Milli Görüş Sempozyumu sona erdi

ESAM'ın İstanbul'da gerçekleştirdiği 1. Uluslararası Millî Görüş Sempozyumu dün sona erdi.

Milli Görüş Sempozyumu sona erdi

53 ülkeden devlet ve fikir adamlarının katılımıyla İstanbul Dedeman Otel’de gerçekleştirilen “Birinci Uluslararası Milli Görüş Sempozyum”unda birçok ülke temsilcileri “Yeni Bir Dünya”nın kurulabilmesi için gerekli atılımları içeren görüşlerini açıkladılar. Milli Görüş Lideri ve 54’üncü Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın da katılımıyla düzenlenen sempozyumdan sonra, yaklaşık 163 ülkede kurulması planlanan Milli Görüş Enstitüleri’nin yapısı ve işleyiş tarzının yanısıra, İslâm dünyasının önündeki sorunlarda masaya yatırıldı.

İnsanlığın geleceğini ancak İslâm güvence altına alabilir
Yabancı ülke temsilcilerinin görüşlerini açıklamalarıyla başlayan sempozyumun ikinci oturumunda, Afganistan Eski Devlet Başkanı Prof.Dr. Burhanettin Rabbani, D-8 projesinin müslümanların kendi ayakları üzerinde durabilmesi için atılmış en ciddi adımlardan biri olduğunu belirterek, “Sayın Erbakan, hükümetin başında olduğu dönemlerde İslâm alemi için hayırlı işler yaptı. D-8 projesi çok önemli bir projedir ve bu proje müslümanlara kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. Hükümetler gelip geçicidir. Ancak halklar kalıcıdır. Biz Erbakan Hocamızı dinlediğimizde Siyonizmin oyunlarını daha iyi anladık” dedi.

Batı medeniyeti, istikbar ve zulüm üzerine kurulu
Batı medeniyetlerinin baskı, istikbar ve zulüm üzerine kurulu olduğunu kaydeden Rabbani, “Danimarka’da dinimize ve Peygamber Efendimize (SAV) hakaret ile ilgili olaylarda biz bu olayların arkasında sadece bir küçük grup var sandık. Ama sonra gördük ki, Papa dahil tüm Batı dünyası böyle düşünüyor. Karşı tarafı kabul etmeme düşüncesi Batı’da çok yaygın. Bizim dinimiz ise; bize diğer din mensuplarına saygı ile yaklaşmamızı öğütlüyor. Kur’an, medeniyetler arasında çatışmanın olmadığını, aksine hayırda yarışmamız gerektiğini söylüyor. Peygamberimiz müslüman olmayanların da hakkını savunan ilk insandır. Bizim dinimiz başka dinlerin varlığını ve yaşam hakkını kabul eden bir dindir. Bu nedenle de insanlığın geleceği ancak İslâm dininin teminatı ile güvence altındadır. Günümüzde görülmüştür ki İslâm dışındaki tüm sistemler ancak sömürü düzeni olarak devam ediyor. Demokrasi ve insan haklarını bahane ederek ülkeleri işgal edenler tüm insanlığı utandıracak davranışlar içerisindeler” şeklinde konuştu.

Hükümetler uyusa da halklar uyandı
Malezya Eski Bakanı ve İslâmi Partisi genel Başkanı Abdulhadi Bin Haji Awang ise, “Yeryüzünde karanlığın bu kadar yoğunlaştığı bir zamanda insanlık bir kurtuluş arayışı içerisindedir. Bu arayışın cevabı ‘İslâm’ olduğu için, Batı dünyası, ABD önderliğinde İslâma karşı bir saldırı başlattı. Her ne kadar hükümetlerimiz uyuyor olsa da artık halklarımız uyanmıştır. İslâm aleminin bağımsızlığı idida edilse de, düşünce olarak hala Batı işgali altındayız. Batı’nın bize dayattığı değerler doğrultusunda şekillendirilmek isteniyoruz. Hatta bunu askeri boyutta müdahalelerle yapıyorlar. Kimi zaman da İslâm ülkelerinde sözde seçimler düzenleyip iktidara gelmemizi engellemeye çalışıyorlar. Bir yerde müslüman başa geçecek olursa askeri darbeler düzenleyip onu iktidardardan uzaklaştırıyorlar. İslâmın yayılmasından çok rahatsızlar ancak görüyoruz ki halkları yeniden İslâma dönüyor. İslâmın temel ilkelerine, ekonomik ve coğrafi özelliklerimize dayanarak ve güçlerimizi birleştirerek bizi yok etmeye çalışan küreselleşmeye karşı sağlam bir duruş sergilememiz gerekiyor. İnancımızı koruyup geliştirmemiz, başka , ülkelere olan bağımlılığımıza son vererek kardeşlik bağlarımızı hiçbir etnik köken ayrımı yapmaksızın güçlendirmeliyiz. Dünyaya kurtuluşun çaresini tebliğ etmeli, bilim ve ilimde kalkınmayı gerçekleştirmeliyiz” şeklinde konuştu.

İslâm, aklı diğerleri ise kaba kuvveti önceliyor
Cezayir Vatansever Toplum Partisi Genel Başkanı Aboudjora Soltani de İslâmın gücü kendisinden kaynaklanırken, diğerlerinin gücünün tanklarından ve toplarından kaynaklandığına dikkat çekti. Soltani, “İslâm aklı ön plana çıkarırken, diğerleri kaba kuvveti önceliyor. Bu sempozyum, yüzlerce ülkenin katılımıyla kurulacak bir medeniyeti öngörüyor. Şayet bunu başarabilirsek gerçekten de çok büyük bir iş başarmış oluruz” dedi. Bu hedef için öncelikle minimal örnekler oluşturup bu medeniyetin nasıl inşa edileceğini göstermek zorunda olduklarını kaydeden Soltani, “Minimal örnekler oluşturmalıyız. Tıpkı Peygamberimizin (SAV) Medine Site Devleti’ni kurarak örneklik oluşturması gibi. Cihadın ne olduğunu ve kapsamının neleri içine aldığını tanımlamalıyız. Dünya barışı, adalet ve diyalog nasıl ve kimlerle yapılacak? İslâm bir saldırı durumunda aynı şiddette cevap verme hakkını bize tanıyor. Ümmet tek bir vücuttur. Bir bela karşısında birlikte hareket eder. Dördüncüsü, Allah’tan başkasından yardım almamak konusunun da iyice aydınlanması lazım. Öncelikle yardım talebi doğaldır. Ancak yardım talebine gelen yasaklar, özel durumlarda devreye girer. Teknoloji ve bilimde yardımlaşma olabilir. Fakat dinde ve ittikatta bir yardımlaşma söz konusu olamaz. Ancak aramızda bir barış anlaşması varsa onlarla bazı konularda işbirliği yapabiliriz. İnşallah şimdilik bir rüya olarak gördüğümüz şeyler yarın gerçek olur” ifadelerini kullandı.

Adil bir küresel sisteme ihtiyaç var
Fas Adalet ve Kalkınma Partisi Başkanı Sadettin Othmani ise, küreselleşme ile mücadele konusuna değinerek, “Şimdiki küreselleşme sisteminin çok zalim bir sistem olduğunu ve yeryüzünde bir karmaşa oluşturup dünyayı felakete sürüklediğini görüyoruz. Kuşkusuz insanlığın; halkların eşit olduğu adil bir küresel sisteme ihtiyacımız var. Bizler yeryüzünde küreselleşmeye karşı mücadele edenlerle işbirliği yaparak yeni bir dünya kurmalıyız. Akılla, sevgiyle silahlanmamız gerekiyor. Müslümanlar ancak birbirlerine karşı sevgi dolu ve anlayışla hareket ettikleri zaman sevgi üzerine kurulu yeni bir dünya oluşturabilir. Eğer biz merhamet ve rahmeti kendi aramızda yaygınlaştıramazsak yeni bir dünya kurmamız da mümkün olmaz. Kendi aramızdaki çatışma ve ihtilafları bir an önce bitirmeliyiz” şeklinde konuştu.

ABD hegemonik bir güç
Endonezyalı Parlamenter Dr. Suripto ise, 11 Eylül sonrası konjoktürü değerlendirdiği konuşmasında, “Terörizm 11 Eylül’den sonra önümüze tam bir tarjedi olarak çıktı. Bu saldırlardan sonra yeni bir Haçlı Seferi başlatıldı. Endonezya da dahil olmak üzere dünyadaki bir çok ülkede insanlar El-Kaide ile ilişkilendirilmeye çalışıldı. Bu kapsamda ABD, memnun olmadığı her ülkeyi işgal etmeye başladı. Bu süreç hâlâ devam ediyor. Hegemonik ülke ABD kendi çıkarları uğruna her geçen gün daha da azgınlaşan politikalar üretiyor. Terör ve terörist nedir? Öncelikle, terörün sosyal ve siyasi hedefleri vardır. Marjinal gruplar teröre kayabilir. Ancak bazı devletler de gücünü kabul ettirmek için terörü kullanmaktadır. Örneğin Stallin bunu yapmıştı. ABD, otoriter, dayatmacı bir ülkedir. Demokratik olduğu söylenmesine rağmen aslında CIA, MOSSAD ve M6’nın devlet terörü işlediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Soğuk savaş dönemlerinde bazı iktidarlara karşı terör yöntemleri kullanılmıştır. Bu devlet terörü bügün daha da şiddetlenerek devam ediyor. Suçla itham edilen ülkeler saldırıya uğruyor. Yerel durumları hassas olan ülkeler ABD tahakkümüne uğradılar. Bu planlanmış ve uzun vadeli satratejiler içeren bir programın hayata geçirilmesiydi. Uluslararası terörizm söylemi artık bir çok sınırı aştı ve ülkelerin bu yolla hedef alındığı bir söylem haline geldi. ABD tarafından bir çifte standart artık tüm dünyada yapısal hale getirildi. Bir ülke ABD tarafından yönetilmiyorsa onların medenileştirilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle işgale uğruyor” değerlendirmesinde bulundu.

İşbirliğine gitmeliyiz
Kuveyt Hayır Cemiyeti Başkanı Yusuf El-Hac da, İslâmın insanlık için bir kurtuluş yolu olduğunu ifade ederek, “Bizler adalet, barış ve insan haklarına saygı duyan bir dinin mensuplarıyız. Bu nedenle tüm İslâm ülkelerinde sivil toplum kuruluşlarının işbirliğine gitmesi gerekiyor. Özellikle de İslâm ülkelerinin bu kadar mağdur edildiği bir zamanda bu daha büyük bir gerekliliktir. Gelişmiş ülkeler ile İslâm ülkeleri arasındaki uçurum her geçen gün daha da artıyor. Bu güç durumdan kurtulmak için ortaya çok ciddi bir irade koymalı ve bu iradenin gereğini yerine getirmeliyiz. Bu nedenle de bizi gerçekten kalkındıracak kurum ve projeleri bir an önce hayata geçirmemiz lazım. Etkilenen ülkeler pozisyonundan çıkıp etkileyen ülkeler olmak için bu sempozyumu ciddiyetle ele almalıyız” dedi.

 

Kaynak: Milli Gazete

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner33

banner37