banner15

Kyoto'ya Rağmen Dünya Isınıyor!

Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girmesinin üzerinden tam bir yıl geçti, ancak getirilen kısıtlamalara rağmen, küresel ısınma devam ediyor. Çevreci örgü Greenpeace, bu iklim değişiminin doğal felaketlere yol açtığını, milli gelirin önemli bir kısmının zararı

Kyoto'ya Rağmen Dünya Isınıyor!

11 Aralık 1997 tarihinde, Japonya’da düzenlenen bir konferansta imzalanan Kyoto Protokolü, bundan tam 1 yıl önce, 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girebildi. Bilim adamları 1980 yılından itibaren yerkürenin ısısındaki artışa ve iklimin olağan dışı değişimine dikkat çekiyorlar. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti ekonomik gerekçeler öne sürerek protokole imza atmayı reddediyor.

Ancak uzmanlar, ekonomik kaygılarla ekolojik dengeyi etkileyen olumsuz gelişmelerin karşısında durmaktan ve denetimden kaçınan Amerikan hükümetinin, Katrina felaketini yaşadığını ve Amerika’yı kısa vadede benzer felaketleri beklediğine işaret ediyor. Greenpeace örgütünün Almanya’da yaptığı bir araştırma ise iklim değişiminin muhtelif doğal felaketlere yol açtığını, milli gelirin önemli bir kısmının zararın telafi edilmesine ayrıldığını ortaya koydu.

Doğal felaketler ve maddi zarar 

Çevre örgütü Greenpeace’in araştırmasına göre iklim değişiminin neden olduğu sonuçlar, her Alman vatandaşının cebinden bin 500 Euro çıkmasına neden oluyor. Araştırmaya göre, küresel çapta havaların iki dereceye kadar ısınması durumunda milli gelirin yüzde 3 ila 5’i bu değişimin yol açtığı doğal felaketlerin giderilmesinde kullanılacak. Greenpeace iklim uzmanı Gabriela von Goerne, iklim değişiminin Almanya’nın güneyinde aşırı yağışlara ve su baskınlarına, kuzeyde ise kıyılarda deniz seviyesinin yükseldiğini ve setlerin risk altında olduğunu belirtiyor. 2100 yılına kadar deniz seviyesinin 70 santim yükselmesinin beklendiğini belirten iklim uzmanı Goerne, dalgalara karşı daha yüksek setler inşa etmek yerine sorunla kaynağında mücadele etmeyi ve kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan uzaklaşmayı öneriyor. Greenpeace iklim uzmanı Gabriela von Goerne’ye göre fosil yakıtların tüketimi, Sanayi Devrimi’nden bu yana Dünya’nın ortalama 0,8 derece ısınmasına yol açtı.

Kyoto süreci

Japonya'nın Kyoto kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Küresel Isınma Konferansı, sera etkisi yaratan gazların ortalama yüzde 5.2 azaltılmasını öngören anlaşmayı 11 Mart 1997 tarihinde kabul etti. Kyoto Protokolü, 9 Mayıs 1992'de New York’ta kabul edilen, İklim Değişikliğine Yönelik Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi'nin belirlediği ilkelere dayanıyor. Anlaşma, Avrupa Birliği ülkeleriyle Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya'nın atmosfere attıkları zararlı gazların ortalama yüzde 6 azaltılmasını öngördü. Kyoto Protokolü, Avrupa Birliği ülkelerinin sera gazlarını yüzde 8, Amerika Birleşik Devletleri’nin yüzde 7, Japonya’nın da yüzde 6 oranında azaltmasını karara bağladı.

2008 ile 2012 yılları arasında yapılacak bu indirimlerle, atmosferdeki kloro-floro-karbon gazlarının oranının 1990'daki seviyeye düşürülebilmesi hedeflendi. Anlaşmayla büyük sanayi ülkelerinin yaydıkları sera gazlarına kısıtlama getirilirken, Avustralya'nın gaz atıklarını yüzde 8, Norveç'in yüzde 1, İzlanda'nın ise yüzde 10 artırmasına izin verildi. Kyoto konferansına 159 ülkenin temsilcisi katılmıştı. Kyoto Protokolü, ancak 16 Şubat 2005 tarihinde, 55 ülkenin protokole onay vermesi ile yürürlüğe girebildi. Atmosfere en fazla sera gazı salan Amerika Birleşik Devletleri hala protokolün dışında.

Grönland eriyor, okyanus taşıyor
 
Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırma, Grönland'daki buz kütlesinin daha önce sanıldığından daha hızlı parçalanmaya başladığını ve denizlerin seviyesinin daha önce varsayılandan daha hızlı yükselebileceğini ortaya koydu. Uydu verilerinden faydalanılarak yapılan araştırmaya göre, küresel ısınma Grönland'dan artan hızla parçaların kopmasına neden oluyor. Buzulların kapladığı alan yaklaşık 1.7 kilometrekare yani, yaklaşık Meksika'nın yüzölçümüne eşit ve 3 kilometre kalınlığında. Bu da, buz kütlesinin yüzeyinde yaşanan erimenin deniz seviyesinin artmasında çok önemli bir etki yaratması anlamına geliyor.

Son 20 yılda Grönland'da hava sıcaklığı yaklaşık 3 derece arttı. Bu gelişme ise, Atlas Okyanusu'na akan su miktarını da hızlandırmış oldu. Bilimadamlarına göre, son on yıl içinde kütledeki erime yaklaşık üçe katlandı. Grönland'daki bu kütlesinin erimesiyle deniz seviyelerinin 7 metre yükseleceği tahmin ediliyor. Son zamanlara kadar böyle bir gelişmenin bin yıl alabileceği düşünülüyordu. Ancak araştırmacılar, son veriler ışığında bunun daha erken gerçekleşebileceği uyarısında bulunuyorlar. Deniz seviyesindeki yükselmenin yaratacağı en büyük tehlike, deniz seviyesinden yüksekliği pek fazla olmayan adaların risk altına girmesi olacak. Ancak bilimadamları, bunun yalnızca küçük adalardan ibaret olmayacağını, aralarında Londra'nın da bulunduğu bazı büyük kentlerin alçak kesimlerinin su altında kalmasının da kendilerini kaygılandıran bir ihtimal olduğunu aktarıyor.


Kaynak: DW ve BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48