banner39

Medya- iktidar ilişkisinde eski defterler yine açıldı

Giderek şiddetlenen Doğan- Sabah kapışmasında, Mehmet Barlas, Mutlu, Bilgin ve Simavi'nin bulunduğu eski defterleri açtı.

Arşiv 26.05.2008, 12:09 26.05.2008, 12:25
Medya- iktidar ilişkisinde eski defterler yine açıldı

 

Dünya Bültkeni/ Haber Merkezi

Cumartesi günü Vatan gazetesinde "Halkbank' tan Vatan' a reklam ambargosu" başlık, Sabah Gazetesi'nin başyazarı Mehmet Barlas'ı, geçmişe götürmüş. Mehmet Barlas, 1990'lı yıllarda meydana gelen bir olayı, manşetlerin nasıl kullanıldığını ve sonra da nasıl özür dilendiğini, Pazar günkü yazısında anlattı.

İşte o yazıdan bazı bölümler;

"Bu haberi okuyunca belleğimde buna benzer bilgilerin depolandığı gri hücrelerin ısındığını hissettim.
1990'ların başında, Sabah'ın o zamanki sahibi Dinç Bilgin gazetedeki odama girdi...
- Kamu bankaları Sabah'a ilanları kesti. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner için yaptığımız haber yüzünden kamu bankaları bize artık ilan vermeyecek. Durum çok ciddi, dedi.
Özür dilendi
İki gün önce Güneş Taner hakkında gerçekten asılsız ve uygunsuz bir haber Sabah'ın manşetinde yayınlanmıştı.
Dinç Bilgin'in çok endişeli hali beni üzmüştü. Arkadaşım olan Güneş Taner'i telefonla aradım ve bir gazeteye kamu bankalarının ilan boykotu uygulamasının basın özgürlüğü ile bağdaşamayacağını söyledim.
Güneş Taner gazetenin manşetinden uğradığı haksız saldırının aile hayatında yarattığı krizi anlattı... Sonra, "Bu haberin sorumlusu olan Zafer Mutlu Ankara'ya gelsin, bakanlıktaki odamda benden özür dilesin" dedi.
Ben Taner'in bu sözlerini Dinç Bilgin'e naklettim. O da, Sabah'ın o dönemdeki Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu'yu hemen Ankara'ya gönderdi. "Diz çökülerek" özür dilendi ve ilan boykotu sona erdi.
Aradan 20 yıl geçtikten sonra Zafer Mutlu'nun yönetimindeki bir başka gazetenin kamu bankalarının ilanlarının dağıtımı konusunda haksızlığa uğradığını haber yapması, güçlü bellek sahibi olmanın özenilecek bir şey olmadığını tekrar düşündürdü bana.
Basın-iktidar ilişkileri konusunda belleğim öylesine dolu ki...
1987 yılıydı. Özal Başbakan'dı ve Davos'taydık.
Belvedere Oteli'nin barında, o zaman Hürriyet'in sahibi olan Erol Simavi'yle viskilerimizi yudumlayıp, sohbet ediyorduk. Yanımıza Özal'ın danışmanı olan Can Pulak geldi ve Erol Simavi'ye "Başbakan sizi bekliyor" dedi.
Ne konuşmuşlar?
Erol Simavi yarım saat kadar sonra bara geri döndü. Ben sormadan Başbakan'la ne konuştuğunu anlatmak gereğini hissetti:
- Kemal Ilıcak çok zor durumda. Özal'ın ona yardım etmesini istedim, dedi.
Biz barda otururken, Sabah'ın Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu'nun, Can Pulak'ın eşliğinde Özal'ın odasına gittiğini gördüm.
Akşamüstü Özal'ın odasına gittim.
Sordum ona:
- Erol Simavi'yle ve Zafer Mutlu ile ne konuştunuz?
Özal anlattı:
- Erol Bey'in sahip olduğu bir sigorta şirketi zor durumdaymış, onu kamunun satın almasını istedi. Zafer Mutlu da, Emlak Bankası'nın Ataşehir Projesi'nin tanıtım ve pazarlama kampanyasının Sabah'a verilmesini istedi.
Bunları hiç unutmamak iyi bir şey mi size göre?
"Siyaset-Medya-Banka" üçgenindeki ayıplı ilişkilerin 28 Şubat döneminde ayyuka nasıl çıktığını, bugün de "Laiklik tehlikede" diye kampanyalar açan ve demokrasiyi sabote edenlerin aynı isimlerden oluştuğunu hatırlamasak daha doğru olmaz mıydı?"

Bunlar Mehmet Barlas'ın anlattıkları.

Bu itiraf, hafızaları, Mesut Yılmaz'ın başbakanlığı döneminde Hürriyet Gazetesi ile iktidar arasında yaşananlara, manşetlerin nasıl atıldığına, akçeli ilişkilerin nasıl kollandığına dair sızan telefon görüşmelerine götürdü.

Basına da sızmış olan Ertuğrul Özkök ile dönemin bakanı Güneş Taner arasındaki konuşmalarda, müthiş argo ifadeler de yer alıyordu.
İşte o konuşmalardan bazı bölümler;

"Taner: Yani senin buradaki Sedat'ın yapacağı işler değil bunlar.
Özkök: Ben yarın Paris'e gidiyorum.
Taner: Vay adi herif vay...
Özkök: Yok abicim senin başbakanın bana etmediği hakareti bırakmadı.
Taner: Benim başbakanım oldu şimdi.
Özkök: Ulan yine ben koruyorum, hâlâ da ben koruyorum. Röportaj gibi gideceksin ana avrat iyice bir kavga edeceksin ondan sonra tekrar iyi adam olacaksın.
Taner: Ankara'da her şey önemli bugünler bu saatlerde.
Özkök: Ben bunu kafaya yedikten sonra hiçbir şeyi yok. İftira atıyor, bana kalleş diyor. Atsın ne yapalım. Biz de öğrendik artık kavga ederiz onunla bir güzelcene ondan sonra barışırız biz de iyi adam oluruz ondan sonra bizi de şey yaparlar.
Taner: Sizin aranızdaki ilişkiye karışmam.
Özkök: Öyle işte karışmazsın ya.
Taner: Şarapları sana verirken bana mı verdi, şarapları getirdi. "

banner53
Yorumlar (0)
24
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?