İsrail baskını ve sonrası

Bülent Alirıza, Stephen Flanagan ve Haim Malka, Türkiye İsrail ilişkilerinde gelinen noktayı ve sonuçlarını analiz etti.

İsrail baskını ve sonrası


 

Bülent Alirıza, Stephen Flanagan ve Haim Malka

İsrail komandoları 31 Mayıs 2010 tarihinde Türk gemisi Mavi Marmara'ya uluslararası sularda baskın düzenledi. En az dokuz yolcu hayatını kaybetti ve Hamas kontrolündeki Gazze'ye uygulanan İsrail ablukasını yarma arayışındaki yüzlerce yolcu gözaltına alındı. Baskın ve sonrası, Türkiye-İsrail ilişkilerini ciddi şekilde tehdit ediyor, ABD'nin her iki müttefikiyle ilişkilerini karmaşıklaştırıyor ve de Washington'ın İsrail-Filistin Otoritesi arasındaki dolaylı görüşmeleri ilerletme çabasını baltalıyor. Bu olay Obama yönetiminin, çabaları İran'a karşı yeni bir BM Güvenlik Konseyi kararına odaklamaya çalıştığı bir zamanda önüne bir dizi karmaşık diplomatik sorun koydu.

Soru 1: Türkiye, filonun örgütlenmesinde niçin ana bir rol oynadı?

Cevap 1: (Bülent Alirıza) Türkiye, şu anki hükümet döneminde diplomatik profilini yükseltmekte ve nüfuzunu sınırları ötesindeki bölgelerde bilhassa da Ortadoğu'da artırmaktadır. Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yön verdiği bu sürekli itki, Filistinliler lehine güçlü bir kamuoyu desteğini ve Aralık 2008'de Gazze'ye düzenlediği saldırıdan dolayı İsrail'e karşı güçlü bir kamuoyu eleştirisini de içermektedir. Türkiye, İsrail'in Gazze ablukasını kınarken hassaten bağırmaktadır; ve yardım gemilerinin bâriz meydan okuyuşunun İsrail'in bu ablukaya son vermesine yardım edeceğini açıkça ümit etmiştir.

Soru 2: ABD bu krize nasıl tepki verdi?

Cevap 2: (Stephen Flanagan) Obama yönetimi, iki müttefik arasında artan gerilimi yatıştırmak ve her ikisiyle de iyi ikili ilişkileri muhafaza etmek amacıyla İsrail ve Türkiye'yle geniş istişareler yürüttü. Bununla birlikte, ABD'nin başlangıçta yaptığı yorumlar öylesine ince ayrımlar güdüyordu ki Türkiye'yi kızdırdı. Amerikalı diplomatlar, Türkiye ve diğerlerinin BM Güvenlik Konseyi'nde yalnızca İsrail'i suçlayan bir karar çıkartma çabalarını engellediler, sivil ölümlere ve yaralanmalara yol açan eylemlerin kınanmasını onayladılar. Türkiye ve BM İnsan Hakları Konseyi, uluslararası bağımsız bir soruşturma açılması çağrısı yaparken Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, İsrail'in yürüteceği bir tahkikatı Amerika'nın desteklediğini fakat “güvenilir bir soruşturma yürütülmesini sağlamak için farklı yollara da açık olduğunu” belirtti. ABD, olayla ilgili tartışmaların Türkiye'nin çağrısıyla NATO'nun olağanüstü oturumuna taşınmasına da izin verdi.

Soru 3: Gazze filosu vakası, ABD'nin İsrail-Filistin müzakerelerini hareketledirme çabalarını nasıl etkileyecek?

Cevap 3: (Haim Malka) Bu kriz, Obama yönetiminin Batı Seria'da mütevazı kazanımları vurgalamaya baktığı ve İsrail-Filistin görüşmelerini yeniden başlatmaya çalıştığı bir zamanda dikkatleri Gazze'ye çevirdi. Gazze, manşetleri işgal ederken, yaşayabilir hiçbir İsrail-Filistin anlaşmasının Gazze'yi dışarıda bırakamayacağı gerçeğini gözardı etmek zordur. Obama yönetimi, İsrail-Mısır kuşatmasını desteklemeye devam mı edeceğini yoksa Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın “sürdürülemez” diye tanımladığı durumdan bir çıkış yolu mu sunacağını kararlaştırmak zorunda kalacaktır.

Bu kararın hem Filistin iç siyaseti hem de İsrail-Filistin dinamikleri üzerinde kaydadeğer sonuçları olacaktır. Abluka yumuşatıldığında Hamas kesinlikle zafer ilan edecek ve Gazze'nin yeniden inşasından kendisinin sorumlu olduğunu beyan edecektir. Fakat ambargonun yumuşatılması, yönetim için tutarlı bir strateji açıklaması ve daha önce kaçındığı zorlu seçimler yapması için Hamas üzerindeki baskıyı da artırabilir. Şıklardan her biri, İsrail, Batı Şeria'daki Filistin Otoritesi ve ABD adına önemli riskler içermektedir.

Soru 4: Türkiye-İsrail krizi ne kadar ciddi?

Cevap 4: (Bülent Rıza) Erdoğan'ın “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” ifadesi, bu krizin Türkiye-İsrail ilişkilerindeki vehametinin altını çizmiştir. Türk gemisine uluslararası sularda yapılan saldırı ve bir dizi Türk vatandaşının hayatını kaybetmesi, Türk kamuoyunu alevlendirdi ve İsrail'in kurulmasının hemen ardından Türkiye'nin İsrail'i tanıdığı 1948'e kadar geri uzanan ilişkiler en ciddi meydan okumayla karşı karşıya. İlişkilerin yeniden ayarlanması, Türk büyükelçisinin çekilmesiyle başladı ve Türkiye, Arap dünyasına yakınlaşırken, mevcut savunma anlaşmalarının iptaliyle neticelenebilir.

(Haim Malka)Türkiye-İsrail ilişkileri, 2008 Gazze Savaşı'ndan bu yana yaşam desteği altında. O tarihten beri üst düzey birkaç siyasi görüşme yapıldı ve askeri alımlar hâriç ikili gündem daraldı. Türkiye, İsrail'i stratejik bir değer olarak görmüyor artık ve 2010 yılı, Türkiye'nin Ermeni soykırımı meselesinde Amerikan Kongresi'nde İsrail'in yardımını dilemediği ilk yıldı. Diplomatik bağlar yol boyunca onarılsa bile, Türk yönetimi, İsrail'in en büyük düşmanları İran ve Hamas'la sarmaş dolaş. Türkiye, potansiyel bir aracı olmaktan ziyâde İsrail-Filistin çatışmasına taraf oldu. Farklılaşan çıkarlara bakınca, Türk yönetiminin dolaylı olarak desteklediği Gazze filosu vakası, Türk-İsrail ilişkilerinin uzun ve acılı kopuşunu yoğunlaştıracaktır.

Soru 5: Bu olay ABD-Türkiye ilişkilerini nasıl etkileyecek?

Cevap 5 (Bülent Alirıza ve Stephen Flanagan) İki müttefik, 2009 Nisan'ında Ankara'ya yaptığı ziyaret sırasında Başkan Obama'nın teklif ettiği ve 2009 Aralık ayında Washington'a yaptığı ziyarette Başbakan Erdoğan'ın kabul ettiği “Model Ortaklığın” gelişimine önayak oluyorlar. Ancak Ermeni soykırımının tanınmasına Kongre'de verilen destek ve İran nükleer programının üstesinden en iyi nasıl gelineceği üzerindeki farklılıklar ilişkileri kastı. Obama yönetiminin Türk gemisine saldıran İsrail'i açıkça kınamaktan sakınmasına, olay hakkında uluslararası soruşturma açılmasına karşı çıkmasına ve Gazze ablukasının kaldırılması çağrılarına destek verememesine bakınca, ABD-Türkiye ilişkilerinin içine işleyecek gerçek bir Türkiye-İsrail gerilimi tehlikesi var.

Dünya Bülteni için çeviren: Ertuğrul Aydın

Kaynak: CSIS

Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2010, 11:16
banner53
YORUM EKLE

banner39