'Katil Milliyetçilik Türkiye'ye yakışmaz'

ABD Dışişlerinden Daniel Fried, 'Türkiye güçlü ve büyük bir ülkedir, katil milliyetçiliği olan küçük bir ülke değil' dedi.

'Katil Milliyetçilik Türkiye'ye yakışmaz'

''Türklüğü aşağılayan kim? Hrant Dink mi? Yoksa onu öldüren aptal mı'' diye soran ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried, ''Ben de Abdullah Gül gibi 301’inci maddenin değişmesini gerektiğini söyleyenlerle hemfikirim'' dedi.

ABD’nin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Fried, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın Washington buluşması öncesinde CNN TÜRK'ün sorularını yanıtladı.
 
Görüşmede öne çıkan bazı başlıklar şöyle:
 
"Türkiye, Hrant Dink’in anısına şimdi Ermenistan'a el uzatmak için sıradışı adımlar atmalı"
"Türkiye Irak’a girerse ciddi riskler doğar"
"Kerkük konusunda Irak Anayasası’na saygı duymalıyız"
 
Daniel Fried mülakanın tam metni:
 
Yasemin Çongar: Sayın Fried, iyi günler CNN TÜRK'e konuk olduğunuz için teşekkür ederiz. Siz Hrant Dink için Washington DC’de St Mary’s kilisesinde yapılan törende hazır bulundunuz. Orada çok güzel bir  konuşma yaptınız. Bildiğiniz üzere Dink, 301'inci maddeden dolayı geçtiğimiz yıl “Türklüğü aşağılamak” suçundan hüküm giymişti. Bu yaşananlar ışığında, ABD hükümetinin 301'inci madde hakkındaki görüşü nedir?
 
Dan Fried: Ben, Dışişleri Bakanı Gül dahil, 301’inci maddenin değişmesi zamanı geldiğini söyleyen Türklerle hemfikirim. Nihayetinde, Türkiye bir demokrasi. Bu yasa bir anakronizm gibi görünüyor. Başka bir zamanda başka bir ülkeye uygunmuş gibi görünüyor. Üstelik, Türklüğü aşağılayan kim? Hrant Dink mi? Yoksa onu öldüren aptal mı? Hrant Dink, Türklüğü aşağılamadı. O, Türk tarihinin ve kültürünün en iyi yüzünü temsil ediyordu; çok kültürlü geçmişi, kozmopolitan değerleri, muazzam tarihsel derinlik hissini temsil ediyordu.
 
Benim Türkiye’yle özdeşleştirdiğim şeyler bunlardır, ucuz, katil bir milliyetçilik değil. Milliyetçilik küçük halkların ürünüdür, kendine güvenen halkların ürünü değildir. Bence Türkler yüce bir halktır. Yüce bir halkın 301 gibi yasa maddelerine ihtiyacı olmaz. Ama benim ne düşündüğüm önemli değil. Türklerin ne düşündüğü önemli. Ben de, Abdullah Gül gibi Türkiye’nin bugününü ve yarınını temsil eden Türklerle hemfikirim.
 
YÇ: Bu bağlamda suikastten sonra bir çok yazar, tanınmış romancılar ki, buna Türkiye’nin yegane Nobelli yazarı Orhan Pamuk da dahil, polis koruması altına alındı. İstanbul’dan ayrılmasından kısa bir süre önce, Orhan Pamuk, suikast zanlılarından biri tarafından doğrudan tehdit edildi. Siz de, Amerika’da, yurttaşlık hakları konusunda zorluklar yaşamıştınız; sizde de suikastler yapılmıştı. Türkiye, bu milliyetçi nefretten ve korkudan kurtulmak için ne yapabilir?
 
DF: Milliyetçilik Türkiye’nin tekelinde değil. Bütün ülkeler şu ya da bu zamanda bu hastalığa yakalanmıştır. Mesele, Türkiye’de milliyetçiliğin olup olmaması değil, iyi liderlerin bu konuda ne yapacağıdır. Liderlerin daha iyi bir vizyon adına ayağa kalkması gerekiyor. Biz, bunu kendi ülkemizde Yurttaşlık Hakları Hareketi sırasında yaşadık. Siyahıyla beyazıyla büyük liderler ayağa kalkıp “Amerika, bu değil, olamaz” dediler. Zamanla, bir kuşak sonra değiştik; en kötü halimziden en iyi halimize geldik. Bunu yapabilmek, ahlaki liderlik gerektiriyor.
 
Ben, İstanbul’daki cenazede, “Hepimiz Hrant Dink’iz, Hepimiz Ermeniyiz” diyenlere bakınca, bu ahlaki liderliğin Türkiye’de mevcut olduğunu görüyorum. Bu, “Daha iyi bir yol var ve biz onu temsil ediyoruz” demektir. Bu Türklüğe hakaret değildir. Bu yüce bir tavırdır. Bu Türklüğün potansiyeli konusunda harika bir mesajdır.
 
YÇ: Abdullah Gül o cenazeye katılamadı, ama Ermeni diasporasından ve Erivan’dan bir çok kişiyi davet etti. Bazıları da geldi. Türkiye’deki atmosferi düşününce, Ermenistan ve Türkiye için ilişkilerini normalize etmek mümkün mü? Ankara ve Erivan’a mesajınız nedir?
 
DF: Bence bu hem mümkün, hem de şart. Türkiye büyük bir ülke ve Ermenistan’dan çok daha büyük ve güçlü bir ülke. Bence siz onlara el uzatmalısınız. Bu Hrant Dink’in ve onun çabasının ruhuna çok uygun olur. Dink, hem Türk, hem Ermeni olmakta ısrarlıydı. O Türkiye’nin gururlu bir vatandaşı ve Ermeni halkının evladıydı. İkisi arasında tercih yapması gerektiğini söyleyenleri reddediyordu. Bence Türkiye, Hrant Dink’in anısına şimdi Ermenistan’a el uzatmak için sıradışı adımlar atmalı.
 
YÇ: Bu tartışmanın bir ucu da Türkiye’nin tarihine uzanıyor. Şimdi Kongre’nin önünde soykırım tasarısı var. Hükümetinizin bu karara karşı olduğunu biliyorum. Bunu durdurmak için hükümetiniz ne yapmayı planlıyor? Ve Türkiye bu konuda ne yapabilir?
 
DF: Bu tartışma daha önce de ortaya çıktı, çıkmaya devam edecek. Ne yazık ki, Hrant Dink’in katli de bu konuda yaraya tuz basacak. Biz, Kongre’ye, bu tasarının, Ermenistan ile Türkiye arasında umduğumuz türden bir uzlaşma sürecini ilerletmeye yaramayacağını anlatacağız. Ortak tarihlerine dikkatle bakmak Ermenistan ve Türkiye’ye kalmış bir şey. Özellikle Türkiye, kendi tarihini sıkıca gözden geçirmeli. Bu tasarı, bu sürece hizmet etmez. Türkiye’nin bu süreci tamamlayabilmek için cesaretlendirilmesi gerekiyor. Peki Türkiye ne yapabilir?
 
Bence, Türkiye’nin ABD Kongresi istediği için, yabancılar için değil ama, kendi iyiliği için, kendi içine iyice bakması ve kendi tarihi konusunda dürüst olması gerekiyor. Ve Ermenistan’a el uzatıp ileriye dönük bir yol önermesi gerekiyor. Türkiye, bu konuda liderlik gösterebilir ve göstereceğini umuyorum.
 
YÇ: Şimdi de Irak’a geçelim. Geçenlerde General Ralston Mahmur Kampı’nı gezdi. Kampın eninde sonunda kapanmasına yönelik adımlar atılıyor gibi görünüyor. Kamp sakinlerinin geri dönmesi için Türkiye ne yapabilir?
 
DF: Türkiye’nin yapabileceği bazı şeyler var. Ve ben (Gül-Rice görüşmesinde) bu konunun gündeme gelmesini bekliyorum. Ama PKK konusunda başarılı bir strateji hem baskı unsurunu, hem de PKK’ya asla değil ama, Kürt nüfusa el uzatma unsurunu içermelidir.
 
YÇ: Türkiye’deki Kürtlere mi?
 
DF: Evet, Türkiye’dekilere, ama aynı zamanda Irak Kürt Bölgesel Hükümeti’ne.  Onlar, sizin komşunuz olacaklar; dostunuz ve ortağınız da olmalılar. Dolayısıyla, bu ciddi bir strateji gerektiriyor. Ama haklısınız... General Ralston çabalarını yoğunlaştırdı. Ben de, siz bana bunu daha önce sorduğunuzda, size adımlar attığımızı anlatmıştım. Şimdi bunları görüyorsunuz, ve daha fazlasını göreceksiniz.
 
YÇ: ABD’nin Ulusal İstihbarat Tahmini’ne ilişkin bir soru sormak istiyorum. Irak Tahmini’ne bakınca, ABD istihbarat örgütleri Kerkük’teki riskleri anlıyor gibi görünüyor. “Burası bölgesel bir çatışmanın merkezine dönüşebilir. Kürtler Kerkük’ü tamamen kontrol altına almaya kalkarsa, Türkiye de Irak’a çekilebilir.” ABD Kerkük’ün böyle bir çatışmanın merkezi olmaması için ne yapmayı planlıyor?
 
DF: Biz belki federal, ama birleşik bir Irak’ı desteklemek için Irak hükümetiyle, Kürt Bölgesel Hükümeti ile Türk dostlarımızla birlikte çalışmak istiyoruz. (Irak’ta) Petrol gelirinin eşitlikçi biçimde dağıtıldığı tek bir devlet istiyoruz ki, zaten Kerkük meselesi de büyük ölçüde petrolle ilgili. Bu, çok zor koşullarda, çok çaba harcamayı gerektiriyor. Ama Türkiye’nin burada herhangi bir şeyin içine çekilme durumu yok. Türkiye büyük ve güçlü bir ülke. Kendi kararlarını alacaktır ve bu kararlardan sorumlu olmalıdır. Bence Türkiye, Irak’a çok iyi bir komşu olabilir; Irak’ı istikrarsızlaştıracak birşey yapmayacaktır.
 
YÇ: Sizce (Kerkük’te) referandum ertelenmeli mi?
 
DF: Irak Anayasası'na saygı duymalıyız. Iraklıların kararlarının ve bu konudaki mücadelerinin sonuca ulaşmasına izin vermeliyiz.
 
YÇ: Hangi şartlar altında Türkiye’nin bir askeri müdahalesi yararlı olabilir?
 
DF: Bence askeri müdahaleden söz etmek, yararlı bir askeri müdahale yapmaktan çok daha kolay. Bence, Türkiye’nin (Irak’a) girmesi halinde ciddi riskler ortaya çıkar. Umarım, Türkiye ile işbirliği yaparak bu seçeneğin önlenmesini sağlayabiliriz.”
 
YÇ: Zamanınız için teşekkür ederim, Sayın Bakan...

Yasemin Çongar/ cnntur

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35