Özel dershaneye ihtiyaç var mı? Yok mu?-DOSYA

Sayıları 4 bin 193'e varan özel deshanelerin bir ihtiyaç olup olmadığı sorgulanıyor.

Özel dershaneye ihtiyaç var mı? Yok mu?-DOSYA



Fahri Sarrafoğlu/Dünya Bülteni


Türkiye'deki özel dershane sayısı 4 bin 193. (Bu sayı 1994 yılında 1089, 2002'de 2 bin 122'ydi.) Dershaneye giden öğrenci sayısı 1 milyon 174 bin 860. (Bu sayı 1994'te 317 bin 217, 2002'de 606 bin 522'ydi.) Günümüzde ÖSS için dershane ücreti 2 bin TL'den başlayıp, 6 bin TL'ye çıkıyor. Dershanelerin ÖSS hazırlık kurslarından ortalama kazancı 1 milyar 822 milyon 245 bin TL. SBS için 5., 6., 7. ve 8. sınıfta dershaneye giden öğrencilerin sayısı da 540 bin 063. Dershanelerin SBS sınavından elde ettiği kazanç, 810 milyon 94 bin 500 TL. Türk Eğitim Sen'in bin 100 lise son sınıf öğrencisi yaptığı ankete göre öğrencilerin yüzde 68.5'i üniversiteye dershaneye giderek hazırlanıyor. Okulda aldığı eğitimle sınava hazırlananların oranı yüzde 19.3, dershane ve özel ders katkısıyla hazırlanananların oranı ise yüzde 8.5. Öğrencilerin yüzde 70'i dershaneye gitmeden üniversiteyi kazabileceğine inanmıyor. Yapılan araştırmalar son on yılda dershanelerin sayısının yüzde iki yüzlere varan oranlarda arttığını söylüyor. Yukarıdaki rakamlar ışığında Türkiye’de dershaneler adeta darphane gibi çalışıyor.

BİR DÖNEM KAPATILMIŞTI ÖZAL AÇTI

Dershaneler 1965’te çıkan kanunla yasal yapıya kavuştu. Ancak 1974’te CHP’li Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ, ’fırsat eşitsizliği yarattığı gerekçesiyle dershanelerin kapatılmasını gündeme getirdi. 12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra Kenan Evren, “Özel dershaneler neredeyse okulların yerine geçmeye başladı. Dershaneleri ortadan kaldırırsak, hem aileler kurtulur, hem de fırsat eşitliği sağlanır” diyerek tartışmayı yeniden ateşledi. Dönemin bakanı Hasan Sağlam harekete geçti, konuyu yasalaştırdı 1984’te dersanelerin kapatılması öngörüldü. Ancak 1983 seçimlerini kazanan Özal bu uygulamayı iptal eden yeni bir yasa çıkarıp dershanelerin önünü açtı. 1988’de dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Celâl Güzel de özel dershanelere karşı çıkan açıklamalar yapmıştı.

HER EVDEN EN AZ BİR KİŞİ SINAVA GİRİYOR

Türkiye’de yediden yetmişe herkes sınav heyecanı ve korkusu yaşıyor. 2010’da ÖSYM, MEB ve İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı sınavlara 9.9 milyon adayın girmesi beklenirken, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS)-Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS), Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS), Seviye Belirleme Sınavı (SBS), ehliyet, özel güvenlik sınavı olmak üzere toplam beş büyük sınava en az 4.9 milyar TL harcanması öngörülüyor.
İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) ‘Hayatımız Sınav’ raporuna göre, sadece ÖYSM’nin yapacağı sınavlara 5 milyon adayın girmesi beklenirken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapacağı sınavlara 4.7 milyon adayın gireceği tahmin ediliyor. İçişleri Bakanlığı’nın yapacağı özel güvenlik sınavına ise bu yıl 200 bin kişinin girmesi öngörülüyor. Böylece 2010 yılında, Türkiye’de yaşayan her yedi kişiden en az birinin sınava gireceğine kesin gözüyle bakılıyor.

DERSHANE YETMEDİ ÖZEL DERSLER DE ALIYORUZ

Sınava hazırlıkta çocuklarını dershane yerine özel dersle üniversiteye hazırlamayı tercih edenler de var. Bir öğrencinin en az beş dersten özel ders aldığını varsayıldığında, bir aile haftada en az 500 TL ödemeye yapıyor.

Üniversiteye hazırlık için 40 haftalık bir ders programının yeterli olduğu düşünüldüğünde, ailelerin bir öğrenci için 20 bin TL ödemesi gerekiyor. Görüşüne başvurulan eğitimcilere göre, üniversiteye hazırlanan adayların yaklaşık yüzde 1’i de (15 bin aday) özel ders alıyor. Bu adaylardan her birinin toplamda 20 bin TL ödediği düşünülürse, 300 milyon liralık da bir özel ders faturası ortaya çıkıyor.

Hiç dershaneye gitmese bile sınava giren bir öğrencinin en az 200 TL’lik kitap aldığı düşünüldüğünde, dershaneye gitmeyen yaklaşık 1 milyon aday için de 200 milyon TL’lik bir ekonomi oluştuğu görülüyor.

SBS YENİ BİR EKONOMİ OLUŞTURDU

Türkiye’de ÖSYM dışında Milli Eğitim Bakanlığı da merkezi katılımlı sınavlar gerçekleştiriyor. MEB’in yaptığı en önemli sınavların başında SBS geliyor. Türkiye’de her yıl 3 milyon ilköğretim öğrencisi SBS sınavına giriyor. Son yıllarda SBS’ye giren öğrenci sayısı artıyor. SBS’ye giren öğrencilerin ancak yüzde 40’ının dershanelere gittiği tahmin ediliyor. Bir öğrencinin ortalama 1 bin 500 TL’lik ücret ödediği düşünüldüğünde 1,2 milyar TL’lik bir sınav ekonomisi ortaya çıkıyor. Sınavlara dayalı Türk eğitim sisteminin temel unsurlarından biri haline gelen dershane sektörünün yıllık cirosu 1 milyar, sınav harcamaları ise 40 milyon dolara yaklaştı

BİR ÖĞRENCİNİN MALİYETİ

‘Zengin ülkeler kulübü’ olarak görülen OECD Türkiye’de ilkokula giden öğrenci başına eğitim harcamalarını 1.120 dolar olarak hesaplamaktadır. Satın alma gücü paritesine göre ayarlanmıştır). Batı ülkelerinde ise bu miktar 5 ile 7 bin dolar arasında değişmektedir. Bu alanda Türkiye Meksika dahil (öğrenci başına 1.694 dolar) diğer bütün OECD ülkelerinin, hatta OECD üyesi olmayan kimi ülkelerin de gerisinde kalmaktadır (örneğin Brezilya’da öğrenci başına harcama 1.159 dolardır). Gene OECD’ye göre orta öğretimdeki öğrenci başına yapılan harcama 1.808 dolardır. Bu rakam Batı Avrupa ülkelerine göre geride (Batı Avrupa ülkelerinde 6 ile 9 bin dolar arasında değişmekte), ancak Brezilya (1.033 dolar) ve Rusya’dakinden (1.615 dolar) fazladır.

GIDADAN KESİP DERSHANEYE VERİYORUZ

Türkiye'de 2008 yılında yapılan araştırmaya göre hane halkı başına aylık ortalama tüketim harcaması 1626 lira olarak tahmin edilirken, bu rakam kentsel yerlerde 1808 lira, kırsal yerlerde ise ortalama 1183 lira olarak öngörüldü. 2008 yılında gıdaya ve eğitime ayrılan payda 2007'ye göre düşüş gözlenirken konut ve ulaştırma harcamalarına ayrılan pay artmıştır. Türkiye genelinde yapılan harcamalar içinde eğitim hizmetleri harcamalarının payı ise yüzde 2 oldu.

DERSHANELER KALDIRILIRSA NE OLUR?

Dershanelere, seviye belirleme sınavları ve öğrenci seçme sınavı için 1 milyon 200 bine yakın öğrenci devam ediyor. Yaklaşık 50 bin öğretmen ile 20 bin personel de buradan geçimini sağlıyor. Her yıl dershane sektöründe 1,5 milyar dolar para dönüyor.
İki seçenek de doğru değil' diyen Özel Dershaneler Birliği Başkanı Faruk Köprülü, konuyu, "Biz eğitim sisteminin parçasıyız" şeklinde özetledi. Köprülü, öğrenci sayısı ile kontenjanlar arasındaki dengesizlik sürdüğü sürece dershanelerin kaçınılmaz olduğunu savunurken, dershane sahipleri de, bu kurumların ortadan kaldırılabilmesi için önce merkezi sınavların kaldırılması gerektiği görüşünde.

KAPATILSIN DİYENLER

Dershaneler kapatılsın diyenlerin görüşü işe şöyle: “Üniversite hayali için yılda 3,2 milyar $ dershanelere gidiyor. Bu parayla daha fazla üniversite kurulabilir. Üniversite sınavının "seçme" sınavından çok "eleme" sınavı haline gelmesi dershaneleri yeni bir sektör haline getirdi. Bir yılda dershaneler için harcanan para ile kaliteli 7 yeni üniversite kurmak mümkün… Okullarda verilemeyen eğitim dershaneler kanalıyla takviye edilmeye çalışılıyor. Ebeveynler panik içinde, okulu bırakmış hangi dershane en iyiyse onun peşinde. Parayı bastırınca istediğiniz dershaneye girebilmek diye bir şey de yok. Çocuğun okul başarısına bakıyorlar, ayrı bir sınava tabi tutuyorlar vs. bu da onların üzerinde ayrı bir stres yaratıyor! Yazınızda bahsettiğiniz ışık saçan tarikatlara ait dershaneler de çok revaçta!
 

Güncelleme Tarihi: 24 Mayıs 2010, 15:30
banner53
YORUM EKLE

banner39