banner27

Müslüman polis memuru tartışması

İsviçre Adalet Bakanı'nın Ankara'da Cemil Çiçek'e verdiği destek ve ülkesinde yarattığı 'infial', AB'nin 'ciddiye alınacak' lideri: Angela Merkel, ve İngiltere tartışıyor; peçe takmak toplumu bölüyor mu?

Müslüman polis memuru tartışması

İsviçre'yi şoka uğratan bakan

İsviçre Adalet Bakanı Christoph Blocher'in dün Ankara ziyaretinde Ermeni soykırımı tartışmasına ilişkin açıklamaları, İsviçre'nin Le Temps gazetesinin ifadesiye, İsviçre'de ''infial'' ve ''ciddi bir siyasi kriz'' yarattı.

İsviçre Adalet Bakanı Blocher Ankara'da, Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in ''Ermeni soykırımı olmamıştır'' şeklindeki sözlerinden dolayı haklarında soruşturma açılmasını eleştirmişti.

Le Temps, ''Kendi ülkesinin ırkçılık karşıtı yasalarını yurtdışında bu şekilde eleştirmek bir devlet adamına yakışmıyor'' diyerek, Adalet Bakanı Blocher'in tavrının ''şok uyandırdığını'' yazıyor.

Tartışma yaratan bu sözlerin ayrıntılarını, Anadolu Ajansı'nın haberinden hatırlatıyoruz.

Türkiye'nin İsviçre ceza kanununu temel alışının 80'inci yıldönümü için Ankara'ya davet edilen Adalet Bakanı Christoph Blocher, Türk muhatabı Cemil Çiçek tarafından ağırlandı. Çiçek bu görüşme sırasında Halaçoğlu ve Perinçek hakkında İsviçre'nin başlattığı yasal sürecin ifade özgürlüğüyle çeliştiğini belirterek, konunun tarihçilerden oluşan ortak komisyonlar aracılığıyla çözülmesini önerdiklerini söyledi.

İsviçreli Adalet Bakanı da konuşmasında böyle bir komisyon önerisine katıldığını söyleyerek, ''Maalesef İsviçre'nin 1994 yılında kabul ettiği bu yasa, ifade özgürlüğü önünde engel teşkil ediyor'' dedi.

Blocher, ''İkinci Dünya Savaşı'nda Yahudilere karşı yapılan soykırımı inkar etmeyi cezalandırma düşüncesinden yola çıkılarak hazırlanmış bir yasa maddesinin, ileride Türkiye'den bir profesör hakkında İsviçre'de Türklere hitaben yaptığı bir konuşma nedeniyle soruşturma açılmasına sebep olacağı tahmin edilemiyordu'' diye konuştu.

''Ama bu yasa var'' diyen Blocher, ''bizim de başımızı ağrıtıyor'' diye devam etti. İsviçre Adalet Bakanı, Cemil Çiçek'in kendisine ''Ermenilere soykırım olmamıştır desem de İsviçre'ye gidebilir miyim?'' diye sorduğunu belirterek, ''Hiçbir şey olmaz, ama olursa ben de hapse girerim'' ifadesini kullandı.

Christoph Blocher, miliyetçi kanattan İsviçre Halk Partisi'nin lideri ve 2003 yılından bu yana koalisyon hükümetinde yer alıyor. Lideri olduğu parti, mültecilere, ve İsviçre'nin uluslararası örgütlere üye olmasına karşı katı tutumuyla biliniyor.

Le Temps gazetesi, hükümetin diğer üyelerinden İçişleri Bakanı Pascal Couchepin'in, ''Adalet Bakanı'nın Ankara'dan dönüşünde yapacağı açıklamayı beklediğini'' yazıyor.

Bir başka İsviçre gazetesi, Tribune de Geneve, Christoph Blocher'in sözlerinin milletvekillerinin üzerine bir ''bomba gibi'' düştüğü kanısında.

Gazete, Christophe Blocher'in siyaset sahnesinde kendini daha öne çıkarmak için kasten böyle bir yola başvurduğu şüphelerinin dile getirildiğini yazıyor.

Tribune de Geneve, ''acaba bu doğru bir adım mı'' diye soruyor. Gazetenin ifadesiyle, ''Blocher'i iktidara getiren radikallerden bazıları açıkça rahatsız olmuş durumdalar''.

Gelecek yıl seçimlerin olacağını hatırlatan Tribune de Geneve, ''Christoph Blocher'in Ankara'da sarfettiği sözlerin kendisine sandıklarda pahalıya patlayabileceğini'' düşünüyor.

Merkel'i ciddiye almak gerek

Angela Merkel'in Türkiye ziyaretini yorumlayan Alman gazetesi Der Tagesspiegel, Almanya'nın 2007 yılında Avrupa Birliği'nin dönem başkanlığını devralacağının altını çizerek, ''Merkel Türkiye hükümeti tarafından ciddiye alınacak bir konumda, sözlerinin diğer Avrupa liderlerinden daha çok ağırlığı olacaktır'' diyor.

Gazeteye göre liderlikten ve başbakanlıktan bir yıl içinde ayrılacağını açıklamış olan Tony Blair'i artık ciddiye alan yok. Fransa ise gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimleriyle meşgul.

''İşte bu yüzden'' diyor Tagesspiegel, ''Merkel'in Kıbrıs tartışmasında ve Türkiye'de reformların eksikliği konusundaki eleştirileri Türkiye'de daha çok kayda geçiyor.''

Gene Almanya basınından Frankfurter Rundschau, Merkel'le görüşmelerinde Başbakan Erdoğan'ın Kıbrıs konusundaki tutumunda hiçbir oynama olmadığını yazıyor.

Fakat gazete, ''Angela Merkel, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılmasından yana değil zaten'' diyor. ''Kıbrıs konusundaki sert tartışma, Merkel'in Türkiye hakkındaki şüphelerinde doğru olduğu hissini güçlendirmek için fazlasıyla yeterli.''

İngiltere'de kıyafet devrimi mi?

İngiltere'de Guardian ve Daily Telegraph'ın ön sayfalarında bu sabah aynı manşet var. Her iki gazete de Tony Blair hükümetinde hem İç hem de Dışişleri Bakanı olarak görev yaptıktan sonra şu an Avam Kamarası'nda İşçi Partisi'nin grup lideri olan Jack Straw'un dünkü şu çağrısını alıntılıyor:

''Peçelerinizi çıkarın''. Ama Guardian, bu sözlerin Müslüman toplumda derhal öfkeyle karşılandığını yazıyor.

Jack Straw, İngiltere'nin Blackburn kentinin milletvekili ve Guardian, bu seçim bölgesinde Müslüman seçmenlerin kayda değer bir topluluk oluşturduğua dikkat çekiyor. Jack Straw, her milletvekili gibi seçildiği bölgedeki bürosunda belli tarihlerde buranın insanlarını karşılıyor, sorunlarını dinliyor.

Guardian, bu çağrıyı yapmadan önce sözlerinin üzerinde özenle düşündüğünü söyleyen Jack Straw'un, kendisiyle görüşmeye gelen peçeli kadınlardan peçelerini çıkarmalarını istemeye karar verdiğini aktarıyor.

Daily Telegraph'a göre Jack Straw, görüşmeye gelen peçeli kadınlara, yüz yüze konuşmak istediğini söyleyerek peçelerini çıkartmalarını istediğinde hiçbiri buna karşı gelmemiş. Straw, böyle durumlarda yanında her zaman kadın bir sekreterin de bulunmasına özen gösterdiğini sözlerine ekliyor.

Telegraph, Jack Straw'un peçeye neden karşı olduğunu şöyle açıkladığını yazıyor:

''Peçe, etnik topluluklar arasında daha olumlu ve daha iyi ilişkilerin kurulmasını engelliyor; çünkü bir ayrımın ve farkın sembolü.''

Ama gazetelerde herkesin böyle düşünmediğini Jack Straw'a yöneltilen eleştirilerde okuyoruz. İngiltere Müslüman Konseyi'nin başkanı, ''Karışık mesajlar veriyor'' diyor. ''Bir yandan burasının özgür bir ülke olduğunu söylüyor, diğer yandan bir kadının kıyafet seçimine karşı geliyor.''

İslami İnsan Hakları Komisyonu'nun başkanı ise, ''Londra'da Ortodoks Yahudilerin mahallesine gidip onların geleneksel kıyafetlerinin de ayrımcı olduğunu söyleyecek mi?'' diye soruyor.

Müslümanların sosyal ve aile işlerinden sorumlu bir komitenin başkanı olan Doktor Drabu ise, ''Bu çağrıyla peçeli kadınlarla daha iyi köprüler kuracağını sanıyorsa aldanıyor'' diyor: ''Aksine şimdi daha çok kadın Straw'un karşısına peçeyle çıkacaktır.''

Doktor Drabu, ''Müslüman kadınları bu toplumdan tecrit eden bir unsur varsa peçe değil, bu hükümetin dış politikasıdır'' diyor.

Fakat gazetelerde bu eleştirilerin yanısıra peçe tartışmasında Jack Straw'u destekleyenler de var. Guardian'a konuşan Lordlar Kamarası'nın Müslüman üyelerinden Lady Uddin gibi.

Lady Uddin, ''Bence bu konunun tartışılması gerek'' diyor: ''Jack Straw'un böyle bir tartışma başlatmaya hakkı olduğu gibi, diğerleri de karşı gelebilirler. Bence Müslüman toplum Straw'u bir kalemde silmeden önce, peçe konusunu kendi içinde tartışmaya açmalı.''

Müslüman polis memuru tartışması

İngiltere basınında yer alan tek İslam tartışması bu değil. Lübnan savaşı sırasında Müslüman bir polis memurunun İsrail elçiliği önünde görev yapmak istemediği ve Londra emniyetinin de bu talebini kabul ettiği haberi, dün gün içerisinde İngiltere'de büyük uyandırmıştı. Bir polis memuru, bireysel duyarlılıklarını işine karıştırabilir mi?

Sorulan soru buydu ama Guardian'ın haberinde, konunun yanlış anlaşıldığını söyleyen emniyet amirlerinin cevabı var.

Londra emniyet müdürlüğünün bir iç soruşturma açtığını yazan Guardian, karısı Lübnanlı ve kendisi Suriye asıllı olan polis memurunun radikal İslamcı grupların kendisini bir hain olarak mimleyip hedef tahtası seçmesinden çekindiğini ve bu çekincelere anlayışla yaklaşan Londra emniyetinin sözkonusu polis memurunu başka bir göreve atama kararının arkasında durduğunu belirtiyor.

Siyasi ya da dini bir önyargıya göz yummayacaklarını söyleyen Londra polisi, memurların korunması için bu tip önlemler almanın rutin ve meşru bir uygulama olduğunu savunuyor.

Kaynak: BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25