banner39

Obama'ya Türkiye'yi anlama tavsiyeleri

ABD merkezli think-tank kuruluşu CSIS'in, Türkiye raporunda, Türkiye - Ortadoğu ilişkileri ile ilgili dikkat çekici değerlendirmeler yer aldı.

Arşiv 02.04.2009, 18:32 02.04.2009, 18:32
Obama'ya Türkiye'yi anlama tavsiyeleri

Dünya Bülteni/Haber Merkezi

ABD Başkanı Barack Obama'nın 6-7 Nisan tarihlerinde Türkiye'ye yapacağı ziyaret öncesinde, ABD merkezli etkili think-tank kuruluşlarından Center for Strategic & International Studies (CSIS), Türkiye ile ilgili bir rapor hazırladı.

"Türkiye'nin Gelişen Dinamikleri: ABD-Türkiye İlişkileri İçin Stratejik Tercihler" başlığını taşıyan ve 30 Mart'ta yayınlanan raporda, Türkiye'nin dünyanın farklı bölgeleriyle, özellikle son dönemde geliştirdiği ilişkiler, artan dış politika etkinliği ve bunların Türk-Amerikan ilişkilerine yansımaları değerlendiriliyor. Raporda, özellikle Türkiye'nin Ortadoğu ile ilişkileri bağlamında yapılan değerlendirmeler dikkat çekiyor.

Raporda Türkiye'nin İsrail ile ilişkisinin karşılıklı bir ilişki olduğu vurgulanarak, İsrail'in, Müslüman ülkelerde meşruiyet problemini aşmasının yolunun Türkiye'den geçtiği, Türkiye'nin ise özellikle PKK ile mücadelede ihtiyaç duyduğu ve ABD ile Avrupa'dan temin edemediği askeri teknolojiyi elde etmek için İsrail'le ilişki kurmaya önem verdiği vurgulandı.

Raporda Türkiye'nin İran, Irak, Suriye ve Körfez İşbirliği Konseyi'ne (KİK) üye ülkeler ile olan ilişkileri de mercek altına alınıyor. Türkiye'nin son dönemde, bütün bu ülkelerle, karşılıklı ekonomik işbirliği ve güvenlik çerçevesinde geliştirdiği ilişkilere vurgu yapılırken; Türkiye ile bölge ülkeleri arasında gelişen ilişkilerin, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik gelişimine ve etki alanını genişletmesine dikkat çekiliyor.

ABD'ye tavsiyelerin de yer aldığı son bölümde ise iki ülkenin arasında koordinasyon ve karşılıklı danışma ve müzakere mekanizmalarının kurulmasının, birbirlerinin çıkarlarını tamamlayacağı ifade edildi.

Raporun "Türkiye ve Ortadoğu" başlıklı bölümünde özetle şu görüşlere yer verildi:

IRAK

Türkiye, genel olarak, Arap ülkeleri için, ABD'nin tek taraflı yaklaşımlarına ve İran'ın artan etkisine karşı bir denge unsuru olarak bölgede hoşgörüyle karşılanıyor. Irak özelinde ise Türkiye, Irak'ın savaş sonrası kalkınmasında önemli rol oynuyor. Özellikle Kürt bölgesi ile ticari ilişkiler zirve yapmış durumda. İşgalden önce yılda 100 bin kamyon geçerken, işgalden sonra bu rakam 560 bin kamyona fırladı. 2006 ve 2007'de, PKK meselesi yüzünden gerginleşen ilişkiler bu rakamı aşağıya çekti. Zira, PKK ile olan mücadelesi iki ülke arasındaki gerilimin zirve noktasını oluşturuyor.

Türkiye'nin, PKK'ya karşı Irak'ın işbirliği yapmaması halinde uygulamayı düşündüğü ambargo da Irak'ta Türkiye'nin garanti edilmiş bir ticari ortak olmadığı duygusunun uyanmasına yol açtı. Kuzeydeki Kürt bölgesi ise ABD ülkeden ayrılacağı için Kuzey Irak'ta bir ABD üssü kurulması konusunda bastırıyor.

Diğer yandan Türkiye ile de iyi ilişkiler kurmak istiyor. Çünkü etrafında kendisine yardım edecek hiçbir ülke bulunmuyor. Ayrıca, Kuzey Irak'a yapılan dış yatırımların yüzde 80'i Türk girişimciler eliyle yapılıyor. Türkiye, Irak'a meşruiyet sağlamada ve ekonomik ilişkilerde yardımda bulunduğu sürece, Irak, Türkiye ile ilişkileri sağlamlaştırma yolunu tercih edecek.

İRAN

İran, doğalgaz hatlarını da kullanarak, Türkiye'yi olabildiğince kendine bağlamaya çalışıyor. Zira olası bir Batı müdahalesinde, doğalgaz kozu sayesinde, Türkiye'nin Batı'nın tarafında yer almasını önleyebilecek. Kendi ülkesinde de yan kolu faaliyette olan PKK'ya karşı işbirliği öneriyor.

Ancak, her halükarda İran ile Türkiye arasındaki ilişkiler sınırlı kalacak. Zira, İran Türkiye'de askerin konumundan, askerin ABD ve İsrail'le ilişkisinin yoğunluğundan endişe duyuyor. İran, Türkiye'nin bölgesel istikrara verdiği önemden dolayı, sadece enerji ve ihraç pazarlarında işbirliğinin gelişmesi bekleniyor.

SURİYE

Suriye'nin Türkiye ile 90lar boyunca, PKK sebebiyle gergin olan ilişkileri Beşşar Esad ile beraber fazlasıyla düzeldi. Gelişen ilişkilerin Türkiye açısında önemli bir sebebi bulunuyor. Türkiye, Suriye'nin İran ile yaptığı ittifakı kırmaya çalışıyor. Zira İran'ın bölgede nüfuzunun artmasını istemiyor.

Suriye de uluslararası topluma ulaşmanın yolunun Türkiye'den geçtiğinin farkında. Böylece, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler karşılıklı bağımlılık çerçevesinde devam ediyor.

Türkiye, Suriye'nin İran'la olan ittifakını kırmak için uğraşırken; her ikisi ile de ikili ilişkiler kurup kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarına hizmet ediyor. Türkiye ile Suriye müttefik olmasalarda aralarında gün geçtikçe artan ilişkiler ağı ve Suriye'nin AKP hükümetine güveni, Suriye'nin ABD tehditlerinden bir nebze de olsa siyasi korunma sağlamasına neden oluyor.

Suriye'nin Türkiye'ye olan güveninin bir başka yansıması da Türkiye'nin, Suriye ile İsrail arasındaki barış görüşmelerinde aracı olmasıyla ortaya çıktı.

İSRAİL

İsrail'in, Türkiye sayesinde, İslam dünyasındaki meşruiyet problemini aşması ve Türkiye'nin de İsrail'den askeri teknoloji transferi yapması iki ülke arasındaki ilişkilerin temelini oluşturuyor.

Son dönemde İsrail'in Gazze saldırıları ve Davos olayı ile gerilen ilişkilerde bir kopma yaşanması beklenmiyor. İsrail, mevcut durumun, iktidardaki AKP hükümetinin İslamcı karakterinden kaynaklandığını düşünüyor. Ancak, ilişkilerin devam edeceğine de inanıyor. İsrail, ülkedeki muhalefet partilerine de güveniyor. MHP ve CHP'nin İsrail'i temel ortak olarak gördüklerini biliyor.

Bununla beraber, İsrail, Türkiye'nin İran ve Suriye ile ilişkilerinden rahatsız olduğunu gizlemiyor. Özellikle, İran konusunda, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi'ne seçilmesinin ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı yönetimine girmesinin, İran'ın nükleer faaliyetleri ile ilgili Batı çabalarını sekteye uğratacağını düşünüyor.

KÖRFEZ İŞBİRLİĞİ KONSEYİ (KİK)

KİK ile olan ilişkiler ise genelde olumlu olmakla beraber, özellikle Filistin konusunda Türkiye'nin Araplardan rol çalması ilişkileri etkileme potansiyeline sahip görünüyor.

Türkiye, Körfez ülkelerinin önemli ekonomik ortakları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Ayrıca, kendisini Arap Birliği'nde daimi gözlemci statüsüne alınmış olarak kabul ediyor. KİK ülkeleri ile Türkiye arasında ekonomik ilişkiler gelişmeye devam ederken, askeri alanda da çeşitli anlaşmalar imzalanıyor.

Ülkeler arasında askeri eğitim anlaşmalarının yoğunluğu göze çarpıyor. Ancak, KİK ülkeleri, AKP iktidardan gittikten sonra ilişkilerin durumu konusunda endişe duyuyorlar. Ayrıca, Türkiye'nin laik temelleri de kuşku işaretleri oluşturuyor.

ABD'YE TAVSİYELER 

Türkiye, bölge ülkeleri ile ilişkilerini 3 temel alanda yoğunlaştırdı. Ticaret, güvenlik ve enerji. Enerji, özellikle ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra en fazla öne çıkan alan oldu. Bölge ülkeleri de Türkiye'yle işbirliğine gitmeyi çıkarlarını dengelemek açısından önemli buldular. Yine de belli bir ihtiyat mesafesi koymayı tercih ettiler.

Böylece, ilişkiler reelpolitik üzerinden yürür hale geldi. Nostalji ise, bazılarının iddiasının aksine rol oynamıyor. Türkiye'nin etkisinin artmasından tek rahatsız olan ve bunu belli eden ülke ise İsrail olarak göze çarpıyor.

Türkiye ile ABD'nin bölge bağlamındaki ilişkileri ise çatışmak zorunda değil. Doğru müzakereler ve koordinasyon sağlanırsa, Türk diplomasisinin etkisi artar ve ABD ile Türkiye, hem işbirliğinde, hem de bölgede istikrarın sağlanmasında ortaklaşa rol oynayabilirler. Ancak, Türkiye'nin komşularıyla şartsız ilişkiye geçmesi, uluslararası toplumun şart koyan tavrıyla çatışırsa, çıkarların uyuşmadığı alanlar oluşabilir.

Doğru hamle, Türkiye'nin bölgede rol alabileceği alanları belirlemek ve o alanda diplomatik manevra yapmasına izin vermek olarak gözüküyor. Türkiye ile ABD hangi diplomatik alanlarda ortak fikre sahip olduklarını belirlerlerse, bu, iki ülke için de işbirliğinin yolunu açar.

Tabi ki ilişkileri bekleyen tehlikeler de yok değil. En büyük tehlike ise ABD Kongresi'nde Ermeni Soykırımı'nın tanınması olarak ifade edilebilir. Böyle bir gelişme ilişkileri çok gerilimli noktalara taşıyacaktır. Ayrıca, bölge ile ilişki kurarken koordinasyonsuzluk yaşanması da ilişkileri kötüleştirebilir.

ABD'nin takip edeceği politika, Türkiye'nin çıkarlarını iyi anlamak, ortak hareket edilebilecek alanları tespit etmek ve Türkiye'nin geleceğinin bölge ile ilişkilere ne kadar bağlı olduğunu anlamaktan geçiyor.



 

banner53
Yorumlar (1)
ahmet 12 yıl önce
müslümanların kendisine sopa vuran elden medet beklemekten kurtulması gerekir.buda inancına sahip çıkmasıyla olur
26
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?