banner15

'Meğer ABD'nin Ortadoğu politikası yokmuş'

Financial Times gazetesinde Quentin Peel'in yazısının başlığı, "Amerika Orta Doğu sahnesinde rolünü ıskalıyor".

'Meğer ABD'nin Ortadoğu politikası yokmuş'

Peel, Lübnan'daki ateşkesin bölgede daha kapsamlı bir barış sürecine yol açabilmesi yolunda umutlar olduğunu hatırlatıyor. Ancak yazar bu yöndeki çabalarda, önemli bir ülkenin eksikliğine dikkat çekmiş:

"Kofi Annan ve Avrupalı dışişleri bakanlarının yarısı bölgeyi turlarken, Washington'un sessizliği tuhaf."

Quentin Peel, Arap Birliği'nin, Orta Doğu barış sürecinin yeniden canlandırılması için harekete geçtiğini hatırlatıyor. Ancak hazırlanan planın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde 21 Eylül'de görüşülmesi dahi, Amerika'nın tereddütü yüzünden kesinleşmedi.

Peel bu noktada ABD ve İsrail'i eleştirmiş:

"Lübnan şoku daha kapsamlı bir barış için fırsat oluşturmalı. Pratikte ise İsrail şüpheli. Amerika açıkça ilgisiz. Burada söz konusu olan, Amerika ve İsrail'in alternatif politikalarının olmaması değil... İki ülkenin hiçbir politikaları yok gibi görünmesi."

"Hata itirafı çok geç"

Independent ise bugün manşetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Kim Howells'ın bir sözünü taşımış: "Lübnan konusunda yanlış yaptık".

Kim Howells, Başbakan Tony Blair'in Lübnan'daki çatışmalar sırasında ateşkes çağrısı yapmamasının yanlış olduğunu söylemişti.

Independent, Howells'ın sözleri üzerine ilk sayfasında şu ifadelere yer vermiş:

"Savaş 34 gün sürdü. 1393 kişi öldü. 5350 kişi yaralandı. 1 milyon 150 binden fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu kişilerin 215 bin 413'ü hala evsiz. Lübnan'a verilen ekonomik zarar 2 milyar 600 milyon sterlin. Ve savaşın bitmesinden tam bir ay sonra bir dışişleri bakan yardımcısı, Tony Blair'in ateşkes çağrısı yapması gerektiğini kabul etti."

Short: İngiltere hükümetinden utanıyorum

İngiltere'de iktidardaki İşçi Partisi milletvekillerinden eski Uluslararası Kalkınma Bakanı Clair Short da Independent'taki yazısında Blair'i eleştirmiş. "Hükümetten utanıyorum, İşçi Partisi yönünü kaybetti" diyor Short yazısında ve bir sonraki seçimde aday olmayacağını açıklıyor.

Short, kendisini hükümetinden utanma noktasına getiren nedenleri şöyle sıralamış yazısında:

"Blair'in korkakça Amerikalı yeni muhafazakârların aşırı politikalarını desteklemesi, terörizm ve istikrarsızlık tehdidini arttırdı. Tıpkı Orta Doğu'da daha fazla acıya neden olduğu gibi... Blair, Birleşik Krallık'ın haysiyetini lekeledi; Birleşmiş Milletler'le uluslararası toplumu zayıflattı; dünyayı tehlikeli hale getirmeye yardımcı oldu. Hukukun üstünlüğü ve sivil özgürlüklerin aşınması, demokrasimizi zayıflattı, Müslümanları daha da soğuttu."

"NATO krizle yüzyüze"

NATO komutanlarının Afganistan'a asker takviyesi talebine, ittifak üyesi hiçbir ülke somut yanıt vermemişti. İngiliz gazeteleri bugün de konuyu ayrıntılı şekilde işliyor.

Guardian başyazısında, NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer'in Afganistan'ı, ittifakın güvenilirliği için bir test olarak gördüğünü belirtiyor. Başyazının ilk paragrafı ise örgütün içine düştüğü durumu yansıtır nitelikte:

"Eski bir şakadır. NATO, İngilizce North Atlantic Treaty Organization (yani Kuzey Atlantik İttifakı Örgütü)'nün kısaltılmışıdır. Ama esas anlamı, Now Almost Totally Obsolete (yani şimdi neredeyse tamamen demode)'dir ! Şimdilerde, NATO'nun Brüksel'deki karargâhında bu şakaya fazla gülen çıkması beklenmemeli."

Daily Telegraph, Brüksel'deki NATO toplantılarında, Afganistan'daki güce daha fazla katkı sağlayabileceği düşünülen ve adı geçen ülkeleri sıralamış:

"Almanya, Fransa, İspanya ve Türkiye."

Guardian'a konuşan bazı savunma kaynakları ise Almanya, Polonya ve Norveç'in talep edilen 2500 askerden 1000'ini sağlamak için ikna edilebileceğini belirtiyor.

Fakat Guardian ittifakın içine düştüğü durumu şöyle özetlemiş:

"Asker çağrıları yanıtsız kalırken, NATO krizle karşı karşıya."

"Türkiye'nin tercihine şaşmamak gerek"

Independent'tan Adrian Hamilton ise yazısının başlığında "NATO yanlış yerde yanlış güç" diyor.

Hamilton, NATO'nun Batı Avrupa'yı korumak üzere oluşturulmuş bir savunma ittifakı olduğunu, Berlin Duvarı'nın yıkılması sonrası ise küçülmesi gerekirken yeni üyelerle genişlediğini belirtiyor.

Hamilton'a göre NATO üyelerinin Afganistan'a asker göndermekteki isteksizliklerine şaşmamalı:

"NATO'nun Müslüman üyesi Türkiye'nin de askere göndermekte direnmesine şaşmamak gerek. Türkiye, Lübnan'daki BM gücüne asker göndermek istiyor, Orta Asya'daki NATO gücüne değil. Türkiye'nin çıkarları Orta Doğu'da etkisini ve görevini genişletmeyi gerektiriyor. Kendini daha doğuda Müslümanların savaşlarında çıkmaza sokmayı değil."

"Atlantik ötesi ilişkiler Afganistan'a bağlı"

Financial Times ise "Atlantik ötesi gerilimler" demiş bugünkü başyazısında.

Gazeteye göre Amerika-Avrupa ilişkilerinin geleceği Afganistan'a bağlı.

Gazete bu noktada İngiltere ve Fransa'nın potansiyel liderleri David Cameron ve Nicholas Sarkozy'nin, 11 Eylül saldırılarının beşinci yıldönümünü, Amerika'yla ilişkilerini yeniden tanımlamak için kullandıklarını belirtiyor ve ekliyor:

"Cameron'ın İngiltere Başbakanı, Sarkozy'nin Fransa Cumhurbaşkanı olması ihtimali Avrupa'nın Amerika'ya karşı bir noktada birleşmesi ve Washington'la daha sabit bir ilişki kurulması ihtimalini de beraberinde getiriyor. Özellikle de Bush sonrası Beyaz Saray'la... Ancak güç kazanan Taleban, NATO'yu Afganistan'dan çekilmeye zorlarsa, bu ihtimal tamamen ortadan kalkabilir. Eğer NATO Afganistan'da başarısız olursa, Amerika muhtemelen gelecekte 'gönüllüler ittifakına' yönelecektir."

"Son üç yılın en kanlı saldırısı"

Guardian ise kısaca Diyarbakır'da önceki gün meydana gelen ve 10 kişinin ölümüne neden olan patlamaya değinmiş.

Gazete olay sonrası polisin kentte bazı evlere baskın düzenlediğini belirtiyor.

Guardian olayı, 2003'te İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosluğu'na düzenlenen eylem sonrası, Türkiye'deki en kanlı saldırı olarak değerlendirmiş.

Gazete Reuters ajansına dayandırdığı haberinde, olayın sorumluluğunu hemen üstlenen olmadığını belirtiyor.

PKK'nın, saldırıyı gerçekleştirdiği iddiasını yalanladığını da ekliyor.

Rice Kanadalı bakana mı aşık?

Times'ın iç sayfalarındaki haberin başlığı ise "Gazeteler çöpçatanı oynarken, Rice soğukkanlılığını koruyor."

Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, iki günlük bir ziyaret için Kanada'ya gitmişti.

Times, Amerika ve Kanada dışişleri bakanları arasındaki "samimiyete" dikkat çekmiş.

"İki gün boyunca Kanada'nın yakışıklı, atletik ve bekâr bakanı Peter Mackay'la birlikteydi Rice... Rice'ın yardımcıları yine, bakanlarının aynı görevdeki bir başka kişiyle ilişkisi olduğu spekülasyonlarını yalanladı. Ancak bu açıklamalar, dedikodulara son verecek gibi görünmüyor. Özellikle de Rice bir basın toplantısında, Mackay'in doğduğu Stellerton'u ziyaretinde bakanın ailesiyle tanıştırıldığını söyledikten sonra..."

Kaynak: BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48