'Kısır döngü nasıl kırılacak'

İngiliz Economist dergisi, Batı'nın Türkiye'yi "kaybetme" korkusu yaşadığını belirtti.

'Kısır döngü nasıl kırılacak'

İngiliz Economist dergisi, Türkiye'nin Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'yle ilişkilerini ele aldığı bir yorumda Batı'nın Türkiye'yi "kaybetme" korkusu yaşadığını belirtti.

NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip, bölgesel bir güç olan Türkiye'nin İran üzerinde etkisi olabileceğini yazan dergi, bu nedenle Washington'un Tahran'la ilgili hesaplarında Ankara'nın önemli bir yer tuttuğunu yazıyor.

Önümüzdeki hafta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Beyaz Saray'da Bush'la görüşeceğini hatırlatan Economist'in yazısı özetle şöyle:

"Irak tartışmaları Türk-Amerikan ilişkilerini zehirledi. Alman Marshall Fonu'nun araştırmasına göre, Türkler İran'a Amerika'dan iki kat fazla sempati duyuyorlar.

"Kıbrıs yüzünden Türkiye'nin AB ile sürdürdüğü üyelik görüşmeleri askıya alınabilir. Bu hafta Avrupa Parlamentosu, Türkiye'yi insan hakları alanında eleştiren bir raporu kabul etti. Türkler arasında AB'ye destek, 2 yıl içinde yüzde 84'ten, yüzde 50'ye düştü.

"Milliyetçilik dalgasının yükseldiği bir ortamda, Erdoğan, Orhan Pamuk ve Elif Şafak gibi yazarları yargıç karşısına çıkaran 301'inci maddesinin kaldırılmasını isteyen AB'nin bu talebini karşılamakta gönülsüz davranıyor.

"Papa'nın Kasım ayında Türkiye'ye yapacağı ziyaret yeni bir gerginliğe neden olabilir. Radikal İslamcı gruplar, Eski Bizans İmparatoru'nun Muhammed Peygamber aleyhindeki sözlerine atıf yapan Papa'nın tutuklanması gerektiğini söylüyorlar. Hatta bir Türk yazar Papa'nın öldürülmesi gerektiğini savundu.

"Dış İlişkiler Komisyonu (ABD merkezli düşünce kuruluşu) Başkanı Richard Haass, Ankara-Washington ilişkilerinin bozulmasının ve stratejik anlamda Türkiye'nin yolunu kaybetmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.

"Türkiye'nin Rusya, İran ve Suriye'yle yakınlaşması Batı yanlısı tutumun terk edileceği anlamına gelmez ancak yine de hiçbirşey garanti değil.

"AB'deki bazı siyasiler, Türkiye'yi kaybetme tehlikesine kayıtsız görünüyorlar. Ancak bu siyasetçiler, nüfusu büyük, yoksul ve Müslüman bir ülkenin AB'ye alınmasından korkan kamuoylarını tatmin etme çabasındalar. Bu tavır, Türkler arasında AB'nin bir "Hıristiyan kulübü" olduğu kanısını güçlendiriyor.

'ABD, Irak'ta ikinci bir cephe açamaz'

"Türkiye'nin Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı operasyon yapma tehdidi Washington'da yetkilileri meşgul eden bir konu. Türkiye uzun bir zamandır ABD'den PKK'yla ilgili taahhütlerini yerine getirmesini istiyor.

"Ancak Amerika Irak'ta ikinci bir cephe açamaz. Çünkü bu tür bir müdahale, Irak'ın tek huzurlu bölgesini de istikrarsızlığa sürükleyebilir.

"Türkiye'de ABD ile ilgili rahatsızlığın kaynağı da bu yaklaşım. PKK'ya verilen her kurban Irak'taki isyancılara karşı harekete geçilmesi için hükümet üzerindeki baskıyı artırıyor. Ancak Türkler bunu yaparlarsa sadece Kürtlerle değil, Amerikalılarla da savaşmak zorunda kalabilirler.

"Türkiye'nin AB üyeliği arzusu daha önce böyle bir müdahaleyi engelleyebilecek en büyük unsurdu. Ancak bu şimdi garanti değil.

"Aslında Türkiye-Amerika ilişkileri Erdoğan'ın Irak tezkeresine parlamentodaki çoğunluğunu ikna edemediği 2003'ten beri gergin. Bunu, Irak'ta Kürt siyasetçilere suikast planladıkları öne sürülen 11 Türk askerinin gözaltına alınması izledi. Bu olay güçlü bir şekilde Amerikan yanlısı olan Türk silahlı kuvvetlerinde de Amerikan karşıtı duyguların yükselmesine neden oldu.

"Amerikalı yetkililer, Erdoğan hükümetinin Amerikan karşıtlığının yükselişini durdurmak için çaba harcamadığını aksine bunu körüklediğini düşünüyor.

"Türkiye yanlısı Kongre üyeleri bile Erdoğan'ın İsrail'i terörist devlet olarak nitelemesini ve Felluce'de öldürülen Sünni isyancıları "şehit" olarak nitelemesini dehşet içinde izlediler.

"Peki Erdoğan'ın Bush'la yapacağı görüşme, birşeyleri değiştirecek mi? Erdoğan'ın muhalifleri 'Hayır' diyor. Bu görüştekiler, görüşme talebinin Erdoğan'dan geldiğini, Başbakan'ın amacının ABD'nin desteğine sahip bir dünya lideri olduğu görüntüsünü vermek olduğunu söylüyorlar.

"Bush'la Erdoğan'ın geçen yıl Haziran'da yaptıkları görüşmeden sonra ilişkilerin normalleştirilmesi yollarının arandığı bir döneme girildi.

"İki tarafın diplomatları bu görüşmenin de aynı amaca hizmet edeceğini söylüyor.

"Erdoğan'ın kamuoyunun farklı düşünmesine rağmen Lübnan'a bin asker gönderme kararı alması Türkiye'nin Batı yanlısı eğiliminde bir değişiklik olmadığını gösteren cesaret verici bir işaret. Türkiye, ayrıca Irak'taki Amerikan güçlerine en fazla silah dışı malzeme sağlayan ülke.

"Amerikalılar, iyi niyet gösterisi olarak emekli general Jeseph Ralston'u 'PKK Koordinatörü' olarak atadılar. Ama generalin rolü belirsiz. Ralston'un Kürt isyancılara karşı askeri seçeneğin son çare olması gerektiği sözleri Türkler'i mennun etmedi. Brookings Institute'dan Ömer Taşpınar'a göre, Türkler Ralston'un atanmasını göz boyama olarak görüyor.

"Kürt isyancılarla onlarca yıl süren savaştan sonra artık bazı Türk yetkililer de bu mücadelenin sadece askeri yollarla kazanılamayacağını kabul etmeye başladı.

"PKK savaşçılarına evlerine dönmesine izin verecek bir af ve Milliyetçi Kürtlerin parlamentoya girmesini engelleyen yüzde 10'luk seçim barajın aşağıya çekilmesi işe yarayabilir. Bu kişilerin parlamentoda temsil edilememesi Kürt bölgelerinde bir boşluk yarattı ve bu boşluk radikal İslamcılar tarafından dolduruldu.

"Kasım 2007'de seçimler yapılacak. Erdoğan'ın bu konuda milliyetçileri yabancılaştırma riskine gireceğine kimse ihtimal vermiyor. Son kamuoyu yoklamaları, AKP'nin önde olduğunu, CHP'yle birlikte iki sağ partinin daha parlamentoya girebileceğini gösteriyor. Çok parçalı bir koalisyon hükümetlerine geri dönülmesi generallerin yeniden nüfuzunu artırmasına yol açabilir.

"Bu kısır döngünün kırılması cesaret ve vizyon sahibi olmayı gerektiriyor. Hem Türk liderler hem de müttefikleri için..."

Kaynak: BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner33

banner37