB veya Filistin bayrağı da dikilebilirdi. Çünkü önemli olan Filistinlilerin ve bölgenin bütün sorunlarını çözecek bu Sinagogun inşasıydı.
 
Başkan Arafat -Allah rahmet eylesin- bu talebe onay verdiğini ifade etti. Türk Dışişleri Bakanı bir an rahatladı ve görevinin başarıyla tamamlandığını düşündü. Fakat Başkan Arafat onayının Türk halkının da bu konuya onay vermesi şartına bağlı olduğunu sözlerine ekledi ve misafir bakandan Türkiye’ye dönmesini ve bu konuda Müslüman Türk halkının görüşünü almasını istedi. Zira, şayet Türk halkı Aksa’nın avlusunda bu sinagogun inşasına çoğunlukla onay verirse kendisi de bu görüşü kabul edecek ve sinagogun temel taşını kendisi koyacaktı.
 
Dışişleri Bakanı’nın benzi attı, endişe ve kafa karışıklığı işaretleri belirdi yüzünde. Aniden havaalanına dönme talebinde bulunarak Filistin Başkanı’ndan bu konuyu unutmasını ve hiç kimseye bahsetmemesini rica etti. Aynı gece Ankara’ya dönmek üzere uçağına bindi.

Dün, İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un Kudus’ün işgalinin 38’inci yılı münasebetiyle yaptığı konuşmayı dinlerken bu önemli tarihi olayı hatırladım. Şaron işgal altındaki kentte yapılan kutlamada “Kudüs ilelebet bizimdir ve bugünden sonra yabancıların malı olmayacaktır. Kudüs’ün İbrani devletinin tek ve ebedi başkenti olarak kalması için bütün dünyaya meydan okuyacağız” diyordu.
 
İşgalci saldırgan devletin, İslam’ın kutsal kabul ettiği şeyleri gasp etme yıldönümünü kutlarken, İslam dünyasının derin uykulara dalması ne üzücü. Bu dünya, kutsal yerlere yönelik İsrail saldırılarına ve kasıtlı yapılan hakaretlere karşı ilgisiz bir tutum sergilemekte. Arap liderler de bu acı yıldönümünü unuttular veya unutmuş gibi davrandılar. İsrail’in sürekli tekrarlanan saldırılarına karşı tek kelime dahi konuşmadılar. Bu durum aslında hiç de şaşırtıcı veya sürpriz değil. Çünkü Kudüs’ü ve Filistin’i kaybettiren kendileri değil miydi? Filistin Başkanı’na, Camp David’te Amerikan-İsrail baskılarına tek başına karşı koyarken, kutsal kent üzerinde eksik egemenliğin kabulü şeklindeki Amerikan teklifine “evet” demesini isteyenler de kendileri değil miydi?
 
Şaron işgal altındaki Kudüs’ün Yahudileştirilmesi yönünde seri adımlarla çalışıyor. Yahudi yerleşimciler ise Aksa camisinin yakınında veya enkazının üzerinde Sinagog inşa etmek için ortamı hazırlıyorlar. Günlük tekrarlanan saldırılar ise, Arap ve Müslümanların nabzını yoklamak için bu bağlamdaki ilk adımlardan başka bir şey değil.

El Halil’deki İbrahim camisi avlusunun bölüşümüne yol açan senaryo, şu an Aksa’da hayata geçirilmekte. Yıkmak amacıyla veya civarında inşa edilecek sinagogun temellerini kazımak için Mescidi Aksa’ya doğru hareket edecek yerleşimcilere ait buldozerlerle uyanacağımız gün gelecek. O zaman Araplar ve Müslümanlar ne yapacaklar? Füzelerini ve havan toplarını savaş ve intikam ilan ederek Tel Aviv’e mi çevirecekler? Acaba Ürdün nehrini geçerek yığınak yapan elli İslam ülkesi ordularını, Süveyş kanalından Filistin limanlarına doğru geçen yüzlerce savaş gemisi satın alınması için milyarlar harcanan, kutsal değerleri savunmak ve intikam almak amacıyla havalanacak binlerce savaş uçağı mı göreceğiz?
 
Uyanıkken görülen rüyalarda bile böyle bir şeyin gerçekleşeceğini düşünmüyoruz. Hatta böylesi bir saldırıya -şayet gerçekleşirse- verilecek Arap yanıtının utanç verici televizyon demeçlerinden ibaret olacağını ifade edersek abartmış olmayız. Arap müzik kanalı Rotana ve onun kardeş kuruluşlarının üzüntü ve nefret duyarak ahlaksız klip yayınlarını durduracağından da şüpheliyiz.

El Aksa’yı savunacak yegane kimseler bu kutsal kentin evlatları, Celil, Müselles, Bi’ru Seba’da 1948’de işgal edilmiş Filistin’in evlatlarıyla irtibatlı olanlardır. Onlar İsrail tanklarına, buldozerlerine ve kurşunlarına iman dolu göğüsleriyle karşı koyan sabırlı savaşçılardır. Bu kutsal değerlerin saygınlığını savunan, Arap ve İslam kimliklerini muhafaza edenler onlardır sadece.
 
Filistin ulusal yönetim başkanı Mahmud Abbas’ın, Şaron’la yapacağı görüşmeyi onun bu açıklamalarına tepki olarak iptal ettiğini açıklamasını temenni ediyoruz. Kudüs’ün ebediyen işgalini yinelerken onunla nasıl görüşebilir ki Abbas? Acaba Şaron, Hayfa, Aka, Yafa ve Kudüs’ün Filistin toprakları olduğunu ifade edecek bir Mahmud Abbas’ı kabul eder miydi? Yahut, şayet Abbas altı milyon Filistinli mültecinin dönüş hakkına tutunacağını ve şartlar ne olursa olsun bu haktan ödün vermeyeceğini ilan etseydi Şaron kendisiyle görüşür müydü?
 
Yanıtı önceden biliyoruz. Tıpkı Filistin parlamento seçimlerinin niçin ertelenmek istendiğini, Hamas hareketinin kazandığı belediye seçimlerinin bazı sonuçlarının neden iptal edildiğini ve Fetih hareketinin genel kongresinin niçin ertelendiğini bildiğimiz gibi...
 
Bu, hali hazırda çeşitli isimler -yol haritası, ateşkes, itidal, intifada ve direnişin sona ermesi- altında hiç gürültü koparmadan Kudüs’ün Yahudileştirilmesi ve Aksa’nın yıkılmasının başlangıcı olarak yapılan büyük bir aldatmadır.
 

--------------------------------------------------------------------------------
Londra’da Arapça yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi, 7 Haziran 2005, Arapça’dan çeviri: Halil Çelik

NTVMSNBC'den  

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48