Paris'te olaylar yine patlak verdi

Fransa banliyölerdeki ayaklanmanın yıl dönümü yaklaşırken araçlar ateşe verildi.

Paris'te olaylar yine patlak verdi

Fransa'nın başkenti Paris dışındaki iki mahallede, silahlı saldırganların yolcuları indirdikten sonra iki otobüsü ateşe verdiği bildirildi. Fransa'da geçen yıl dış mahallelerde çıkan ayaklanmanın yıl dönümü yaklaşırken polis, dün gece Paris'in batısındaki Nanterre ve doğusundaki Bagnolet banliyölerinde iki otobüsün ateşe verildiğini açıkladı. Bazı kaynaklar, saldırganların otobüsteki yolcuları kundaklama öncesi zorla indirdiğini kaydederken, bazıları da yolcuların ateşe verilmesinden önce otobüslerden kaçmayı başardığını söyledi.

Savunma Bakanı Michele Alliot-Marie de bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, saldırganların "cinayete teşebbüsten" suçlu olduğunu kaydetti. Geçen yıl ülkeyi sarsan ve üç hafta süren banliyö olaylarının başlamasının yıl dönümü olan 27 Ekim öncesinde Paris'in bir dış mahallesinde hafta sonunda bir otobüsün ateşe verilmesi ve meydana gelen diğer şiddet olayları "isyan eylemi yeniden mi başlıyor" endişelerini gündeme getirmişti. Fransız İç İstihbarat Servisi (RG) tarafından hazırlanan ve önceki gün basına sızan bir raporda da Paris'in dış mahallelerindeki asayiş durumunun "endişe verici" olduğu ve bu bölgelerde yeniden isyan çıkma riskinin oldukça yüksek olduğu kaydedilmişti.

YENİ BANLİYÖ OLAYLARINA İBRETLİK CEZA

Fransa'yı geçen yıl kana bulayan banliyö olaylarının yıldönümünün arifesinde Başbakan Dominique de Villepin, yeni banliyö olaylarını düzenleyenlerin hızla ve ibret olacak şekilde cezalandırılacağını söyledi. Başkent Paris'in banliyölerinden biri olan Cergy'de aylık basın toplantısını düzenleyen de Villepin, hükümetin işsizliğin yoğun olduğu yoksul bölgeler yararına yapılan çalışmalarını devam ettireceğini belirtti.

Gazetecilerin dün gece bir otobüsün ateşe verilmesini sorması üzerine, bu tür eylemlerin kabul edilemez olduğunu ifade eden de Villepin, suçlular hakkında hızlı ve ibret olacak şekilde cezalar verileceğini kaydetti. 27 Ekim 2005'te patlak veren olaylardan bir yıl sonra hükümetinin izlediği siyaseti savunan de Villepin, "Sağda solda banliyöler için hiçbir şey yapılmadığının, hiçbir şeyin değişmediğinin söylendiğini duyuyorum. Bu kabul edebileceğim bir şey değil" dedi.

Olayların ertesinde bu bölgelerde faaliyet gösteren derneklere 100 milyon Euro aktarıldığını hatırlatan de Villepin, bu yardımın 2007'de de yapılacağını kaydetti. De Villepin, hükümetinin, 2013'e kadar banliyölerde onarım ve yenileme çalışmalarıyla istihdama yönelik yerel misyonların güçlendirilmesi için 35 milyar Euro ayırdığını da söyledi.

GEÇEN YIL 10 BİN ARAÇ ATEŞE VERİLMİŞTİ

Geçen yıl 24 gün süren şiddet olaylarında, 10 bin otomobil, 233 kamu binası ve 74 özel bina ateşe verildi, 149 güvenlik elemanı yaralandı, 150 milyon euro hasar meydana geldi.

Geçtiğimiz yıl Clichy-sous-Bois banliyösünde bir çocuğun polisten kaçarken saklandığı elektrik trafosunda yaşamını yitirmesinin ardından 27 Ekim 2005’te banliyö patlaması yaşandı. 24 gün süren olaylarda büyük maddi hasar meydana geldi. Bir banliyöde başlayan olaylar kısa sürede Paris’in birçok banliyösüne sıçradı. Ulusal polis ve jandarma tarafında açıklanan olayların kesin sonuçlarına göre, 149 güvenlik elemanı yaralandı, maddi hasar 150 milyon euro olarak tespit edildi. 10 bin otomobil, 233 kamu binası ve 74 özel bina ateşe verildi.

Kasım 2005’te 23 bin 851 şiddet olayı tespit edildi. Bu sayı diğer on ayın bilançosunun 3 katı daha fazla. Yine olaylar sırasında 3200 kişi gözaltına alındı, 1600 adli soruşturma başlatıldı, bunların 785’i ceza aldı. Ayrıca bunlar arasında 551 çocuk adalete teslim edildi ve 5 polis hakkında şiddet kullanmaktan dolayı inceleme başlatıldı.

FRANSIZ ENTEGRASYON MODELİ

27 Ekim 17 Kasım tarihleri arsında yaşanan şiddet olayları beraberinde Fransa’nın ‘’entegrasyon modelini’’ tartışmaya açtı. Uluslararası alanda banliyö sorunu yankı buldu. Hemen bir çok ülke kendisini sorgulamaya başladı. Olayların yayılması üzerine Fransa hükümeti çok nadir olarak uygulanan 3 ay sürecek sokağa çıkma yasağı ilan etmişti. Şiddet olayların yabancıların en yoğun olarak yaşadığı Seine-Saint-Denis bölgesinde yoğunlaştı. Bu bölgede kaçak göçmenler de dâhil 1,5 milyonu aşkın kişi yaşıyor. Bu bölgenin üçte ikisi 80 farklı ulustaki yabancılardan oluşuyor. Yine bölgede işsizlik oranın Fransa’nın diğer bölgelerine kıyasla çok yüksek düzeyde: yüzde 40.

Olaylar 24 gün boyunca, lidersiz, koordinesiz yürüdü. Yoksulluk ve işsizliğin vurduğu gettoların çocukları bu olaylarda bütün öfkesini dışa vurdu. Her akşam milyonlarca kişi televizyonlardan yakma olayları ve polisle çatışmaları izliyordu. Hükümet sorunun kaynağını işsizlik ve başarısız eğitim olarak görerek bu alanlara para yatırdı. Ancak sorunlar olduğu gibi duruyor ve banliyöler yeniden ısınıyor.

CEVABINI ARAYAN SORULAR…

Bir yıl önce sorulan soruların cevapları halen aranıyor ve halen aynı sorular soruluyor. Gençler neden isyan ediyor ve nede gençlerle polis arasında çatışma yaşanıyor? Bu tansiyon nasıl düşürülür? Hassas olarak adlandırılan banliyölerde bu sorular cevaplarını arıyor. İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy, sorunu güvenlik çerçevesinde çözmeye çalışıyor. Geçen yılki olaylara karışanları da ‘’serseri’’ olarak tanımlamıştı ve büyük tepki almıştı. Yaşanan olaylardan sonra gençlere ağır cezalar verilmiş ve sorunun çözüleceği sanılmıştı. Sarkozy yine polise çatışmaya girenleri ceza ile tehdit ediyor. Gençler ise, polisin keyfi uygulamalarına tepki göstererek, ‘’intikam’’ alıyor, polise pusu kuruyor.

Bir yargıç, ‘’polis ve adalete güvenmek gerektiğini’’ söyleyerek ‘’hiç kimsenin gençler ve polis arasındaki tansiyonun yükselmesinden karlı çıkmayacağının’’ altını çiziyor. Banliyö gençlerinin yanısıra bugün polis sendikaları tepkilerini dile getiriyor. Polis sendikaları, adaleti ‘’yoksul’’ olarak niteleyerek zamana ve ana göre cezai yanıt verme yolunu bulamadığını söylüyor. Polisler arasında en örgütlü olan polis memurları ulusal sendikası Snop ulusal sekreteri Jean-René Doco, ‘’mucize çözüm’’ olmadığını, yıllardır güvenlik güçlerine saldıranlara karşı tavizsiz yanıt verilmesini istediklerini söylüyor. Doco, semtlerdeki sivil toplum örgütleri ile ilişkinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, çözüm bulmak için diyalogun belediye hizmetleri, sosyal hizmetler, polis ve jandarma arasında güçlendirilmesini istiyor.

KATI ADLİ CEZALAR SORUNU ÇÖZER Mİ?

Banliyölerdeki durumun çok ağır olduğu ve tırmanma riski olduğunu söyleyen Paris İstinaf Mahkemesi Çocuk Dairesi Başkanı Philippe Chaillou, ‘’sorunun sadece katı adli bir yaklaşımla çözüleceğini kim hayal edebilir?’’ diye soruyor. Chaillou, çocuk yaştakilerin suçlara bulaşmasının iki seçeneğe işaret ettiğini söyleyerek şunları kaydediyor: ‘’ya banliyöler getto olarak değerlendirilir ve düzene sokmak için askeri askeri yöntemler kullanılır, ya da ekonomik plan paketleri oluşturulur ve polisin meşruluğu artık sorulmaz’’

25-26 Ekim gecesi Bagnolet ve Nanterre banliyölerinde maskeli gençler iki otobüsü ateşe verdi 22 Ekim Pazar günü Paris’in Grigny banliyösünde bir otobüs ve 3 otomobil ateşe verildi. 20 Ekim günü Aulnay-sous-bois banliyösünde bir grup genç polise taş ve molotof kokteyli attı. Bir ayı aşkın bir süre içinde içerisinde altından fazla olay gerçekleşti. Olaylarda yaralananlar da oldu.

Bu olayların yeniden yaşanmaya başlaması sivil toplum örgütlerinde endişe kaynağı oldu. Yeniden banliyö patlaması yaşanmasından endişe duyuluyor. Zira hükümetin hassas banliyölere yönelik planları yetersiz bulunduğu gibi polisiye önlemleri çözüm getirmeyeceği belirtiliyor. Geçen yıl yaşanan banliyö olaylarından sonra hassas banliyöler devlet 700 milyon euro aktarmıştı. Yereldeki sivil toplum örgütleri, bu paranın sadece 100 milyonunun kendilerine verildiğini, geri kalanın belediyeler ve milletvekillerine aktarıldığından yakınıyor. Bu nedenle yeni bir parlamenter tartışma istiyor.

SOSYAL KIRILMA

Banliyö olayları birçoğuna göre ne 27 Ekim 2005’te, ne de ilk semt çatışmalarının patlak verdiği 1981 yılında başladı. Fransa’da yabancıların özellikle gettolara sıkıştırılması beraberinde giderek artan sorunlar günümüze getirdi. Sosyal kırılma bir yandan göçmenlere yönelik katı uygulamaların hayata geçirilmesi ile giderilmeye çalışılırken, diğer yandan toplumun büyük kesimi hükümetin çözümlerinin yarayı sarmayacağını görüşünde. Sorunun ‘’etnik’’ hale dönüşmeden kırılmanın sosyal, eğitimsel, kültürel alandaki bölünmeleri gidermekle mümkün olduğu belirtiliyor. Bunun içinde toplumun tüm kesimlerinin çözümde yer alması gerektiği uzmanlar tarafından dile getiriliyor. Ki bu da bir kuşağı alacak kadar uzun bir iş gibi görünüyor.


 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner33

banner37