'İsrail'in kararı: Savaşı kaybettik'

Ehud Olmert, kendi siyasi kariyerini sürdürebilmek maksadıyla "bazı yanlışlar yaptık" demeye mecbur kaldı.

'İsrail'in kararı: Savaşı kaybettik'
İngiltere gazetelerinde bu sabah polisin, geçtiğimiz hafta uçaklara yönelik saldırı planlarının ortaya çıkarıldığı açıklamasının etkilerine ilişkin haberler ve yorumlar göze çarpıyor.

Olayın ardından İngiltere'de en üst düzeye çıkarılan alarm seviyesi "kritik"ten "ağır"a düşürülmüş olsa da, havaalanlarında yolcuların yaşadığı sıkıntılar son bulmuşa benzemiyor, rötarlar, sıkı kontroller devam ediyor.

Financial Times gazetesi, birinci sayfasından bagaja yönelik sınırlamaların kalıcı olabileceğini duyuruyor okuyucularına.

Gazetenin aktardığına göre, bazı bakanlar İngiliz Ulaştırma Dairesi'ne, havaalanlarında geçen hafta uygulamaya konan yeni sınırlamalarda, pek de köklü değişikliğe gidilmesini beklemediklerini söylediler.

İngiltere'de milyonlarca kişi tarafından kullanılan havalimanlarında bu yeni uygulamaya göre, kabine, eskisinin yarısı büyüklüğünde el bagajı kabul ediliyor.

İçecek, deodorant gibi sıvılar, diş macunu gibi malzemelerin bundan böyle el bagajlarına alınması mümkün olmayacak.

Bu durum, iş adamlarının bir takım elbise; bir de evrak çantası ile yolculuk etme alışkanlıklarını da değiştirecek gibi görünüyor.

Havaalanlarında yeni takip sistemi

Değişiklikten, havaalanlarındaki gümrüksüz satış dükkânlarının da zarar etmeleri muhtemel.

Times gazetesi ise İngiltere hükümetinin, havaalanı işletmecileriyle yeni bir takip sistemini değerlendirmeye başladığını yazmış.

Gazetenin ilk sayfadan verdiği haberde, hükümetin amacının, güvenlik görevlilerinin, en fazla risk taşıyan yolcuları daha kolaylıkla tespit etmesini sağlayacak bir yöntem geliştirmek olduğu bilgisi var.

Ancak gazeteye göre bu değişiklik, Müslümanlara havaalanlarında ek kontroller yapılması anlamına gelebilir.

Söz konusu sistemde yolcu profili çıkarılırken; tuhaf davranışlarda bulunan, alışılmadık seyahat programı olan, ancak daha da ihtilaflı biçimde, belli bir etnik ya da dini geçmişten gelip gelmediklerine bakılıyor.

Bununla beraber sistem sadece Asyalı görünüşlüleri tespit etmekten daha karmaşık bir yapıya sahip olacak.

'Terör tehdidi?'

Ancak daha çok kontrole maruz kalacakları için Müslüman toplumun bu sistemi öfkeyle karşılayacağı belirtiliyor. Yetkililere göre, bu yöntem güvenlik kapıları önündeki aşırı yığılmalara son getirebilir.

Avrupa gazetelerinde ise İngiltere İçişleri Bakanı John Reid'in değindiği "terör tehdidi"ne ilişkin yorumlar var.

Reid, İngiltere'nin "İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana belki en ciddi tehditle karşı karşıya olduğunu" söylemişti.

Almanya'da yayımlanan Berliner gazetesi, Reid'in açıklamalarının, halkı, "özgürlüklerini feda etmeleri; bu sayede devlete; kendi vatandaşlarını daha çok kilit altına alma ya casusluk yapma imkânı vermeye ikna etme amacı taşır göründüğünü" yazmış.

'Polis anında müdahale yetkisi'

Berliner'e göre, "Kısa süre önce İngiltere'de terörle mücadele yasalarını geri çeviren Avrupa Adalet Divanı, Reid'in önündeki çakıl taşı. Aynı durum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi için de geçerli. Bugüne dek hiç bir Avrupa Birliği bakanı, Reid kadar küstahça Avrupa değerlerini sorgulamadı."

Guardian gazetesi, özel haberinde polisin "anında müdahale" için daha fazla yetki talep ettiğini aktarıyor.

Alan Travis imzalı haberde, polisin İngiliz bakanları, kent merkezindeki yasaklar, sokak çeteleriyle mücadele ya da otomobil kazaları gibi durumlarda, kendilerine yetki tanımaları konusunda sıkıştırdığı anlatılıyor.

Üst düzey polis kaynakları, talep edilen yetkilerin, İngiltere'de halkın beklentilerini karşılamaya yönelik ve adi suçların mahkemeye gidilmeden çözülmesini sağlamayı hedeflediğini belirtiyor.

Ancak önerileri insan hakları gruplarını harekete geçirdi.

Liberty'den Shami Chakrabarti, önerilerin polise yetmişli yıllarda tanınan, halk arasındaki adıyla "SUS", yani Durdur ve Ara yetkisinden farksız olduğuna dikkat çekti. "SUS" yetkisi, polise şüphelendiği kişiye anında müdahale etme hakkını veriyordu.

Lübnan'da ateşkes yürürlükte

Ülkede daha sonra kaldırılan bu yetkinin özellikle, yetmişlerin sonunda başını siyah gençlerin çektiği ayaklanmalar sırasında suiistimal edildiği görüşü yaygın.

Lübnan'da ateşkes dün yürürlüğe girerken, Independent, dinlenen İsrail askerlerinin fotoğrafına "İsrail'in kararı: Savaşı kaybettik" başlığını atmış.

Gazete, İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in, 34 gün süren çatışmaların ardından, kendi siyasi kariyerini sürdürebilmek maksadıyla "bazı yanlışlar yaptık" demeye mecbur kaldığını yazmış.

"Beş ay önceki seçimle iktidara gelmesinden bu yana en ciddi siyasi krizle karşı karşıya kalan Ehud Olmert, tüm operasyonun sorumluluğunu üstlendi.

"Ancak ateşkesin ne kadar hassas olduğunu, uygulamanın başlamasından bu yana meydana gelen dört olayda İsrail askerlerinin altı Hizbullah militanını öldürmüş olması gösteriyor. İsrail ordusu ise askerlerin kurallara uygun biçimde hareket edip ateşkese zarar vermekten yana olmadıklarını belirtti.

Lübnanlıların güneye akını

"Olmert'e hem sağ hem de sol çevrelerden gelen eleştiriler ise Globes Smith'in yaptığı bir kamuoyu yoklamasında da ortaya çıkıyor. Ankete katılanların yüzde 52'si İsrail Savunma Kuvvetleri'nin Lübnan'da başarısız olduğu görüşünde."

Hemen tüm İngiliz gazetelerinde, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından evlerini terk etmek zorunda kalan Lübnanlıların akın akın güneye dönüşüne ilişkin haberler, fotoğraflar göze çarpıyor.

Financial Times, "Lübnan'da binlerce insan, evlerinin henüz güvenli olmayabileceği uyarılarına kulak asmayarak konvoylar halinde güneyin yolunu tuttu. Bu insanların pek çoğu döndüklerinde kendilerini neyin beklediğinden bihaber. Gıda ve benzin sıkıntısının sürdüğü, elektrik kesintisi yaşadığı, temiz su bulmakta güçlük çekildiği haberleri geliyor. Dünya Gıda Programı ise bir haftadır ilk kez dün Sur kentine yardım ulaştırabildi." diye yazmış.

Fransız Le Monde gazetesi de, "Ateşkes yürürlükte olsa dahi, savaşın ne fayda sağladığı sorusu hala yanıtsız duruyor" diyor.

Gazete başyazısında, "Hizbullah'ın İsrail silahlı kuvvetlerine saldırıları, Lübnan'ın güneyinde nüfuz kaybetmesinden başka ne getirdi" diye soruyor.
Bu soruyu bir başkası takip ediyor: "Peki ya İsrail, Lübnan'ı tahrip ederek Müslüman dünyasında Yahudi devletine düşmanlığın artmasından başka ne kazandı?

Küresel ısınmanın olası sonuçları

Gazete, iki taraf da kaybetti derken, ancak uğradıkları bozgun Lübnan'daki trajediyle kıyaslanamaz bile diye de ekliyor.

Yerkürenin sıcaklığı önümüzdeki 200 yıl içinde 3 santigrat derece artarsa ne olur? Independent gazetesi, bu sorunun yanıtını bulmak amacıyla İngiltere'de yapılan bir araştırmaya yer vermiş.

Araştırma kapsamında küresel iklim üzerine 52 bilgisayar modülü incelenmiş.

Sonuç epey kötümser.

"Orman yangınları, kuraklık, seller. Bilim adamlarının tahminleri doğru çıktığı takdirde, dünyayı yakın gelecekte çok daha fazla boyutlarda tehdit edecek doğa olayları arasında gösteriliyor.

"Aynı araştırmaya göre, bitki örtüsü de bu değişimden nasibine düşeni alabilir. Üstelik hayli ağır biçimde: Karbondioksiti emme özelliği olan bitkiler, bu özelliklerini yitirip sera etkisine yol açan gazları üretmeye başlayabilir.

"Çünkü sıcak hava nedeniyle, organik çürüme artacak, böylece bugüne dek sadece insanların ürettiği karbon emisyonlarına bitkilerin ürettikleri de etkilenecek."

Boy George iş başında

Seksenli yılların sevilen gruplarından, liste başı Culture Beat'in solisti, İngiliz şarkıcı Boy George iş başında... Üstelik Manhattan sokaklarında...

Daily Telegraph'ın haberine göre "Boy George asıl adıyla George O'Dowd, iki yıl önce evinde kokain bulunması üzerine aldığı bir cezanın toplum hizmetine çevrilmesi sonucu, bir hafta sürecek çöpçülük görevine başladı. 45 yaşındaki şarkıcının temizlik yaptığı yer, Brooklyn Köprüsü yakınlarında, uyuşturucu bağımlıları ve sokak kadınlarının yoğun olduğu bir bölge... Boy George, Amerika'yı sevse de bundan böyle Londra'da daha çok zaman geçireceğini söylüyor."

Boy George hayranlarıysa mahkeme kararından rahatsız olmuşa benziyor. Bir hayranına göre, sanatçı cezasını pekâlâ AIDS yararına bir konser vererek ya da bu tür bir dernekte çalışarak ödeyebilirdi.

 

Kaynak: BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner10

banner12