banner39

Obama ve Türkiye

Abdülvehhab el-Efendi, Obama'nın taleplerde bulunduğu Türkiye'nin tenakuzlarını anlattı.

Arşiv 10.04.2009, 14:43 10.04.2009, 15:10
Obama ve Türkiye

 

Obama ve Rasmussen'e göre İslam

Abdülvehhab el-Efendi

(1) Türkiye'ye ziyaretlerinin birinde Amerikan Başkanı oğul George Bush, Türkiye'yi demokrasiyi seçen bir ülke olarak övmüş, ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer onu düzelterek, Türkiye'nin bir İslam ülkesi değil, laik bir devlet olduğunu söylemişti.

(2) Bu haftaki ziyaretinde ise ABD'nin yeni Başkanı Barak Obama, kelimelerini daha dikkatle seçerek, Müslümanların çoğunlukta olduğu demokratik bir ülke olan Türkiye'yle, Hıristiyanların çoğunlukta olduğu demokratik bir ülke olan ABD'yi mukayese etmiş, iki devletin de dini kimliklerini merkeze almamalarını takdirle karşıladığını belirtmişti. Ancak iki devlet arasındaki fark biri Hıristiyan geçmişi ve mirasıyla övünürken diğerinin İslami geçmişiyle barışık olmaması.

(3) Başkanlığının ilk günlerinden itibaren Obama'nın, ABD'nin İslam dünyasıyla savaş içerisinde olmadığı mesajını verebilmek için bir İslam ülkesini ziyaret etmeyi istediği yönünde haberler sızmaktaydı. Ancak, İslam dünyasına mesaj vermek için Türkiye'yi seçmesi, Türkiye'nin İslami kimliğini reddeden ve bu isimle nitelendirilmek istemeyen bir ülke olması durumuyla çelişmekte. (Her ne kadar mevcut hükümet İslami yönelimini örtünün yasak olduğu bir ülkede örtüler arkasında gerçekleştirse de). Hatta durum söylendiği gibi de olsa, yani bu Türkiye, Doğu ile Batı arasında bir köprü vazifesi de görse, Doğu'yu temsil ettiğini kabul etmiyor, kendisinin Avrupa'nın bir parçası olduğu konusunda ısrar ediyor, AB'ye girme konusunda her ne pahasına olursa olsun hatta deri değiştirmeye razı olduğunu ilan edecek kadar ısrarcı.

(4) Burada Türkiye ile ailesiyle birlikte yaşadığı çocukluğu döneminde atalarından devraldığı kabul edilen diniyle bir ilgisinin kalmadığı yönünde karar veren Obama arasındaki benzerlik de gözlerden kaçmıyor. Ancak fark şu ki, Obama ABD'de siyaset yapabilmek için böyle bir girişimde bulunmuş değil. O bu kararı verdi çünkü evlat edinildiği ailesi tarafından Hıristiyan olarak yetiştirilmişti, talep ettiği şey kabul gördü. Ancak AB tarafından kabul edilmek için halkının Müslümanlığını göz ardı etmek zorunda kalan Türkiye, istediğini elde edebilmiş değil.

(5) Öyleyse Obama'nın gönderdiği çoğu hatalı mesajdan biri de onun Müslümanlara, Batı tarafından kabul görmek istiyorlarsa İslami kimliklerinden sıyrılmaları gerektiği. Bu yönde bir kabul dahi Türkiye'in yıllarca tecrübe ettiği şekliyle AB Kulübü kapısında yıllar boyu beklemesi örneğinde de görüldüğü gibi eksik ve koşullu bir kabulü beraberinde getirirken, aynı şeyi yıllardır sadece beyazlara açık kurumların önünde bekleyen Obama'nın selefleri yaşamaktaydı.

(6) Obama'nın İslam dünyasıyla, kendisini onun bir parçası olarak kabul etmeyen Türkiye üzerinden yakınlaşmak için başlattığı politikalarla ilgili sorunları artıran başka bir olay da NATO genel sekreterliğine Rasmussen'in seçilmesi oldu. Bu durum Türkiye'nin adı, karikatür kriziyle özdeşleşmiş olan Danimarka eski Başbakanı'nın tayinine itiraz etmesinde ortaya çıktı. Bunun ardından Türkiye, Rasmussen'in yarım ağızla özür dilemesi karşısında itirazlarını çekerek mevcut durumu kabullendi.

(7) Anlaşılan o ki yakınlaşma ve diyaloğ gibi sözcükler Batılılara göre durum Müslüman ve Araplarla ilgili olduğunda farklı anlamlar ifade ediyor. Şayet Rasmussen'in adı herhangi bir şekilde eşcinsellerin, kadınların ya da Yahudilerin aşağılanmasıyla ilgili bir olaya karışmış olsaydı, bu, dünyada bu makama ehil olan tek kişi de olsa buradan uzaklaştırılması için yeterli olurdu. Ancak görülüyor ki Müslümanların duygularıyla alay etmek ve onların dinlerini küçümsemek yaygın bir durum, aksi taktirde nasıl olur da bir taraftan Obama Türkiye'yi, tam da başkentinde gözünü kırpmadan soykırım yapmakla suçlayarak suçsuzluk belgesi alabilmesi için düşmanları Ermenilere havale ederken, Türkiye'nin ortakları, çalışma alanı olarak kendisine İslam dünyasını seçtiğini ilan etmiş bir örgütün (NATO'nun) başına böyle bir kimsenin aday gösterilmesi konusunda ısrar edebilir? Sonra da taraflar kalkıp az ötede medeniyetler arası diyalog kuracaklar.

(8)Tabii ki Türkiye'nin Recep Tayip Erdoğan liderliğinde çok seçkin bir yere yükseldiğini, eskisine nazaran kendisiyle daha barışık olduğunu inkar etmek mümkün değil. Aynı şekilde Obama'nın İslam dünyasıyla daha fazla yakınlaşmayı istediğini ve bu doğrultuda politikalar üretmek istediğini de inkar edemeyiz. Ancak şu da bir gerçek ki Bush yönetimi, hiçbir zaman İslam dünyasıyla savaş içerisinde olduğunu söylemedi. Aynı şekilde resmi Türkiye, halen kendisinin İslami geçmişiyle bütün bağlarını koparmış Batılı bir devlet olduğu vehmini tekrarlayıp duruyor. Buradan hareketle kapının arkasından iyi niyetlerin tekrarlanıp durması bir hatadır ve hiçbir şeyi değiştirmeyecektir.

(9) İslam dünyasıyla ilgili sözde diyalogla ilgili sorun, Müslümanlarla diyaloga girmeye çalışan ülkelerle değil Müslümanların kendisindedir. İslam dünyasıyla dost olmakla düşman olma arasında pek bir fark bulunmuyorsa öyleyse Müslümanlarla diyaloga geçmek mümkün ve zorunlu değildir ve ayrıca da faydasızdır. Bu yüzden Obama'nın adımı ya da başka benzeri şeyleri tartışmadan önce İslam dünyasının başkalarının kendisiyle diyaloga girmesini hak etmesi gerekir. Bu, Müslümanların kendisinin gerçekleştiremeyeceği bir şeydir.

(10) İstanbul'da medeniyetlerin buluşması toplantısı yapılırken Pakistan, Irak ve Afganistan çılgınca olaylara tanık oluyor. Mısır, Suudi Arabistan, Bahreyn ve diğer Arap ülkelerinde insanlar kendilerini dinleyecek kimseler bulabilmek için gösteriler düzenliyorlar. Türkiye'nin kendi içinde Kürtler, devlet şiddeti ve dışlanmayla karşı karşıyalar. Filistin'in durumu ise biliniyor. Hemen hemen bütün Arap devletleri kendi halklarıyla savaş durumunda. Bu durumdaki İslam dünyası, başkalarından önce kendisiyle diyaloga ihtiyacı bulunmakta. Bir medeniyetler diyaloğu olabilmesi için öncelikle bir medeniyetin olması gerekiyor.

Kaynak: Kuds-ül Arabi

Dünya Bülteni için çeviren: İslam Özkan

banner53
Yorumlar (0)
25
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?