Öztürk: Türkiye dünyadan ayrışmaya çalışıyor

Ekonomist Doç. İbrahim Öztürk, Dünya Bülteni'ne dünya ve Türkiye ekonomisi üzerine düşüncelerini aktardı.

Öztürk: Türkiye dünyadan ayrışmaya çalışıyor

 

Fahri Sarrafoğlu-Dünya Bülteni /Haber Merkezi

Ekonomist İbrahim Öztürk ile Türkiye ekonomisi ile dünya ekonomisi arasındaki farkları ve Türk ekonomisinin fırsatlarını konuştuk.

Türkiye ekonomik olarak nasıl?

Türkiye dünyadan ayrışmaya çalışıyor. Kötü bir dünyada potansiyellerini tek tek harekete geçirerek yatırımcının ilgisini kendisine toplamaya çalışıyor. Hem kısa vadeli tedbirlerde, hem de uzun vadeli stratejilerde Türkiye belli bir farkındalık içerisinde. 10-15 sene süreciğini varsaydığımız dalgalanma üzerinde bu tür hareketler yapan ülkeler, kendilerini gelecekte kurulacak o yaratıcı yıkımın pozitif yönüne hazır hale getirmiş olacak. Türkiye bu günlerde bu adımları atıyor ama etkinliğini tartışmak lazım. Yani o adımlar ne derece adrese teslim oluyor. Konuşuyoruz ama uyguluyor muyuz? Uygulama etkinliği önemli.

Firmalar bu farkındalığı yakaladılar mı?

Orada aslında çok önemli bir gündem var. Türkiye 2010 yılında ekonomiyi harekete geçirmek için şu sektörlere destek vermeli. Gıda, inşaat, makine, demir-çelik, turizm, tekstil var ama yeniçağda oyunun kuralını tayin edecek sektörler bunların içerisinde değil. Onlar biyoteknoloji, nanoteknoloji, enerji ve Türkiye burularda çok zayıf. Daha yolun başlarında. Türkiye’nin mevcut üretim yapısını dönüştürüp o yeni yapıya entegre edebilmesi zaten dönüm noktasını teşkil ediyor ve şu anda tam oradan geçiyoruz.

Firmalar farkındalığı hükümet kadar algılayamıyorlar

Firmalara düşen görev nedir?

Firmalarımızın bu farkındalığı hükümet kadar algıladığını düşünmüyorum. Hükümette böyle bir mimari var, inanılmaz teşviklerle de buraya dikkat çekmeye çalışıyor. Mesela 2009 yılında çıkarılan o büyük teşvik yasasının en önemli unsuru bu tür mega projeleri Türkiye’ye çekmek teşvikleriyle dolu. Mesela Siemens olsun, başka büyük şirketler olsun tepki vermeye başladılar. Büyükçekmece ilaç vadisi olacak, Kurtköy IT vadisi olacak gibi şeyler duyuyoruz. Bunlar Türkiye’nin büyük vizyoner hareketleri algılamaya başladığını gösteriyor ama hükümet düzeyinde algılanmış. Bürokratik kadroların ne kadar algıladığını ve ona göre nasıl konumlandığını henüz bilmiyoruz. İş dünyasının da henüz burada olduğunu görmüyoruz. Hükümet algılıyor, teşvik unsurlarını veriyor ama hâlâ işbirliği yapmayı bilmeyen, hâlâ ortaklaşa hareket etmeyi beceremeyen, hâlâ ölçekleri büyütemeyen, hâlâ sermaye temerküzünü becerip birlikte bu tür projelere dalacak zihin yapısına sahip değil.

Entelektüel zayıflık mı söz konusu?

Entelektüel zayıflık, Türkiye’nin bugün en büyük meselesi. İşadamı diye ortalıkta gezen insanların yeni dünyayı kavrayacak entelektüel birikimi, küresel vizyonu yok. Onu fark eden bir kısım da, küçük olsun benim olsun, ben ortakla uğraşamam diyor. Halbuki 7 kıtadan insanlar birleşip küresel dev şirketlere dönüşüyor. Aynı ülkedeki kardeşler bir arada yoluna devam edemiyor. Türkiye buralara sıkışmış ve farkındaysanız bunun çözümü hükümet cephesinden geçmiyor. Siz yaparsanız yapacaksınız.

Bunun çözümü nedir peki?

Bunun pratik çözümü bu yaratıcı yıkım. Piyasada bir dalga, bir şamar süreci yaşanıyor. Bu sarsıyor. Türk toplumu, canı acıdıkça buna tepki verecek. Acı bir süreç. Yumuşak bir dönüşüm olsun istenir ama bu olmadı. Türkiye bir bedel ödeyecek bu süreçte. Algılansaydı o bedel daha düşük olacaktı ama algılanmıyor. Ne oluyor? Şirketler kapanıyor, sermayeler heba oluyor, yabancılar inanılmaz fırsat alanlarına odaklanıp, kâr alıp götürüyor. Türkiye’nin bu farkındalığı yakalaması biraz zaman alacak.

Bilgisiz girişimci olmaz

Sözü girişimciliğe getirsek, girişimcilere özellikle genç girişimcilere tavsiyeniz nedir?

Genç girişimcilere en önemli tavsiye bilgili olsunlar. Bu çağda bilgisiz girişimcilik olmaz. Babalarına bakmasınlar. Babalarına kalkmışlar bodoslama, hayatın gailelerinin ittirmesiyle kendilerini bir yerde bulmuşlardı. Bir kayığa atlamışlardı, o kayığın bir yelkeni, pusulası yoktu. O kayığın hangi sahile varacağına dair bir fikirleri yoktu ama balığa çıkmışlardı. Ya tuttu ya tutmadı. Bütün ömürleri de o küçük kayıkta geçti. Ama şimdi yeni yola çıkacak gençlerin pusulası olması lazım, rehberi olması lazım, bilgisi olması lazım, donanımı olması lazım.

Sanki gençler öğrenmekten kaçıyor mu günümüzde?

Evet, dolayısıyla gençlerin öğrenmekten kaçmaması lazım. Mesela Genç MÜSİAD’lılara ben dedim ki, ‘Bir şurada toplanın size bir günlük sunum yapmak istiyorum.’ Hayatının baharında, ömrünü o işe verecek adamlar, bir tane kimse gelmedi buraya. Bu risk işte. Bunu kimsenin kurtarma şansı yok. Öğrenmek acı veriyor, korku veriyor. Öğrenince ben bunu ne yapacağım diye korkuyor. Beynini yormaktan, konsantrasyonunu temin etmekten korkan bir jenerasyon var. Türkiye’nin eğitim sisteminin getirip bıraktığı yer. Her şeyi hazır veren, hiç araştırmaya yönlendirmeyen, kendi emeğini vererek bir şey ürettirmeyen… Üniversiteyi bitiriyor, kitapla olan tüm bağını kesiyor. Buna yapacak bir şey. Dolayısıyla girişimcilik anadan doğarken elde edilen bir şey olarak görülmemelidir. Bunun bilgi altyapısı vardır ve bunu öncelikle yapmak lazım.

AB’nin geleceği parlak gözükmüyor

AB’de bir çalkantıdır gidiyor. Önce Yunanistan ardından Euro ve şimdi de diğer ülkeler. Sizce Avrupa nereye gidiyor?

Avrupa bunu bedel olarak atlatacak ama uzun vadesi parlak gözükmüyor. Hakikaten dünya tarihinde 400–500 senede bir sosyo ekonomik zemin kaymaları olur. Avrupa uzun vadeli bir çöküş döneminin içine girmiş durumda. Onu ertelemek mümkün, durdurmak değil. Tabii bir yasa olarak görüyorum. O bağlamda Türkiye’nin şu Avrupa’nın bazı standartlarını almasını ama nefes nefese onları içselleştirmemesi lazım. Birincisi Türkiye o düzeyde değil. Uyum ve adaptasyon süreci vermesi lazım. Yani Türkiye’nin hiç bilmediği, haritasından çıkardığı Asya’yı, Afrika’yı keşfetmesi lazım.
 

Güncelleme Tarihi: 26 Mayıs 2010, 14:18
banner53
YORUM EKLE

banner39