Kemal Tahir'in dünyası Fayrap'ta

"Kemal Tahir eskimiş değildir, anlattıkları geçerliğini yitirmiş değildir." Fayrap Nisan sayısında bunu ortaya koyuyor.

Kemal Tahir'in dünyası Fayrap'ta

 

Asım Öz/Dünya Bülteni

Bir kültür-sanat/edebiyat dergisi neden çıkar? Dilin, içinde bulunduğumuz toplumun, yaşama koşullarının sanatı etkileyen gücünü nasıl belirlemek gerekir? Sanat ayrıntılardaki gerçeği görmekse, kültür-sanatın temelini edebiyat oluşturuyorsa, o değişimi tespit etmek dergilerin işi değil midir?

Bu sorulara yanıt ararken, sanatın güncel akışına bakıyor, edebiyatın soluk aldığı alanlar olarak görüyoruz dergileri. O zaman dergi çıkarmanın ne anlama geldiğinin bilincine varmak istiyoruz. Dergi çıkarmak bir heves işi mi, önlenemez bir coşku mu, edebiyatı denetlemeye yönelik bir sorumluluk mu?

Günümüzde -özellikle de seksenlerden sonraki parçalanmayı da hesaba kattığımızda- dergilerde nicelik bakımından büyük bir patlama ve parçalanma yaşanıyor. İki yüz dolayında kültür-sanat dergisi çıktığına göre, bunların nitelikleri, özellikleri, sanatta, özellikle edebiyatta ne gibi işlevleri olduğunu anlamaya çalışmak gerekir. Hele ulaşım, iletişim, bilişim imkânlarının uzakları yakınlaştırdığı yakınları uzaklaştırdığı düşünülürse, kültürellik anlayışının da değiştiğini bilmek gerekir. Artık taşra, ulaşılamayan uzaklar değil, ama buna rağmen ulaşılamıyor.

Odak: Kemal Tahir

Genel parçalanma içinde öyle dergiler var ki, hem bugüne hem de yakın/uzak geçmişe  ilişkin umut ışığı yakıyor. Fayrap bu dergilerden biri. Geçmişi ve belli bir sanat görüşü olan bir dergi. Son zamanlarda İsmet Özel, Cihan Aktaş, Hakan Arslanbenzer…için yaptığı/hazırladığı armağan sayılarla adeta bir okul gibi. Nisan 2010 tarihli 26. sayısında Kemal Tahir’in 100. Doğum Yılı münasebetiyle önemli bir sayı ile okurla buluştu Fayrap. Sadece bununla sınırlı değil; siyasi şiirler ve önemli kitap değerlendirmeleriyle de. Dergiyi yayıma hazırlayan yayın yönetmeni Hakan Arslanbenzer’in bu sayılarda yadsınamaz katkısı var. Dergi zaten bu isimle yola çıkan ve gelişme gösteren, edebiyatta işlevi olan bir dergi haline geldi. Bu sayının editörleri ise  Ali Akyurt, Melek Arslanbenzer, Fazıl Baş.

Dergide yer alan Barkın Karslı “Kemal Tahir Kemalizm ve Sosyalizm”, Ali Akyurt “Batıcılık Karşıtı Bir Sosyalist Kemal Tahir”, Mesut Bostan “Siyasi Mitlere Karşı Romanın Hakikati”, Salih Yurttaş “Kemal Tahir’de Bizim Devlet, Bizim Tarih, Bizim İnsanlarımız”, Abdurrahman Çelebi “Kemal Tahir’de Yerliliğin Anlamı” imzalı/başlıklı yazılar  Kemal Tahir’i değişik yönleriyle ama daha çok sistem sahibi bir düşünür edebiyatçı olarak dünya sistemi karşısında geliştirdiği tavrı merkeze olarak onun güncel değerini ortaya koyuyor.

Tanpınar, Edebiyat Üzerine Makaleler adlı kitabında yer alan "Bizde Roman" başlıklı yazısında, yazarlarımızın zahmet edip Türk romanının belli başlı temsilcilerini okumadığını, günün eserleri üzerinde ciddi tartışmaların açılmadığını söyler. Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları'nda (1956), "servetinin hesabını doğru olarak bilmeyecek kadar zengin bir Abdülhamit paşasının biricik oğlu" Kâmil Bey'in, aristokrat bir aydının, memleket insanlarını, memleket gerçeklerini tanıyarak devrimci bir aydın oluşunun romanını yazar. Bu romanı Sadık Koç “Esir Şehir Üçlemesi Üzerine” yazısında işliyor. Nâzım Hikmet ile Kemal Tahir arasındaki ilişkilere ve küskünlüklere de değiniyor yazılar; ulaşılabilen kaynaklar üzerinden. Kemal Tahir bazı romanlarında diğer hesaplaşmaları gibi Nâzım Hikmet’le de hesaplaşma gereğini duyar. Bunun farkına varmak için Fethi Naci’nin deyimiyle “ Kemal Tahir'in Esir Şehrin İnsanları romanının ilk baskısını bulmak ve sonraki baskısıyla karşılaştırmak şart”tır.

Bozkırdaki Çekirdek’e Bakış

Dergide yer alan yazıların önemli ayrıntılara da dikkat çektiğini belirtmeliyim. Ayrıntının önemini belirtmek amacıyla, bir nokta üzerinde durmak istiyorum.  Köy Enstitülerine adımını atmamış Kemal Tahir'in, Bozkırdaki Çekirdek'i, bir süre orada öğretmenlik yapmış olan Alangu'nun anlattıkları üzerine yazdığı söylenir. Kemal Tahir’in bu okulu eleştirmesinin önyargılarından kaynaklandığını söyleyenler onun İmam Hatip’ler hakkındaki yaklaşımlarına da dikkat kesildiklerinde bunun böyle olmadığını rahatlıkla göreceklerdir. Barkın Karslı yazısında bu konu üzerine şunları yazar: “Köy Enstitülerini bütün bütün olumsuz olarak değerlendirmese de, bu enstitülerin kurulması ve kapatılması Kemal Tahir’e göre doğrudan İsmet İnönü’nün İkinci Paylaşım Savaşı’nda önce Almanya,sonra SSCB’den medet ummasının ve CHP’ye köylerden adam kazanmayı amaçlamasının sonucudur.Ne var ki,halkı kandırabileceğini düşünen İnönü baltayı taşa vurduğunu geç fark eder.Tahir’e göre “İmam Hatip Okulları ile Köy Enstitüleri arasında hiçbir fark yoktur.İkisi de aynı zümreler tarafından aynı kötü amaçlar için kurulmuştur”.Ama bu “kötü amaçlara” ne oranda hizmet ettiği üzerinde tartışmalar nihayete ermiş değildir.

Sol Pedagoji ve Kemalizm

Ali Akyurt ise yazısında Kemalizm ve sol ilişkisini Kemal Tahir üzerinden ele almış. “Türk sol pedagojisinin” “klişeleri”nden kurtulabilen bir solun mümkün olduğunu ifade eden Akyurt yazısını şöyle bağlıyor: “Kemalizm’e karşı olan bir sosyalizm mümkündür.Fakat bu ancak,Türkiye’nin kapitalist dünya sistemine entegrasyonu ile Batılılaşması arasındaki bağlantının altını çizen ve kapitalizm karşıtı karakterini bu suretle vurgulayan bir sosyalizmle mümkün olabilir.Son olarak böyle bir sosyalizm anlayışının İslamcılık düşüncesiyle yakınlaşmasının tabii olduğu söylenebilir.”

Kemal Tahir’in Batılaşma, hilafetin kaldırılması, muhalefet hareketleri, Kemalizm, Sosyalizm ve daha pek çok konudaki yaklaşımları bakımından önemli ipuçlarını barındıran Fayrap dergisinin Nisan 2010 tarihli 26. Sayısı gerçekten önemli.

Çok yönlü bir kültür-sanat dergisinde, ağırlıklı bir konuyu da gözeterek değişik alanları değerlendirmek, insana yeni bir bakış kazandırıyor. Kültür-sanat dergiciliği, üstesinden kolay kalkılmayacak, zorlu bir serüvendir. Böyle bir serüveni göze almak, sorumluluğunu bilen edebiyatçının işidir.

fayrap.jpg

Güncelleme Tarihi: 07 Nisan 2010, 11:23
YORUM EKLE

banner33

banner37