banner15

Necef'te ne oldu?

Necef'te ölenler kim? Fukuyama 'ABD'de yeni muhafazakarlar Irak'tan ders alamıyor' diyor; İngiltere'nin yeni mega-kumarhanesi, Çin liderinin Afrika çıkarması ve Fransa'da siesta vakti.

Necef'te ne oldu?
İngiltere'de tüm gazetelere hakim olan iki temel konu var bugün: Ülkenin ilk süper kumarhanesinin Manchester'da kurulması kararı ile iktidardaki İşçi Partisi'nin en üst düzey yetkililerinden birinin; mali kaynak toplamakla sorumlu Lord Levy'nin yolsuzluk soruşturması kapsamında ikinci kez, bir süreliğine gözaltına alınması.
 

Guardian, "Yargıyı engelleme şüphesiyle gözaltına alınması, Lord Levy'nin müfettişlerden ya yalan söylediğini ya da meseleyi ört bas etmek için kanıt gizlediğini düşündürüyor." diye yazmış:

"Bu, mahkemelerce son derece ağır kabul edilen bir suçlama. Her ne kadar uygulamada cezalar 10 yılı geçmese de, müebbet hapis isteminde bulunulabiliyor. Dünkü gözaltı polisin Tony Blair'le de bir kez daha görüşmek isteyebileceği söylentilerini arttıracaktır. "

Partiye mali destek sağlayanlara asalet unvanı verildiği suçlamaları hakkında 10 aydır süren soruşturma kapsamında polisin şifreli elektronik mesajların izini sürdüğü biliniyor.

Soruştruma dosyasının Mart ayında savcılara sunulması bekleniyor.

Independent bu sürecin sonunun Başbakanlığa uzanacağını ve Blair'in iktidardaki son günlerini gölgeleyeceğini savunuyor.

Daily Telegraph ise "Lord Bankamatik" lakaplı Levy'nin ışıltısını iyice yitirdiğini, suçlamaların başbakanın görevden umduğundan erken ayrılmasına bile yol açabileceğini öne sürüyor:

"Lord Levy masum olduğunu yüksek sesle dile getirmeye devam etse de, dostu Balir'in iktidarda üçüncü dönemini geçirmesi için topladığı paraların, onu başbakanlıktan her ikisinin de tahmin edemeyeceği kadar erken çıkarabileceğini aklına getirmiş midir?"

İngiltere gündeminde en geniş şekilde ele alınan konu ise ülkede ilk kez bir dev kumarhane kurulması için Manchester'ın seçilmesi olmuş. Oysa en şanslı adaylar Londra ve Blackpool'du...

Daily Telegraph, tercihin Avam Kamarası'nda tepki çekebileceğini kaybedenlerin de konuyu mahkemeye taşıyabileceğini öne sürüyor.

Guardian 2700 kişiye yeni istihdam getirmesi beklenen kumarhane için Manchester'ın seçilmesini 2,5 milyonluk nüfusunun, projenin topluma etkilerini incelemek için elverişli oluşuna ve yetkililerin başvurularında toplumsal sorumluluklar konusunda titiz davranmasına bağlıyor.

Ancak "dev bir toplumsal deney" olarak nitelediği proje tartışılırkeni başka bir konuya eğilmek gerektiğini de belirtiyor.

"Projenin muhtemelen sınırlı faydaları ve pek o kadar az olmayacak zararları incelenecektir. İncelenmeyen ise, internet üzerinden oynanan kumar. Bu konudaki son yasalar internette kumar yeni yeni ortaya çıkarken yapılmıştıı. Siyasetçilerin dikkatlerini şimdi bu konuya yöneltmesi gerek."

Ülkede toplam 19 yeni kumarhane kurulacağını anımsatan Financial Times da aynı kanıda.

"Kumar düşkünlüğü ve borçlanma ile mücadele etmek için kumarhane sayısını sınırlamak akılcı değil, halkın sadece yüzde üçü şansını kumarhanelerde deniyor. Kumar sorunları ise asıl internet üzerindeki kumarın sonucu."

Necef'te ne oldu?

Irak'ın güneyindeki Necef'te hafta sonunda yüzlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan Irak - Amerikan ortak operasyonunda tam olarak neler olduğu hala tartışılıyor ve İngiliz gazetelerinde bu konuda birbiriyle çelişen iki farklı senaryo yer alıyor.

Times, bu militanların Cennetin Ordusu adlı bir tarikatın mensupları olduğunu; liderlerinin mehdi olduğunu iddia eden ve kendisine cennetin yargıcı adını takan Samir ebu Kamer olduğunu belirtiyor:

"Necef valisi, tarikatın Kerbela'ya yürüyen Şiileri öldürmeyi planladığını söylüyor. Yetkililere göre bazı mensuplar da ülkenin en üst düzey Şii din adamı Ayetullah Sistani'yi öldürüp İmam Ali türbesini havaya uçurmayı planlıyordu."

Independent muhabiri Patrick Cockburn ise çok farklı bir tablo çiziyor.

"Bu resmi hikayenin uydurma olduğu, bunun kazara yaşanmış bir katliam olduğu yolunda artan şüpheler var. Örgüt, kendilerinin olaya karışmadığını, barışçı bir hareket olduklarını söylüyor.

"Olaya karışanların Kerbela'ya hacı olmak için giden Havatim aşiretinden olduğu, gece bir kontrol noktasında aşiretin lideri Iraklı askerlerin ateşine hedef olunca, silahlı aşiret üyelerinin karşılık verdiği, çağrılan takviyenin de etkisiyle olayın bir katliama dönüştüğü belirtiliyor. Iraklı yetkililer bölgeyi kuşattı ve muhabirlerin yaralılarla görüşmesine izin vermiyorlar."

Amerikan merkez komutanlığı başkanlığına aday gösterilen Amiral William Fallon'ın Irak'ta hatalar yapıldığı sözleri pek çok gazetede karşımıza çıkıyor.

Daily Telegraph, sadece Fallon'ın değil, yönetimin en etkili danışmanlarından kabul edilen Frederick Kagan'ın yeni Irak stratejisine yönelik eleştirilerinin Başkan Bush'u zorda bırakacağı kanısında.

"Kagan, yakınlarda ulusal şeref ve stratejik ihtiyaçların büyük bir çekilmeden önce Irak'ı barışa kavuşturmak için bir hamle daha yapılmasını gerektirdiği konusunda Beyaz Saray'ı ikna etmişti.

"Ama Kagan şimdi, yeni strateji için planlanan komuta yapısının, bunun başarı şansını yok ettiğini söylüyor. Aslında hatalar ta işgalin başına dayanıyor. Asker artışı ise bunları tamir etmek için bedeli çok yüksek bir girişim."

İran'ın nükleer planları

Financial Times Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun İran'ın nükleer faaliyetlerinde bir sonraki aşamaya bir kaç gün içinde geçmeye hazırlandığını, kurumun soruna çözüm girişimlerinin de bu nedenle hızlandığını yazıyor.

Gazeteye göre, İran 3000 santrifüjle uranyum zenginleştireceğini, "dünyaya meydan okumak üzere" 11 Şubat'taki devrim gününde açıklayacak.

"Uluslararası uzmanlar, bunların kurulmasının bir yıl süreceğini, bir nükleer bombaya yetecek malzeme üretilmesinin de bir o kadar daha gerektireceğini söylüyorlar."

Guardian da İran ile ilgili gelişmelere iki sayfasını ayırarak geniş şekilde irdeliyor.

"Avrupalı yetkililer Amerika'nın İran'ın nükleer programına karşı bir hava saldırısı düzenlemesinden gitgide daha fazla kaygılanıyor. Bir Avrupalı yetkili, 'süre işliyor, askeri müdahale ihtimali yeniden ve daha ciddi şekilde masaya döndü' diyor. "

Guardian yazarlarından Simon Tisdall, Amerika'nın İran'ı, çıkarlarının çarpıştığı bir kaç cephede birden püskürtmek için harekete geçtiğini belirtiyor.

Tisdall bu girişimleri "Suudi Arabistan ile petrol üretiminin azalmaması için yapılan bir anlaşma, Körfez ülkeleri ile mali yaptırımlar arayışı, İran'ın Filistin topraklarında ve Lübnan'da teröre desteğini öne çıkarma" olarak sıralıyor ve İran hakkında hazırlıkları süren bir dosyanın Irak'ın işgali öncesindeki süreci anımsattığını belirtiyor:

"Bunlardan herhangi birisi savaş nedeni olabilir. Bir araya gelmeleri ise, yetkili ağızların yalanlamalarına rağmen, tek bir yöne işaret ediyor. Bush yönetimi bir kez daha savaşa kaşınıyor."

Yazar Francis Fukuyama da aynı gazetenin sayfalarında yer alan, son kitabından alınma makalesinde "Yeni muhafazakarlar beş yıllık felaketten hiç bir şey öğrenmemiş" diyor.

"Amerika bugün ordusuna dünyanın geri kalanının toplamından çok para harcıyor. Ama 24 milyon nüfuslu küçük bir ülkeye değil demokrasiye yakın bir şey, barış getiremiyor.

"Yeni muhafazakarların Irak'tan çıkan dersleri anlayamadığı, İran'ın artan bölgesel etkisine karşı ne yapılması gerektiği tartışmalarında ortaya çıkıyor. İran’a karşı havadan yapılacak bir saldırı rejim değişimi getirmez, ki uzun vadede bir kitle imha silahı programının önünün kesilmesinin tek yolu budur.

"İran'a dair Amerikan istihbaratının Irak'takinden daha iyi olduğunu düşünmek de güç. Yeni muhafazakarların İran hakkındaki savları hakkında çarpıcı olan unsur, 2002'de Irak için gündeme getirilenlerden ne kadar az farkı olması. Değişebilecek tek şeyse, halkın buna kulak vermeye ne kadar istekli olacağı olabilir."

Çinli liderin Afrika çıkarması

Çin devlet başkanı Hu Jintao, bugün sekiz Afrika ülkesini kapsayan kapsamlı bir tura çıkıyor.

Times bu ziyarette Çin'in milyarlarca dolarlık yeni yatırım planı açıklayacağını, ülkenin zaten Liberya'dan gemi, Sudan'dan petrol, Namibya'dan bakır, Kamerun'dan kereste aldığını kaydediyor.

"Afrikalı liderler batılı ticaret ortaklarının çevre ve şeffaflık konusunda ağır talepler getirdiği bir dönemde, pek az koşulla sunulan yatırım ve yardımlardan faydalanmaya istekli. Ama şimdi bu ilişki Afrika içinde ve dışında tartışılıyor.

"İçeride, ucuz Çin mallarının kıtaya akın etmesinden duyulan rahatsızlık var. Dışarıda ise Pekin'in Zimbabve ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi diktatör rejimlere desteğinden ve insan hakları ihlallerine göz yummasından duyulan rahatsızlık dile getiriliyor.

"Ancak yardım kuruluşları, ziyarette Hu'nun Sudan'ı bir BM barış gücünün kabul etmeye ikna etmesini umuyor."

Independent, Amerikan yönetimin iklim değişikliği ile mücadele konusundaki tartışmalar kapsamında, bilim adamlarını bazı sözcükleri kullanmaktan men ettiğini belirtiyor.

“Bir kongre komitesinin başkanı yönetimin iklim değişimi alanında bilime şüphe düşürmeye çalışarak kamuoyunu yanlış yönlendirdiğini öne sürdü.

"Federal kurumlarda çalışan bilim adamları arasında yapılan bir ankete katılanların yarısı 'iklim değişimi' ve 'küresel ısınma' ifadelerini yazılarından çıkarmalarının talep edildiğini söyledi; üçte biri, üstlerinin açıklamalarının kendi bulgularını yanlış yansıttığını savundu. Kongre'deki komisyon, Bush yönetiminden bu konuda belgeler istediğini ancak bunlara ulaşamadığını belirtti."

Katolikler hükümete öfkeli

İngiltere'de Katolik Kilisesi'nin eşcinsel çiftlerin, himayesindeki kuruluşlar yardımıyla çocuk evlat edinmesine izin vermeme uygulaması tartışılmaya devam ediyor.

Kilisenin İngiltere'deki lideri, bu uygulamaya son vermelerini talep eden hükümeti, kendilerini toplumsal yaşamın dışına itmeye çalışmakla suçlamış.

Daily telegraph eşcinsellerin evlat edinmesini engelleme yolunda muafiyet tanınmasını isteyen kilise yetkililerinin, milletvekilleri arasında lobi çalışmaları yapmaya hazırlandığını yazıyor.

"Piskoposların evlat edinme ve eğitim gibi alanlarda kilisenin sürece dahil edilmesini seçimler için de kilit konular haline getirmeye çalışması bekleniyor. İngiltere ve Galler kilisesi başkanı Kardinal Murphy O'Connor, hükümetin kararının, dini kamu yaşamının dışına itme çabası olduğundan söz etmişti."

Hirsi Ali: Keşke yazmasaydım

Somali asıllı eski Hollanda milletvekili Ayaan Hirsi Ali'nin adı, senaryosunu yazdığı Teslimiyet adlı filmle duyulmuş, filmin yönetmeni Theo van Gogh 2004'te öldürülmüş, kendisi de ölüm tehditlerine hedef olmuştu.

Hirsi Ali yaşadıklarını "Kafir” adındaki yeni otobiyografisinde anlatmış. Times'a verdiği mülakatta, 'Keşke Teslimiyet filmini yapmasaydım diyor musunuz?' sorusuna şöyle yanıt veriyor:

"Evet, Theo öldüğünde keşke filmi yapmasaydım dedim. Eğer olanları bir şekilde önleyebilseydim...

"Müslümanların tepkisine şaşırmadım. Ama Hollanda'da, bir tartışma olmasını bekliyordum. Müslümanlar kızdıklarını söyleyecekti, kimileri de aman buna da alışırız diyecekti.

"Yani Hirsi Ali Hollanda hakkında yanlış hüküm vermişti. Toplum hoşgörülü diye, sorun yaratmadan istediğini söyleyebileceğini sanmıştı. Şimdi ise Washington'da bir düşünce kuruluşunda çalışıyor ve kimsenin yayımlamayacağını söylediği başka bir kitap yazıyor."

Fransa'da siesta vakti

Times iç sayfalarında yer alan bir haberde de Fransızların iş yerinde siestaya hazırlandığını duyuruyor:

"Zaten halihazırda, Avrupa'da en kısa haftalık mesaiyi yapıyorlar. Ama şimdi Fransızlar, öğle yemeğinden sonra bir de şekerleme yapmaya teşvik ediliyor.

"Dün sağlık bakanlığının başlattığı 7 milyon euro tutarındaki kampanyanın parçası olan devlet teşvikli siesta, Fransızları daha uzun ve iyi uyumaya sevketmeyi amaçlıyor.

"Uzmanlara göre halkın üçte biri yeterince uyumuyor. Yorgunluk, trafik kazalarının işte ve okulda düşük verimin, obezite ve depresyonun gerekçeleri arasında gösteriliyor.

"Başlatılan pilot çalışmaya katılan gönüllü şirketler, şekerlemenin olumlu etki yaptığını ortaya koyarsa uygulama herkese tavsiye edilebilir."

 

Kaynak: BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35