banner15

Nobel ödülüne 'soykırım' gölgesi düştü

İsveç Kraliyet Akademisi, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü'nü Orhan Pamuk'a verdi.

Nobel ödülüne 'soykırım' gölgesi düştü

İsveç Kraliyet Akademisi, dün Nobel Edebiyat Ödülü’nün 54 yaşındaki Türk romancı Orhan Pamuk’a verildiğini açıkladı.

Fransız Parlamentosu’nda Ermeni soykırımı kanununun kabul edilmesinin ardından yapılan açıklama, Türk edebiyat çevrelerinde ‘buruk’ bir sevinçle karşılandı. Ödülle ilgili yapılan yorumlarda Pamuk hakkında Türklüğe hakaret suçlamasıyla açılan dava da hatırlatıldı. Kraliyet Akademisi’nin sekreteri Horace Engdahl ise ödülün Orhan Pamuk’a verilmesinde, Türkiye’deki siyasi durumun etkili olmadığını açıkladı. Engdahl, Pamuk hakkında “Kendi ülkesinde tartışmalı bir kişilik; ama neredeyse ödülümüzü alanların hepsi böyle.” yorumunu yaptı. Haberi, Amerika’da alan Pamuk ise ‘çok mutlu olduğunu, ödülü kazanmaktan büyük onur duyduğunu’ söyledi. Pamuk, daha önceki açıklamalarında ise Nobel deyiminden hiç hoşlanmadığını, kendi adaylığı ile ilgili gelişmeleri herkes gibi basından izlediğini belirtmişti. Türkiye’den Nobel ödülü kazanan ilk isim olan Orhan Pamuk, altın madalyayla birlikte 1,36 milyon dolar (2 milyon 12 bin 800 YTL) para armağanının da sahibi oldu. Pamuk’a ödülü 10 Aralık’ta İsveç Akademisi’nde düzenlenecek törenle verilecek.

Kraliyet Akademisi, ödülün Pamuk’a verilmesine gerekçe olarak, ‘yaşadığı kentin (İstanbul) melankolik ruhunu arama yolunda, kültürlerin çatışması ve birleşmesinde yeni semboller bulunmasını’ gösterdi. Pamuk’un, geleneksel Osmanlı aile ortamından daha Batı yönelimli bir yaşam tarzına dönüşüm deneyimini geçirdiği şeklindeki anlatımının hatırlatıldığı açıklamada, ilk romanında (Cevdet Bey ve Oğulları) buna değindiği kaydedildi.

Adonis, Umberto Eco gibi rakipleri arasından sıyrılarak ödülü alan Orhan Pamuk için İsveç Bilimler Akademisi bir de biyografi yayımladı. Biyografide “Pamuk ülkesinde, her ne kadar kendisini kurgu yapan, politik gündemle ilgilenmeyen bir yazar olarak görmekteyse de, toplumsal konularla ilgili bir yorumcu olarak ün kazandı.” denildi.

orhan_pamuk_nobel_edebiyat.jpg
 

Pamuk’un Nobel alması yurtiçinde ve dışında yankı uyandırdı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, “Bir Türk yazarın Nobel Edebiyat Ödülü alması yıllardır beklediğimiz bir şeydi.” dedi. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ise ödülün Pamuk’a verilmesinden memnun olduğunu söyledi. AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Pamuk’u ‘arkadaşı ve hayranı’ olarak kutladı. Rehn, “Kitaplarını okuyanlar Orhan Pamuk’un ne kadar övgüye layık olduğunu bilirler.” dedi. İngiliz The Guardian gazetesi, Pamuk’un eserlerinin hem Türkiye’de hem de dünyada başarıya ulaştığını, Türk toplumundaki değişimleri incelediğini belirtirken, İspanyol gazetesi El Pais Pamuk için, “Doğu ile Batı arasında entelektüel bağ.” dedi. Ermenistan Yazarlar Birliği Başkanı David Muradyan, ödülü Pamuk’a vermekle ‘güçlü bir mesaj verildiğini’ belirterek, ‘Bu hem bir edebiyat ödülüdür, hem de ahlaki bir durumdur.’ dedi. Ermeni yazar Perch Zeitunsiyan da ilginç bir çıkışla, “Bu, Pamuk’u yargılamak isteyen Türklere bir derstir.” diye konuştu. Kültür-Sanat

Hayatını yazarak sürdürüyor

1952’de İstanbul’da doğan Orhan Pamuk, Robert College’den mezun oldu. Üç yıl devam ettiği mimarlık eğitimini yarıda bırakarak İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik okudu. Çocukluğundan yirmi iki yaşına kadar yoğun bir şekilde resim yaptı. Yirmi üç yaşından sonra evine kapanıp roman yazmaya başladı. İlk romanı Cevdet Bey ve Oğulları 1982’de yayımlandı. Daha sonra ‘Sessiz Ev’, ‘Beyaz Kale’, ‘Kara Kitap’, ‘Yeni Hayat’, ‘Benim Adım Kırmızı’, ‘İstanbul, Hatıralar ve Şehir’ ile ‘Kar’ı yazdı. Gizli Yüz adlı eseri filme çekildi. Kitapları pek çok dile çevrilen Pamuk hakkında geçtiğimiz yıl, bir İsviçre gazetesine “Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü.” açıklamasını yaptığı için 301. maddeden dava açıldı. Yurt içi ve dışında ilgi ile izlenen dava düştü.


Prof. Dr. Mustafa İsen

(Kültür Bakanlığı Müsteşarı)

Bu ödül bireysel olarak Orhan Pamuk adına verilse de aslında Türkiye’nin, Türkçenin kazandığı bir ödüldür. Dünyanın en büyük dillerinden birisi olan Türkçenin dünyaya açılmasında ve diğer Türk yazarlarının da dikkat çekmesine vesile olacaktır. Bakanlık olarak TEDA projesi çerçevesinde Orhan Pamuk’un eserlerinin birçok dile çevrilmesi için destek verdik. Bu ödül bu girişime bir ivme kazandıracaktır.

Yaşar Kemal (Yazar)

Sevgili Orhan, seni yürekten kutlarım. Hak ettiğin bu ödülü almana çok sevindim. Bundan böyle de aynı tutkuyla yeni romanlar yazacağına güveniyorum. İnandıklarının ardında da inatla durmaya devam edeceğine hiç kuşkum yok.

Fazıl Hüsnü Dağlarca (Şair)

Ermeni’yi övmeyene armağan yok. Ama günün modası bu. En son Nobel Ödülü’nü alan adam da Ermenileri övmüştü. Böylece Nobel Ödülü almanın yolu herkese gösterildi. Bizim şuursuz Türk aydını bu kafayla giderse daha çok küçülecek. Nobel’in önemi alana göre de değişmeye başladı. İyi bir yazara değil, birilerinin adamı olana ödül verilir oldu.

Ahmet Oktay (Şair)

Ortada fiilî bir durum var. Orhan Pamuk’u kutlarım. Dilerim bu olay Türk yazarlarına, şairlerine yönelik dikkati daha da yoğunlaştırır. Siyasi bir karar da olabilir, tamamen tesadüfi de olabilir. İki karar da üst üste geldi. Hayırlı olsun diyorum.

Doğan Hızlan (Eleştirmen)

Bir Türk yazarı Nobel ödülünü alıyor. Bu yeni şeylere vesile olur. Türk edebiyatı bundan sonra geniş bir açılım gerçekleştirir. Bu ödül arkasından başkalarını da çeker. Türk edebiyatındaki başka isimler de dünyada duyulur. Sonuçta bu bir edebiyat ödülüdür. Ben siyasi yönden bakmıyorum. Orhan Pamuk, bu ödülü hak etmiştir.

Harun Tokak (Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı)

Bu bir ilk. Bu yönü son derece sevindirici. Umarım diğer sanatçı ve yazarlarımıza da bir gayret olur. Türkiye’de Nobel Ödülü’nü hak eden başka bilim adamları ve sanatçılarımızın da var olduğuna inanıyorum. İslam dünyasına verilen üçüncü Nobel Ödülü olması nedeniyle de bir başka değer taşıyor. Bizim ülkemiz yurtdışında maalesef imaj olarak iyi anılmıyor. Bu ödül, Türkiye’nin dünyadaki tanıtımı için de etkili.

Hicabi Kırlangıç (Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı)

Bu olayı sadece Orhan Pamuk ödül aldı şeklinde değerlendirdiğimiz zaman olumlu. Türkiye’den bir yazarın Nobel Ödülü’nü alması çok güzel bir olay. Bilindiği gibi Nobel’in bir karakteri var. Nobel ödülleri hep tartışmalı olmuştur. Siyasi birtakım hesaplar olabiliyor. Fakat bu, geniş bir zamanda konuşulması ve düşünülmesi gereken bir mesele.

Çetin Tüzüner (Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı)

Edebiyat alanında dünyanın en önemli ödüllerinden biri olan Nobel Ödülü’nün bir Türk yazara verilmesinden gurur duyuyoruz. Orhan Pamuk, lokomotif olmuştur. Diğer yazarların önünü açacaktır. Türk yazarların kitapları dünya edebiyatında yer bulacaktır.

Metin Celal (EDİSAM Başkanı)

Siyasi olarak değerlendirilecek olsaydı bu ödülü geçen sene alırdı. Nobel Ödülü verilirken siyasi olanların pek tercih edilmediğini düşünüyorum. Orhan Pamuk başındaki bu badireyi atlattığı için sadece edebiyatı ile anılmaya başladı. Pamuk edebiyatı ile kazandırmıştır. Bu aynı zamanda bizim hükümetimize ve Meclis’teki milletvekillerine bir mesajdır. Artık yazarlarımızı eserleri ile değerlendirsinler. Onlara hapishanenin yolunu değil, ödüllerin yolunu göstersinler.

Haydar Ergülen (Şair)

Evet, çok sevindim. Türkçe bir yapıtın ödül alması çok önemli. Orhan Pamuk’u bir romancı olarak düşündüm. Türk roman geleneğine eklenen bir yazar. Bu geleneği yüksek çerçevede sürdüren bir yazar. Nobel’in Orhan Pamuk’a çok yakıştığını düşünüyorum. Bunu bütün yapıtları için de düşünüyorum. Nobel ödülü Orhan Pamuk’un nezdinde Türk edebiyatı için önemli bir başarı.

Ayfer Tunç (Yazar)

Çok sevindim. Orhan Pamuk için olduğu kadar Türk edebiyatı için de büyük bir zafer. Türkçenin bir edebiyat dili olduğu doğrulandı. Ermeni soykırımı yasa tasarısının bugün kabul edilmiş olması bu olayla ilintilendirilmemeli. Ayrı ayrı değerlendirilmeli. Düşünce özgürlüğünün beşiğinde böyle bir olay yaşanması Fransa’nın ayıbı.

 

1982'den bu yana ödülü kazananların listesi şöyle:

2006: Orhan Pamuk (Türkiye)
2005: Harold Pinter (İngiltere)
2004: Elfriede Jelinek (Avusturya)
2003: John Maxwell Coetzee (Güney Afrika)
2002: İmre Kertesz (Macaristan)
2001: V.S. Naipaul (İngiltere)
2000: Gao Şingcian (Çin)
1999: Günter Grass (Almanya)
1998: Jose Saramago (Portekiz)
1997: Dario Fo (İtalya)
1996: Wislawa Szymborska (Polonya)
1995: Seamus Heaney (İrlanda)
1994: Kenzaburo Oe (Japonya)
1993: Toni Morrison (ABD)
1992: Derek Walcott (St. Lucia)
1991: Nadine Gordimer (Güney Afrika)
1990: Octavio Paz (Meksika)
1989: Camilo Jose Cela (İspanya)
1988: Necib Mahfuz (Mısır)
1987: Joseph Brodsky (ABD)
1986: Wole Soyinka (Nijerya)
1985: Claude Simon (Fransa)
1984: Jaroslav Seifert (Çekoslovakya)
1983: William Golding (İngiltere)
1982: Gabriel Garcia Marquez (Kolombiya)

ORHAN PAMUK KİMDİR?

Orhan Pamuk 1952'de İstanbul'da doğdu. Cevdet Bey ve Oğulları ve Kara Kitap adlı romanlarında anlattığına benzer kalabalık bir ailede ve şehrin Batılılaşmış ve zengin semti Nişantaşı'nda büyüyüp yetişti.

Otobiyografik kitabı İstanbul'da anlattığı gibi Pamuk çocukluğundan yirmi iki yaşına kadar yoğun bir şekilde resim yaparak ve ileride ressam olacağını düşleyerek yaşadı. Liseyi İstanbul'daki Amerikan lisesi Robert College'de okudu.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nde üç yıl mimarlık okuduktan sonra, mimar ve ressam olmayacağına karar verip bıraktı. İstanbul Üniversitesi'nde gazetecilik okudu, ama bu işi de hiç yapmadı.

Pamuk, yirmi üç yaşından sonra romancı olmaya karar vererek başka her şeyi bıraktı ve kendini evine kapatıp yazmaya başladı.

İlk romanı Cevdet Bey ve Oğulları yedi yıl sonra 1982'de yayımlandı. İstanbullu zengin ve Pamuk gibi Nişantaşı'nda yaşayan bir ailenin üç kuşaklık hikâyesi olan bu roman Orhan Kemal ve Milliyet roman ödülleri aldı. Pamuk ertesi yıl Sessiz Ev adlı romanını yayımladı ve bu kitabın Fransızca çevirisiyle 1991 Prix de la découverte européene'i kazandı.

Venedikli bir köle ile bir Osmanlı alimi arasındaki gerilimi ve dostluğu anlatan romanı Beyaz Kale (1985), 1990'dan sonra da başta İngilizce olmak üzeri pek çok dilde yayımlanarak Pamuk'a uluslararası ilk ününü sağladı.

Aynı yıl Pamuk karısıyla Amerika'ya gitti ve 1985-88 arasında New York'ta Columbia Üniversitesi'nde "misafir alim" olarak bulundu.

Büyük bir çoğunluğunu burada yazdığı ve İstanbul'un sokaklarını, geçmişini, kimyasını ve dokusunu, kayıp karısını arayan bir avukat aracılığıyla anlatan Kara Kitap adlı romanı 1990'da Türkiye'de yayımladı.

Fransızca çevirisiyle Prix France Culture (ödülünü) kazanan bu roman hem popüler hem de deneysel olabilen, geçmişten ve bugünden aynı heyecanla söz edebilen bir yazar olarak Pamuk'un ününü hem Türkiye'de, hem de yurt dışında genişletti.

1991'de, Pamuk'un Rüya adını verdiği bir kızı oldu. Aynı yıl Kara Kitap'taki bir sayfalık bir hikâyeden senaryolaştırdığı Gizli Yüz filme çekildi.

1994'te Türkiye'de yayımlanan ve esrarengiz bir kitaptan etkilenen üniversiteli gençleri hikâye ettiği Yeni Hayat adlı romanı Türk edebiyatının en çok okunan kitaplarından biridir.

Pamuk'un Osmanlı ve İran nakkaşlarını ve Batı dışındaki dünyanın görme ve resmetme biçimlerini bir aşk ve aile romanının entrikasıyla hikâye ettiği Benim Adım Kırmızı adlı romanı 1998'de yayımladı. Bu kitapla Fransa'da Prix Du Meilleur Livre Etranger, İtalya'da Grinzane Cavour (2002) ve International Impac-Dublin ödülünü (2003) kazandı.

1990'ların ortasından itibaren Pamuk insan hakları, düşünce özgürlüğü konularında yazdığı makalelerle Türk devletine karşı eleştirel bir tutum aldı, ama siyaset ile fazla ilgilenmedi. "İlk ve son siyasi romanım" dediği Kar adlı kitabını 2002'de yayımladı. Doğu Anadoludaki Kars şehrinde, siyasal islâmcılar, askerler, laikler, Kürt ve Türk milliyetçileri arasındaki şiddeti ve gerilimi hikâye eden bu kitap ile yeni tarz bir "siyasal roman" yazmayı denedi. Uluslararası ve Türk gazete ve dergilerine yazdığı edebi ve kültürel makalelerle, kendi özel not defterlerinden yaptığı geniş bir seçmeyi Pamuk 1999 yılında Öteki Renkler adıyla yayımladı.

Pamuk'un 2003 yılında yayımladığı son kitabının adı İstanbul'dur. Yazarın hem yirmi iki yaşına kadar olan hatıralarından, hem de İstanbul şehri üzerine bir deneme olan ve yazarın kendi kişisel albümüyle, Batılı ressamların ve yerli fotoğrafçıların eserleriyle zenginleştirilmiş bu şiirsel kitabı sınıflamak zordur.

Orhan Pamuk New York'ta geçirdiği üç yıl dışında, bütün hayatını İstanbul'da aynı sokaklarda, aynı semtlerde geçirdi. Şimdi de doğduğu, binada yaşıyor. Otuz yıldır roman yazan Pamuk yazarlıktan başka hiçbir iş yapmadı. Orhan Pamuk'un kitapları, en son Benim Adım Kırmızı'nın Japonca yayımlanmasıyla birlikte otuz dört dile çevrildi.

Orhan Pamuk'un son romanı Kar, New York Times Book Review tarafından 2004 yılının en iyi 10 kitabından biri seçildi.


Çalışmaları
Benim Adım Kırmızı
Beyaz Kale
Cevdet Bey ve Oğulları
Gizli Yüz
Kar
Kar / Sert Kapak
Kara Kitap
Kara Kitap Ciltli
Öteki Renkler
Öteki Renkler 1. Hamur
Sessiz Ev
Yeni Hayat


Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48