Kral Abdullah, Hamas ve El-Fetih heyetlerini kabul etti

Abbas, Meşal ve Heniye’nin bugün Mekke-i Mükerreme’deki Es-Safa Saray’ında bir araya gelecekleri bildiriliyor.

Kral Abdullah, Hamas ve El-Fetih heyetlerini kabul etti

Dünya Bülteni Haber Merkezi

 

Eş-Şarku’l-Evsat gazetesinin bugünkü manşetinde Hamas ve El-Fetih liderlerinin Mekke’deki buluşmasıyla ilgili haber yer alıyor. Manşette, Kral Abdullah’ın Filistin halkına, “Ümit ederim liderleriniz sizin çağrınızı işitir” dediği yazıyor.

 

Haberde, Kral Abdullah’ın Hamas ve El-Fetih heyetlerini dün Cidde’de ayrı ayrı kabul ettiği ve Mahmud Abbas’ı kabulünde, “Filistin topraklarında olanlar, İslam ve Arap ümmetlerinin düşmanlarından başkasına hizmet etmemektedir” dediği bildiriliyor.

 

Haberde ayrıca, Kral Abdullah’ın Suudi Arabistan’da yaşayan Filistinlilerin kendisine yazdıkları mesaja cevabında da, “Umarım kardeşler mesajınızda bütün taraflara seslenerek dile getirdiğiniz diyaloğun süresi ne kadar uzarsa uzasın kutsal topraklardan bağlayıcı bir anlaşmaya varmadan çıkmama isteğini işitirler” dediği kaydediliyor.

 

Haberde, Abbas, Meşal ve Heniye’nin bugün Mekke-i Mükerreme’deki Es-Safa Saray’ında bir araya gelecekleri bildiriliyor.

 

Suudi Arabistan’da yayınlanan El-Vatan gazetesinin bugünkü sayısında yer alan bir haberde de, Suudi Arabistan’da yaşayan Filistinlilerin Riyad’daki Filistin Büyükelçiliği’ndeki toplantılarından sonra Kral Abdullah’a bir mesaj gönderdikleri yazıyor.

 

Filistinliler mesajlarında Kral Abdullah’a şöyle diyorlar: “Sizden bütün taraflara kardeşler arasındaki diyaloğun süresi ne kadar uzarsa uzasın bağlayıcı bir anlaşmaya varmadan kutsal topraklardan çıkmamalarını, Beytullah’ın gölgesinde, Allah’ın adıyla ve Allah’ın Kitabı üzerine yemin ederek bu çatışmayı ve ancak ümmet düşmanlarına hizmet eden kan şelalesini durdurmaya söz vermelerini hatırlatmanızı rica ediyoruz.”

 

Londra’da yayınlanan El-Hayat gazetesinin bugünkü manşetinde de yine Mekke Buluşması var.

 

El-Hayat’ın manşetinde, Kral Abdullah’ın Filistinlilere “Birbirinizle savaşmanız haram.. Böyle nereye kadar gideceksiniz?” dediği yazıyor. Üst başlıkta ise şöyle diyor: “El-Fetih ve Hamas liderleri, Mekke’deki “son fırsat” buluşmasında kıbleye yönelerek ciddi bir irade sözü veriyorlar.

 

 

İsrail, Mekke Buluşması’na meydan okuyor.. Buldozerler Mescid-i Aksa’yı tehdit ediyor

 

Lübnan’da yayınlanan Es-Sefir gazetesinin bugünkü sayısında, İsrail yönetiminin uluslararası kamuoyunun görmemezlikten gelmesi ve Arap ülkelerinin sessizliği arasında buldozerleriyle Mescid-i Aksa’nın El-Mağaribe kapısı çevresinde yıkım yaptığı yazıyor.

 

Haberde, Filistinli liderlerin Mekke’de buluştuğu bir vakitte üç İsrail buldozerinin El-Mağaribe kapısı yakınlarındaki tepeyi kazmaya başladığı bildiriliyor.

 

Suudi Arabistan’da yayınlanan El-Medine gazetesinin konuyla ilgili haberinde de, İsrail’in daha önce görülmemiş askeri tedbirler altında El-Mağaribe kapısına giden tarihi geçidi yıktığı belirtiliyor.

 

El-Medine, haberle birlikte Mescid-i Aksa’ya saldırıların bir listesini de veriyor.

 

Haberde ayrıca, İsrail işgal güçlerinin İslami Hareket lideri Şeyh Raid Salah’ın Mescid-i Aksa’ya yaklaşmasına izin vermediği, Filistinli alimler ile İsrail polis yetkilileri arasında tartışmalar yaşandığı ve İsrail güçlerinin dün sabah erken saatlerden itibaren Mescid-i Aksa’ya giden yolları kapattıkları yazıyor.

 

Ürdün’de yayınlanan El-Ğad gazetesi ise, Mecid-i Aksa’nın himayesi için Ürdün’ün diplomatik çabalarını yoğunlaştırdığı, Ürdün Kralı Abdullah’ın İsrail’in Mescid-i Aksa çevresindeki faaliyetlerini “kabul edilemez” olarak nitelediği ve kınadığı kaydediliyor.

 

Haberde belirtildiğine göre, Ürdün Kralı Abdullah, İsrail ile Ürdün arasında Ekim 1994’te imzalanan barış anlaşmasının Ürdün’e kutsal mekanların gözetimi hakkı verdiğine dikkat çekerek işgal altındaki Kudüs’teki kutsal mekanların himayesi için gerekli tüm icraatları yerine getireceklerini söylemiş.

 

 

Kuveyt’te idama mahkum, Irak’ta milletvekili!

 

Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan El-Beyan gazetesinin bugünkü sayısında, CNN televizyonunun Amerikan Ordu İstihbaratı kaynaklarına dayandırdığı bir haberde Irak milletvekili Cemal Cafer Muhammed’in 1983 yılında Kuveyt’te Amerika ve Fransa büyükelçiliklerinin bombalanması olayına karıştığını söylediği yazıyor.

 

Haberde, Washington’un Iraklı milletvekilini Irak’ta İran lehine casusluk yapmakla suçladığı, Cafer’in milletvekili dokunulmazlığı bulunduğu ve Amerikan Ordu İstihbaratı’nın bu suçlamaları Nuri El-Maliki’ye sunduğu kaydediliyor.

 

Haberde ayrıca, Cafer’in 1984 yılında Kuveyt’te idama mahkum edildiğini fakat Cafer’in yargılamadan önce Kuveyt’ten kaçtığı, Batılı istihbarat kaynaklarının Cafer’i 1984 yılında bir Kuveyt uçağının kaçırılması ve Kuveyt Emiri Cabir El-Ahmed El-Sabah’a suikast girişimine karışmakla suçladığı bildiriliyor.

 

Karikatür... Karikatür... Karikatür...

 

 

 

Eş-Şarku’l-Evsat’tan... Hamas ve El-Fetih liderlerinin Mekke Buluşması’nın iç savaşı önlemek için son fırsat olduğunu anlatan karikatürde, tek kurşunu kalmış tabancanın üzerinde “Mekke Görüşmeleri”, ölümü temsileden resmin üzerinde de “Fitne” yazıyor.

 

---------------------------------------------------------

 

İNGİLİZ BASINI
 
İngiltere gazetelerinde Irak'ın işgali sırasında İngiliz askerlerinin üzerine ateş açan iki Amerikalı pilot arasındaki konuşma kayıtlarının basına sızmasıyla ilgili haber ve yorumlar öne çıkıyor.

İngiltere gazeteleri

Guardian, Amerikalı askeri yetkililere dayanarak pilotları aklayan soruşturmaya İngiliz subayların da katıldığını, fakat İngiltere Savunma Bakanlığı'nın bunu reddettiğini aktarıyor.

Independent gazetesi de İngiliz gazetesine sızdırılmasından sonra Amerikan Savunma Bakanlığı'nın görüntü kayıtlarını İngiltere'ye vermeyi kabul ettiğini belirtiyor, daha önce olayda ölen askerin ailesine "Böyle bir kayıt yok" dendiğini hatırlatıyor.

Gazetenin manşetinde ise Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'a fazla yakın olmakla eleştirilen İngiltere Başbakanı Tony Blair'in şu sözleri yer alıyor:

"Amerika'yla ilişkimiz bize tüm kapıları açıyor"

Bu sözlerin altında ise Irak'ta şimdiye kadar ölen 100 İngiliz askerinin isimleri var.

Blair, Bush'la özel ilişkisinin kendisini siyasi açıdan yıpratmasına karşın İngiltere'nin bu yakınlık sayesinde son on yıl içinde dünya siyasetinde önemli rol oynadığını savunuyor.

Independent, Blair'in bu açıklamalarını inandırıcı bulmuyor ve Başbakan'ın Bush üzerinde ciddi bir ağırlığı olmadığını savunuyor.

Guardian'da yazan Geoffrey Wheatcroft ise Blair'in Irak yüzünden itibar kaybettiğini ancak bu yıl içinde koltuğunu devralması beklenen Maliye Bakanı Gordon Brown ve Kuzey İrlanda Bakanı Peter Hain'in ikiyüzlü bir tavır sergilediğini öne sürüyor:

"Başbakan, Irak savaşına inanıyor ve bunun asil bir amaca hizmet ettiğini söylüyor. Ancak Irak savaşına parlamentoda onay veren milletvekilleri, bizi işgal kararı alınırken Antarktika ya da uzay yolculuğunda olduklarına inandırmaya çalışıyorlar."

"Irak konusunda Blair'in Bush'tan daha çok vebali var. İşçi Partisi milletvekillerinin de Amerikalı yeni muhafazakârlardan. Amerikalılar, açıkça Saddam Hüseyin'den intikam almayı beklediklerini söylüyorlardı.

"İngilizlerin ne gerekçesi var. Brown, Irak'ın işgalini açıkça desteklemedi. Ancak eski Dışişleri Bakanı Robin Cook'la birlikte istifa etseydi, en azından İngiltere'nin savaşa dahil olmasını engelleyebilirdi."

Guardian, Filistinli rakip gruplar Hamas ve El Fetih liderlerini Mekke'de bugün yapacakları görüşmeyle ilgili haberinde Suudi Arabistan'ın arabuluculuğu için şu yorumu yapıyor:

"Suudiler, Filistin krizini sona erdirmek için itibarlarını ortaya koydular. Kral Abdullah, Filistinliler arasındaki çatışmaları İsrail işgaline karşı verilen onurlu Filistin ulusal mücadelesi üzerindeki utanç verici bir leke olarak niteleyip Filistinli liderleri azarladı.

"Kral'ın Filistinli liderleri uzlaştırmadan Mekke'den bırakmayacağı söyleniyor. Şimdiye kadar statükoyu korumak ve nüfuz edinmek için sadece cömert çekler kesen Suudi Krallığı'nın bu girişiminin arkasında İran'ın bölgede artan ağırlığını dengeleme kaygısı ve Şiilerle, Sünniler arasındaki ayrılığın iyice keskinleşmesi var."

Guardian; haberinde Suudi Arabistan'ın doğusunda; petrol yataklarının bulunduğu bölgede Şiilerin çoğunlukta olduğunu anımsatarak Riyad'ın burada huzursuzluk yaşanmasından endişe ettiğini aktarıyor.

'Suudi Arabistan'ın İran kaygısı'

Financial Times ise Batı'nın Filistin'de iktidardaki Hamas'ı cezalandırmak için doğrudan yardımları askıya alma kararının ters teptiği yorumunu yapıyor.

Gazeteye göre, Batı'nın Hamas'ı devre dışı bırakma çabası istenilen sonucu vermediği gibi Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da yaşayan Filistinlilerin yoksulluklarını derinleştirdi.

Gazete, haberinde Avam Kamarası Uluslararası Kalkınma Komisyonu'nun geçen hafta yayımladığı Filistin raporuna gönderme yaparak Hamas'ın yardım bulmak için her yolu denediğini ve iki yıl öncesine göre İran'a çok daha yakın olduğunu, boykot kararının Tahran'ın elini güçlendirdiğin belirtiyor.

Independent yazarı Patrick Cockburn, Irak'taki direniş hareketinde İran'ın rolünü değerlendirdiği makalesinde Amerika'da muhafazakârların iktidarda kalabilmek için Tahran'ı tüm kötülüklerin kaynağı olarak gösterme çabası içinde olduğunu savunuyor:

"Hiçbir ciddi gözlemci Sünni direnişte ya da Şii milislerin yükselişinde İran'ın çok önemli bir payı olduğunu bir an için bile düşünmemiştir. Saddam'ın devrilmesinden İran'ın fayda sağlayacağı aşikârdı.

"Nihayetinde Saddam Hüseyin baş düşmanlarıydı. İranlılar, Saddam'ın devrilmesinden memnun oldular. İkinci kaçınılmaz sonuç da iktidarın nüfusun yüzde 60'ını oluşturan Şiilerin eline geçmesi olacaktı. Bunların olacağını bilen Baba Bush, Kuveyt'teki zaferinden sonra Bağdat'a askerlerini sokmadı.

Independent yazarı Cockburn, "Peki Bush İran'a yüklenerek ne yapmayı amaçlıyor" diye soruyor ve şöyle devam ediyor:

'İran ve 2008 seçimleri'

"Bush yönetimi Irak'ta şeytan yaratma uzmanı oldu. Önce tüm kötülüklerden Saddam Hüseyin sonra da Ebu Mussab ez-Zerkavi sorumlu tutuldu.

İkisi de geçen sene öldürüldü ama Irak'ta şiddet durmadı. Bush'un İran düşmanlığı politikasını belki iç siyasetle açıklamak gerekiyor.

"Amerikan seçmenine yeni bir düşman sunuluyor. Amerika'nın Irak ve Lübnan'daki başarısızlığın sorumlusu olarak İran gösteriliyor. Bush yönetimi her zaman Irak'ta değil, Washington'da iktidarı elde tutmaya önem verdi.

"Cumhuriyetçiler, cephedeki başarısızlıklarına rağmen 2004 seçimlerinde hem başkanlığı hem de Kongre'de çoğunluğu elde tutmayı başardı. İran'la çatışmaya girmek, dikkatleri Irak'taki fiyaskodan başka noktalara çekmek, 2008 seçimlerinde Beyaz Saray'ı kaybetmemek için belki de tek şansları olabilir."

'İşgal bitmezse şiddet durmaz'

Fransa Başbakanı Dominique de Villepin, Financial Times'a mülakatında "yabancı güçler çekilmedikçe Irak'ta şiddet son bulmayacak" diyor.

Mülakatta, Amerikan Başkanı George Bush'un Irak'a takviye birlik gönderme kararını "saçmalık" olarak niteleyen Başbakan, "Yabancı birlikler Irak demokrasiye kavuşunca çekilecek demek çok anlamsız bir şey. Çünkü bu asla olmayacak. Yapılması gereken şey, yabancı birliklerin çekilmesi için takvim belirlemektir. Irak'ta askeri bir çözüm mümkün değildir" diyor.

Kaynak: Dünya Bülteni ve BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35