banner15

'Odak olma' tanımı değişmiş ama savcı önemsememiş

Parti kapatmada aranan 'odak olma' tanımının 2001 yılında değiştiği ancak iddianamede bunun önemsenmediği ortaya çıktı.

'Odak olma' tanımı değişmiş ama savcı önemsememiş

AK Parti, ön savunmasında 'laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu gerekçesiyle' açılan davayı tartışmaya açtı. 2001 yılında 'odak' olmanın zorlaştırılarak 'eylem' şartının getirildiğini hatırlattı. İddianamede ise sadece düşünce açıklamalarının yer aldığı vurgulandı.

AK Parti'nin Anayasa Mahkemesi'ne verdiği ön savunma 98 sayfadan oluşuyor. Savunmada, iddianamenin genel bir eleştirisi yapılırken kapatma davası açılması sorgulanıyor. Bu noktada DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinin HADEP davası sürerken yaptığı anayasa değişiklikliği hatırlatılıyor. 2001 yılında, siyasi partilerin kapatılması için 'eylemlerin odağı haline gelmesi' şartı getirilmişti. Bu değişikliğe atıfta bulunan AK Parti, odak olmak için 'eylem' şartının gerekli olduğunu vurguluyor. Ancak iddianamede hiçbir eylemin olmadığı, aksine düşünce açıklamaları ve konuşmaların yer aldığı kaydediliyor. Savunma, "Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğumuzu kabul etmek mümkün değildir." cümlesiyle noktalanıyor. Türkiye'deki laiklik yorumlarının farklılığına da işaret ediliyor. Başsavcının kendi laiklik tanımı dışındaki bütün yorumları 'laiklik karşıtı gibi gördüğü' belirtilirken geçmişte birçok siyasetçinin dini içerikli konuşmalar yaptığına temas ediliyor. Savcının hukuki değil, siyasi bir söylem ortaya koyduğunun altı çiziliyor. Ön savunmadan bazı bölümler şöyle:

MEDENİYETLERİ İTTİFAKI İLE ORTADOĞU PROJESİ KARIŞTIRILMIŞTIR

Türkiye savcı tarafından doğru algılanmamış, çarpık okumalar yapılmış, gerçeklerle ilgili olmayan iddialara yer verilmiştir. Türkiye'nin Avrupa Birliği entegrasyon süreci doğru algılanmamış, AB karşıtı bir üslup benimsenmiştir. Türkiye'nin Medeniyetler İttifakı Projesi, Büyük Ortadoğu Projesi ile karıştırılmıştır.

Başsavcı, küreselleşme karşıtı bir yaklaşım benimserken, küresel dünyanın en önemli belgelerinden İnsan Hakları Sözleşmesi'ne atıf yaparak kendi içinde çelişkiye düşmüştür.

HUKUKİ OLMAKTAN ÇOK SİYASİDİR

Dava hukuki olmaktan çok siyasidir. Savcı daha çok muhalefetin dilini kullanmıştır. 'Siyasal İslam', 'ılımlı İslam', 'çoğulcu demokrasi', 'küreselleşmenin merkezi' gibi siyasi tartışmalarda kullanılan kavramlara yer verilmesi davanın siyasi olduğunun delilidir. Adnan Menderes hatırlatması yapılması, 27 Mayıs'ın coşkuyla karşılandığını söyleyenlerle paralel bir görüşün benimsendiğini ortaya koymaktadır.

Avrupa'da parti kapatmadaki temel standartlar Venedik kriterleri ve AİHM'dir. Avrupa'da 50 yılda Almanya'da iki, İspanya'da bir parti olmak üzere sadece üç parti kapatılmıştır.

Odak olma şartları gerçekleşmemiştir. Parti kapatmada 'odak haline gelme' kavramı 2001'deki anayasa değişikliği ile düzenlendi. Odak haline gelme daha önce 'düşünceyi ifade etmekle' de gerçekleşirken bu tarihte eylem şartı konuldu. Anayasa'nın girişindeki "Hiçbir düşünce ve mülahazanın" cümlesi ile başlayan 4. paragraf "Hiçbir faaliyetin" şekline dönüştürüldü. Düşünceyi açıklamanın odak kapsamında ele alınması anayasal açıdan yanlıştır.

PARTİ KARARLARINA YER VERİLMİYOR

İddianamenin hiçbir yerinde partinin ilçe, il, MKYK gibi kurullarının kararlarına yer verilmiyor. Halbuki kişilerin söylediklerinin partiyi bağlaması için yetkili kurulların bu sözleri zımnen veya açıkça kabul eden kararının olması lazım.

AK Parti'nin laikliğe aykırı hiçbir eylemi bulunmamaktadır. Laikliği savunan birçok uygulama vardır.

Savcı, Anglo-Sakson laikliğin benimsendiği eleştirisinde bulunuyor. Anglo-Sakson laikliği teokratik devlet öngörmediği için savcı kendi içinde çelişiyor.

Türkiye'de farklı laiklik yorumları var. Farklı laiklik anlayışlarının laikliğe karşıymış gibi sunulması yanlıştır.

Avrupa ülkelerinde eğitim hürriyeti vardır. Bu konuda yasak olmadığının söylenmesi tamamen ifade özgürlüğü kapsamındadır. Birçok siyasetçi sorunun çözümü yönünde şimdiye kadar çeşitli açıklamalar yapmıştır.

Abdullah Gül'ün dışişleri bakanlığı döneminde yayınladığı genelgeler, herhangi bir kesimle ilgili değildir. Yurtdışındaki Türk vatandaşlarımızın faaliyetleriyle alakalıdır. Yasalara aykırı bir durum yoksa genel teamüllerin devam ettirilmesi istenmiştir.

Parlamento yasama faaliyetleri siyasi parti faaliyeti değildir. Parlamento faaliyetlerinin denetimi Anayasa Mahkemesi tarafından yapılmaktadır. Bu faaliyetleri parti kapatma açısından değerlendirmek yanlıştır. Hükümet faaliyetleri de parti faaliyeti değildir. Kararnameler, hem anayasa hem de idari yargı denetimine tabidir.

Belediyelerin faaliyetleri kapatma konusu olamaz. Belediyeler, İçişleri Bakanlığı tarafından denetlenmektedir.

Anayasa değişiklikleri şekil dışında denetlenemez. Parlamento bu konuda mutlak irade sahibidir. Şekil denetimi için bile en az 110 vekilin imzası gerekir. Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkı anamuhalefet partisinin bile tek başına elinde değildir. Buna rağmen başsavcı iptal başvurusunun CHP tarafından yapıldığını belirtmiştir. Savcı bu durumu ya bilmemekte ya da görmezden gelmektedir.

Başörtüsü yasağını anayasa değişikliğine rağmen sürdürmek isteyenlerin yargılanması gerektiğini söyleyen bir kişinin iddiaları, parti yöneticilerimizin ifadesiymiş gibi yansıtılmıştır. Bu kişinin, partimizle ilgisi varmış gibi sunulması iyi niyetli olunmadığını gösterir.

Savunmanın Ömer Dinçer'le ilgili bölümünde hakkında verilen takipsizlik kararının fotokopisi mevcuttur. Ayrıca 2001'den önceki konuşmaların bizimle ilişkilendirilmesi, partimizin başka partilerin devamı olduğu izlenimini verme amacı taşımaktadır.

Laiklik karşıtı olarak gösterilen hususlar 'eylem' değildir. Sözler ise laiklik karşıtı değildir. Toplum laikliğe karşı bir duruş sergilemek yerine laikliği kendi iklimi içerisinde daha doğru algılayan toplumsal bir süreç yaşamaktadır. Savcı bu süreci yanlış yorumlamış, karşı devrim süreci olarak değerlendirmiştir.

MAHKEME DE SÜRECİ UZATMAYACAK

AK Parti'nin ön savunmasını ek süre kullanmadan sunmasının ardından gözler Anayasa Mahkemesi'ne çevrildi. Mahkeme de iktidar partisi gibi "davanın niteliğini" göz önüne alarak süreci uzatmayacak. Milliyet Gazetesi yazarı Taha Akyol'a konuşan Başkan Haşim Kılıç, "davayı uzatmadan mümkün olan en kısa zamanda inceleyip karara bağlama"yı düşündüklerini söyledi. Akyol'un aktardığına göre, Kılıç'ın bu konuda görüşü şöyle: "Kararın ne olacağını kimse bilemez. İşin başındayız. Dosyayı inceledikten sonra bir karar vereceğiz. Çok uzayacağını sanmıyorum. Dava, niteliği itibarıyla uzatılmaması gereken bir davadır." Kılıç, AK Parti'nin ek süre istemeden savunmasını yapmasını da bu sebeple takdirle karşılamış.

Kaynak: Zaman

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2008, 11:35
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35