banner39

Obama ve O.Doğu'da barış!

Seymour Hersh, Obama yönetiminin Ortadoğu Barış Süreci'nde devreye girme ihtimalini yorumladı...

Arşiv 06.04.2009, 12:17 09.04.2009, 03:01
Obama ve O.Doğu'da barış!



Suriye: Obama Yönetiminin Ortadoğu Barış Sürecinde Devreye Girme Şansı

Seymour M. Hersh

İsraillilerin çokça tartışılan 22 günlük Gazze saldırısı 18 Ocak'ta sona erdiğinde İsrail ve Suriye arasındaki umut verici barış görüşmelerini de sona erdirmiş görünüyordu. İki ülke neredeyse bir yıl boyunca İstanbul'da aracılar vasıtasıyla yakınlaşma sağlamışlardı. Teknik pek çok problem çözülmüş ve diplomatik ilişkilerin normalleşmesi yönünde ilke antlaşmasına varılmıştı. Şu an Tel Aviv'de bulunan bir büyükelçiye göre iki taraf "düşünebileceğinizden çok daha yakındı."

Suriye devlet başkanı Beşşar Esad, Ocak ayının ortalarında Katar'da yapılan bir Arap zirvesinde, İsrail'in Gazze'yi bombalamasının ve sivil ölümlerin İsrail'in "kanın diliyle" konuştuğunu gösterdiğini kızgın bir şekilde söyledi. Arap dünyasını İsraili boykot etmeye davet ederek bölgedeki İsrail elçiliklerini kapatma ve İsraille doğrudan ve dolaylı tüm bağları koparma çağrısında bulundu. Esad, Suriye'nin Golan Tepeleri üzerinde yapılan görüşmelere son verdiğini de söyledi.

Ancak Beşşar Esad, İsrail'in ateşkes ilan etmesinden birkaç gün sonra bana gönderdiği bir e-postada İsrail'in "barış ümidini baltalamak için elinden gelen mümkün herşeyi yapmasına rağmen"anlaşmayı sonuçlandırmayla ilgili olduklarını belirtti: "Olayların nasıl evrileceğini ve durumun nasıl değişeceğini görmek için bir süre beklemeliyiz"; "barışa götürecek ciddi diyaloğu neticelendirmeye ihtiyacımız olduğuna hâlâ inanıyoruz."

Amerikalı ve yabancı devlet yetkilileri, istihbarat yetkilileri, diplomatlar ve politikacılar kendileriyle yapılan söyleşilerde, Gazze'ye ve - aşırı sağı iktidara getiren ve işçi partisinden oluşan koalisyonun başına Likud lideri Benjamin Netanyahu'yu geçiren - Şubat seçimlerine rağmen Golan Tepeleri hakkında İsrail-Suriye arasında görüşmelere başlanmasının kuvvetle muhtemel olduğunu dile getiriyorlar. Bu görüşmeler, Amerika'nın aracı olmaya gönüllü olmasına bağlı; bu aracılık rolü, Ortadoğu barış sürecinde devreye girmesi için Baracak Obama'nın ilk ve belki de en iyi şansıdır.

Suriyeli üst düzey bir yetkili, savaşın ölçeğine rağmen Haması Gazze'de yerinden etme çabasında İsrail'in düştüğü başarısızlığın, Arap dünyasında itibar kaybına uğramaksızın görüşmelere devam etmesi için Esad'a yeterince büyük bir hareket alanı sağladığını söyledi. Esad, İsrail-Filistin barış sürecine yatırım yapan Arap liderlere de destek veriyor. Katar Emiriyle geçen ay Doha'da karşılaştığımda görüşmeleri sürdürmek adına Esad'ın mâkul tüm adımları atması gerektiğini söylemiş ve eklemişti: "Suriye, Batıyla yakınlaşmaya heveslidir; Beyaz Sarayın hiçbir zaman algılamadığı bir heves. Barışın izinden gidildiği müddetçe herşey mümkündür."

Amerika'nın Suriye politikasında büyük bir değişimin kapıda olduğu görülüyor. Şu an Saban Center for Middle East Policy'nin başında bulunan Amerika'nın eski İsrail büyükelçilerinden Martin Indyk "Golan Tepelerinin dönüşü, Ortadoğu'da barışı hedefleyen ve İran'ı dengelemeyi de ihtiva eden daha büyük bir stratejinin parçasıdır" diyor: "Suriye, İran ve Filistin meselesinin üstesinden gelmede stratejik bir çividir. Bir aralar Obama'nın da söylediği gibi, Ortadoğu'daki herşeyin birbirine bağlı olduğunu unutmamalı."

Şimdi Ortadoğu barış sürecinde çalışan Amerikalı eski bir diplomat "Washington'dan Şam'a gidip gelen ve orada dalından sarkmış koparılmayı bekleyen meyveler olduğunu söyleyen pek çok kişi var" diyor ve devamında "Suriye ve İsrail arasında yapılacak bir antlaşma "katları zaman içerisinde açılacak kapsamlı bir barış uygulama sürecinin başlangıcı olacaktır" diye ekliyor; "Suriyeliler, ayrı bir anlaşma için 1993 Oslo Mutabakatı'ndan beri hazırlar." Yeni yönetim durum tespiti yapmalı: "Bir büyükelçi gönder yahut da özel temsilci. Beşşar'la konuş, kesin ve apaçık ol ki istediğini alıp alamayacağını bilmen mümkün olsun. Muğlak olursan, geri dönüp seni ısırdığında şaşırma."

Barış sürecine katılmış pek çok İsrailli ve Amerikalı, Golan Tepeleri üzerinde yürütülecek bir anlaşmanın İran'ı, yani Suriye'nin en yakın müttefiklerinden birini tecrid etmenin, Suriye'nin Hamas ve Lübnanlı şii grup Hizbullaha verdiği desteği hafifletmenin bir yolu olabileceğine inanıyorlar. Hamas ve Hizbullah, Amerikan Dış işleri Bakanlığının terörist örgütler listesinde. Rakip bir görüş var: Beşşar Esad'ın nihâi gâyesi İran'ı kenara itmek değil bilakis Amerika'nın -ve belki İsrail'in de bulunacağı bölgesel görüşmelere onu da dâhil etmektir. İran, her iki senaryoda da her bir tarafı harekete geçiren hâyati bir etken.

Bu diplomatik ihtimalleri dile getiren kişi, Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Senatör John Kerry; Beşşar Esad yönetimin başına geçtiğinden bu yana üçüncü Şam ziyaretini geçen şubat ayında yaptı. Kerry'nin Senato'daki ofisinde kendisiyle yapılan bir söyleşide belirttiğine göre Esad, Batıyla yakınlaşmak istiyor. "Onunla yaptığımız son sohbette Esad'ın, ABD'yle ilişkileri değiştirmek için yapılması gerekli olanları yapma isteği olduğunu hissettim. Irak'a olumlu bir şekilde yaklaşmak, Amerika'nın da olduğu bir masada Golan Tepeleri hakkında İsraille doğrudan görüşmeler yapmak istediğini anlattı. Bu isteğiyle ilgili olarak yönetimi yüreklendireceğim." "Suriye elbette birdenbire İran'a karşı tavır almayacaktır. Ancak Suriyeliler çıkarlarına en uygun şekilde hareket edeceklerdir tıpkı Türkiye'nin yardımıyla İsraille yaptıkları dolaylı görüşmelerde olduğu gibi – İran'ın itirazlarına karşın.

Beşşar Esad, geçen yıl Şam'da kendisiyle yaptığım görüşmede güven doluydu ve yeni yönetimin başa geçmesini sabırsızlıkla bekliyordu.

Esad, Amerikalı liderler "barışın derdindeyseler Suriye'yle ve Golan Tepelerindeki haklarımızla ilgili gerekenleri yapmalılar" demişti. Yaklaşık 1.165 km karelik bir alana yayılan Golan Tepeleri 1967 yılında yapılan Altı Gün Savaşında İsrail tarafından işgal edildi; Kitab-ı Mukaddesten zengin bir tarihi var, çok önemlidir, su bakımından da zengin. Ürdün Nehri Vadisi'nin bir kesimini ve Kuzeydeki Mt Hermon'a kadar uzanan, nehre nâzır bir yaylayı barındırıyor. Suriye, Celile Denizine ve Yukarı Ürdün Nehrine erişemiyor. Kabaca 2.000 İsrailli yerleşimci Golan'da yaşıyor ve Vadi'de ve stratejik tepelerde kendi kasabalarını, bağlarını ve butik otellerini kurmuşlar.

Esad "toprak müzakereye açık değildir ve İsrailliler biliyor ki 1967 sınırlarını müzakere etmeyeceğiz" diyor. Ancak tavizlerin mümkün olduğu hissini veriyor. "Sınır çizgisini çekeriz" demişti." İlişkileri, suyu ve başka ne varsa onları masaya yatırırız." Sürece yakın olan pek çok kimse Suriye-İsrail arasında varılacak çözümün Golan Tepelerindeki İsraillilere tazminat verilmesini içereceğini ve topraklara bir süre daha erişim haklarının muhafaza edileceğini farzediyorlar. Esad şöyle demişti: "Barıştan ve topraklarınızı aldıktan sonra herşeyi görüşürsünüz. Öncesinde değil." Şayet İsrail Golan Tepelerinin ötesine geçecek bir çözüm istiyorsa "merkezi meseleler üzerinde -Batı Şeria ve Gazze – durmalı ve Hizbullaha – Hamas'a kimin silah gönderdiği hakkında konuşarak zaman kaybetmemelidir. Her nerede direniş varsa bir şekilde orada silah da olacaktır. Anlaması zor değildir. Hizbullah Lübnan'da, Hamas Filistinde...Hizbullah problemini çözmek istiyorlarsa çözüm yeri Lübnan. Hamas'ın çözümü de Gazze'de. İran'a gelince, barış sürecinin bir parçası değil." "Bu barış, Suriye-İsrail barışıdır."

Gazze savaşından sonra gönderdiği epostada "Amerika Birleşik Devletlerinin barış sürecindeki belirgin ve faal rolü, her zamankinden daha elzemdir" dedi. Esad'ın ihtiyaç duyduğu şey Obama ile doğrudan temas kurmak. Bir konferans yeterli değil: "Başkan Obama'yla toplantı yapmak son derece tabîîdir."

Eğer Netanyahu hükümeti barış için toprak vermeyi kabul edecekse, iç siyasi desteğe ve Washington'un yardımına ihtiyaç var. İsrail, kamuoyunun onayını alarak 2007 Eylül'ünde Suriye'nin nükleer silah üretimi yapacağını iddia ettiği bir nükleer reaktörü vurdu (Suriye, bunun bir reaktör olmadığında ısrar etti). Bu esnada Suriye ve İsrail dolaylı görüşmelerin alt çalışmalarını yapıyorlardı. O zamanlar Başbakan olan Ehud Olmert 2008 Aralık ayında Ankara'ya uçtu ve Beşşar Esad'la doğrudan telefon görüşmesini yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aracılığıyla Golan Tepelerinin geri verilmesiyle ilgili olarak beş saatten fazla bir süre yoğun görüşmeler yaptı. Fakat Olmert'in mevkisi istifasına yol açan cezai soruşturmalar (suistimal suçlamalarını reddetti) ve de Ankara'dan ayrıldıktan günler sonra başlayan Gazze savaşı yüzünden hem İsrail'de hem de dışarıda sarsıldı.

Netanyahu hükümetinde İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Lieberman da dışişleri bakanı olarak bulunacak. Lieberman, İsrailli Arapların sadakat yemini etmelerini veya bedel olarak pek çok vatandaşlık haklarını kaybetmelerini savunuyor ve Suriye'yle barışa karşılık toprak verilmesine karşı çıkıyor (ancak diğer toprakların takasına açık); savunma bakanı olarak görev yapacak İşçi Partisi lideri Ehud Barak, Suriye'yle görüşmelere destek veriyor. Kamuoyu yoklamalarına göre İsraillilerin çoğunluğu Golan Tepelerinden tam olarak çekilmeye karşı çıkıyorlar. Netanyahu, seçimden iki gün önce Golan Tepelerini geri vermeyeceğini ilan etti ki bu bir oy ricası olarak anlaşıldı.
1995-2001 arasında İsrail barış heyetinde görev almış ve Başbakan Barak'a danışmanlık yapmış bir isim olan New American Foundation'dan Daniel Levy, Netanyahu'nun politik duruşuna bakınca "özellikle kendi Likud Partisinde dev koalisyon sorunları yaşayabileceğini ve barış için toprak vermeyi aleni olarak tekzip etmek zorunda kalabileceğini" söyledi. Suriyeliler yutkunurlar mı? Şayet yutkunamazlarsa, bunun anlamı geriye kalan tek seçeneğin gizli görüşmeler olduğudur. "Barak'ın atanması, koalisyonda köklü bir değişim yaratmayacak ama Netanyahu'nun Suriye'yle sorunları halletmek isteyen, bunu gizli bir şekilde de yürütebilecek, Suriye'yle ilgili bir savunma bakanının güvertede olacağı anlamına gelir."

İsrail'in eski Washington büyükelçisi, İzak Rabin'in başbakan olduğu dönemde İsrail'in baş müzakerecisi ve Suriye meselelerinde hükümetine gayri resmi danışmanlık yapan Itamar Rabinovich, Gazze savaşının İsrail'in Golan Tepeleriyle ilgili bir çözümde yatan temel çıkarlarını bir değişime uğratmadığını savunuyor: "Gazze, Gazze'dir ve diyorum ki Beşşar Esad görüşmelerde ilerleme kaydedilmesini muhakkak istiyor. Netanyahu'da işbirliği yapacağı bir ortak bulabilir. Netanyahu, Filistinlilerden ziyade Suriye'yle bir anlaşma yapmayı tercih edecektir." Ancak görüşmelerde ilerleme kaydedilecekse "doğrudan görüşmelere dönmek gerekecek" diyor. Bu noktada Obama yönetiminin destek ve dahli gerekecek. Rabinovich, Netanyahu gibi Obama'nın da "eskileri ve artıları tarttıktan sonra Golan Tepelerini çözüme bağlamanın, Filistinlilerle anlaşmaya varmaktan daha uygulanabilir olduğunu görecektir" diyor. "Görüşmeler ciddi ve bir ortak var."

Golan Tepeleri uzmanı eski bir Amerikalı diplomat, orada yaşayan İsraillileri tahliye etmenin 3 ila 5 yıl alacağını söylüyor. "Bu zaman zarfında, anlaşmayı yumuşatan bir taraf olursa – bu belki de ABD olur – bu tarafın sürece dahlinin sürekliliğinin sağlanması ve sürecin seyrini güvene alması elzemdir" diyor. Beşşar Esad'ın Amerika'nın dahlini istemesinin altında yatan yine bu etkendir. "Kilit nokta şu ki bir anlaşmanın imzalanması sadece başlangıçtır ve anlaşmanın sağlamlaştırılması için üçüncü taraflara ihtiyaç duyulmaktadır."

Obama'nın Ortadoğu stratejisi halen Dış İşleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi'nin değerlendirme sürecinde bulunuyor. İktisâdi kriz Amerikan yönetiminin dikkatini dağıtıyor ve kilit iç-dış politika makamları halen gerekli atamaları bekliyor. Obama'nın George Mitchell'i Ortadoğu özel temsilcisi olarak ataması büyük takdir kazandı fakat Mitchell henüz Suriye'yi ziyaret etmiş değil. Şam'la sürdürülen diplomatik temaslar Şubat ayında arttı ve Suriye'yle gayri resmi görüş alışverişleri hâlihazırda yapılıyor. İlgili diplomatlardan birine göre yönetim, bir dizi talebi sıralamaktan ziyade diyalog ve saygının gerektirdiği ses tonunu kullanıyor. Görüşmelerin başlaması için Şam'daki Hamas bürolarının kapatılması ve siyasi lideri Halid Meşali ülkeden kovması hususunda Washington'ın artık daha fazla ısrar etmeyeceğini Suriyeliler anladı. Bunun yerine Hamas liderliğini yumuşatıcı bir rol oynaması, Hamas'ın İsrail ve Filistin Otoritesiyle sürüp giden ihtilaflarına barışçıl çözüm için bastırması istenecektir. Suriye'nin Hizbullah üzerindeki denetiminin kapsamını Obama yönetiminin yeniden değerlendirdiği de anlatıldı Suriyelilere (Beyaz Saray bu konu hakkında yorum talebine cevap vermedi).

Birleşik Devletler, Golan Tepeleri hakkında yapılan müzakerelere daha önce katılmıştı; en önemli olanı Shepherdstown, West Virginia'da Bill Clinton döneminde olanıydı. Diğer meselelerin yanısıra sınır ihtilafları yüzünden son dakikada çökmesine rağmen şu son dolaylı görüşmelere zemin teşkil etmiştir. Shepherdstown'da Clintona danışmanlık yapan Martin Indyk yapılan o görüşmelerin "barış için toprak" temelinde yapıldığını söyledi. Şimdi ise "barış ve stratejik yeniden saflaşma için toprak."

Obama, Beyaz Saray adına yürütülen uzun seçim kampanyası sırasında terörle bağları, "kitle imha silahları arayışı içinde olması" ve Suriye'nin 2005 yılına kadar asker bulundurduğu ve halen siyasi rol oynadığı Lübnan'a müdahale etmesi gibi nedenlerle sık sık Suriye'yi eleştirdi (Esad, benimle konuşurken "Seçim kampanyası konuşmaları üzerinden bahse tutuşmayız" diyerek kendisine yöneltilen eleştirileri bir kenara bıraktı). Fakat Obama, başkanlığının ilk yılında ön şart sunmaksızın Esad'la oturup konuşmak istediğini söylemişti. Suriye'nin İsraille yürüttüğü barış görüşmelerini de desteklemişti. AIPAC'ın geçen Haziran ayında düzenlediği yıllık konferansta "İsraili görüşme masasına oturması için zorlayamayız fakat İsrail liderleri, İsrail'in çıkarlarına hizmet edeceğini kararlaştırdıkları zaman da görüşmelerin önüne engel çıkarmamalıyız"; "İsrail'in bu görüşmelerde başarılı olması için Başkan olarak elimden geleni yapacağım" demişti.

Obama ve G.W.Bush'un Suriye politikaları arasındaki farklılıklar nispeten çok az dikkat çekiyor. Irak Çalışma Grubu 2006 Aralığında Suriye'yle doğrudan görüşmeler yapılması çağrısında bulunmuştu. G.W. Bush, çağrıdan kısa bir süre sonra yaptığı konuşmada niçin aynı fikirde olmadığını şöyle açıklamıştı: "Şu merhalede Suriyelilerle oturup konuşmanın amaca ters sonuçlar vereceğini düşünüyorum zira Suriyeliler daha iyi ilişkiler adına ne yapılması gerektiğini tam olarak bilmektedirler." Ardından listenin bir dökümünü yaptı: "Hamas ve Hizbullaha destek vermeyi bırak; Lübnana müdahil olmayı terk et; Refik Hariri cinayetiyle ilgili soruşturmada işbirliği yap; Irak'a yönelmiş intihar bombacılarına geçit güzergâhı olmaya son ver." Bush, hor görerek şu ilaveyi yapmıştı: "İnsanlar Beşşar Esad'la, Suriye Devlet Başkanıyla oturduklarında o işi bırakıp basın toplantısı düzenleyerek 'ne kadar önemliyim, bakın. İnsanlar beni görmeye geliyor; ben hayati önemdeyim' diyor."

Bush yönetiminde çalışmış bir yetkili, geçen yıl Bush yönetiminin Golan Tepeleri üzerinden Suriye'yle yakınlaşmayı gerçekçi bulmadığını söyledi. "Bush, şayet görüşmeleri ön şart sunmadan desteklersek, Hizbullaha karşı çıkan Lübnan'daki destekçilerimize ne söyleyeceğimizi düşünüyordu. 'Sen Hizbullaha karşı durdun'-- peki biz nerede duruyoruz?"

Esad geçen yıl şöyle kaydetmişti: "Bush Beyaz Sarayı bana güvenmek zorunda değil çünkü herhâlükarda barışın tarafı değil...dünya çapında pek çok problem yarattılar ve sorunlu her bölgede durumu daha da azdırdılar ve dünyayı terörizme karşı daha savunmasız kıldılar. En önemlisi de budur. Hiçkimse aksini iddia edemez."
Bush dönemi sona ererken ABD'nin müttefikleri Suriye açılımları yapıyordu. İngiliz dış işleri bakanı David Miliband, Beşşar Esad'la buluşmak üzere Şam'a uçarken Beyaz Sarayı bunalıma sokmuştu. İngiltere ve Suriye'nin üst düzey istihbarat takası yapmasında mutabık kalmışlardı. Eski bir istihbarat yetkilisinde göre Başkan yardımcısı Dick Cheney, İngiltere'nin bu hamlesine "kalleş Albion" [Albion=İngiltere] diyerek tepki vermişti.

Esad, epostasında Jimmy Carter'ın diplomatik çabalarını övdü. "Carter, Ortadoğu hakkında en bilgili şahsiyet, ne emrediyor ne de nutuk atıyor. Samimi bir şekilde çabalıyor, yaratıcı bir şekilde düşünerek sorunlara çözüm buluyor." Carter'ın Hamasla yakınlaşma çağrısı İsrail ve Amerika'daki pek çoklarını öfkelendirdi. Ocak ayından yayınlanan "We Can Have Peace in the Holy Land" adlı kitabında Suriye'yi genel bölgesel barışın kilit ülkesi olarak tanımlamıştı. Carter geçen Aralık ayında Şam'ı ziyaret ederek Beşşar Esad'ın yanısıra Hamas lideri Halid Meşal'le de görüştü.

Üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, Carter'ın Suriye seyahati öncesinde Obama'nın geçiş dönemi ekibinin durum hakkında bilgilendirildiği ve resmen göreve başlamasından hemen önce Carter'ın Obama'yla görüştüğünü söyledi. Obama'ya toplantıyı düzenleyen danışmanı David Axelrod eşlik etti; Carter ise eşi Rosalynn'le birlikte katıldı ve bir saat boyunca Ortadoğu hakkında konuştular. Carter, Obama'yla yaptığı görüşme hakkında konuşmayı reddetti fakat yazdığı bir epostada Başkan Obama'nın, mümkün olduğunca kısa bir süre zarfında Esad yönetimiyle kapsamlı bir diyalog içerisine gireceğini umduğunu, Washington ve Şam arasında karşılıklı bir anlayış yeşermesinin "İsrail-Suriye arasında başarılı görüşmelere kapı aralayacağını" belirtti.

Obama'nın geçiş dönemi ekibi, Gazze'yi bombalamaya bir son vermeye ve başkanlık devir teslim töreninden evvel askerlerini Gazze'den çekmesi için İsrail'i ikna etmeye yardım etmişti. Hassas bilgilere erişimi olan eski bir üst düzey istihbarat yetkilisine göre Obama seçilmiş başkanken "Cheney, Obama'nın baskı yaptığına dair İsrail'den mesajlar almaya başladı." Gazze savaşına giden yolda İsraillilerle yakından çalışan Cheney, Obama'yı İsraillilere "Filistin yanlısı" ve onların çabalarını desteklemeyecek bir kişi olarak tasvir etti ( özel sohbet sırasında Obama'yı küçümseyerek birinci ligde oynayan birinin bunu asla yapmayacağını söyledi). Fakat Obama'nın ekibi "akıllı bombaların" ve yüksek teknoloji ürünü savaş gereçlerinin İsraile teslimine itiraz edilmeyeceğini bildirdi.
Suriye'nin İranla ilişkileri, Washington'da devam edip giden diplomatik değerlendirmelerde hayati bir başlıktır. İsrailliler, varılacak bir anlaşmanın İranın bölgesel nüfuz ve konumunu olumsuz yönde etkileyeceğine inanıyorlar. Amerikalı eski bir dplomat, Ayetullah Ali Hamaney'i kastederek "Beşşar'ın Tahrana giderek dini lidere ABD'yle ikili ilişkilerde aracılık etmek istediğini açıkladığı vakit duvardaki bir sinek olmayı çok isterim" dedi.

İsrailli bir yetkili, "Suriye ve İran arasında son aylarda yaşanan gerilimlerden" haberdar olduklarını kabul etti. Gazze'den önce süren gayri resmi temaslar sırasında Suriye'nin tınısında farkedilir bir değişim söz konusuydu ki "açıklık, nezaket ve samimiyetin bir unsuruydu." Bununla birlikte ikazda bulunurak "Suriye'yle diplomatik olarak birlikte hareket edebilirsiniz fakat Hamas ve Hizbullah'ın silahlandırılmasında Suriye'nin oynadığı ana rolü veya nükleer programında ilerleyen İranla can ciğer ilişkilerini görmezden gelemezsiniz." Gülümseyerek devam eden aynı yetkili, "İsrail'deki hiçkimse Beyaz Saray bahçesinde yapılacak barış töreni için yeni bir takım elbise almaya koşmuyor" diye ilave etti.

Martin Indyk "Beyaz Saray Suriye'yle yakınlaştığı takdirde İran, Hamas ve Hizbullah üzerinde hemen baskı oluşacaktır" diyor. Suriye'yi İran'dan uzaklaştırmanın mümkün olduğuna dair Bush yönetimini ikna etmek için defalarca uğraştığını da söyledi. "Innocent Abroad" adlı hâtıratında " İran cumhurbaşkanının İsraili haritadan silmeyi dillendirdiği zaman diliminde müttefiki Suriye'nin İsraille barış yapma teşebbüsünde bulunması İran ve Suriye arasında derin bir ayrılık olduğunu ifşa ediyor...görüşmelerin sonucunda barışa ulaşıldığı takdirde İran-Suriye ekseninin parçalanması muhtemeldir" diye yazmıştı. Kendisiyle görüştüğümüzde Esad'a atfen şöyle söyledi: "Hizbullah, Hamas ve İrandan uzaklaşması onun için kolay olmayacaktır fakat bunu yapmadığı takdirde bu kez barışı sağlayamayacaktır. Ancak Ortadoğuda birşeylerin değiştiğini hissetmesi durumunda bundan geri kalmak istemeyecektir."

Onüç yıl AIPAC'da çalışmış Thomas Dine "bunun soğanı soyma yöntemi [Suriye'yi İran'dan ayırmak] olduğunu fark etmek için Kissingervâri bir tip olmak gerekmez" demiş ve devamında "abileceğini al ve bir seferde bir adım at. Gündem, Suriye'yi İran, Hamas ve Hizbullahla ilişkileri üzerinde düşünmeye sevketmektir" diye belirtmişti. Bir Pentagon danışmanı "şayet Suriye'den bir evet cevabı alırsak İranlılar delirecektir" diyor.

Esad'ın bana söylediğine göre Suriye'nin resmi İran politikası, egemen toprakların geri dönmesinin alkışlanası olması ilkesinden hareketle İran'ın Golan Tepeleri görüşmelerine itiraz etmemesidir: "Bunu resmen duyurdular...İrana gittim ve aynısını orada da duydum." Ancak Dine'nın da dediği gibi Suriyelilerin ilişkileri yeniden değerlendirdiğine dair bazı deliller olabilir. Suriyeli üst düzey yetkililer, Batıya açılmanın turizm, ticaret ve yatırım kapılarını açabileceğini, yaşam standardının yükselmesine yardımcı olabileceğini söylüyorlar ki Suriye'nin İrana daha az bel bağlamasını sağlayacak bir ilerlemedir. Eğer İran İsraile saldırırsa Suriye ne yapacak? Cevabı şuydu: Sadırıyı kınamaktan başka bir şey yapmaz. "Daha başka ne yapabilir?"
Ortadoğu meselelerini yakından takip eden Almanya eski dış işleri bakanı Joschka Fisher bir söyleşide, barış sağlandıktan sonra İranlıların resmi bir hamle yapmak zorunda kalacağını söylüyor. "Evet, Suriye-İsrail anlaşmasına tepki göstereceklerdir zira tecrid edilmek ve müttefiklerini batıya kaptırmak istemezler." Dolayısıyla da ciddi bir bölgesel diplomasi mümkündür.

Bununla birlikte, eski bir İngiliz istihbaratçısı olan Alastair Crooke, yeni Amerikan yönetiminin Esadı İran'dan kolayca koparacağını veya Hamas ve Hizbullaha verdiği desteğe son vermeye kolayca ikna edeceğini düşünmemesi gerektiğini söylüyor. "Beşşar'ın Arap dünyasında muazzam bir mevkisi var ve bu mevkisi işte bu sütunlar üzerinde yükselmektedir: Irak'taki Amerikan savaşına karşı çıkanların ilkiydi, İran, Hizbullah ve Hamasa sürekli destek verdi. "Golan Tepeleri karşılığında İsraille barış yapıp müttefikleriyle bağını kopartamaz. Suriye'nin yapabileceği, kapsamlı bir bölgesel barışa karşı iyi niyetini ve katkılarını sunmaktır. Ne ki Obama yönetimi bunu Suriye için eziyetli kılabilecektir. Suriye'ye buketler yollanmayacaktır." "Esad'ın gerçek amacı ille de Golan üzerinde bir anlaşma sağlanması değildir, Amerika'yla yakınlaşmak ve Suriye'nin Amerika tarafından şeytanlaştırılmasına son vermektir. İsrailin değişen politik zemini bu süreci Suriyeliler için karmaşık kılacaktır. Tüm bu süreçlere siyasi tecridlerine son vermek ve stratejilerini değiştirmek için dâhil oluyorlar. Tüm bunların sevk ve idaresi onlar için hayli zor olacaktır."

Jimmy Carter'la birlikte Şam'ı ziyaret eden eski Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi Robert Pastor, Suriyelilerin İranla ilişkilere son verme niyetlerinin olmadığına inandığını söyledi. "Suriyeliler Washingtonla ikili görüşmeler yapmayı ve Golan üzerinde İsraille yaptıkları görüşmelere Amerika'nın da katılmasını istiyorlar. İranla ilişkilerinin Obama yönetimine yardımcı olacağına da inanıyorlar. Washington ve Tahran arasında köprü olabileceklerine inanıyorlar."

Hamas lideri Halid Meşal Şam'ın sükunetli bir mahalinde bulunan korunaklı ofisinde çalışıyor. Son yıllarda Yahudi liderler ve Amerikalılarla özel görüşmeler yaptı. Meşal, İsrail nazarında intihar bombacılarının ve diğer terörist faaliyetlerin sponsoru. 1997'de başbakan olan Netanyahu'nun emriyle İsrail istihbaratının düzenlediği bir suikastten sağ kurtuldu. İsrail, Ürdün ve Amerika'nın yaptığı baskı sonucunda panzehiri verdi ve Meşal kurtuldu.

Mütercim aracılığyla konuşan Meşal, İranlıların Suriye ve İsrail arasındaki görüşmelere hevesli olmamalarına rağmen buna karışmayacaklarını inandığını söyledi. İsrail'in Golanı geri vereceğinden şüphe ettiğini söyleyen Meşal "İsrail'in ciddi olduğunu varsayacak olursak, meşru haklarını alması için Suriye'nin İsraille görüşme hakkını destekleriz" dedi.

Hamas'ın Şam'daki mevcudiyetinin, Suriye'nin Amerika ve İsraille arasındaki meselelerden biri olduğunu bildiğini söylüyor Meşal "Esad bizden ayrılmamızı hiçbir zaman istemedi. Suriye'deki mevcudiyetimizden dolayı Hamas'ın varılacak bir anlaşmaya karşı savunma yollu tepki vereceğine inanlar var fakat ofislerimizin nerede olduğu fark etmez. Biz bir sokak hareketiyiz ve gerçek gücümüz Filistinin içerisindedir ve hiçbir şey buna etki edemez. Beşşar Esad'a güven duyuyoruz ve ona bir yük olmayı asla istemeyiz...[eşyaları toplayıp hemen] taşınmaya her zaman hazırız. Hamas hiçbir ülkenin çıkarlarına karşı çalışmayacaktır, biz hoşlansak da hoşlanmasak da her hangi bir anlaşma yapılabilir. Şu var ki biz de hiçkimsenin çıkıp bizim işlerimize müdahale etmesini istemeyiz."

Suriye devlet başkanı yardımcısı Faruk el Şara, dış işleri bakanı olduğu dönemde Shepherdstown'daki baş müzakereciydi. Golan Tepelerinin çözüme kavuşturulmasının Suriye-İran ilişkileri üzerindeki etkisi sorulduğunda "bir erkeğin bir tek çok sevdiği kadınla yatağa girdiğini düşünebiliyor musunuz? İran hakkındaki sorunuza vereceğim cevap budur" demişti.

Amerika-Suriye ilişkilerinin arasında başka bazı engeller de var; Refik Hariri suikastı bunlardan biri. Yıllarca süren soruşturmalar bir sonuca bağlanamadı. Bush yönetimi Suriyelilerin en azından dolaylı olarak sorumlu olduklarını ve bunda yalnız olmadıklarını söyledi. Hariri, Suriye'nin Lübnana karışmasına şiddetle karşı çıkıyordu. Hariri suikastı Suriye, Fransa ve S.Arabistan arasında gerilimlere neden olmuştu. Ancak Nicolas Sarkozy'den daha ziyade selefi jacques Chirac'ı daha çok ilgilendiriyor zira Chirac, Hariri'ye daha yakındı (Joschka Fisher, bunun siyasi olmaktan daha çok şahsi bir yakınlık olduğunu söylüyor). Suudi yönetimine danışmanlık yapan bir isim, cinayetle ilgili olarak Esad'ın teminatlarına Kral Abdullah'ın itibar etmediğini söyledi. Ancak son zamanlarda Şam ve Riyad arasındaki diplomaside canlılık göze çarpıyor.

Obama'nın Suriye'yle yakınlaşmasından dolayı hasar görecek meselelerden biri de insan hakları. Suriyeliler, hükümetin politikalarını eleştirdiklerinden dolayı halen hapse atılıyor. Human Rights Watch Ortadoğu başkanı Sarah Leah Whitson, Esad'ın "uzun zamandır Amerikaya incir yaprağı uzattığını, Hamasla, Hizbullah ve Lübnanla ilgili olarak hoş şeyler yaptığı takdirde dışlanmayacağını düşündüğünü" söylüyor; "ölçüsü ne olursa olsun diplomatik başarılar, Esad'ın iç problemlerini çözmeyecektir" diyen Whitson, otoritelerin kafede sohbet eden sıradan Suriyelileri takip ettiğini, insanların etrafa kuşkuyla baktığını söylüyor.

Esad, söyleşimizde bu durumu kabul ederek şöyle demişti: "Demokratik bir ülke olduğumuzu söylemiyoruz. Mükemmel olduğumuzu da söylemiyoruz fakat ilerleme kaydediyoruz."

Teklifine odaklanarak Obamaya bir mesajı olduğunu söylemişti: "Suriye seküler bir devlettir ve ABD, el Kaide ve İslamcı aşırılık gibi müşterek bir düşmanla karşılaştı. Bush'un Beyaz Sarayı köktencileri gidip avlayacağınız gruplar olarak gördü; bu sûretle görevi tamamlayacaksınız. O kadar basit değil. Bir halet-i ruhiyenin üstesinden nasıl gelebilirsiniz? Pek çok yöntemle – askeri yöntem hâriç." Gönderdiği epostada ise Obama hakkında "uluslararası politikanın aracı olarak savaşı değil diplomasiyi görmesi bizi mutlu etti" dedi.

Esad'ın Amerika ve İsrail'le yakınlaşma gâyesi açıktır ki Golan Tepelerini yeniden ülkesine katmaktan çok daha kapsamlıdır. Nihâi amacı Obama'yı Bush yönetiminin Şii İran, Şii Hizbullah ve Hamasa karşı Amerika'yı "ılımlı" denilen Arap sunni devletlerle – Mısır, S.Arabistan ve Ürdün - eşgüdümlü bir cephe olarak aynı safa getirme stratejisinden sakınmaya ikna etmek gibi duruyor.

Itamar Rabinovich "İranlılar görüşmelere elbette sinirleniyor çünkü Suriyelilere tam bir güven duymuyorlar" diyor. "Fakat Esad ailesi işi şansa bırakmayı tercih etmez, zorlu pazarlıkçılar. İstediklerini, İran'dan bütünüyle kopmadan almaya çalışacaklar, bize ve Washignton'a şöyle diyeceklerdir: 'İranı tecrid etmemek sizin yararınızadır.' İsrail ve ABD, Suriye'nin İran'la ilişkilerinde değişim yaşanmasında ısrar edecekler. Baş başa görüşmelerle sağlanabilir bu."

Beyaz Saray önümüzdeki aylarda zorlu diplomatik seçimler yapmak durumunda. Esad, Suriye'nin Amerika'nın Irak'tan çekilmesini kolaylaştırabileceğini Obama yönetimine anlattı. Obama yönetimi Taliban tehditiyle uğraşır ve ülkeye dâhlini artırırken – ve İsrail'in esenliğine duyduğu bağlılığı muhafaza ederken - Suriye, Amerika'nın İran'la yakınlaşmasına da yardım edebilir ve buna karşılık olarak İranlılar Afganistan'da müttefik olabilirler. Bu senaryoların herbirinin potansiyel riskleri var. Ortadan kaldırılmaları çetin bir iştir ve son derece gelişmiş ve zekice yürütülen bir diplomasiyi – son sekiz yıldır ortalardan kaybolmuş ve Obama ebinin sahip olduklarını ispatlamaları gereken bir diplomasiyi - icap ettirir.

Dünya Bülteni için çeviren: M. Alpaslan Balcı
Kaynak: The Nation

banner53
Yorumlar (0)
31
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?