Özal da Demirel de askerden ürkmüş

Hasan Cemal, Özal'ın da Demirel'in de yapmak istedikleri birçok şeyi askerden korktukları için yapamadıklarını anlattı.

Özal da Demirel de askerden ürkmüş

 

41 yıldır gazeteciliğin içinde olan Hasan Cemal için, yeni kitabının tanıtımında şöyle yazıyor: Güncel gerçeğin peşinde koşturuyor bunca yıldır. “Asker düşmanı” değil, askerin siyasete karışmasına karşı, askerin Batı demokrasilerinde olduğu gibi sivil otoriteye tabi olmasından yana. Uzun yıllardır Hasan Cemal’in derdi bu, yani askerin elini siyasetten çekmesi, Avrupa’da, Amerika’da olduğu gibi…

Bundan önce yazdığı kitaplarda - Tank Sesiyle Uyanmak, Demokrasi Korkusu, Tarihi Yaşarken Yakalamak, Özal Hikâyesi, Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım, Kürtler, Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim - Türkiye’de askerin, sivilin ve demokrasinin hallerini anlatan Cemal, yeni kitabında da sivil siyaseti ve askerin siyaset sahnesinden çekilmesini savunuyor.

‘’Hükümetlere karşı izleyeceği siyaset konusunda, duruma göre değişik olasılıkları öngören her ‘oyun planı’ ya da oyun planları oluşturduğu söylenebilir askerin. Bazen sert, bazen yumuşak, bazen kapalı kapılar arasında, bazen kamuoyu önünde ve gerektiğinde psikolojik savaşın tüm inceliklerinden yararlanarak farklı oyun planlarını uygulamaya sokar. Bazen acımasız olur, darbe dönemlerinde olduğu gibi, Kürt sorununda olduğu gibi…’’ (Kitaptan)
Haberin devamı ↓
reklam


Cemal, kitapta Türkiye’deki birçok sorunun nedeni olarak askerin sivil hayattaki etkinliğini gösteriyor ve özellikle 90’lardan bu yana, en önemli gelişmeleri ve gözden kaçan olayları masaya yatırarak askerin siyaseti yönlendirme ve tıkama faaliyetlerini, vesayet sistemini sorguluyor.

‘’ (…) Ama arkası gelmedi. Demirel’in sözünü ettiği ‘Paris Şartı’na evrensel insan haklarına dayalı’ yeni bir anayasa gündeme çıkmadı. Unutuldu.

Demirel’in ağzından ‘Kürt realitesi’ sözü bir daha pek duyulmadı. Askerin nabzını çok iyi tutabilen, aynı zamanda Demirel’le yakın temasta olan, DYP milletvekili emekli Büyükelçi Coşkun Kırca bana şöyle demişti:

‘’Kürt realitesi sözü çok kafa karıştırdı. Doğru olmadı. Nitekim askerler uyardı, Demirel de bir daha Kürt realitesi falan sözünü ağzına almadı.’’ (Kitaptan)

Hasan Cemal askerin siyasetteki etkisinin maalesef uzun zamandır sürdüğünü ve bunun birçok şeyin önünü tıkadığını anlatıyor:

‘’Kürt realitesi’ de, Genelkurmay’ın Savunma Bakanlığı’na bağlanması da askerin bir komutuyla durmuştu. Aradan ancak tam 17 yıl geçtikten sonra 2009’un yılbaşında TRT-Şeş adıyla 24 saat yayına başlayan Kürtçe kanal nasıl gündemden kalkmıştı. 1992’nin nisan ayında?

Bu fikri 1991 yılı ekim ayında bir gece vakti Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı Özal’ın

Aklına ilk kez düşüren Cengiz Çandar’ı şöyle uyarır Özal: Bak şimdi bana söylediğini ima yoluyla bile olsa yazma, söyleme… Yani Türkiye’nin iç siyasi dengeleri, asker falan…’’

Özal’ın deyişiyle ‘Bu asker falan…’ faktörü 1990’lı yıllar boyunca da siyaset sahnesinden kaybolmayacaktı…’’ (Kitaptan)

Cemal, 28 Şubat sürecini kendisiyle de hesaplaşarak aktarıyor:

‘’Ertesi sabah (28 Şubat ertesi) Cumhurbaşkanı Demirel telefonda ‘rahat bir nefes’ aldığını söylüyordu bana. Asker, kışlasından çıkmamış, ordu nizamiyeden dönmüştü ama eğer asker süngüsünün ucu gözükmeseydi, MGK böyle bir bildiri yayınlayabilir miydi, Hoca buna evet der miydi?

Elbette hayır. O zaman?

(…) Böylesi olmaz demokratik rejimlerde. Böyle bir asker müdahalesini yapanlar derhal emekliye sevk edilir ve bağımsız mahkemeler önünde hesap verir.

Peki, Hasan Cemal sen 28 Şubat’ın ertesi günü neden böyle bir tavır almadın? Yoksa Türkiye’nin bir ‘irtica tehlikesi’yle karşı karşıya olduğuna mı inanıyordun?

Bunlar haklı sorulardı. Erbakan Hoca’nın başbakanlığına, Refah’ın hükümet ortaklığına baştan itibaren karşıydım. Refah Partisi’ni ‘sistem dışı’ gördüğüm için değil. Nitekim Refah’ın daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasına karşı çıkacaktım. Bu partinin Türkiye’ye ‘dinci düzen’ getireceğine de, getirebileceğine de inandığım yoktu.

REFAHYOL’a özellikle bir açıdan karşı çıktım. Hoca’nın başbakanlığıyla birlikte asker siyasete çok daha fazla karışacaktı.’’ (Kitaptan)

Ergenekon süreciyle birlikte asker sorunun çözüleceğine inanan Cemal, Ergenekon’daki dalgalar sonrası bazı kesimlerin hukuktan dem vurmasını da eleştiriyor:

‘’Basında kimi yorumcular, CHP lideri Baykal’la birlikte, hukukun ucu Türkiye’de ilk kez büyük paşalara, darbeci ya da cuntacılara veya darbe kışkırtıcılarına dokununca ‘hukuk’u anımsamaya başladılar. Yaşananların özünü gözden kaçırdılar, resmin bütününü görmek yerine yan yollara saptılar. Kimi, bunu işine öyle geldiği için yaptı, kimi de yaşananların özünde bir demokrasi ve hukuk kavgası olduğunu göremediği için… (Kitaptan)

Hasan Cemal'in 'Türkiye'nin Asker Sorunu' adlı kitabı Doğan Kitap etiketiyle kitapçılarda.

 

Kaynak: ntvmsbc

Güncelleme Tarihi: 24 Mayıs 2010, 11:35
banner53
YORUM EKLE

banner39