banner15

Osmanlı esirleri de İngiliz Guantanamo'sına gönderilmiş

İngiltere Birinci Dünya Savaşı boyunca Osmanlı esirleri Man adasında tutuyordu.

Osmanlı esirleri de İngiliz Guantanamo'sına gönderilmiş

 

Ömer Aymalı / Dünya Bülteni / Haber Merkezi 

Birinci Dünya savaşı sırasında birbirileriyle savaşan devletler savaş süresince kendi topraklarında yaşayan düşman devletlerin vatandaşlarını esir olarak alıkoymuşlardır.

Kendi topraklarında bulunan sivilleri ya esir kamlarına göndermişler ya da bu sivillerin ikamet adreslerini alarak sürekli gözlem altında tutmuşlardır. Örneğin İngiltere savaş süresince İngiltere'de bulunan sivil Osmanlıları İngiltere'nin kuzeybatısında bulunan Man adasına ve buradaki kamplara yerleştirmiştir. Buna karşın Osmanlı Devleti, kendi topraklarında bulunan İngiliz vatandaşlarını ikamet ettikleri yerlerde izlemekle yetinmiştir. 

Birinci Dünya savaşının başından itibaren yaklaşık 110 Osmanlı vatandaşı İngiltere'de Man adasındaki kamplarda esir olarak tutulmuştur. Man adasında esir olarak tutulan Osmanlı sivillerinin yaşam koşullarının kötü olması İngiltere ile Osmanlı Devleti arasında uzunca bir süre diplomatik temasların konusu olmuştur. Buna ilaveten Osmanlı gazetelerinde bu konu ile ilgili çıkan bazı haberler bu diplomatik temasları artırmıştır. Osmanlı Devleti İsveç konsolosluğu aracılığı ile birkaç kez bu kampların denetlenmesini istemiş ve bu kamplarla ilgili olarak raporlar hazırlanmıştır. Bu raporlar sonucu Osmanlı Devleti İngiltere'den bir kısım iyileştirmeler beklemiştir. Osmanlı devleti ayrıca kendisi de Man adasındaki sivillerin durumunun iyileştirilmesi için para yardımı gibi çarelere başvurmuştur. Yukarıda kısaca değindiğim başlıklar arşiv belgeleri ışığında ele alınmaya çalışılmıştır. 

man-adasi-1.jpg

MAN ADASI VE ESİR KAMPLARI 

Man adası İngiltere'nin batısında İrlanda denizinde bulunan küçük bir adadır.Toplam 572 km alana sahiptir1. I.Dünya savaşı süresince ingilizler bu adayı sivil ve asker esirler için kullanmıştır. Man adasında Knockaloe ve Douglas adında iki büyük esir kampı savaş süresince faaliyette olmuştur. Man adasındaki Esir kampları, savaş süresince birkaç kez Kızıl Haç tarafından denetlenmekle birlikte, Osmanlı Devleti de birkaç kez, İsveç ve Flemenk elçilikleri yoluyla bu kampların denetlenmesini sağlamıştır. Osmanlı Devleti'nin isteğiyle yapılan ilk denetleme 4 -18 Mayıs tarihleri arasında İsveç'in Londra'da bulunan Askeri Ataşesi E.Mofsberg tarafından yapılan denetlemedir. Bu iki kampta Osmanlı, Avusturya-Macaristan,Bulgaristan devletlerin sivil ve asker esirleri tutulmuştur. Bunların toplam sayısı 20.918'dir. Knockaloe kampında 90, Douglas kampında 15 ve diğer küçük bir kampta da 5 olmak üzere toplam 110 Osmanlı sivil esiri savaş süresince bu kamplarda tutulmuştur2.

KAMPLARDA YAPILAN DENETİMLER 

E.Mofsberg Man adasındaki Knocklae ve Douglas kamplarında yaptığı incelemenin sonunda bir rapor hazırlamış ve raporu Osmanlı Devleti'ne göndermiştir. 100 sayfanın üzerinde olan bu raporda adadaki kampların durumu ve şartları hakkında geniş bilgiler verilmektedir. Rapora göre farklı milletlerden toplam 20.918 kişi bu kamplarda ikamet etmektedir. Sivil Osmanlı esir sayısı 110'dur. Kamplarda bulunan yatakhaneler 45 m. uzunluğunda,2.4 m. yüksekliğinde ve 4.6 m. genişliğindedir. Yatakhanelerde her bir esire düşen hava miktarı 6.3 metreküp'tür. Her kampın birer hastanesi ve sürekli görevde olan 2 doktoru vardır. 1914'ten 1917'ye kadar olan dönemde toplam 103 ölüm vakası olmuştur. İngiliz Hariciyesine göre bu sayı savaş şartlarındaki durum da dikkate alındığında kamp şartlarının çok kötü olmadığını göstermektedir.

Esirlere günde 3 öğün yemek verilmekte, günlük yemek çizelgelerinde de kamp yiyeceklerinin yeterli olduğu gözükmektedir. Buna karşın yine raporda Osmanlı sivil esirlerinin psikolojik durumunun çok kötü olduğu belirtilmektedir. Sivillerin kamp şartlarına askerler kadar uyum sağlayamadığı bunda sivillerin askeri ve disiplinli bir yaşantıya alışık olmalarının büyük rol oynadığı ifade edilmiştir.

  Ayrıca E.Mofsberg, Osmanlı sivil esirlerinin tıbbi olarak çok da iyi görmediğini belirtmiştir. Sivil Osmanlı esirleriyle yaptığı konuşmalara dayanarak yiyeceklerin yetersiz ve sağlıksız olmasını bu durumun sebepleri olarak teşhis etmiş ve rapora yansıtmıştır. Raporda özellikle Osmanlı sivil esirlere ekonomik yönden yardım yapılması konusunda görüş bildirmiştir. Bu raporun gönderilmesi ile beraber Osmanlı Devleti Man adasında bulunan 110 Osmanlı esirinin durumunun düzeltilmesi için birtakım çabalar içine girmiştir. Mofsberg tarafından hazırlanan ve kamp krokilerinin de bulunduğu bu raporu 31 Mayıs 1333 tarihinde Osmanlı Devleti'ne göndermiştir3. 

man-adasi-2.jpg

SABAH GAZETESİ’NİN HABERİ VE İNGİLTERE İLE SİVİL OSMANLI ESİRLERİ HAKKINDA BAŞLAYAN YAZIŞMALAR 

E.Mofsberg'in Osmanlı sivil esirlerinin durumu ile gönderdiği rapordan kısa bir süre sonra gazetelerinden Sabah gazetesinde İngiltere'nin elinde bulunan sivil Osmanlı esirlerinin kötü yaşam koşulları altında olduğu ile ilgili bir haber yayınlanmıştır. Geniş yankı uyandıran bu haberde, Osmanlı sivil esirlerinin acınacak bir halde olduğu, kaldıkları koğuşların dar ve yetersiz olduğu, sıcaktan ve soğuktan korunmadığı, esirlere verilen günlük yiyeceğin yeterli olmadığı, esirlerin hiçbir serbestliklerinin olmadığı, esirlere gönderilen hediyelerin kendilerine verilmediği, ayrıca dışarıdan da alışveriş yapmalarına izin verilmediği belirtilmiştir4.

Gazetede çıkan bu haber üzerine Osmanlı Devleti İngiltere Hükümeti ile İsveç sefareti vasıtasıyla temasa geçmiş yeni bir incelemenin yapılması istenmiştir5. Ayrıca Hariciye nezaretinin Dahiliye nezaretine gönderdiği evraktan anladığımız kadarıyla gazetede çıkan haberden önce Man adasında gerekli incelemenin yapıldığı ve Osmanlı esirlerinin durumunun düzeltilmesi noktasında bir takım iyileştirmelerin yapılmaya başlandığını bildirmiştir6.

İngiltere hükümeti, Osmanlı Devleti'nin 19 Temmuz 1917 tarihli notasına 12 Eylül 1917 tarihinde Flemenk sefareti vasıtasıyla bir cevap göndermiştir. Gönderilen cevapda öncelikle Sabah gazetesinin haberinin görüldüğü ve haberin tamamen asılsız olduğu bildirilmiştir. İngiltere Hükümetinin elinde toplam 830 Osmanlı sivil esirinin bulunduğu, bunların 110'unun Man adasında tutulduğu ifade edilmiştir. Gazete haberinde belirtilen esirlerin sıhhatlerinin çok kötü olduğu gibi haberlerin tamamen yalan olduğu ayrıca aldıkları tayinatın da İngiliz halkının aldığı ortalama tayinat kadar olduğu raporda belirtilmiştir. Bununla birlikte, gönderilen cevapta Osmanlı devletine sitem ve ikaz da vardır. Birçok kez Osmanlı Devleti'ne kampın durumu ile ilgili rapor gönderdiklerini belirterek Osmanlı Devleti'nin konuya vakıf olmadığını (!) açıkça ifade etmiştir. İngiltere hükümeti Sabah gazetesinin haberinin kötü niyetle yapılmış ve yönlendirmeye yönelik bir haber olarak nitelemektedir7.

Gelen bu cevaptan kısa bir süre sonra 9 Kasım 1917 tarihinde İngiltere Hükümetinden bu kez de Man adasında uygulanan gıda cetvelini Osmanlı Devletine göndermiştir8.

Bu girişimlerin haricinde, Osmanlı Devleti Man adasındaki sivil Osmanlı esirlerinin durumunu iyileştirmek için özellikle parasal anlamda yardım yapabilmek için, Man adasında bulunan ve yardıma muhtaç esirlerin mevcudunun ne kadar olduğu konusunda bir tespit çalışmasına Flemenk sefareti vasıtasıyla başlamıştır9.

E.MOFSBERG'İN OSMANLI HÜKÜMETİNE TAVSİYELERİ 


Ancak tüm bu çabalara karşın Man adasındaki Osmanlı esirlerinin durumunda herhangi bir iyileşme olmamıştır. Londra'da bulunan İsveç sefaretine sivil Osmanlı esirleri tarafından durumlarının iyi olmadığı konusunda birçok dilekçe verilmiştir. Bunun üzerine E.Molfsberg Man adasında bulunan Knockloe ve Douglas esir kamplarında yeni bir inceleme yapmış ve bir rapor hazırlayarak Osmanlı Devleti'ne göndermiştir. Bu yeni raporda, E.Molfsberg bir önceki rapordakine benzer ifadeler kullanmış ve gözle görünür herhangi bir iyileşmenin olmadığını belirtmiştir. Ancak bu raporda Osmanlı Devleti'ne birkaç maddeden oluşan bazı önerilerde bulunmuştur. Bunları şu şekilde özetleyebiliriz :

a) Kamplardaki tayinatın azlığına çare olarak, sivil Osmalı esirlerine para yardımında bulunulması ve böylece kamplarda bulunan kantinlerden yiyecek alabilmelerinin sağlanması.

b) Gelen posta paketlerinin kabul edilmesi ile ilgili bir düzenlemeye gidilmesi ( Ancak bu zor görünüyor, bu yüzden para yardımı yapılması daha doğru olur.)

E.Mofsberg'in raporunda ayrıca Osmanlı Devleti'ne, Almanya ve Avusturya Hükümetlerinin kamplarda tutulan esir vatandaşlarına ne şekilde, ne kadar para yardımı yaptıklarını örnek vermektedir. Mesela Almanya haftada 10 Şilinden az olmamak kaydıyla sivil esirlere para yardımı yapmakta, eşleri Alman ordusunda asker olanlara ek olarak haftada 5 şilin, her çocuk için sırasıyla 5 ve 3 şilin para yardımı yapmaktadır. Alman Hükümetinin yaptığı bu yardımın haricinde Alman vatandaşlarının da bireysel olarak esirlere parasal yönden yardım yaptıklarını belirtmektedir.

Molfsberg bu örneği verdikten sonra Osmanlı Hükümetine de şu tavsiyede bulunmuştur. Almanların yaptığı gibi çalışamayacak olanlara 10 şilin gönderilmesi, çalışabilenlere de kampta aldıkları ücretin, Osmanlı Devleti tarafından 10 şiline tamamlanması yönünde görüş bildirmiştir. Bunun haricinde sefaretlerde bir miktar paranın sürekli bulundurulması gerektiğini ifade etmiş ve bu paranın gerekli olduğu zamanlarda sefaret tarafından ihtiyaçları olanlara yardımda bulunulması noktasından faydalı olacağını belirtmiştir10.

Ancak Osmanlı Devletinin durumunun özellikle savaşın sonlarına gelindiği bu dönemde bu yardımları yapacak yeterli ekonomik gücünün olmadığı da açık bir gerçek olduğundan bu yazışmalar ve raporlar istenen sonucu vermemiştir. Raporun Osmanlı Devletine ulaşması ile birlikte Osmanlı Devleti sivil Osmanlı esirlerine parasal yönden yardımda bulunmaya çalışmıştır.

Osmanlı Devleti ayrıca İngiltere hükümetine bir nota vererek, raporda belirtilen sivil Osmanlı esirlerinin kötü yaşam koşullarını İngiltere'ye olduğu gibi bildirmiş ve bu şartların düzeltilmemesi halinde, Osmanlı topraklarında karargahlara sevk edilmeden serbest bir şekilde yaşayan İngiliz esirlerine de "bizzarure aynı surette muamele" edileceğini bildirilmiştir11.

Fakat tüm bu çabalara rağmen Man adasında bulunan Osmanlı sivil esirlerinin yaşam koşullarında herhangi bir iyileşme olmamıştır. Hatta 12 Mayıs 1918 tarihli Harbiye nezaretinden Hariciye nezaretine gönderilen bir evrakta durumun daha da kötüye gittiği bildirilmiş, esirlere verilen tayinatın daha da aşağıya çekildiği, peynir, yağ bulunmadığı, hatta tuzun dahi esirgendiği ifade edilmiştir12.

SONUÇ 

I.Dünya Savaşının sonlarına gelindiği bu tarihlerde Osmanlı Devletinin her yönden zayıf bir durumda olması sebebiyle Man adasında bulunan Osmanlı sivil esirlerinin durumunun düzeltilmesi noktasında başarılı olamamıştır. E.Molfsbeg'in gönderdiği raporlardan sonra Osmanlı Devleti, kamplarda çalışamayacak durumda olan Osmanlı sivil esirlerinin tespitini yaptırmış ve savaşın sonlanmasından itibaren bazı dönemlerde sivil Osmanlı esirlerine parasal yönden yardım yapılabilmiştir13. Man adasındaki Türk esirleri I.Dünya savaşının sonuçlanmasından itibaren ülkelerine dönebilmişlerdir. Bazı sivil esirler ise İngiliz topraklarında vefat etmiştir.

 

Güncelleme Tarihi: 02 Şubat 2010, 16:07
YORUM EKLE
YORUMLAR
özlem baydak
özlem baydak - 11 yıl Önce

burdan da anlaşıldığı gibi Osmanlının hoşgörüsü gene ortada...bu kadar çabaya rağmen esirlerin durumunda değişme olmamış olmadığı gibi kötüye gitmiş...ayrıca hocam cok güsel acıklamışsınız Teşekkürler..

banner39

banner50

banner47

banner48