Kırım halkı sürgün edildi

Kırım halkı sürgün edildi, İbrahim Hakkı Erzurumlu dünyaya geldi, Ömer Hayyam doğdu, Türkan Saylan öldü...

Kırım halkı sürgün edildi


Dünya Bülteni / Tarih Servisi

KIRIM HALKI VATANLARINDAN SÜRGÜN EDİLDİ

18 Mayıs 1944’te Stalin yönetimi tarafından Kırım halkı anayurtlarından Sibirya ve Orta Asya’ya sürgüne gönderildi. Sovyet rejimi tarafından sürgüne gönderilen 400 bin civarında Kırımlının yüzde 46’sı hayvan vagonlarında 22 gün süren zor yolculuk esnasında soğuk, hastalık ve açlıktan hayatlarını kaybettiler.

TÜRKAN SAYLAN ÖLDÜ

18 Mayıs 2009 tarihinde Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan yaşamını yitirdi. Özellikle YÖK üyeliği yaptığı dönemde ve Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde düzenlediği Cumhuriyet Mitingleri ile kamuoyunun tepkisini çeken Türkan Saylan sabaha karşı öldü. Çeşitli konuşmalarında “23 Nisan’daki ulusal coşkuyu gölgelemek üzere aynı tarihlerde yöneticilerin katılımıyla Kutlu Doğum şovu yapılarak cumhuriyetten intikam alınmaktadır.” “Çocuklarımızın sıra üstünde namaz kılmasını değil, bale yapmasını istiyoruz.” gibi söylemleri ile halkın vicdanını yaralayan Saylan, kim olduğu, yaptığı işleri, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin faaliyetleri, Uluslarası Kiliseler Birliğinden yardım alınması gibi bir çok konuda arkasında soru işaretleri bırakarak bu dünyadan ayrıldı.

ÖMER HAYYAM DÜNYAYA GELDİ

18 Mayıs 1048 tarihinde İranlı yazar ve şair Ömer Hayyam dünyaya geldi. Doğum tarihi bu kadar eski olmasına rağmen geçmişte yaşamış birçok ünlünün aksine Ömer Hayyam'ın doğum tarihi günü gününe bilinmektedir. Bunun sebebi, Ömer Hayyam'ın birçok konuda olduğu gibi takvim konusunda da uzman olması ve kendi doğum tarihini araştırıp tam olarak bulmasıdır. Rubailerinde, dünya, var oluş, Allah, devlet ve toplumsal örgütlenme biçimleri gibi hayata ve insana ilişkin konularda özgürce ve sınır tanımaz bir şekilde akıl yürüttüğü görülmektedir. Akıl yürütürken ne içinde yaşadığı toplumun ne de daha öncesi zamanlarda yaşamış toplumların kabul ettiği hiçbir kurala bağlı kalmamış, kendinden önce yaşayanların insan aklına koymuş olduğu sınırları kabullenmemiş, bir anlamda dünyayı, insanı, var oluşu kendi aklıyla baştan tanımlamış; bu nedenle de çağını aşarak "evrenselliğe" ulaşmıştır. Ancak unutmamak gerekir ki Hayyam'ın yaşadığı dönem, kendisi gibi çağları aşan ve tarihin gördüğü en büyük düşünürlerden birini yaratacak sosyo-kültürel altyapıya sahipti. Hayyam kendi tarihinin belki de en aydınlık dönemlerini yaşayan İslam dünyasında felsefenin hak ettiği ilgiyi gördüğü, Selçuklu saraylarında ise sentez bir Orta Doğu kültürü (Türk-Hint-Arap-Çin-Bizans) oluşmaya başladığı bir dönemde yaşamıştır. Ömer Hayyam düşünen, böylece nispeten yansız ve bilimsel bir öğrenim gören, Müslüman fakat felsefeyi günah saymayan bir toplum içinde özgürce felsefe ile ilgilenebilmiştir.

Hayyam, aynı zamanda dünya bilim tarihi için de önemli bir yerdedir. Dünyanın ilk rasathanesini kurmuştur. Günümüzde kullanılan Miladi ve Hicri Takvimlerden çok daha hassas olan Celali Takvimi'ni hazırlamıştır. Okullarda Pascal Üçgeni olarak öğretilen matematik kavramı aslında Ömer Hayyam tarafından oluşturulmuştur. Matematik, astronomi konularında dünyanın önde gelen bilim adamlarındandır. Birçok bilimsel çalışması olduğu bilinmektedir.

İBRAHİM HAKKI ERZURUMLU DÜNYAYA GELDİ

İbrahim Hakkı hazretleri 18 Mayıs 1703'te Erzurum'un Hasankale ilçesinde doğdu. Babası Derviş Osman, Erzurum'un tanınmış kişilerinden. Annesi Hanife Hatun'un soyu Hz. Muhammed'e kadar uzanıyor. İlk eğitimini babasından alan İbrahim Hakkı Hazretleri, yedi yaşındayken annesini kaybetti. Derviş Osman, eşinin ölümünden sonra Tillo'ya giderek burada yaşayan Kadiri şeyhlerinden İsmail Fakirullah'ın müridleri arasına katıldı. İbrahim Hakkı dokuz yaşındayken amcası Ali Efendi onu babasının yanına, Tillo'ya götürdü.

İbrahim Hakkı, Tillo'da tefsir, hadis ve fıkıh eğitimi gördü. Babasının arkadaşı Molla Muhammed al-Suhrani'den astronomi ve matematik dersleri aldı. İbrahim Hakkı, tasavvuftan edebiyata, dil, kelam ve ahlak konularından astronomiye kadar birçok eser veren İbrahim Hakkı, 18. Yüzyıl klasik İslam kültürünün Osmanlı'daki son temsilcilerinden biri sayılıyor. 1747 tarihinde İstanbul'a gelerek Sultan I. Mahmut ile görüşmüştür. Yeniden Erzurum'a dönen İbrahim Hakkı, sürekli olarak dinî ve bilimsel konularla ilgilenmiş ve 1780 yılında rahatsızlanarak aynı yılın 22 Haziran günü vefat etmiştir. Manzum ve düz yazı toplam on beş eser yazmış olan İbrahim Hakkı'nın en önemli eserleri Divan ve Marifetname'dir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı, astronomi, fizik, psikoloji, sosyoloji, ve din ile ilgili pek çok bilimsel çalışmalar yapmıştır. Tasavvufî konularla birlikte, fen bilimleri hakkında da geniş bilgileri kapsayan Marifetname adlı eseri, ansiklopedik bir özellik taşımaktadır. 1757'de tamamlanan Marifetname, yalın ve halkın anlayabileceği bir dilde yazılmıştır. Yazarın söylediğine göre, Marifetname 400 kitaptan yararlanılarak yazılmıştır. Bu kitapta ilk defa bir alim tarafından güneş sistemi ('hey'et-i cedide') anlatıldı.

18 Mayıs 1996 Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e suikast girişiminde bulunuldu. İzmit'te Bayraktar Holding'e ait alışveriş merkezinin temel atma törenine katılan Demirel konuşurken İbrahim Gümrükçüoğlu adındaki şahıs silahını ona yöneltti. Bu sırada durumu fark eden Koruma Müdürü Şükrü Çukurlu ve halktan bir kişi, saldırganın üzerine atladı. Patlayan silahtan çıkan mermi Koruma Müdürü Şükrü Çukurlu'nun kolunu delip geçtikten sonra, Milliyet muhabiri İhsan Yılmaz'ın ayağına saplandı. Olaydan sonra yakalanan İbrahim Gümrükçüoğlu'nun akli dengesinin bozuk olduğu öne sürüldü.
 

KADINLARIN CEMAATE KATILMASINA OLUR VERİLDİ

18 Mayıs 2002 Diyanet İşleri Başkanlığı'nca düzenlenen "Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantısı"nın sonuç bildirgesiyle, kadınların cenaze namazında saf tutmasına, cuma ve bayram namazına katılmasına 'olur' verildi. Hz. Peygamber döneminden bu yana kadın erkek ayrılmadan yapılan ibadetlerin örf ve geleneklerin sınırlandırmasıyla zaman içerisinde manen tahrif edilmesinin örneklerinden biri olan bu konuda önemli bir karar alındı. Dünyadaki İslam ülkelerinin hemen hepsinde gerekli fıkhi şartlara uygun olarak düzenlenen ibadet ortamlarına ülkemizde de ulaşılması için yapılması gereken bir çok düzenleme olduğu bu vesileyle bir daha ortaya konulmuş oldu.

TÜRKİYE EĞİTİM HAKKINI SAĞLAYAN PROTOKOLÜ İMZALADI

18 Mayıs 1954 tarihinde Türkiye eğitim görme ve eğitim tarzını serbeste seçme hakkını kabul eden İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 1. protokolün 2. Maddesini imzaladı. Fakat, Türkiye bu maddeyi onaylamakla birlikte ülkenin özel şartlarına bağlı laiklik ilkesi gereği, eğitimle ilgili 2. maddesinde (430 Sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu saklı tutarak) itirazi kayıt koymuştur.




 

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2010, 07:21
banner53
YORUM EKLE

banner39