Papa İstanbul'da yüzünü Mekke'ye döndü!

Eş-Şarku'l-Evsat gazetesi Papa'nın İstanbul'da Sultanahmet Camii'ni ziyareti sırasında kıbleye dönerek dua etmesini manşetine taşımış.

Papa İstanbul'da yüzünü Mekke'ye döndü!

1 Aralık 2006 Cuma

 

Dünya Bülteni Haber Merkezi

 

 

Papa İstanbul’da yüzünü Mekke’ye döndü!

 

Papa 16. Benedikt’in Türkiye ziyareti dünya medyasının olduğu gibi Arap gazetelerinin de ilgisini çekmeye devam ediyor.

 

Eş-Şarku’l-Evsat gazetesi Papa’nın İstanbul’da Sultanahmet Camii’ni ziyareti sırasında kıbleye dönerek dua etmesini manşetine taşımış:

 

“Papa yüzünü Mekke’ye döndü. İstanbul’daki Mavi Camii’den İslam Dünyası’na mesaj gönderdi.”

 

Haberde, Papa 16. Benedikt’in dün İstanbul’da Sultanahmet Camii’ni ziyaret ettiği, Müslümanların yaptığı gibi ellerini göğsüne koyarak dua ettiği ve Mekke-i Mükerreme’deki Kâbe’ye yöneldiği bildiriliyor.

 

Eş-Şarku’l-Evsat, yarım saatten fazla süren ziyaretin İslam Dünyası’na mesaj anlamı taşıdığını, müftünün Papa’ya barışı temsil eden güvercin şeklinde besmele yazılı bir tablo hediye ettiğini, Papa’nın da müftüye güvercin figürlü mozayikler hediye ettiğini yazdı.

 

Haberde ayrıca, müftünün camiyle ilgili açıklamalarını dinleyen Papa’nın, caminin Cuma günleri ve Ramazan’da 8 bin kişiyi alabildiğini söylemesi karşısında hayret ettiği ve Sultan Ahmed’i ziyaretininden önce de 1453 yılında kiliseden camiye dönüştürülen, 1935 yılında ise müzeye dönüştürülen Ayasofya’yı ziyaret ettiği belirtiliyor.

 

Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan El-Beyan gazetesi ise, “Papa, İstanbul'daki Mavi Camii’yi gezdi, İmam kendisini duaya çağırdı” başlığıyla verdiği haberde, Sultanahmet’i yanlışlıkla Süleymaniye olarak yazmış ve Papa’nın Süleymaniye’yi ziyaret etmeden önce yanıbaşındaki Ayasofya müzesini ziyaret ettiğini söylemiş.

 

Londra’da yayınlanan El-Hayat gazetesinin bugünkü sayısında yer alan Yusuf Eş-Şerif imzalı haberde de, Papa’nın ve Ortodoks Patriği’nin Türkiye’yi azınlık haklarına saygıya davet ettikleri yazıyor.

 

 

Lübnan muhalefeti bugün caddelerde

 

Dün Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Es-Senyora Hükümeti’ni düşürmek için muhalefet taraftarlarını başkent Beyrut’ta bugün Cuma’dan sonra yapılacak gösterilere çağırmıştı.

 

El-Hayat gazetesinin konuyla ilgili haberinde, Washington’un Suriye ve İran’ı Lübnan’da bir takım oyunlar oynamamaları yönünde uyardığı, Lübnan muhalefetinin bugün gösterilere başlayacağı ve Lübnan Başbakanı Fuad Es-Senyora’nın “darbe”ye karşı koyacaklarını vurguladığı belirtiliyor.

 

Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan El-Halic gazetesinin haberinde de, Lübnan Cumhurbaşkanı Emil Lahud’un diyaloğa davet ettiği, Es-Senyora’nın darbeyi reddettiği taraflar arasındaki krizin “talak”ın (boşanmanın) iyice pekişmesi yönünde ilerlediği yazıyor.

 

Lübnan Es-Sefir gazetesi, Lübnan Başbakanı Fuad Es-Senyora’nın, “Baskılar ne kadar artarsa artsın düşmeyeceğiz ve çoğunluk gücüyle kalacağız” dediğini yazıyor.

 

El-Mustakbel gazetesi ise, “Siyasi darbe girişimi bugün başlıyor” başlığıyla manşetten verdiği haberde, Sa’d El-Hariri’nin sükunete davet ettiğini ve Lübnanlıların bağımsızlık ve demokrasiye destek için evlerinin pencerelerinden ve balkonlarından Lübnan bayrakları salladıklarını bildiriyor.

 

El-Mustakbel’in haberinde ayrıca, Patrik Sufeyr’in “Bazı Lübnanlılar başkalarının elinde oyuncak oldu” dediği belirtiliyor.

 

Lübnan En-Nehar gazatesinin manşetinde de aynı haber var. “Muhalefin iki alanda gösterisiyle büyük düello bugün başlıyor.”

 

En-Nehar, Patrik Sufeyr’in sokağa inmekten sakındırdığı ve bazı Lübnanlıların başkalarının elinde oyuncak olmasını şiddetle eleştirdiği bilgisini üst başlıkta veriyor.

 

 

15. Asya Olimpiyatları başlıyor

 

Katar’ın evsahipliği yapacağı 15. Asya Olimpiyatları bugün başlıyor. Filistin Başbakanı İsmail Heniye’ye Katar’da.. Katar gazetelerinin tümünde bu iki habere geniş bir şekilde yer veriliyor.

 

Eş-Şark gazetesinin haberinde, 15. Asya olimpiyatları’nın açılış töreninde yerli ve yabancı bir çok önemli şahsiyetin bulunacağı bildiriliyor.

 

Eş-Şark’taki bir başka haberde de, Filistin Başbakanı İsmail Heniye’nin Katar Emiri Hamed bin Halef El-Sâni tarafından karşılandığı, 15. Asya Olimpiyatları’nın açılışının Katar Emiri tarafından yapılacağı belirtiliyor.

 

Er-Râye gazetesi, üç günlük çalışma ziyareti için Doha’ya gelen Filistin Başbakanı İsmail Heniye ve beraberindeki heyeti Katar Emiri’nin bizzat havaalanında karşıladığına dikkat çekiliyor.

 

Er-Râye’nin 15. Asya Olimpiyatları’nın açılışıyla ilgili başlığı ise şöyle: “Bugün..Dünyanın Doha 2006’nın efsanevi açılışıyla randevusu var”.

 

Katar El-Vatan gazetesi de, Katar Emiri’nin Filistin Başbakanı Heniye’yı karşılayanların başında geldiğini bildiriyor.

 

El-Vatan, 15. Asya Olimpiyatları’nın açılışını ise şu başlıkla duyuruyor: “Rüya gerçek oluyor.. Bugün Doha 2006 açılıyor”.

----------------------------------------------------------------

 

DIŞ BASINDAN BAŞLIKLAR

T.C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü

 

ABD BASINI

AP’nin "Hizbullah ve Müttefikleri Hükümeti Devirmek için Beyrut'ta Protesto Çağrısında Bulundu" başlıklı haberinde, Hizbullah liderliğindeki muhalif grupların, Batı destekli hükümeti devirmek amacıyla Beyrut'ta toplu gösteri yapılması çağrısında bulunduğu, gösteri çağrılarının, Hizbullah liderliğindeki muhalefetteki Suriye yanlısı gruplarla Batı destekli hükümeti destekleyen Suriye karşıtı gruplar arasında haftalardır devam eden gerilimin ardından geldiği, her ne kadar açıklamada eylemin barışçı olacağı söylense de göstericilerin hükümet binalarını ele geçirme teşebbüsünün, şiddet olaylarına neden olabileceği vurgulanmaktadır.

Ajansın "Papa Sultanahmet Camisini Ziyaretinde İstanbul Müftüsünün Yanında Dua Etti" başlıklı haberinde, Papa 16. Benedict’in, Muhammed peygamber ile şiddeti ilişkilendiren açıklamaları nedeniyle öfkesini çektiği Müslümanlara yönelik dramatik bir jest olarak, Türkiye'nin en ünlü camisinde dua ettiği, Papa’nın, 17. Yüzyıl'dan kalma Sultanahmet Camisinden ayrılmadan önce yaptığı açıklamada "Bu ziyaret birlikte bütün insanlığın iyiliği için barışa bir yol bulabilmemize yardımcı olacak." dediği aktarılmaktadır.

Time dergisinin Jeff Israely imzalı "Papa Türkiye'de Hareketlerini Yumuşatıyor" başlıklı yazısında, uzun zamandır katı görüşleriyle tanınan 16. Benedict’in İslam ile ilgili tartışmalı konuşması sonrasında ilişkileri düzeltme çabasıyla yeni bir esneklik gösterdiği, bu tarzı şüphesiz bazı ateşli hayranlarını hayal kırıklığına uğratacak olsa da çoğunluğu Müslüman bir ülkeye ilk ziyaretini, Regensburg'daki konuşmasının eyleme dönüştürülmüş ikinci versiyonu olarak kullanmadığı, ne var ki, Benedict’in nihayetinde dinler arası diyalogla ilgili temel mesajını değiştirmekten ziyade çevirdiğini açıkça belirttiği aktarılmaktadır.

Yazının devamında “Din hürriyetini sorgularken sınırları daha ne kadar açık belirleyebilir? İslam ile halklar arası "samimi" diyalog ne zaman yeniden başlayacak? Hem Batı hem de Doğu dünyasında inanca yeterli alan veren modern laik bir devlet için yeni bir vizyon oluşturabilir mi? Ve belki de aynı derecede önemli olarak, dünyanın dikkatini çekebilir mi?” sorularına cevapların, Benedict'in yeni bulduğu esnekliğiyle eski, demir kaplı inancı arasında doğru dengeyi bulup bulamamasına bağlı olacağı ifade edilmektedir.

Amerika'nın Sesi Radyosu'nun "Papa'nın Türkiye Ziyareti Devam Ediyor" başlıklı haberinde, Papa Benedict’in Efes'te Meryem Ana'nın evini ziyaret ederken, Hıristiyanlar arası birlik ve kutsal topraklar dahil tüm insanlık için barış çağrısında bulunduğu, daha sonra İstanbul'a geçen Papa’nın, Ortodoks kilisesinin lideri Bartholomeos ile görüştüğü, görüşmede, Katoliklerle Ortodokslar arasında asırlardır süren bölünmenin yumuşatılması konusunun ele alındığı kaydedilmektedir.

FRANSA BASINI

AFP’nin "Başbakan Erdoğan, Avrupa Komisyonu'nun Tavsiye Kararını Önemsemedi" başlıklı haberinde, Başbakan Erdoğan’ın, Avrupa Komisyonu'nun 25'lere Türkiye ile 35 konu başlığı altında sürdürülen müzakerelerde 8 başlığın dondurulması yönündeki tavsiye kararını "görüşmeler sadece yavaşlayacaktır" diyerek önemsemediğini belirttiği, Riga'da komisyonun kararını "kabul edilemez" olarak nitelendiren Başbakan Erdoğan’ın Türkiye'ye dönerken konu ile ilgili daha olumlu bir tavır takınarak "AB, bu tavsiye kararı konusunda ısrarlı davranırsa müzakere sürecinde sadece küçük bir yavaşlama olacaktır. Müzakerelerin tümünün askıya alınması söz konusu değildir. Biz, AB yolunda kararlıyız" dediği, Erdoğan’ın ayrıca, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılmaması durumunda Türkiye'nin Kıbrıs konusunda taviz vermemekte kararlı olduğunun da altını çizdiği aktarılmaktadır. Genel düşüncenin, Türkiye'nin 11 Aralık'ta Brüksel'de düzenlenecek AB zirvesine kadar Gümrük Birliği Anlaşması'nı Kıbrıs'a genişletmeyeceği yönünde olduğu, bu durumda, AB dışişleri bakanlarının Avrupa Komisyonu'nun kararına yeşil ışık yakacaklarının düşünüldüğü vurgulanmaktadır.

Aynı ajansın "Papa, El Kaide'nin Suçlamaları Konusunda 'Endişeli Değil'" başlıklı haberinde, Vatikan'dan yapılan açıklamada, Papa'nın Türkiye ziyaretinin "İslam'a karşı haçlı kampanyası" içinde yer aldığını söyleyen ve El Kaide'nin Irak kolunun hakimiyeti altında olan -kendi kendini ilan eden- "Irak İslam Devleti"nin mesajı konusunda Papa'nın "endişe duymadığı"nın bildirildiği, "Irak İslam Devleti" sözcüsünün yayımladığı bildiride "Haçlı liderlerin Irak ve Afganistan'daki başarısızlıklarının ardından Vatikan'ın Papası, İslam'a karşı haçlı kampanyası için seferberlik ilan etmek amacıyla Türkiye'ye gelmiştir” denildiği hatırlatılmaktadır.

Ajansın "Bush, Maliki'ye Duyduğu Güveni Dile Getirirken, Irak'tan Bir Geri Çekilme Takvimi Sunmadı" başlıklı haberinde, ABD Başkanı Bush’un Amman'da yaptığı açıklamada, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'ye duyduğu güveni dile getirerek, onun Irak için olması gereken bir kişi olduğunu söylediği ve Amerikan güçlerinin gerekli olduğu müddetçe burada kalacağını belirttiği, Bush ve Maliki’nin düzenledikleri ortak basın toplantısında, güvenliğin sorumluluğunun Iraklı güçlere transferini hızlandırmanın gereği üzerinde durdukları, Bush’un Maliki ile yaptığı iki saatlik görüşme sırasında, Irak'ta güvenliğin bozulması karşısındaki "endişesini" dile getirdiği, ancak muhatabının, güvenliği sağlamak konusundaki "kararlılığından" duyduğu güvenceyi vurguladığı, Maliki’nin ise, güvenliğin yeniden sağlanmasına katkıda bulunmaları için Irak'ın komşularıyla işbirliği yapmaya hazır olduğunu ifade ettiği aktarılmaktadır.

Ajansın "Türkiye'de Yolsuzlukla Mücadelede İlerlemeler Var" başlıklı haberinde, Avrupa Konseyi’nden tarafından yapılan açıklamada, Türkiye'nin yolsuzlukla mücadelede gerçekleştirdiği ilerlemelerden memnuniyet duyulduğu belirtilerek, durumun iyileştirilmesine devam edilmesi yönünde Ankara'ya bir dizi tavsiyede bulunulduğu dile getirilmektedir.

Ajansın "Papa, İstanbul'da Avrupa'nın Hristiyan Değerleri Konusunda Israr Ediyor" başlıklı haberinde, Papanın Ortodoks Kilisesinde yaptığı konuşmasında tüm Hristiyanları, "Avrupa'daki kökleri, gelenekleri, Hristiyan değerleri konusundaki bilinçlerini yenilemeye ve yeniden canlılık kazandırmaya çağırdığı, Papa 16. Benedict İstanbul'da, Müslüman Türkiye'nin AB'ye üyeliğine destek verdikten iki gün sonra, Avrupa'nın "Hristiyan değerlerinin" önemine değindiği ifade edilmekte, 16. Benedict ile 1. Bartolomeos’un yayımladıkları ortak bildiride, din özgürlüğüne riayetin AB'ye giriş kriterleri arasında yer alması gerektiğinin altını çizdikleri duyurulmaktadır.

İNGİLTERE BASINI

The Financial Times gazetesinin "Neden Şimdi Duruyor?" başlıklı haberinde, AB'nin Genişlemeden sorumlu Üyesi Olli Rehn’in, Türkiye'nin AB kulübüne katılım sürecinde giderek yaklaşan krizi olası bir "tren kazası" olarak betimlemeyi içeren renkli metaforu çok sevdiği, ancak Türkiye'nin üyeliğinde yeni olası gecikmeleri bildirirken yaptığı açıklamada, sorunların kelime oyunları yapılamayacak kadar ciddi olduğunu ifade ettiği, bu tavrın çok uzun sürmediği, Rehn’in "Dondurma ya da kış uykusu gibi birşey yok. Tren yoluna devam edebilir" dediği, Ankara'nın sürecin sorunsuz ilerlemesi için taşıdığı sorumlulukla ilgili olarak ise "Top onların sahasında. Altın golü atabilmek için halen zamanları var" dediği, tüm bunların Tony Blair'in Kuzey İrlanda barış görüşmelerinde kritik bir safhada yaptığı "Alıntı yapma zamanı değil. Tarihin elini omuzlarımda hissediyorum" yorumunu akla getirdiği ifade edilmektedir.

Aynı gazetenin "Türkiye Kıbrıs Sorununun AB ile Müzakerelerde Gündeme Getirilmemesi Konusunda Israr Ediyor" başlıklı haberinde, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Ali Babacan’ın gazeteye verdiği mülakatta, Kıbrıs'ın Türkiye'nin katılımından ayrı bir sorun olduğunu ifade ederek "Kıbrıs sorunu ile ilgili teklifimiz, konuyu katılım müzakerelerinden ayrı bir tarafa koyup sorunun izolasyonun her iki tarafta eşzamanlı olarak kaldırılması şeklinde ele alınması. Ancak Türkiye'nin tek taraflı olarak limanlarını Kıbrıs'a açması imkansız. Başbakan bu durumu alenen ilan etti. Tüm Türkiye hükümetin bu tavrını destekliyor. 2004 yılında Kıbrıs sorununun çözümü için çok uğraştık. Detaylı bir plan hazırladık ancak ne yazık ki, Kıbrıslı Rumlar Papadopulos'un tahrikiyle referandumda bu planı reddettiler" dediği bildirilmektedir.

Reuters’ın "Kıbrıs, Türkiye ile Müzakerelerin Kısmi Olarak Askıya Alınmasından Memnun Değil" başlıklı haberinde, GKRY lideri Papadopulos’un, AB'nin, Ankara'nın Kıbrıs Rum Kesimi’ne limanlarını ve hava alanlarını açmayı reddetmesi üzerine Türkiye ile müzakereleri kısmi olarak askıya almayı tavsiye etmesinin hükümetini tatmin etmediğini belirterek "Memnun değiliz. Bunun Türkiye'ye yükümlülüklerine uyması konusunda herhangi bir baskı uygulamadığını düşünüyoruz" dediği, öte yandan AB'nin kararının, büyük Müslüman bir ülkeyi tam üye olarak kabul etme konusunda endişe duyan AB üye devletleri tarafından memnuniyetle karşılandığı ancak İngiltere gibi bazı ülkelerin de Ankara'ya olumsuz işaret göndermenin uzun vadede ciddi bir hata olacağını belirttiği kaydedilmektedir.

Ajansın "Finlandiya, AB Bakanlarının Türkiye'ye Yönelik Tavsiye Kararını Değiştirebileceklerini Belirtti" başlıklı haberinde, AB Dönem Başkanı Finlandiya tarafından yapılan açıklamada, Avrupa Komisyonunun Türkiye ile müzakerelerde bazı başlıkların askıya alınması önerisinin gelecek ay yapılacak AB dışişleri bakanları toplantısında değiştirilebileceğinin belirtildiği kaydedilmektedir.

Aynı ajansın "Türkiye Papa'dan Patrik'i 'Ekümenik' Şeklinde Adlandırmamasını İstedi" başlıklı haberinde, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan’ın, "Bir kez daha tekrarlayacağım ki Patrikhane bir Türk kurumudur. Ekümenizmi tanımıyoruz. Bu endişemiz Vatikan'a iletilmiştir" dediği aktarılmaktadır.

Aynı ajansın "AB-Türkiye Mücadelesinde Strateji ve Politika Çarpışıyor" başlıklı haberinde, AB Türkiye'yi, limanlarını Kıbrıs gemilerine açmamakta diretmesi konusunda ne kadar sert cezalandırması gerektiğine karar vermeye çabalarken, önümüzdeki iki hafta içinde stratejik çıkarlar ve siyasi gerçeklerin birbiriyle çarpışacağı, Avrupa Komisyonu’nun Ankara'nın üyelik müzakerelerinin büyük bir bölümünün askıya alınması yönünde beklenmedik sert bir tavsiyede bulunarak ilk silahı ateşlediği, yılın büyük bir bölümünde Türkiye'nin AB girişiminde olası bir "tren kazası" uyarısında bulunan AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Rehn’in görüşmeler yavaş da olsa devam edeceği için tavsiyenin bir kazaya neden olmayacağında ısrar ettiği, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt’in "Süreç durursa bu stratejik bir felaket olur" dediği, Rehn’in 35 politika bölümünün sekizinin dondurulmasını ve Kıbrıs anlaşmazlığı çözümlenene kadar hiçbir bölümün kapatılmamasını tavsiye ettiği, ancak Avusturya ve Lüksemburg gibi Türkiye'nin AB emelleri konusunda şüpheci olanlar için bunun yeterince sert olmayabileceği belirtilmektedir.

Aralık 2004'te 25 AB liderinin, Ortadoğu ve İslam alemiyle stratejik açıdan çok önemli bir köprü olarak görülen büyük, kalabalık ve nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeyle müzakereleri başlatma kararı aldığı, ancak Avrupa'da kamuoyunun düşüncesi Türkiye aleyhine dönerken, Türkiye'de de AB karşıtlığının yükselişe geçtiği, bu karşılıklı yabancılaşma sürecinin "Türkiye'yi kayıp mı ediyoruz?" başlıklı konferanslar düzenlenmesine neden olduğu, diplomatların, Ankara ile ilişkileri Irak Savaşı yüzünden bozulan Amerika'nın da Avrupa'nın, Kıbrıs meselesi yüzünden önemli bir NATO müttefikine sırtını dönmesi ihtimalinden kaygılı olduğu, GKRY’nin genişlemeyle ilgili tüm kararların oybirliği gerektirdiği AB masasındaki sandalyesini, kendi çıkarlarını kabul ettirmek için Türkiye'nin yolunu kesmek üzere kullandığı, ancak Türkiye'de seçimler öncesinde AB'ye Kıbrıs konusunda taviz vermeye kimsenin niyeti olmadığı, AB Brüksel ve Ankara arasındaki ilişkideki olumsuz dinamiği tersine çeviremedikçe gelecek yıl ki konferansların konusunun "Türkiye'yi kim kaybetti?" olabileceği dile getirilmektedir.

Ajansın "Papa'nın Ziyareti Türk ve İslam Karşıtı İmajının Ortadan Kalkmasına Yardımcı Oldu" başlıklı haberinde, Papa 16. Benedict’in dostane tavırları ve siyasi fikir -iyi zamanlanmış- beyanlarıyla Türk ve İslam karşıtı imajının ortadan kalkmasına yardımcı olduğu ve eylülde yaptığı tartışmalı konuşmasıyla artan gerilimi düşürdüğü ileri sürülmektedir.

Guardian gazetesinin Nicholas Watt ve Ian Traynor imzalı "AB ve Ankara Üyelik Konusunda Çatışmaya Giden Bir Yola Girdi" başlıklı yazısında, Brüksel'in Ankara'nın üyelik müzakerelerinin kısmi olarak askıya alınması yönünde beklenmedik bir adım atmasından sonra Türkiye ve Avrupa Birliğinin çatışmaya giden bir yola girdiği, Avrupa Komisyonunun müzakerelerin 35 başlığından sekizinin askıya alınmasını tavsiye etmesinin, girişimi kabul edilemez olarak ilan eden Türkiye'yi öfkelendirdiği öne sürülmektedir.

BBC’nin "Bush-Maliki Görüşmesi" başlıklı haberinde, görüşmeye ilişkin bilgi veren Beyaz Saray danışmanının, Maliki'nin Irak'taki şiddeti kontrol altına alma konusundaki başarısını sorgulayan bir belgenin basına sızması konusunda bir sürtüşme yaşadığı haberlerini yalanladığı, öte yandan Irak'ta radikal Şii din adamı Sadr'a bağlı grubun, Irak Hükümeti ve parlamentosundan çekildiklerini açıkladığı, karara gerekçe olarak Başbakan Maliki'nin Başkan Bush ile görüşecek olmasının gösterildiği bildirilmektedir.

ALMANYA BASINI

Der Tagesspiegel gazetesinin "CDU, Türkiye'ye Yaptırım Uygulanmasından Yana" başlıklı yazısında, Federal Dışişleri Bakanı Steinmeier’in Kıbrıs'ta limanlar konusunda varolan anlaşmazlığın çözülememesinin göz ardı edilemeyeceğini söyleyerek, üyelik müzakerelerinin daha "düşük seviyeli" olarak devam ettirilmesini beklediğini ancak müzakerelerin durdurulmasını istemediklerini belirttiği, Türkiye'ye karşı daha sert yaptırımlar gerektiğini savunan Hıristiyan Birlik Partilerinin, şimdiye kadar Brüksel'de alınan tedbirlerin tamamen yetersiz kaldığını, Türkiye görevlerini yerine getirene kadar yeni fasılların açılmaması gerektiğini ve Türkiye'nin bu konuda AB tarafından yılda iki veya üç kez kontrol edilmesi gerektiğini açıkladığı, CSU Başkanı Stoiber’in, müzakerelerin dondurulması gerektiğini belirterek, Türkiye'nin, GKRY’yi tanımadan AB'ye girmek istediğini ve Türkiye'nin bir Avrupa ülkesi olmadığını, AB'ye girdiği takdirde Avrupa'nın karakterini değiştireceğini dile getirdiği aktarılmaktadır.

Yazıda, eski Şansölye Helmut Kohl’un ise Türkiye'nin üyeliğine prensipte karşı çıktığını söyleyerek, Bulgaristan ve Romanya'nın üyeliğinden ve eski Yugoslavya Cumhuriyetlerine AB üyeliği perspektifi sunulmasından sonra AB'nin genişleme sürecinin "tamamlanacağını" belirttiği, Hıristiyanlığı, üyelik için gerekli bir kural olarak gördüğünü, Ankara'da ise Avrupai anlamda din özgürlüğünü sağlayacak bir çoğunluğun bulunmadığını belirten Kohl’un bu nedenle de Türkiye'ye üyelik şansı tanımadığını ifade ettiği, ayrıca, Türkiye'nin yakın zamanda imtiyazlı bir statüye sahip olacağını düşündüğünü vurgulayarak Gerhard Schröder'in Türkiye'nin üyeliği hakkındaki tutumunu eleştirdiği aktarılmaktadır.

Financial Times Deutschland gazetesinin "Ilımlı Üslup, Net İstikamet" başlıklı haberinde, geçtiğimiz günlerde, Benedict'in Türkiye ziyaretine eşlik edecek olası suikast senaryoları, siyasi yanıltmalar ve öfkeli protestolar üzerine bir çok şey yazıldığı, İslam'a yönelik eleştiri olarak algılanan Regensburg konuşmasına, en başta Türkiye'de gösterilen şiddetli tepkilerin, Papa'yı İslam'la ilgili açıklamalarında hassasiyetli davranmaya yönlendirdiği, 70 milyon Müslümanıyla laik Türkiye’nin, İslam'ın modernize edilmesinde anahtar rol oynamak zorunda olduğu, Papa’nın da bunu bildiği, cezbetme hamlesiyle, Papa'nın Türkiye ziyaretinin, sonunda, fiyaskoyu engellemenin ötesinde çok daha büyük bir anlam kazanabileceği öne sürülmektedir.

Frankfurter Allgemeine Zeitung'un Reinhard Müller imzalı "Türk Terör Örgütüne Baskın" başlıklı yazısında, Köln, Baden-Württemberg ve Bavyera'da, DHKP-C'ye bağlı bir Türk terör örgütüne yönelik baskında, çok sayıda zanlının gözaltına alındığı, toplam 52 kişinin, DHKP-C'yi, bağış toplamak ve propaganda malzemesi dağıtarak desteklemekle suçlandığı, Federal Başsavcılığın DHKP-C içindeki terör kanadının, Türk devletini "silahlı mücadele" yoluyla yıkmayı ve yerine Marsist-Leninist rejimi getirmeyi hedeflediğini bildirdiği aktarılmaktadır.

Yine aynı gazetenin Michael Martens imzalı "Talat: Kıbrıslı Türkler Hayal Kırıklığına Uğradı" başlıklı yazısında, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yapılan mülakata yer verilmektedir.

Mülakatta Talat’ın, AB ve Türkiye arasındaki ilişkilerin, temelden bozulmasına karşı uyararak, bu durumun Avrupa ve Kuzey Kıbrıs'ta siyasi iklimi olumsuz etkileyeceğini söylediği, AB'ye girememe durumunda hem Türkiye'nin, hem de Kıbrıslı Türklerin tedbirler ve yapılanmalar üzerinde düşünmeye başladıklarını vurgulayan Talat’ın, bu yapılanmaların henüz kesinleşmediğini, ancak Kuzey Kıbrıs'ın Türkiye'ye bağlanmasının söz konusu olmadığını, bu fikrin sadece Kıbrıs'taki aşırı gruplar tarafından savunulduğunu; önümüzdeki dönemlerde yönetime gelecek siyasetçiler ve partilerin nasıl bir politika izleyeceklerinin meçhul olduğunu; aşırılığın da toplum genelinde kabul gören bir davranış olabileceğini ifade ettiği, AB'yi eleştiren Talat’ın "Henüz muhalefette olduğum yıllardan beri, AB, Kıbrıs Türklerine kapılarını açacağını belirtmiştir. Hatta GKRY AB'ye üye olduktan sonra bile AB, Kuzey Kıbrıs'ta izolasyonları kaldırma sözü vermiş, ancak bu konuda hiçbir şey yapmamıştır" dediği aktarılmaktadır.

BELÇİKA BASINI

Le Soir gazetesinin Maroun Labaki imzalı "Türk Hamlesine Fren" başlıklı haber-yorumunda, Ortadoğu'nun kapılarında Müslüman kültürü haiz büyük bir laik demokrasi olan, enerji ikmal yollarının kavşağındaki Türkiye'nin stratejik öneminden hiç kuşku olmadığı, ancak, Komisyon'un Birliğin hukuki itibarına özen gösterme görevi olduğu, Türkiye’nin şüphesiz Olli Rehn’in de dediği gibi 11 Aralık tarihinden önce altın bir gol atarak, tavsiye kararını boşa çıkarabileceği, ancak bunu yapmak istemediği ileri sürülmektedir.

YUNANİSTAN BASINI

Kathimerini gazetesinin Vasilis Hiotis imzalı "Riga'da Türkiye için Pazarlıklar" başlıklı haberinde, Türkiye'nin AB kaderine ilişkin perde arkası görüşmeler girdabına kapılan Yunan Hükümetinin, aynı zamanda Litvanya'da gerçekleştirilen NATO Zirvesine de katıldığı, Başbakan Karamanlis, Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ve Savunma Bakanı Meimarakis’in Ankara'ya yönelik baskıların artırılması ve Riga'da bir dizi "görüşme maratonuna" başlayan Türkiye Başbakanının yaptığı karşı baskıları etkisiz kılmak adına, seri temaslarda bulunduğu, Riga'da her şeyin özellikle de açıklanmış olan liderlerin temaslarının, gelişmelerin önümüzdeki günlerde hızlı olacağını kanıtladığı ileri sürülmektedir.

KIBRIS RUM BASINI

KİPE‘nin "Pasiardis: Herhangi Bir Başlığın Açılmasına İzin Vermeme Hakkını Kullanacağız" başlıklı haberinde, ükümet Sözcüsü Hristodulos Pasiardis’in, Kıbrıs'ın, Türkiye'nin AB ve Kıbrıs'a karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddetmeye devam etmesi nedeniyle AB Komisyonu'nun yaptığı önerilerin onaylanmasına, bu önerilerin bugünkü şekliyle kalması durumunda muvafakat etmeyeceğini açıkladığı bildirilmektedir.

Ajansın "Papadopulos: Ne Yapacağımız Hususunun Kolayca Anlaşıldığını Zannediyorum" başlıklı haberinde, GKRY lideri Tasos Papadopulos’un, Güney Kıbrıs Hükümetinin, AB Komisyonunun Türkiye'nin AB ve Kıbrıs'a karşı yükümlülükleri hakkındaki kararından memnun olmadığını belirterek, Ankara'nın tutumunun yeniden değerlendirilmesi konusunda bir takvim belirlenmeden, Türkiye'ye karşı etkin bir baskı olamayacağını vurguladığı ifade edilmektedir.

RUSYA BASINI

Regnum ajansın "Türkiye AB Üyesi Olamazsa, Rusya ile Yakınlaşabilir" başlıklı haberinde, Londra'da faaliyet gösteren Avrupa Reformları Araştırma Merkezi analizcilerinin, AB’ye üye olamadığı takdirde Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşacağı görüşünde olduğu, araştırmacıların tahminlerine göre, ya AB’nin Türkiye'nin üyeliğine ilişkin görüşmelere son vereceği, ya da Türkiye’nin AB'ye üye olmaktan vazgeçeceği, AB'nin reddi durumunda Ankara'nın yeni yollar arayışına girişeceği belirtilen; "Eğer Türkiye ve AB'nin Yolları Ayrılırsa" konulu özel araştırmada, "Rusya ve Türkiye arasındaki siyasi ve ticari ilişkiler son yıllarda büyük ivme kazandı. Kremlin'in bazı yöneticileri, iki ülkenin AB'den dışlanmaları durumunda karşılıklı dayanışmanın gerekli olacağını belirttiler" denildiği kaydedilmektedir.

AB’nin Rusya'dan doğalgaz ithal ettiği ve Yakın Doğu ile Hazar bölgesinden alınan enerji kaynaklarının Avrupa'ya Türkiye üzerinden ulaştığı, Avrupa'nın Rusya'ya bağımlılığının sona ermesinin imkansız olduğu belirtilen araştırmada, "Yavaş ilerleyen AB ekonomisi, Türkiye'nin katılımı olmadan dinamik bir şekilde gelişmekte olan Türk ekonomisine yetişemez. Yaşlanmakta olan Avrupa toplumu, Türkiye'nin genç ve artmakta olan iş gücünden faydalanamaz. AB 'Hıristiyan Kulübü' kabul edilmeye devam edecek ve İslam dünyası üzerindeki etkisi azalacak" denildiği ve Rusya ve Türkiye arasında çok ortak yanın bulunduğunun belirtildiği vurgulanmaktadır.

İRAN BASINI

İRNA’nın "İran, Türkiye ve Irak Üzerinden Suriye'ye Elektrik Verecek" başlıklı haberinde, İran Enerji Bakanı Perviz Fettah’ın Suriye Elektrik Bakanı ile Türkiye ve Irak üzerinden Suriye'ye elektrik verilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladığı, Fettah’ın görüşmede muhabirlere yaptığı açıklamada, Suriye'ye yapacağı bir sonraki ziyaretinde Irak ve Türk Bakanların bulunacağı dörtlü bir oturum gerçekleştireceğini ve dört ülke arasında elektrik şebekesi kurulması konusunun ele alınacağını belirttiği bildirilmektedir.

Fars haber ajansının "Ahmedinejad ABD Halkına Hitaben Yazdığı Mektupta Bush'un Politikalarını Eleştirdi" başlıklı haberinde, BM'deki İran Büyükelçiliği aracılığıyla yayımlanan mektupta, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın Amerikan güçlerinin Irak'tan çekilmesini de isteyerek "Irak'ın anayasası, parlamentosu ve bağımsız hükümeti olduğuna göre, Amerikan askerlerinin ülkelerine dönmelerinde ve ABD'nin Irak'taki şaşırtıcı askeri bütçelerini halkının refahı için kullanmasında yarar var" dediği, ABD halkına hitaben yazdığı mektubunda Ahmedinejad’ın devletler ve milletler arasında Allah'a tapma, dürüstlük ve adaletli olma alanlarında ortak noktalar bulunduğuna işaret ederek, bu yolla güzel bir şekilde Bush Yönetimini eleştirme imkanını da bulduğu ifade edilmektedir.

JAPONYA BASINI

Nihon Keizai gazetesinin Shigeru Shimoda imzalı "AB, Türkiye ile Üyelik Görüşmelerinin Bir Kısmını Donduruyor" başlıklı haberinde, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile yürütülen üyelik görüşmelerinin bir kısmını dondurma kararı almasına, Türkiye'nin AB üyesi GKRY’yi tanımaması, liman ve havaalanlarını açmamasının gerekçe gösterildiği, dev İslam ülkesi Türkiye'nin AB üyeliğine Batı ülkelerinde güçlü tepkiler olduğu ve kısmi dondurmayla üyelik görüşmelerinin biraz daha uzamasının kaçınılmaz olacağı, AB'nin Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn’in yaptığı basın toplantısında, "Türkiye, anlaşmalara harfiyen uymuyor. AB ülkelerine, görüşmelerin bir kısmını dondurma tavsiyesinde bulunmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok" şeklinde konuştuğu aktarılmaktadır.

 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner33

banner37