banner15

Ortadoğu’da “Sular” Isıtılıyor!

Ortadoğu denkleminde uzun yıllar önemli bir ağırlığı olan ve çatışmaların ağırlık merkezini teşkil eden petrol, hala stratejik değerini korusa da yakın bir gelecekte prestijini yitireceğe benziyor. Zira petrolden çok daha değerli ve hayati öneme haiz olan

Ortadoğu’da “Sular” Isıtılıyor!

 

Dünya Bülteni/Mustafa Eğilli

 

Ortadoğu’da su kaynakları, savaş nedeni olabilecek stratejik değer olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda bölge, zengin petrol yataklarına sahip olmasıyla da başka ülkelerin iştahını kabartacak özelliğe sahip.

 

Su Kaynakları Stratejik Öneme Sahip

 

Strateji uzmanları, su kaynaklarına sahip olmayı ulusal güvenlikle doğrudan irtibatlandırıyorlar. Bu bağlamda iç ve dış tehditlere karşı alınacak askeri tedbirler, ulusal güvenlik açısından çok sathi kalıyor. Ülke güvenliğinin sağlanmasında askeri önlemler tabii ki gerekmektedir. Ancak bundan daha önemlisi bir ülkenin gıda gereksimi gibi temel ihtiyaçlarını karşılamada kendi kendine yeterli olmasıdır. Su kaynaklarının yeterliliği de temel ihtiyaçların başında gelmektedir.

 

Suriye, Ürdün, Irak ve Suudi Arabistan heyetleri ile yapılan "Barış Suyu Projesi" görüşmeleri sırasında bir Türk diplomatın şu sözü suyun önemini ortaya koymaktadır: "Su, Ortadoğu'da petrolden daha kıymetli olup yokluğu ancak havanın yokluğu ile kıyaslanacak bir unsurdur."

 

Dünya buğday stokunun büyük kısmını elinde bulunduran ve buğday pazarına hakim olan ABD, Kanada, Avustralya ve AB gibi ülkeler, dünya siyaseti üzerinde de önemli etkiye sahipler. Söz konusu ülkelerin siyasi hedefleri buğday pazarının yönlendirilmesinde etkili olmaktadır. Asıl tehlike ise, bu imkânın üçüncü ülkeler aleyhinde koz olarak kullanılmasıdır. Gıda konusunda yeterliliğe ulaşmak içi hiç kuşkusuz su kaynaklarına da sahip olmak gerekir.

 

Su Petrolden Daha Değerli

 

Su, Ortadoğu'nun yanı sıra Afrika, Amerika, Asya ve diğer kıta ülkelerini yakından ilgilendirmekte. Bu nedenle şimdiden yeni arayışlar ülkelerin gündemini oluşturuyor. Petrolün alternatifinin bulunduğu günümüzde suyun alternatifi yok. Petrol gelişmenin, sanayileşmenin, ilerlemenin ana motorlarından birisidir. Ama su var olmanın, hayatı devam ettirmenin ana kaynaklarından birisidir. Ortadoğu petrol yüzünden nice kıyımları yaşadığı gibi su yüzünden de gelecek yıllarda savaşların fitillenmesine sebep olacak bir potansiyele hazidir.

 

Dünya su rezervlerinin %97,5’i tuzlu su, geri kalan %2,5’i ise tatlı sudur ki, bunun da büyük çoğunluğu kutuplardaki ve dağlardaki buzullar ile yeraltı sularından meydana gelmektedir. Günümüzde her yıl su ile ilgili hastalıklar nedeniyle 25 milyon insan ölmektedir. 1 milyar 400 milyon insan temiz sudan mahrumdur.

 

Dünya ileriki yıllarda su sıkıntısını çok derinden çekecektir. BM'in Dünya Su Günü nedeniyle yayınladığı rapora göre, dünya nüfusunun yüzde 40'nı oluşturan 2,4 milyar insan yeterli sağlık şartlarında yaşamıyor. Kirli su ve sağlıksız tuvaletlerin sebep olduğu ishal hastalıklarından dolayı günde 6 bin çocuk ölüyor.

 

“Su Fakiri” Arap Ülkeleri

 

Arap topraklarına yıllık düşen yağmur miktarı dünya ortalamasının altı kat altında kalmaktadır. Arap ülkeleri, gıda gereksinimlerini karşılamada önemli zaaf içindeler. Yıllık 30 miyar dolar gıda açığına sahip olan Arap devletlerinin bu açığı ithalat ve ihracat toplamlarına eşdeğer büyüklüktedir. Mısır gibi önemli bir Arap ülkesinin buğday yeterliliği ancak %27’lerde kalmaktadır. Bu da söz konusu ülkeyi dışa bağımlı kılmaktadır.

 

Dünyada su zenginliği kişi başına 12 bin 900 m3 ölçülmektedir. Bu oran Türkiye'de bin 830, Irak'ta 2 bin 110, Suriye'de bin 420, İsrail'de 300 m3 civarındadır. Arap ülkelerinin ortalaması ise bin 744 m3’tür. Zira Arap ülkelerinin %43’ü çöllerden oluşmaktadır. 300 milyon nüfusa sahip Arap ülkelerindeki yıllık su açığı 127 m3’tür. Yıllık 338 m3 yağış alan Arap ülkeleri, bu miktarın ancak 173 m3’ünü kullanabilmektedirler.

 

Arap ülkeleri gıda açıklarını kapatabilmeleri için, en iyi şekilde değerlendirmek kaydıyla yıllık 500 milyar m3 suya ihtiyaç duymaktadırlar. Arap ülkelerinin sahip oldukları yüzeysel (nehirler vs.) su kaynakları yıllık toplam 127,5 m3 milyardır. Bu kaynağın %71’lik kısmı üç Arap ülkesinde (Mısır, Irak ve Sudan) toplanmıştır. Söz konusu nehir sularının %67’lik kısmı başka ülkelerden akmaktadır. Yani su kaynakları dışarıdadır. Örneğin Etiyopya’dan doğan Nil nehri, Sudan ve Mısır’a ulaşıncaya kadar yedi ülkeden geçmektedir.

 

Türkiye Hedef Ülke

 

Türkiye’nin su zengini bir ülke olarak bilinmektedir. Türkiye'nin yıllık toplam su potansiyelinin 186 milyar m3 olduğu, sadece Tuna Nehri'nin yıllık su potansiyelinin 206 milyar m3 olduğu kıyaslanırsa su bakımından zengin olmadığı meydana çıkacaktır.

 

1980'lerde Türkiye GAP'ı gerçekleştirmek için Atatürk, Karakaya, Birecik, Karkamış gibi barajların çalışmalarına başladığında, aynı yıllarda Suriye tarafından desteklenen PKK örgütü faaliyetlerine başlamıştır. I990'lara doğru Turgut Özal'ın Suriye'yi PKK'ya yardıma devam etmesi halinde Fırat'ın suyunu kesmekle tehdit etmesi üzerine iki ülke arasındaki gerilimin en üst noktaya çıkmasına neden olmuştu.

 

Sahasında dünyanın sayılı, Türkiye'nin birinci büyük sulama projesi olan GAP'ın yapımı sırasında I987 yılına kadar Fırat'ın sularının yarısını (16/32 milyar m3/yıl), Dicle'nin ise (25 milyar m3/yıl) olmak üzere komşularına vermiştir.

 

BM'nin hazırladığı Su Raporu'na göre Türkiye 2025 yılında su sıkıntısı çekecektir. Ayrıca 2040 yılında ise elindeki su rezervleri yüzünden Türkiye'ye savaş açılacaktır. Aynı teşkilat Su Zirvesi nedeniyle bir rapor hazırlamış. Bu raporda Türkiye ile ilgili çarpıcı tahminler yer almaktadır. 2I. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle Ortadoğu ve Arap Yarımadası'nda büyük bir sıkıntı çekileceği belirtilmektedir. Kritik tarihler ise 2005, 2025, 2040. Şu anda dünya üzerindeki 188 ülkenin 50'sinde kullanma suyu sıkıntısı çekilmektedir. 2005 yılının kuraklık için dönüm noktası olduğu kaydedilmiştir. Türkiye 2005 yılından itibaren kuraklığın baş göstereceği ülkelerden birisi. Su sıkıntısı Türkiye dışında Arap yarımadası, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da başlayacak.

 

BM raporu 2040 yılını Türkiye için 'Kritik Yıl' olarak görüyor. Aynı yıllarda Suriye ile Irak su sıkıntısından kırılacak, tarlalarda ekin yetişmez hale gelecek. Dicle ve Fırat Nehirleri Türkiye'nin can damarı haline gelecek. BM, bu tarihte bölgede sınır aşan nehirler yüzünden savaşların çıkmasından şüpheleniyor. Irak ve Suriye'nin 'Hiç düşünmeden' Türkiye'deki barajlara füze saldırısı düzenleyeceği de ihtimaller arasında denilmektedir.

 

İsrail Su Kaynaklarına Hâkim Olmak İstiyor

 

Nil ve Fırat’ı sembolize eden bayrağındaki iki mavi şerit, İsrail’in su kaynaklarına hâkim olma güdüsünün bir göstergesi. İsrail, Suriye’nin Golan Tepeleri’ndeki su kaynakları, Lübnan’daki Litani nehri, Ürdün nehri ve Taberiye gölünü kontrolü altında tutmayı amaçlamaktadır. Strateji uzmanlarına göre Irak Savaşı’nın bir nedeni de, petrol gibi suyun paylaşımının yeniden yapılandırılması ve İsrail'e aktarılmasıdır.

 

İsrail, Lübnan ve Suriye arasında çok ciddi anlaşmazlıklara neden olan Golan Tepeleri'nin stratejik öneminden birini, hiç kuşkusuz bölgenin sahip olduğu su kaynakları teşkil etmektedir. İsrail devleti suyunu Şeria Irmağından, Suriye'ye ait olduğu halde işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri'nden, Güney Lübnan'daki su kaynaklarından, Suriye ile bir kısmını elinde tuttuğu Taberiye Gölü ve Filistin Toprakları'ndan sağlamaktadır. Filistinliler kendilerine ait olan bu suların ancak yüzde 10'nu kullanabilmektedirler.

 

İsrail Nil’den pay almayı ummaktadır. 1979 Camp David anlaşmasından buyana Nil’in Sina yarımadasından İsrail’e ulaştırılması yönünde projeler mevcuttur. İsrail Nil’den 8 milyar m3 su almayı planlamaktadır. Ayrıca İsrail, Türkiye’den Akdeniz’in altına döşenecek borularla su almayı istiyor. Bu konuda gerekli projeler hazırlandı ve iki ülke arasında anlaşmalar imzalandı.  İsrail, Nil nehrinden pay almak amacıyla Mısır’a baskı yapmak için Etyopya ile yakın işbirliği içine girmektedir.

 

Mısır, İsrail'in Nil nehri üzerindeki tarihi hülyalarını bildiği için ordusu bünyesinde bir Tugayı bataklık savaşlarında savaşmak üzere eğitmiştir. Hazır bekleyen bu birliğin amacı, Nil'in çıkış noktasında Mısır'ın menfaatlerini ihlal eden, Nil'in serbest akışını engelleyen bir gelişme olması halinde savaşa giren ilk birlik olmaktır.

 

Emperyalizmin ileri karakolu rolünü oynayan İsrail'in ölge üzerinde hegemonya kurma hedefine ulaşması için bölgedeki devletlerin zayıflatılması, ekonomik zenginliklerinin kurutulması gerekmektedir. Öyle görülüyor ki, Ortadoğu'da ileriki yıllarda petrol değil, su için savaşlar olacak.

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48