banner27

Kürtler kendi sözleşmelerini imzalıyor

İngiltere İşçi Partisi'nin Manchester kentinde yapılan konferansı gazetelerin birinci sayfalarında geniş yer tutuyor.

Kürtler kendi sözleşmelerini imzalıyor

Başbakan Tony Blair'in ayrılması ardından, parti liderliği ve başbakanlık için en güçlü aday olarak görülen Maliye Bakanı Gordon Brown'ın ''hayatının konuşması''nı yapacağı söyleniyordu konferans öncesinde.

Brown konuşmasını yaptı, ancak manşetlere çıkan ise konuşması değil, konuşmasına Başbakan'ın eşi Cherie Blair gösterdiği öne sürülen tepki oldu: ''Bu bir yalan.''

İki hafta önce İşçi Partisi içinde Tony Blair'e yönelik darbe girişimi olarak görülen siyasi kampanyayı örgütleyen isim olmakla suçlanan Gordon Brown'un; ''İşçi Partisi'nin en başarılı lideri ve başbakanı Blair'le çalışmak benim için ayrıcalıktır'' sözlerine, Cherie Blair, hemen yakınındaki bir gazeteciye göre, ''Bu bir yalan'' tepkisi göstermiş.

Gerçi Başbakan'ın eşi, ben bu ifadeleri kullanmadım, böyle de düşünmüyorum diyor. Ancak sözleri duyduğunu belirten Bloomberg ajansı çalışanı gazeteci iddiasında ısrarlı.

Guardian gazetesi, Cherie Blair'ın bu sözlerinin Brown'un gününü enkaza dönüştürdüğü görüşünde.

Independent gazetesi ise, Cherie Blair'in sözlerinin Başbakan Blair ve Brown arasındaki kırılgan ateşkesi paramparça ettiğini savunurken; ''Cherie Blair'in Gordon Brown'u sevmediği ve eşinin ardından başbakan olmasını istemediği bir sır değil'' diyor.

Daily Telegraph gazetesi de, Cherie Blair'in sözlerinin Maliye Bakanı'nın samimiyetine ilişkin soru işaretlerini arttıracağı ve tartışmaları yeniden Başbakanlık için yetkin olup olmadığından çok Brown'un karakteri üzerine odaklayacağı görüşünde.

Hükümet içinde Blair'in bırakması yönünde baskıların arttığı iki hafta önce, Brown'a karşı isimlerden İçişleri Bakanı Charles Clarke, Maliye Bakanı'nı ''ipleri elinde tutma konusunda saplantılı olmakla'' suçlayarak, Brown'un kişiliğini tartışmaya açan en önde gelen siyasetçi olmuştu.

Afganistan'da bir suikastın düşündürdükleri

Independent gazetesi, birinci sayfasından Afganistan'da dün öldürülen bir kadının öyküsünü aktarıyor okurlarına.

Safia Amajan, Kandahar eyaletinde kadının sorunlarından sorumlu yetkili. Dün silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

Taliban güçleri cinayetin sorumluluğunu üstlenirken, Independent muhabiri Kim Sangupta, şu gözlemini aktarıyor:

''Kadın hakları savunucusunun öldürülmesi, Amerikan ve İngiliz güçlerinin Afganistan'ı ''özgürleştirmesin''den ve mazlum kadınları için yeni bir şafak vaadinde bulunmasından beş yıl sonra ülkenin nasıl bir karanlığa doğru sürüklendiğini hatırlatan bir gelişme oldu.''

Independent'in haberinde, Afganistan'da kadınların yaşamın giderek zorlaştığını ortaya koyan istatistiklere de yer verilmiş.

''Afganistan'da kadınların yüzde 50'si dövüldüklerini söylüyor. Kandahar'da 200 kadın bu yıl aile içi şiddet nedeniyle evden kaçmış. Herat eyaletinde 197 kadın intihara teşebbüs etmiş, 69'u hayatını kaybetmiş.''

''Genç kızların yüzde 57'si, 16 yaşından önce evlendiriliyor. Afganistan'da kadınların yüzde 85'inin okuma yazması yok. Verem hastalığından ölenlerin yüzde 70'i kadın. Zabul ve Helmand eyaletlerinde sağlık hizmetlerinden yararlanabilen kadınların oranı yüzde 5 civarında.''

Independent, başyazısında da aynı konuyu işliyor.

Safia Amajan'ın kız çocukları için okullar ve sağlık merkezleri açılması için büyük çabalar gösterdiğini aktaran Independent, uluslararası toplumu Afganistan'ı ihmal etmekle suçluyor:

''Afganistan'daki sıradan insanlar da ihmal edilmiş durumda. Taliban'ın devrilmesi ardından halka yeni yollar, sulama kanalları; afyon ekmemeleri karşılığında tazminat vaadinde bulunulmuştu. Bu vaatlerin çok azı yaşama geçirildi.''

''Bu ay bir düşünce kuruluşunun hazırladığı rapora göre, Afganların güvenini ve desteğini kazanmak için verilen mücadele kaybedilmiş durumda. Taliban güçleri de, bu hayalkırıklığını kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor ve eskiden kontrolündeki bölgelere doğru ilerliyor.''

''Afganistan'ı kazanmak için verilen savaşın 2001 yılında sona ermediği çok açık. Kabil'in ele geçirilmesi asıl mücadelenin başlangıç noktasıydı ve kadın hakları savunucusu Safia Amajan cinayeti, aydınlanma ve demokrasi güçlerinin mevzi kaybetmekte olduklarını gösteriyor.''

Kürtler kendi sözleşmelerini imzalıyor

Daily Telegraph gazetesinde yer alan bir habere göre, Kuzey Irak'taki Kürt yönetimin enerji sözleşmelerinde merkezi Irak yönetimini dikkate almaması Bağdat'ta rahatsızlık yarattı.

''Yeni anayasaya göre petrol anlaşmalarının petrol bakanlığı tarafından müzakere edilmesi gerekiyor. Ancak son haftalarda Kürt yetkililer, Türk ve Norveçli firmalarla merkezi yönetimi dışlayarak uzun dönemli üretim anlaşmaları imzaladı.''

''Bu gelişme ise, ülkenin kuzeydoğusunu kontrol eden Kürtlerin tam bağımsızlığa hazırlandıkları kuşkularını güçlendirdi. Kürtler, Irak'ın geniş petrol yataklarının yarısının sahibi olduklarını savunuyor, ancak Bağdat yönetimi hükümet kontrolünde ısrarlı. Petrol Bakanı 'anlaşmalar bağlayıcı değil' diyor.''

''Ancak Kürtlerin, sekiz anlaşmayı da sonuca bağlamak için şirketlerle pazarlıkları sürdürdükleri yine Iraklı yetkililerce dile getirilen iddialar arasında.''

Sigara şirketlerine darbe

Independent'in iç sayfalarında yer verdiği bir habere göre, Amerika Birleşik Devletleri'nde dev sigara üreticisi şirketler, tüketicilerin toplu davalarına hedef olacak. Ayrıntılar şöyle:

''New York kentinde bir mahkeme, 'light'' olarak bilinen hafif sigaraları, düşük oranda katran içerdiğini öne sürerek pazarlayan büyük sigara şirketlerine ciddi bir darbe vurdu.''

''Eğer karar temyizde bozulmazsa, aralarında Philip Morris, RJ Reynolds ve Lorillard Tobacco'nun da bulunduğu dev sigara üreticileri, normal sigaralar kadar sağlık riski taşıdıklarını bile bile light sigaraları pazarlayarak kazandıkları 200 milyar dolar tutarında tamzinat davalarına hedef olacak.''

''Karar, 'light' olarak bilinen sigaraları satın alan herkesin dava açabilme hakkına sahip olması anlamına geliyor.''

 

Kaynak: BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25