banner39

İşte sistemdeki çifte standardın belgesi

Fikret Bayram, Adli Tıp Kurumu'nun raporunda "felçli ve bakıma muhtaç" diye tanımlandığı halde, Bayram'ın cezasının infaz şekli değiştirilmedi.

Arşiv 16.04.2010, 11:29 16.04.2010, 11:57
İşte sistemdeki çifte standardın belgesi

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Batman'da 18 senedir tekerlikli sandalyeyle yaşamını sürdüren Fikret Bayram hakkında Adli Tıp kurumunun verdiği rapor akıllara Ergenekon tututlularını getirdi. Ergenekon'dan tutuklananlarının cezaevine gitmemek için çeşitli hastalıklar bahanesiyle aylarca hastanede yatmasına sessiz kalan sistem, Adli Tıp Kurumu raporuyla  "felçli ve bakıma muhtaç" diye tanımlanan Fikret Bayram'ın cezaevine gönderilmesinde ısrar ediyor.

Fikret Bayram ile ilgili olarak daha önce Batman Devlet Hastanesi tarafından üç rapor verilmiş ve her raporda Bayram’ın felçli olduğu, tekerlekli sandalyeye bağımlı ve bakıma muhtaç olduğu iş gücünü yüzde 90-95 oranında kaybettiği belirtildiği halde Adli Tıp Kurumu hazırladığı raporda olumsuz görüş bildirdi.

ADLİ TIP KENDİ RAPORUYLA ÇELİŞİYOR

İLKHA'nın haberine göre, Hastanelerin verdiği raporlarla çelişen Adli Tıp Kurumu kendi raporuyla da çelişiyor. Raporun 5 maddesinde Fikret Bayram’ın “Çalışma gücü oranında yüzde 95 kaybı bulunduğu… Tekerlikli sandalyeye bağımlı, bakıma muhtaç olduğu… Mevcut hali ile sürekli hastalık ve sakatlık hali mevcuttur… Hasta sandalyesine bağlı sürekli idrar sondası…” mevcut olduğu belirtilmesine rağmen aynı raporun sonucunda “Anayasanın 104. Maddesinde sözü geçen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirilmediği… Reviri ve doktoru bulunan cezaevi ortamında infazının uygun olduğu” denilerek, olumsuz görüş bildiriliyor.

10435b.jpg

HUKUKİ DAYANAGI OLMAYAN RAPOR

Fikret Bayram’ın avukatı Zekeriya Yapıcıoğlu müvekkilinin en son af talebi nedeniyle sevk edildiği Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 10.09.2009 tarihli raporunda “Mevcut haliyle sürekli hastalık ve sakatlık hali mevcuttur” tespiti yapıldığını söyledi. Adli Tıp Kurumu’nun ise 8 Şubat 2010 tarihli rapor ile çelişkili ve olumsuz rapor bildirdiğini söyleyen Yapıcıoğlu, “Adli Tıp Kurumu raporlarındaki asıl sorun raporlarda, “Anayasa 104’üncü maddenin uygulanması uygundur veya uygun değildir” şeklinde görüş oluşturmasıdır.” dedi.

Adli Tıp kurumunun raporunun hiçbir hukuki dayanağının olmadığını söyleyen Yapıcıoğlu, “Takdir hakkının söz konusu olduğu bir durumda, Adli Tıp Kurumunun 104 uygulanır ya da uygulanmaz şeklinde görüş bildirmesinin hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Aslında Anayasa 104’de Cumhurbaşkanı bu takdir hakkını kullanırken, her hangi bir koşul getirilmemiştir. Her hangi bir raporla, hatta rapor olmasa bile Cumhurbaşkanın bu yetkisini kullanması mümkün kılınmıştır. Durum bu kadar açıkken, adeta Cumhurbaşkanına talimat verir şeklinde Kurumun 104’ün uygulanıp uygulanamayacağı konusunda görüş bildirmesi, bilimsel olmadığı gibi kurumun görev ve sorumluluğunu aşar bir durum olarak da değerlendiriyorum. Bu hususta hukuki girişimlerimiz devam edecektir.” şeklinde konuştu.

10434b.20100416112758.jpg

Adli tıp kurumunun raporunu değerlendiren uzman doktorlar ise, raporun ya yanlış yazıldığını ya da kasıtlı bir şekilde böyle hazırlandığını ifade ederek, Adli tıp kurumunun raporunun üst bölümünde yer alan beş maddede dahi mezkûr şahsın 18 senedir hastalığının devam ettiği, tekerlikli sandalyeye bağlı olduğu ve bakıma muhtaç olduğu, belirtildiği halde raporun olumsuz sonuçlandırmasını yaman çelişki olarak değerlendirdi.

Ergenekon davasından yargılanan onlarca sanık şu an çeşitli nedenlerle cezaevi yerine hastanelerde yatıyor.



 

banner53
Yorumlar (0)
33
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?