banner39

Mekke Belgesi'nde neler var?

Mekke Belgesi'nin ayrıntılarda neler içereceği merakla bekleniyor. Bugün yayınlanan gazetelerde, işte bu belgeyle ilgili basına sızan bilgiler var.

Arşiv 06.07.2018, 09:30 06.07.2018, 09:31
Mekke Belgesi'nde neler var?

Dünya Bülteni Haber Merkezi

 

 

Mübarek'in Kadir Gecesi nutku

 

Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, Kadir Gecesi münasebetiyle Mısır halkına hitap etti. El-Ehram gazetesi bugünkü sayısında, Mübarek'in bu konuşmasından "Yeni bir dini söylem geliştirmenin vakti geldi" cümlesini başlığa taşımış.

 

Mübarek konuşmasında nasıl bir söylem istediğinin ipuçlarını da veriyor: "İnsanların dinlerini doğru öğreneceği, yararlarına olacak şeyleri öğrenecekleri, samimiyete değer verecek, davranış ve ilişkilerin seviyesini yükseltecek, hoşgörü ilkelerinin yayılmasını sağlayacak ve aşırılığa karşı çıkacak bir söylem…"

 

El-Cumhuriye gazetesi ise Mübarek'in Kadir Gecesi konuşmasıyla ilgili haberin başlığına "Kutsal değerlerimize hakaret edilmesini de, inançlarımıza dil uzatılmasını da kabul etmeyiz" cümlesini uygun görmüş.

 

Gazetenin haberine göre, Mübarek, İslam hakkındaki yanlış düşüncelerin sorumluluğunun bir kısmını Müslümanlara yüklemiş ve eklemiş: "Ne zamana kadar eski İslam uygarlığıyla övünmeye devam edeceğiz.. Çağdaş uygarlığımızı yapmamızın zamanı gelmiştir."

 

 

Kral, Hamas'a silah kaçırmakla suçlananları affetti

 

Bugün yayımlanan Ürdün gazetelerinde yer alan en önemli haber, Kadir Gecesi'ni Akabe'de geçirdiği belirtilen Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın bir kısım mahkumu ve zanlıyı affetmesi…

 

El-Ğad gazetesi, güvelik güçlerinin Kral 2. Abdullah'ın emriyle, 129 mahkumu ve Ürdün toprakları üzerinden Hamas'a silah kaçırmakla suçlanan 9 zanlıyı salıverdiğini yazıyor.

 

Gazete, Ürdün Müslüman Kardeşler Cemaati lideri Salim el-Felahat'ın, geçen Mayıs ayında Ürdün'de silah depolamak ve Hamas'a silah kaçırmak suçlamasıyla tutuklanan İslami Hareket mensuplarının affettiği için Kral 2. Abdullah'a teşekkür ettiği de belirtiyor.

 

Er-Re'y gazetesi ise aynı haberin başlığında, Kral'ın bu kişileri dini ve insani nedenlerle affettiğini belirtiyor.

 

 

Mekke Belgesi'nde neler var?

 

Bugünün en önemli olaylarından biri de, Iraklı Sünni ve Şii din adamlarının Mekke'den mezhep çatışmalarının haram olduğunu vurgulayan bir belge ilan etmeleri olacak.

 

Mekke Belgesi'nin mezhep çatışmalarının haram olduğunu ilan edecek olması günler öncesinden bilinen bir şey… Fakat belgenin ayrıntılarda neler içereceği merakla bekleniyor.

 

Bugün yayınlanan gazetelerde, işte bu belgeyle ilgili basına sızan bilgiler var. Er-Riyad gazetesi, 11 bentten oluşan belgenin milislerin silahlandırılmasıyla ilgili bir ifade içermeyeceği ve dini içeriğin dışına çıkılmayacağını belirtiyor. Fakat haberin başlığında, belgenin Amerikan işgali Irak'ı terketmeye davet edeceği belirtiliyor.

 

Haberde, Şii lider Sistani'nin gönderdiği mesajın toplantıya katılanların huzurunda ve büyük ihtimalle Sünni Müslüman Alimler Heyeti Başkanı Haris Ed-Dâri tarafından okunacağı bildiriliyor.

 

Eş-Şarku'l Evsat gazetesinin bugünkü sayısında konuyla ilgili verilen habere göre, cami baskınlarının haram olduğu da belgede belirtiliyor.

 

Aynı haberde, İKÖ Siyasi İşler Müdürü Mehdi Fethullah'ın, Mekke buluşmasının bir tartışma ve karşılıklı diyalog olmadığını, katılanların sadece belgeye imza atmakla yetineceklerini söylediği yazıyor.

 

Haber, Ukaz gazetesinde, "Milyonlar Irak'taki fitne ateşinin sönmesini düşlüyor" başlığıyla verilirken, belgenin ilan edileceği günün Ramazan ayının son Cuma günü olduğuna ve Ramazan boyunca teravihlerde okunan Kur'an'ın bugünde hatminin tamamlanacağına da işaret ediliyor.

 

----------------------------------------------

 

AVRUPA VE ABD BASININDA BUGÜN

 

ABD BASINI

Washington Post gazetesinin Peter Baker ve Michael A.Fletcher imzalı "Seçimler Bush'u Yetkisiz Bir Başkana Çevirebilir" başlıklı makalesinde, Demokratların, 7 Kasım seçimlerinde Kongre'nin bir ya da her iki kanadını da kazanması durumunda, Bush'un başkanlığının geri kalan kısmının farklı bir biçimde devam edeceği ve Washington'daki güçler dengesinde çok büyük bir değişim yaşanacağı, yaklaşık on yılı aşkın bir süredir yaşadıkları sürgün hayatına son verecek böyle bir senaryo karşısında Demokrat Kongre üyelerinin, büyük bölümünü kendi vizyonlarını anlatmak yerine Bush'a saldırmakla geçirdikleri kampanyanın ardından ülkeyi yeniden yönetme fırsatını yakalamış olacakları, olası bir zaferle elleri daha da güçlenecek olan Demokratların bu gücü Bush'un gündemini engellemek onun yerine Başkan'ı kendi gündemlerine uymaya zorlamak ve saldırgan bir gözetim ve teftiş dönemi başlatmak için kullanabilecekleri, Temsilciler Meclisi ya da Senato'da çoğunluk elde etmeleri durumunda mahkemeye başvurma yetkisine sahip olmalarının, Beyaz Saray açısından en endişe verici sonucu teşkil ettiği ifade edilmektedir.

AP’nin "NATO Genel Sekreteri, Afganistan'da Daha Çok Askere İhtiyaç Olduğunu Belirtti" başlıklı haberinde, NATO Genel Sekreteri Scheffer’in, Afganistan'da ittifak üyesi ülkelerden daha çok sayıda askere ihtiyaç duyulduğunu ve NATO misyonunun ancak ve ancak Afgan hükümetinin sıradan halkın yaşamını geliştirmesine katkıda bulunabilmesi durumunda başarı kazanacağını ifade ettiği, ayrıca NATO'ya verilen askeri destekten yeterince tatmin olmadıklarını, çünkü yapılan destek çağrısından bu yana pek çok ülkenin gündeme geldiği, ancak tam olarak bölgede varlık gösterilmediğini dile getirdiği belirtilmektedir.

İNGİLTERE BASINI

Reuters’in "İngiliz Parlamenter: 'AB, Anayasayı Reddeden Ülkelerin Statüsünü Değiştirmeli'" başlıklı haberinde, Avrupa Parlamentosu'nun anayasa konusundaki önde gelen uzmanlarından İngiliz Liberal Demokrat Andrew Duff’un, AB'nin, Birliğin sallantıdaki anayasasını reddeden üye ülkelerin statüsünü "ortak üyelik" şeklinde farklı bir konuma indirgemesi gerektiğini açıkladığı, ayrıca yeni aday ülkelere de tam üyelik yerine "ortak üyelik" statüsünün verilmesi ve böylelikle kamuoyundaki endişelerin giderilerek anayasanın önünün açılması teklifinde bulunduğu, Paris merkezli düşünce kuruluşu Notre Europe tarafından yayımlanan raporda Duff’un, parlamentolardan kısa süre içinde onay alabilmek amacıyla kilit önemdeki anayasal reformların mini antlaşma formatında sunulması önerisine karşı çıktığı, ortak üyelik teklifinin Avrupa Parlamentosu'nun gelecek sene dönem başkanı Almanya'ya sunulacak tavsiyelerin bir bölümünü oluşturacağı vurgulanmaktadır.

Ajansın "OECD Genel Sekreteri: Türkiye AB İçin Büyük Bir Değer Olacaktır" başlıklı haberinde, OECD Genel Sekreteri Angel Gurria’nın, Türkiye'nin AB için ekonomik bir değer olacağını ve mevcut siyasi zorluklara rağmen bir gün üye olacağından emin olduğunu açıkladığı, ajansa verdiği mülakatta, "Bu (müzakere) süreci ben yürütmüyorum. (...) Ancak Türkiye'nin üyeliğinin gerçekleşeceği, zira bunun herkesin ekonomik çıkarına uygun düşeceği kanaatindeyim. Bu zaten olmakta, Türkiye zaten katılım sürecinin faydalarından yararlanmaktadır" değerlendirmesinde bulunduğu, ülke ekonomisi konusunda OECD'nin hazırladığı bir raporu sunmak ve üst düzey yetkililerle görüşmelerde bulunmak amacıyla Ankara'da bulunan Gurria’nın, "Türkiye AB'ye er geç katılsın ya da katılmasın, bu sürece (uzlaşma sürecine) çok önem veriyorum" dediği, Türkiye'nin AB yolunda büyük siyasi engellerle karşı karşıya olduğunu kabul ettiği, "Türkiye'nin AB'ye doğru ilerlemesindeki hızına, siyasi gerçekliklere göre karar verilecektir. Bu, hayatın bir parçası, ancak uzlaşı yine de önemini koruyacaktır" ifadelerini sözlerine eklediği duyurulmaktadır.

Ajansın "Beş Ülkenin Dışişleri Bakanları Kuzey Kore ile İlgili Görüşmelerde Bulunacak" başlıklı haberinde, bir Japon gazetesinde yer alan habere göre; aralarında ABD, Japonya ve Güney Kore'nin de olduğu beş ülkenin dışişleri bakanlarının yarın Kuzey Kore'nin nükleer girişimlerini tartışmak üzere Pekin'de bir araya gelecekleri, Tokyo'ya giden ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın Seul'e ve oradan da Pekin'e geçmeden önce Başbakan Abe ile görüşeceği, Rice’ın Pyongyang'a yönelik BM yaptırımları konusunda ortak bir tutum arayışında olduğu ifade edilmektedir.

Ajansın "Guardian: İngiltere El Kaide'nin Başlıca Hedefi" başlıklı haberinde, Guardian gazetesinde yer alan bir haberde, terörle mücadele uzmanlarının görüşlerine yer verilerek, geçen yıl Londra'daki bombalı saldırıların bir başlangıç olarak görüldüğünün belirtildiği ve İngiltere'nin El Kaide örgütünün başlıca hedefi haline geldiğinin kaydedildiği, istihbarat şeflerinin, El Kaide'nin yeniden örgütlendiğini ve liderlerinin izlerinin sürülmesine yönelik dört yıllık kampanyaya rağmen Pakistan'da daha organize bir şekilde büyüdüğünü söyledikleri, Guardian'ın haberinde uzmanların, örgütün 11 Eylül saldırıları ölçüsünde bir saldırı planladıklarından ve İngiltere'nin daha önce hiç bu kadar açık bir şekilde hedef haline gelmediğinden söz ettiklerinin kaydedildiği belirtilmektedir.

Ajansın "Türkiye: Ülkede AB Açısından Zihniyetin Değişmesi için 'Zamana İhtiyaç Var'" başlıklı haberinde de, AB Başmüzakerecisi Babacan’ın, Türkiye'nin AB'ye katılma girişiminin tek başına siyasi reformlara bağlı olmadığını, aynı zamanda insanların tutumlarının değişmesine de bağlı olduğunu ve bunun zaman alacağını belirterek "Türkiye'de zihniyetlerde bir reforma gitmek zaman gerektirecektir. Siyasi reformlar zaman zaman kağıt üzerinde kolaydır ancak uygulaması zordur" dediği, Atina'da düzenlenen bir uluslararası konferansta, "Şayet AB müzakereleri sadece teknik bir süreç olsaydı o kadar zaman almazdı (Türkiye'nin AB üyeliği) ancak süreç aynı zamanda siyasi bir süreç. Türkiye AB düzenlemelerine uyum sağlamak için zaten çok fazla şey yaptı" şeklinde konuştuğu kaydedilmektedir.

ALMANYA BASINI

Frankfurter Allgemeine Zeitung’un "Bern, Blocher'i Yaptığı Ankara Ziyaretinin Ardından Kınıyor" başlıklı haberinde, Federal Cumhurbaşkanı Leugenberger’in Adalet Bakanı Blocher'i, Ankara'ya aptığı ziyarette Ermeni meselesi konusunda Türk Hükümetini desteklediği için defa eleştirdiği, aynı zamanda hükümetinin bu yasayı kaldırmayı istemediğinin altını çizerken sadece üzerinde düzenlemeler yapılabileceğini belirttiği, bir halk oylaması ile kabul edilen 11 yıllık yasanın sadece ırkçılık yapmayı değil aynı zamanda soykırımları inkar eden veya önemsizleştirenleri de cezalandırdığı, bu ülkede iki Türk’ün yargılanmasını Ankara’nın hoş karşılamadığı ve İsviçre’ye bakan düzeyindeki ziyaretleri reddettiği, Ermenilere soykırım uygulandığı konusunu hükümet açık bıraksa da Parlamentonun kabul ettiği, İsviçre'deki bu yasanın geniş kapsamlı tutulmuş durumda ve aslında Fransa'nın kabul ettiği yasa ile aynı olduğu belirtilmektedir.

FRANSA BASINI

Le Telegramme gazetesinin "Adalet Meselesi" başlıklı yorumunda, Fransa Parlamentosu’ndaki kararın ifade özgürlüğüne ciddi bir saldırı olduğu, 1915 yılında yaşanan olaylarla ilgili gerçekleri Meclis’in değil tarihçilerin bulması gerektiği, hafıza sorunlarını Türkiye’nin çözmesi ve Fransız diplomasisinin de bundan sonuç çıkarmasının doğru olacağı, bu tür bir yasanın, eğer dikkate alınmazsa, üzerinde her türlü araştırmanın ve tartışmanın yasaklanacağı ve hakkında görüş beyan eden herkesin denetleneceği resmi bir tarihin oluşturulması sonucunu doğuracağı, ahlaken itiraz kabul etmeyen bir tarihçiler komitesinin, bu yasa teklifini üzüntü verici olarak nitelediği dile getirilmektedir.

AFP’nin "Ermeni Soykırımı: AGİT, Fransız Milletvekillerinin Oylamasını Eleştirdi" başlıklı haberinde, AGİT medyaların özgürlüğünden sorumlu Temsilci Miklos Haraszti’nin "ifade özgürlüğü" adına, Fransız milletvekillerinin sözde Ermeni soykırımıyla ilgili bir metni oylayarak kabul etmelerini eleştirdiği ve senatörlerden metni reddetmelerini istediği, Fransız Senatosu Başkanı Christian Poncelet'e bu yönde bir mektup gönderildiğini belirttiği, Macaristan'da eski bir Komünist karşıtı asi olan Haraszti’nin "Yasa teklifini destekleyen milletvekillerinin insani niyetlerini gözönünde bulunduruyorum. Bununla birlikte, bu teklifin onaylanması, uluslararası ifade özgürlüğü normlarıyla ilgili ciddi konuları ortaya koymaktadır" dediği, Haraszti'ye göre; açıklamaları ağır ceza davalarına çevirmek ve yaptırımları ağırlaştırmak, Fransa'da yazı özgürlüğünün sınırını aşacaktır. Ve eski bir ifade özgürlüğü geleneğine sahip bir ulusta bu yasa tasarısının kabul edilmesi, AGİT üyesi diğer ülkeler için de örnek oluşturabileceği kaydedilmektedir.

Ajansın "FIA'nın Türkiye'ye Verdiği Cezanın Yarısı Organizatörler Tarafından Ödendi" başlıklı haberinde, Uluslararası Otomobil Sporları Federasyonu’ndan (FIA) yayımlanan bildiride, Formula 1 Türkiye Grand Prix'in organizatörlerinin Türkiye'ye verilen 5 milyon dolarlık cezanın yarısını ödediğinin kaydedildiği, FIA'dan yayımlanan bildiride, "Formula 1 Türkiye Grand Prix'in organizatörlerinin sadece 2.5 milyon dolar ödeme yapmasını kabul ettik. Cezanın diğer yarısını Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) ödemelidir" ifadelerine yer verildiği bildirilmektedir.

Ajansın "ABD, Lübnan'ın 1701 No’lu Kararın Uygulanması Konusundaki Çabalarından Memnuniyet Duyuyor" başlıklı haberinde, ABD'nin Ortadoğudan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Robert Danin’in, Lübnan Dışişleri Bakanı Fevzi Salluk ile yaptığı görüşme sonrasında "Lübnan hükümetinin, BM Güvenlik Konseyinin 1701 nolu kararının uygulanması ile ilgili çabalarını ve Lübnanlı askerlerin Güney Lübnan'a tarihi konuşlanmasını memnuniyetle karşıladım. Bu çabaların, Lübnan'ın yeniden inşası için Stockholm'de toplanan 90 milyon dolar tutarında para yardımı şeklinde kendini gösterdiği uluslararası desteğe katkıda bulunduğunu gördüm. ABD'nin Lübnan'a desteğini yineledim" dediği aktarılmaktadır.

Ajansın "Beyaz Saray: Kayıplara Rağmen Irak'ta Strateji Değişikliği Olmayacak" başlıklı haberinde, Beyaz Saray Sözcüsü Snow’un düzenlenen basın toplantısında, Irak'ta önceki gün 10 ABD askerinin ölmesinin ardından Başkan Bush'un strateji değişikliği düşünüp düşünmediği konusunda kendisine yöneltilen soruyu; "Hayır. Irak'ta strateji değişikliği öngörmüyoruz. Aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz" dediği, Irak'ta ekim ayı başından bu yana 67 ABD askerinin hayatını kaybettiği, Pentagon'dan alınan rakamlara göre, müdahalenin başladığı 2003 yılının mart ayından bu yana Irak'ta 2771 Amerikan askerinin öldüğü, ekim ayında artan şiddetin akabinde Cumhuriyetçilerin, Irak'taki stratejiyi değiştirmesi için Başkan Bush'a baskı yaptığı, Demokrat muhalefetin de Irak Savaşı’nı seçim kampanyasının başlıca unsuru olarak kullanacağının düşünüldüğü vurgulanmaktadır.

AFP’nin "Atina, Kıbrıs Konusundaki Finlandiya Planını 'Görüşme Temeli' Olarak Kabul Ediyor" başlıklı haberinde, Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos’un, haftalık olağan basın toplantısında "AB'nin Finlandiya Dönem Başkanlığı’nın AB ile Kıbrıslı Türkler arasında askıda bulunan ticari durumun çözülmesi için sarf ettiği çabayı bir görüşme temeli olarak kabul ediyoruz. Finlandiya'nın çabasını, GKRY'nin yaklaşımını göz önüne alarak destekliyoruz ve bu görüşmelerin mutlu bir sonla neticelenmesini umuyoruz" şeklinde konuştuğu ifade edilmektedir.

AVUSTURYA BASINI

Die Presse gazetesinin "Böyle Bir Türkiye'yi Ortak Olarak İstemiyoruz" başlıklı haberinde, GKRY Dışişleri Bakanı Lillikas’ın yaptığı açıklamada Ankara'nın AB karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve yıl sonuna kadar limanlarını ve havaalanlarını Güney Kıbrıs’a açması gerektiğini aksi takdirde Lefkoşa’nın tehdidini bütün müzakere fasıllarını bloke edeceğini söylediği yer almaktadır.

İSVİÇRE BASINI

Le Temps gazetesinin "Ya Christophe Blocher Haklıysa" başlıklı haberinde, sözde Ermeni soykırımını tanımayanlar hakkında cezai takibata yol açan yasa tasarısının Fransız Parlamentosundan onay almasının, Türk-Fransız ilişkilerinde kriz yarattığı, bunun Türkiye'de Fransız mallarının boykot edilmesine kadar vardığı, Cumhurbaşkanı Chirac'ın Türkiye'ye yönelik bu tavrın gereksiz olduğunu ifade ettiği bir dönemde, İsviçre'nin de aynı yolu izlemesinin mantıksız olacağı, Adalet Bakanı Christophe Blocher’in de Fransa'nın tavrını gereksiz bulan ve Türkiye'nin uzaktan kumandayla yönetilemeyeceğini söyleyenlerden olduğu, geçtiğimiz yüzyılda yaşanan bu olayın tarihçiler tarafından incelenmesi ve bunun siyasiler arasında tartışma yaratmaması gerektiğini belirttiği, Müslüman, ancak demokratik Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı olan ırkçıların işini kolaylaştırıp ekmeğine yağ sürülmemesi gerektiği, öte yandan, yakın zaman önce Darfur ve Ruanda'da gerçekleşen katliamlar konusunda birçok medya kuruluşu ve siyasinin sessiz kalmasının kabul edilemeyeceği, Blocher’in sadece ne ırkçı ne de inkarcı olan vatandaşlardan sessiz kalanların düşüncelerini ifade etme cesaretini gösterdiği kaydedilmektedir.

Gazetenin "Federal Konsey, Christoph Blocher'in Ankara'daki Tutumundan Üzgün" başlıklı haberinde, İsviçre Cumhurbaşkanı Moritz Leuenberger’in Federal Konseyin, Ankara'daki resmi ziyareti sırasında ırkçılık karşıtı ceza yasasından bahseden Christoph Blocher'in tutumundan üzüntü duyduğunu açıkladığı belirtilmektedir.

YUNANİSTAN BASINI

Antenna TV’nin "Türk Ekonomisi Dirençsiz" başlıklı haberinde, "Economics Survey of Turkey 2006" raporunda, Türk ekonomisinin makroekonomik alanda kaydettiği ilerlemeye rağmen, dirençsiz olmaya devam ettiğini değerlendiren Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) yeni yapısal reformların gerekliliğinin altını çizerek "Son zamanlarda enflasyondaki artış ve finans piyasalarında yaşanan istikrarsızlık, Türkiye'nin dirençsiz olduğunu göstermektedir. Yeni yapısal bir reform üretimin artmasına, ekonominin kalkınmaya ve makroekonomik istikrarın sağlanmasına yardımcı olacaktır" denildiği, Raporda, rekabetin desteklenmesini düzenleyen engellerin kaldırılmasına ve kayıt dışı ekonomiye yönelimin azaltılmasına vurgu yapıldığı, OECD Genel Sekreteri Gurria'nın, Ankara ziyareti sırasında kamuoyuna açıklanan raporda, kayıtlı ekonominin kalkınmasının genel bir kalkınma dinamizmi sağlayarak vergiyi tabana yayacağı, böylece resmi işletmeler üzerindeki yükün azalacağı değerlendirmesinin de yapıldığı bildirilmektedir.

Atina Haber Ajansı'nın (APE) "Bakoyanni-Babacan Görüşmesinde Bir Durum Değerlendirmesi Yapıldı" başlıklı haberinde, Dışişleri Bakanı Bakoyanni ile AB Başmüzakerecisi Babacan arasında bu sabah Atina'da yapılan görüşme hakkında, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Kumutsakos’un yaptığı açıklamada, Bakoyanni-Babacan görüşmesinde, kasım ayında açıklanacak Türkiye İlerleme Raporu öncesi bir durum değerlendirmesinin yapıldığını, görüşmede, dini özgürlükler konusunun da dahil AB tarafından belirlenen ve üye adayı Türkiye tarafından üstlenilen yükümlülükler ve ön isteklerin ele alındığını bildirdiği, Kumutsakos ayrıca, Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın, Yunan tarafının bilinen ve açıklanan görüşlerini dile getirdiğini kaydettiği aktarılmaktadır.

KIBRIS RUM BASINI

Kıbrıs Haber Ajansı’nın "Pasiardis: Lefkoşa, Bir Karar Vermek için Türkiye İlerleme Raporu'nun Açıklanmasını Bekliyor" başlıklı haberinde, Hükümet sözcüsü Hristodulos Pasiardis’in, Lefkoşa'nın bir karar almak için, Türkiye İlerleme Raporu'nun AB Komisyonu tarafından 8 Kasım'da açıklanmasını beklediğini söylediği, Pasiardis’in ayrıca, karar öncesi Türkiye'nin AB üyelik sürecinde bir krizden kaçınılması için, AB dönem başkanı Finlandiya'nın önerisinin kesinleşmesinin beklendiğini Maraş'ın belirlenen bir tarihte iade edilmesini içermeyen herhangi bir formülü veya öneriyi kabul etmediğini bildirdiği vurgulanmaktadır.

Türkiye üyelik görüşmelerini rayında tutmaya çabalıyor

 

İngiltere'de yayımlanan Financial Times, iç sayfalarındaki bir haberde 'Brüksel'in Türkiye'yle üyelik görüşmelerini rayında tutmaya çabaladığını' söylüyor.

Gazeteye göre Avrupa Komisyonu'nun gelecek ay yayımlanan ilerleme raporunda, eğer Türk limanları Kıbrıs uçak ve gemilerine açılmazsa müzakerelerin kısmen askıya alınması tavsiye edilecek.

Ulaşım, gümrük birliği ve malların serbest dolaşımı gibi konuyla doğrudan ilgili müzakere başlıklarını etkileyebilecek böylesi bir öneri yapılmasını, Türk hükümeti de aşağı yukarı bekliyor.

Financial Times, bunun alternatifi olan ve çeşitli çevrelerde zaman zaman dile getirilen müzakereleri toptan askıya alma seçeneğini pekçok diplomatın istemediği görüşünde.

Nedenini şöyle açıklıyor:

"Diplomatlar böylesi bir adımın Ankara'nın üyelik girişimini ve bunun Avrupa'nın Müslüman dünyayla uzlaşması açısından simgelediği herşeyi krize sokmasından korkuyor - toparlanması mümkün olmayan bir krize.

"Avrupalı bir diplomat, 'Türkiye'yle müzakereler konusunda geçmişte de birkaç kriz yaşadık' diyor, 'Ama bu sefer sonunda bir anlaşma yolu bulunacağına her zamankinden de az eminiz."

Financial Times'daki haberin devamında Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas'ın bu haftaki bir demecinde "Limanlar açılmazsa hiçbir müzakere başlığının açılmasına ya da kapanmasına izin vermemiz mümkün olmayacak" dediği hatırlatılıyor.

"Üstelik," diyor gazete, "Geçmişteki krizlerde Türkiye'nin üyelik girişimini canlı tutmak için birlikte hareket eden büyük güçlerden Fransa'nın diplomatları, bu sefer zaman ya da siyasi sermaye harcamayacaklarını söylüyor."

Financial Times'a göre bu yüzden Kıbrıs ikna edilemez, yani uzlaşma olmazsa, Avrupa Komisyonu devreye girerek Türkiye'nin üyelik görüşmelerinin tamamen askıya alınmasının AB yasalarına aykırı olduğunu savunmaya hazır.

Komisyonun avukatları, müzakerelerin ancak özgürlük, demokrasi ve insan haklarının 'ciddi ve sürekli ihlali' durumunda, örneğin bir darbe olursa durdurulabileceği görüşünde.

"Ancak" diyor Financial Times, "Komisyon yetkilileri Türkiye'nin üyeliğinin Aralık ayındaki birlik zirvesinde belirsizliğe mahkum edilmesinden ve ne müzakerelerin durması için açık bir karar alınması, ne de devam edebilmek için Kıbrıs'ın vetosundan vazgeçirilmesiyle sonuçlanmasından korkuyor."

AB enerjiyi steplerde arıyor

Financial Times'ın aynı sayfasındaki bir başka haberse, "Kazakistan'la AB enerji anlaşmasına varmaya hazırlanıyor" diyor. Özetle aktaralım:

"AB, Rusya'nın doğalgaz ve petrol kaynaklarına bağımlı kalmamak için Kazakistan'la kapsamlı bir enerji anlaşmasına hazırlanıyor. Her iki taraf da Aralık ayında, Kazak Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in Brüksel ziyareti sırasında bir anlaşma tezkeresi imzalanacağını söylüyor.

"Girişim, AB'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesine karşı çıkan Rusya'ya darbe olarak görülebilir. Kazakistan, Hazar bölgesinin AB'nin enerji ihtiyacının dörtte birini karşılayabileceğini savunuyor."

Putin'e nasıl davranmalı?

Enerji konusu, AB liderlerinin bugün Finlandiya'da yapacakları gayrıresmi zirveye davet edilen Rusya lideri Vladimir Putin'le de gündeme gelecek kuşkusuz.

İsveç'te yayımlanan Sydsvenska Dagblad, bu davete şüpheyle yaklaşıyor. Gazeteye göre:

"Halen AB'de tüketilen petrol ve doğalgazın yaklaşık dörtte biri Rusya'dan geliyor. Rusya bu ihracattan elde ettiği gelire muhtaç. Bu yüzden iyi bir ilişki kurulması, her iki tarafın da yararına.

"Gazeteci Anna Politkovskaya'nın öldürülmesi gibi olaylar dikkati Rusya'daki medya ortamına çevirse de, AB sırtını Rusya'ya dönmemeli. Ama aynı zamanda üye ülkelerin Rus demokrasisine nasıl baktığı konusunda şüpheye de yer bırakılmamalı.

"Putin, Lahti zirvesine tabii davet edilmeli, ama fazla sıcak karşılanmamalı."

Danimarka'da yayımlanan Politiken ise AB'nin Putin'e bugün ileteceği eleştirilerin geçmişte olduğu gibi sembolik kalmamasını, ciddi sonuçlar doğuracak kapasitede olmasını diliyor.

Berlin 'satılık başkent'

Almanya'da başkent Berlin'in 60 milyar euroluk dev bütçe açığı için yardım talebini Anayasa Mahkemesi'nin reddetmesine, gazeteler yoğun ilgi göstermiş.

Tagesspiegel'in başlığı, "Satılık başkent".

Gazete mahkemenin kararını doğal bulmakla birlikte, Berlinliler açısından bir felaket olacağını yazıyor.

Tageszeitung da aynı fikirde, şöyle yazıyor:

"Berlin aptalca bir karar alarak tüm belediye konutlarını satsa, opera ve üniversiteleri kapatıp, anaokulu ücretlerini kat kat artırsa bile borç dağı yine korkunç boyutlarda kalacaktır."

ABD'nin yeni Irak önceliği

Yeniden İngiltere'ye, Financial Times'a dönüyoruz; gazete "ABD'nin Irak'taki çatışmaları kontrol altına almak için zamanı tükeniyor" başlığı altında şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Amerikalı yetkililer, Irak Başbakanı Nuri el Maliki'yi bekledikleri zor kararları alması için sıkıştırıyor.

"Amerikalılar özellikle infaz mangaları ve Şii milislere karşı daha kararlı bir mücadele ve Sünni azınlıkla köprüler kurma konusunda daha samimi bir yaklaşım talep ediyor. Üst düzey bir Amerikalı yetkiliye göre bu, geniş ve kapsamlı bir af çıkarılması ve eski Baasçıların iktidardan toptan uzak tutulması politikasının değişmesi demek.

"Irak hükümeti, ülkedeki başlıca tehlikenin Baasçılar ve cihadcılar tarafından yönlendirilen isyan olduğu görüşünde.

"Amerikalı yetkililerse günde 100 kişinin ölümüne yol açan mezhep cinayetlerinin ve milislerin çok daha büyük bir tehlike olduğunu söylüyor. Amerikalı bir yetkiliye göre milisler, infaz mangaları ve suç örgütleri Irak'ın geleceğine yönelik en büyük stratejik tehdit."

Peçeli yardımcıya ceza

Ve son olarak, İngiltere'de hemen tüm gazetelerin birinci sayfadan verdiği bir haber: Erkek öğretmenlerle birlikte çalışırken peçesini çıkarmayı reddeden öğretmen yardımcısının, görevden uzaklaştırılmasına karşı açtığı davayı kaybetmesi.

Times gazetesine göre karara itiraz edeceğini belirten 24 yaşındaki Aisha Azmi, "Entegrasyon, benim gibi insanların işyerlerinde varolmasını gerektirir - ki insanlar korkulacak ya da güvenilmeyecek kişiler olmadığımızı görsün" demiş.

Guardian gazetesiyse mahkemenin kararını son anda değiştirerek, henüz dava sona ermeden konuyla ilgili hararetli bir tartışmaya girişen politikacıları (ve bu arada başbakanı da) azarladığını bildiriyor.

 

Kaynak: Dünya Bülteni ve BBC

banner53
Yorumlar (0)
32
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?