banner15

Patrick Seale: Suriye Derin Krizde

Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad'ın ölümünün ardından ve özellikle de ABD'nin Irak'a bizzat müdahale etmesi ile taşların yerinden oynadığı Ortadoğu’da bir taraftan Baas rejimi çatırdarken diğer yandan bazı devletlerin bazı büyük devletler tarafın

Patrick Seale: Suriye Derin Krizde

Özellikle Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin öldürülmesinin ardından gözler Irak’taki İslamcı saldırıları desteklemekle suçlanan Şam yönetimine çevrildi ve uluslararası ağır baskılara maruz kalan Suriye susarak Lübnan’ı terk etmek zorunda kaldı. Ama böylece krizi atlattığı tahmin edilen Şam yönetiminin Hariri suikastında rol oynadığı iddiaları yoğunlaşınca yeniden derin bir krizle karşı karşıya kaldı. Ardından Şam yönetiminin ikinci etkin adamı olarak kabul edilen Abdulhalim Haddam’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Refik Hariri’yi ölmeden önce tehdit ettiğini söylemesi de Suriye’deki krizi derinleştirirken aynı zamanda bir rejim değişikliği ihtimalini de tartışmaya açtı.

Bizde bu krizi ve perde arkasını Suriye ve Ortadoğu’yu yakından tanıyan ünlü Suriye ve Ortadoğu uzmanı Gazeteci Yazar Patrick Seale’e sorduk.

Esad ailesini de yakından tanıyan ve uzun yıllar Hafız Esad’a danışmanlık yapan ünlü gazeteci ve yazar Patrick Seale “Bu gerçekten çok derin bir kriz. Bu krizden nasıl çıkılabileceklerini bilemiyoruz. Amerikalılar ve İsrailliler Suriye’ye saldırmak için yeni bir kriz de patlatabilirler. Ama her halükarda Suriye rejiminin merkezinde bir iktidar mücadelesi olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda bölgesel olarak İsrail ile Amerikalılar arasında çok güçlü bir ittifak görüyoruz ve diğer yandan aynı şekilde İran, Suriye ve Kral Abdullah arasında da böyle bir ittifak görüyoruz” şeklinde konuştu.

- Öncelikle bir zamanlar Esad’ın sağ kolu olan Abdulhalim Haddam’ın son olaylar üzerine yaptığı açıklamaları nasıl yorumluyorsunuz?

- El Arabiya’ya konuştu biliyorsunuz. Önemli bir konuda yapılan beklenmedik bir açıklama, eski Lübnan başbakanı Refik Hariri’nin öldürülmesi üzerine yapılan uluslararası soruşturmanın yeni boyutlar kazanmasına vesile olan bir açıklama. Bildiğiniz gibi soruşturma zaten zorluklarla yürütülüyordu. Alman savcı Detlev Mehlis aylarca görevini yapmış ve gereklerini yerine getirmişti. Ve soruşturma komisyonun merkezinde bir kriz vardı. Fakat şimdi eski başkan yardımcısı Abdulhalim Haddam’ın yaptığı açıklamayla komisyon soruşturmayı yeniden başlatıyor ve de Başkan Beşar Esad ile onun Dışişleri Bakanı’dan da bir anlamda ifade istiyor.

- Sizce Beşar Esad en azından yazılı da olsa BM Komisyonu’na bir cevap verebilir mi? Bu O’nun siyasi kariyerini nasıl etkiler?

- Öyle sanıyorum ki sözcüsü onun bu soruşturmaya katılmayacağını duyurdu. Çünkü bu Esad için ve onun egemenlik kariyeri için çok küçük düşürücü. Fakat bu arada eski askeri istihbarat şefi Rüştem Gazali, yaptığı açıklamada Beşar Esad’ın kendisinden şahitlik istemesi durumunda istifa edeceğini söyledi. Dolayısıyla rejimin merkezinde çok büyük sorunlar var.

- Haddam Suriye’de Beşar Esad’dan sonra en güçlü isimlerden biri. Bazıları iktidarın sunilere geçebileceği yolunda yorumlar yapmaya başladılar. Sizce bu mümkün mü?

- Hayır, hayır. Biliyorsunuz Haddam otuz beş yıldır Suriye devlet işlerinin merkezinde. Haddam, Başkan Hafız Esad’ın yakın çalışma arkadaşıydı. Çok zeki bir adam fakat şimdi 75 yaşını geçti ve sağlığı da iyi değil. Onun iktidarı eli geçirebileceğini söyleyemeyiz.

HADDAM MEYDAN OKUYOR

- Peki Haddam neden şimdi konuşuyor nedir onu böyle konuşturan?

- Yirmi yıla yakın bir süre o Lübnan dosyası sorumlusuydu. Ayrıca Başbakan Refik Hariri ve o dönem yaklaşık yirmi yıl boyunca Suriye’nin Lübnan’daki askeri istihbarat şefliğini yapan Gazi Kenan ve onlar gibi diğer siyasi yoldaşlarının da siyasi partneriydi. Ve bu üç adam yani Hariri, Haddam ve Gazi Kenan uzun yıllar boyunca Lübnan ve Suriye arasındaki ilişkileri çok ince ve kabul edilebilir bir şekilde ustaca yönettiler. Fakat birkaç yıldan beridir Beşar Esad la birlikte olaylar dramatik bir şekilde bozuldu ve yozlaşarak kriminalize edildi. Bence Haddam bir anlamda meydan okuyor çünkü Haddam hayatındaki birçok önemli birçok önemli eserin harcandığını camlardan atıldığını düşünüyor. Bence bu yüzden konuşuyor. Acaba bu açıklamalar Beşar Esad rejimine karşı siyasi bir kampanyanın açıldığının işareti mi? Ve acaba bunun devamı olacak mı bunu bilemiyoruz. Bütün bunları görmek için beklemek gerekecek.

- Suriye rejimi tehlikede mi ve Esad ailesinin tahtı tehlikede mi?

- Ben şahsen buna şimdilik inanmıyorum. Böyle kolayca bir rejim değişikliği olabileceğini görmek biraz zor. Fakat bu gerçekten çok derin bir kriz. Bu krizden nasıl çıkılabileceklerini bilemiyoruz. Amerikalılar ve İsrailliler Suriye’ye saldırmak için bir kriz patlatabilirler. Ama her halükarda Suriye rejiminin merkezinde bir iktidar mücadelesi olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda bölgesel olarak İsrail ile Amerikalılar arasında çok güçlü bir ittifak görüyoruz ve diğer yandan aynı şekilde İran, Suriye ve Kral Abdullah arasında da böyle bir ittifak görüyoruz.

- Peki Hüsnü Mübarek’te şu an Paris’te. Sizce bu ziyaretin de bu son olaylarla bir ilgisi olabilir mi?

- Evet ben buna inanıyorum. Biliyorsunuz buraya gelmeden önce Kral Abdullah’ı görmeye gitti. Herkes endişeli değil mi? Kimse Suriye’nin ve bölgenin böyle istikrarsızlaştırılmasını görmek istemiyor. Herkes bir çıkış yolu arıyor fakat gerçekten bunu bulmak da öyle kolay değil.

- Bu noktada Avrupa’nın ve özellikle de Fransa’nın politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Fransa bu noktada Beşar Esad rejmine, Esad’ın hal ve hareketlerine yeterince düşman bir noktada duruyor. Çünkü Fransa Esad rejiminin birçok hata yaptığını, terör yaptıklarını ve çok kötü reaksiyonlar gösterdiklerini düşünüyor. Fransa Suriye’nin gerçekten Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile işbirliği yapmasını istiyor.

- ABD aynı anda Suriye gibi İran’a da baskı yapıyor. Sizce yakın zamanda bu iki devletten herhangi birine bir müdahalesi söz konusu olabilir mi?

- Irak’taki duruma rağmen bunu yapabileceğini sanmıyorum.

ABD İLE İSRAİL ŞAM TAHRAN VE BEYRUT’U AYIRACAK

- Peki o zaman nedir bütün bu olaylar, bu baskılar?

- Kuşkusuz Amerikalılar Tahran ve Şam’ın Lübnan’daki bütün etkisini tamamen ortadan kaldırmak ve bu üçlü arasındaki bağlantıyı tamamen dağıtmak istiyor. Çünkü bunlar arasındaki ilişkiler Amerikalılar ve İsraillilerin bölgedeki hegemonyası için büyük bir engel. Dolayısıyla onlar bu ilişkiyi tamamen ortadan kaldırmak için her şeyi yapacaklardır. Fakat Amerikalıların şu aşamada askeri bir maceraya gönülleri olduğunu tahmin etmiyorum.

- Türkiye Suriye ve İran ilişkilerinin geleceği konusunda ne söyleyebilirsiniz?

- Evet, ilişkileri iyi, görüyoruz. Bu devletler birçok çıkarı paylaşıyorlar. Örneğin Kürt sorununun da bu ortak çıkarlardan biri olduğunu biliyorum. Ve Irak’ın Kuzeyindeki Kürtlerin otonomisinin de bu ülkeleri çok kaygılandırdığını da biliyoruz, özellikle de Türkiye’yi.

Bakın bence Kürtlerin en azından şimdilik Irak’ta bağımsız bir devlet için çok fazla ısrar etmemesi Kürtler için çok iyi olacaktır. Fakat oyunu yeni Federal Irak Devleti’nin merkezinde oynayarak otonomilerinin zevkini çıkarmalıdırlar. Bunun ötelerine gitmek kötü cevaplar almalarına neden olabilir.

FOTOĞRAFLAR: MURAT AKTAŞ

MERAL KOCAMIŞ -ANF

 

 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48