banner39

Kubbealtı 40. yılına giriyor

Kubbealtı Vakfı, kendi kaynakları ile Türkiye'nin en eski vakıflarından biri olma özelliğini taşıyor.

Arşiv 18.12.2009, 03:36 18.12.2009, 03:36
Kubbealtı 40. yılına giriyor


Ömer Faruk Akari / Dünya Bülteni

Vakıf Kurumsal İlişkiler Sorumlusu Murat Oktay ile görüştük.

Kubbealtı vakfı 1970 senesinde cemiyet olarak kurulmuş. 1978 senesinde de vakıf kimliğini almış. Kurucuları arasında Sami Ayverdi, Ekrem Hakkı Ayverdi, İlhan Ayverdi, Mustafa Tahralı gibi isimler bulunuyor. Vakıf, diğer vakıflara oranla daha profesyonel olarak çalışıyor. Kendi kaynaklarını kendi oluşturmaya çalışarak Türkiye'nin en eski vakıflarından biri olma özelliğini taşıyor. Vakfın kurulmasındaki amaç klasik Türk sanatlarının geliştirilmesi, bularla ilgili akademik çalışmaların yapılması ve dil ile ilgili çalışmalar yapılması. Vakıf bu amaçlar doğrultusunda farklı bir faaliyet içerisine girmeye de özen gösteriyor.

Vakıf Sultanahmet'de Köprülü ailesinin yaptırmış olduğu Köprülü medresesinin tekrar restore ederek kullanmaya başlamış. Eskiden on odadan oluşan medresede bir odanın yarısının caddeye katılması ile dokuz bucuk oda olarak kalmış.

Vakfın kurucularından olan Ayverdi ailesi zamanının yüksek gelirli ailelerinden olmasına rağmen vakfı kurabilmek sanat ve tarihi koruyabilmek adına bütün malını ve zamanın bu vakıfa için kullanmış. Bu yolda Ekrem Hakkı Ayverdi 1970'li yıllarda kendi imkânlarıyla Balkanlara giderek Osmanlı eserlerinin mimari yapısını çıkartarak kayıt altına almış. 38 sene uğraştığı bu tarihi ve mimari çalışmalar sonucu kendi imkânlarıyla bastırdığı 12 ciltlik eser ortaya koymuş.

Dünya bülteni vakfın kurumsal ilişkiler sorumlusu Murat Oktay ile görüştü. Murat Oktay vakıf ile ilgili bilgileri ve faaliyetlerini anlattı.

—Vakfın çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

"Vakfımızın kurulduğu 1970 senesinde sonra bir Türkçe sözlük hazırlanmasına karar verildi. O günden itibaren hiç ara vermeden tamamen kendi maddi imkânlarıyla İlhan Ayverdi'nin liderliğinde lügat çalışmalarına yaklaşık 34 sene devam edildi. 34 senenin sonunda 3 ciltlik "Misalli Büyük Türkçe Sözlük" ismiyde muazzam bir eser ortaya çıktı. Bu sözlük kelimeleri örnekleriyle açıklayan bugüne kadar yayımlanmış en büyük Türkçe sözlüklerden bir tanesi. Daha sonra da akademik çalışmalarımız devam etti. Üç ciltlik sözlüğün muhtasarı olan tek ciltlik bir Türkçe sözlük ve bundan daha küçük olan ilkokul çocukları için okul sözlüğü çıkardık. Yakında da cep sözlüğü yayımlamayacağız. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bu sözlükleri kendi yayın evimizden çıkarıyoruz. "

—Sözlüğün çıkması ile nasıl tepkiler aldınız?

Sözlük çıktıktan sonra 18 Kasım 2008'de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül vakıftan bir heyeti köşkte kabul etti. Bu görüşmede vakfın faaliyetleri anlatıldı ve lügat cumhurbaşkanına takdim edildi. Büyük takdir toplayan sözlüğün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bizzat kendisinin başlattığı "Türkiye Okuyor" kampanyasında kullanılmasına karar verildi. Bu bağlamda yoğun bir çalışma içerisinde girdik ve Anadolu'nun birçok yerinde il ve ilçelerde valilikler ve kaymakamlıklarla ortak çalışmalar düzenlemeye başladık. Gittiğimiz yerlerde her okula birer sözlük veriyoruz."

—Okulların başka talepleri de oluyor mu?

"Lügat çalışmasında bizimle çalışan hocalarımız, profesörlerimiz Anadolu'nun belli illerine giderek oradaki öğretmenlere "Türkçe'de İmla Meselemiz" isminde konferanslar veriyor. Ayrıca başka okul ve vakıflardan da bu konferans için talepler alıyoruz. Hocalarımızın müsait olduğu ölçüde talepleri karşılamaya çalışıyoruz. "

—Vakfın başka yayınları var mı?

"Bununla birlikte vakfımızın yayınevinden çıkan farklı kitaplarımızda mevcut. Şuanda piyasada yüzün üzerinde kitabımız var. Bu eserlerden bazıları şunlar: Vakıf kurucularımızdan Samiha Ayverdi'nin komple külliyatı,Safiye Erol Külliyatı, Nihad Sami Banarlı'nın külliyatı ve Milli Eğitim Bakanlığının yüz temel eserlerinden biri olan "Türkçe'nin Sırları" kitabı, Ali Fuat Başgil'in yine Milli Eğitim Bakanlığının yüz temel eserinden olan "Gençlerle Başbaşa" isimli kitabıyla beraber başka bir çok eserleri ve Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre'nin kitapları Kubbealtı'nın yayın evinden çıkan eserlerdendir."

"Bastığımız yüz temel eserden olan Nihad Sami Banarlı'nın Türkçe'nin Sırları, Ali Fuat Başgil'in Gençlerle Başbaşa ve Samiha Ayverdi'nin İbrahim Efenfi Konağı adlı kitapları da özel bir şekilde kapağını düzenleyerek belediyelere yolluyoruz ve belediyelerde ilçelerindeki insanlara bu eserleri ulaştırmış oluyor."

"Bunlarla birlikte birde sanat kitaplarımız var. Klasik Türk sanatları ile ilgili yayımladığımız kitaplarımız bunlar. Hat üzerine birçok kitabımız var. Çıkardığımız bu kitaplar sadece Türkiye'de değil dünyada da ilgi gören birer başyapıt niteliğindeki kitaplar."

—Süreli yayınlarınız da var, onlarda da bahseder misiniz?

"Kitaplardan başka "Akademi Mecbuası" adında kurulduğumuz günden beri yılda üç defa çıkan bir dergi yayınlıyoruz. Abonelik usulü ile çalışıyoruz ve dışarıda pek satışımız yok. Fakat takipçileri tarafından çok takdir görüyor."

—Kubbealtının gençlerle diyalogu nasıl?

"Kubbealtı Vakfı olarak bir gençlik kulübü oluşturdu. Bu gençlik kulübü de bir takım sosyal faaliyetler yapıyor. Son olarak Avrupa Birliği projesi etkinliği altında "gençlik ve aile" "gençlik ve etik" adında iki adet proje düzenlediler. Bu proje kapsamında Avrupa'nın çeşitli yerlerinde Avrupa Birliği vatandaşı üniversite ve lise öğrencileri onar gün boyunca Türkiye'de ağırlayarak İstanbul gezdirildi. 2004 yılında yaptığımız gençlik ve aile isimli projemiz o yıl yılın projesi seçilmişti."

—Burs veriyor musunuz?

"Vakfımız üniversitede okuyan yükse lisans ve doktora öğrencilerine burs imkanı da sağlıyor. Tabi bunun için sosyal alandaki mesleklerde okumaları bizim için önemli. Edebiyat, dil, işletme gibi bölümlerde okuyan yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs veriyoruz."

—Vakıf sohbetleri devam ediyor mu?

"Vakıf ayın üç cumartesi günü bünyesinde konferanslar düzenliyor. Otuz senedir kesintisiz devam eden klasik Kubbealtı sohbetleri, Kubbealtı musiki sohbetleri ve Dursun Gürler ile kültür sohbetleri şeklinde yapılıyor. Sitemizden de programı yayınladığımız bu sohbetlere herkesi bekliyoruz "

—Kubbealtı'nın sanatla ilgisi çalışmalarından bahseder misiniz?

"Kuruluş amacına uygun olarak vakıf bünyesinde hat, tezhip, ebru ve Osmanlı Türkçesi ve diksiyon gibi kurslar veriliyor. Günümüzde oldukça yaygınlaşan buna benzer kurslara nazaran Kubbealtı bunu daha bilinçli olarak yaptığını düşünüyorum. Dersleri alanında uzmanlaşmış hocalar tarafından veriyoruz ve katılan öğrencilerden yaptıkları sanat dalını biraz daha sahiplenmelerini ve bunun için emek harcamalarını istiyoruz. Bundan yaklaşık otuz sene öncesinden beri devam eden bu kurslardan yetişen birçok öğrenci ise şimdi güzel sanatlarda hocalık ve dekanlık yapıyor. Bu yüzden Kubbealtı bu sanatların varlığının devam edebilmesinde büyük bir görev üstlenmiştir."

"2010 yılı vakfın 40.yılı olması münasebetiyle daha büyük etkinlikler yapmayı planlıyoruz. Bunu da şimdiden takipçilerimize duyurmuş olalım. Klasik Türk sanatları ile ilgili olan merak eden herkesi vakfımıza bekliyoruz."

banner53
Yorumlar (0)
14
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?