banner27

Sadr'ın ülkesi

Yazar, "Sadr'ın ülkesi" başlıklı makalesinde, başlangıçta radikal Sünnilerin ve Baasçıların da Mukteda Es-Sadr'ı savunduğunu ve aleyhlerine dönünceye kadar kendisine ulusal kahramanlık lakapları taktıklarını söylüyor.

Sadr'ın ülkesi

Sadr'ın ülkesi

 

Eş-Şarku'l-Evsat gazetesinin yazarlarından Abdurrahman Er-Raşid, bugünkü makalesinde Iraklı genç lider Mukteda Ed-Sadr'ın ve grubunun Irak'ta yaşanan şiddet olaylarındaki rolünü anlatıyor.

 

Amerikalıların Bağdat'ta Saddam heykelini devirmelerinden birkaç gün sonra Iraklı Şii lider Abdülmecid El-Hui'nin Mukteda Es-Sadr'ın adamları tarafından kılıçlarla öldürüldüğünü ve bunun Irak'taki iç savaşın ilk işaretlerinden olduğunu söyleyen yazar, genç liderin grubunun herkese korku saldığını, Sünnilerden yüzlercesini kestiğini, eski Baasçılara suikast düzenlediğini ve yer yer Amerikalılarla çatıştığını ifade ediyor.

 

Abdurrahman Er-Raşid, bazılarının Mukteda Es-Sadr'ın iç ve dış mihraklar hesabına cinayet işleyen grubuna hakim olamadığını öne sürdüğünü belirttiği yazısına şöyle devam ediyor:

 

"İki hafta önce Es-Sadr'a ait bir açıklamayı okuduğumda bunu hatırladım. Adamları arasından haksız yere başkasını öldürenlerden uzak olduğunu ilan ediyordu. Orman kanununu reddetmeyip meşrulaştıran bir söz. Delili ise, iki gün önce Bağdat'ın Sünni bölgesinde bir çok kişiyi kesen grubuna bağlı ölüm mangası komutanlarından birini savunurken, onu tekfircilere karşı bunu gerçekleştirdiğini iddia etmesidir."

 

Yazar, "Sadr'ın ülkesi" başlıklı makalesinde, başlangıçta radikal Sünnilerin ve Baasçıların da Mukteda Es-Sadr'ı savunduğunu ve aleyhlerine dönünceye kadar kendisine ulusal kahramanlık lakapları taktıklarını söylüyor.

 

 

'Katil…'

 

Lübnan'da parlamento çoğunluk grubuyla Suriye yanlısı cumhurbaşkanı arasındaki karşılıklı sataşmalar devem ediyor. Kuveyt'te yayımlanan Er-Re'y El-Aam gazetesinin bugünkü sayısında yer alan bir habere göre, Lübnan İletişim Bakanı Mervan Hamade, eski başbakanlardan Refik El-Hariri suikastına bakacak uluslararası mahkemeyle ilgili görüşlerini belireten Cumhurbaşkanı Emil Lahud'a "Katil… Görüşleri hakkındaki suçlama dosyasını teşkil ediyor" demiş.

 

Yaşananların Beşşar El-Esed'in Cumhurbaşkanı Lahud aracılığıyla uluslararası mahkemeyi engelleme girişimi olduğunu öne süren Mervan Hamade, Emil Lahud'un mahkemenin kuruluşunda belirleyici olmasına karşı çıkarak şöyle konuşmuş:

 

"Ne zamandan beri zanlı, yargılanacağı mahkemenin belirlenmesinde hakem oluyor? Ne zamandan beri zanlı, kendisini yargılayacak hakimlerin kimliklerini belirliyor?"

 

 

Fatura yine Kuveyt'e

 

Kuveyt, Kuvey'ti Irak'ın bir vilayeti haline getirmek isteyen Saddam'ın devrilmesi için harcadığı çabanın meyvesini görmek bir yana, Saddam sonrasında da Irak'tan gelen taleplerden bir türlü kurtulamıyor.  

 

Kuveyt'te yayımlanan El-Qabes gazetesinin haberine göre, Irak Hükümet sözcüsü Ali Ed-Debbağ, Kuveyt'in Irak'a desteğinden övgüyle bahsetmiş fakat 'küçük' bir istekte bulunmayı da ihmal etmemiş: "Borçlarımızı silin!"

 

Ed-Debbağ, "Irak'ta bir iç savaş çıkarsa Kuveyt'i ve bölge ülkelerini de içine çekecektir" diye uyarmış ve bazı derneklerin din adı altında terörü desteklediklerini söylemiş.

 

Yolsuzluğun bütün devlet kurumlarında yaygın hale geldiği itirafında bulunan Ali Ed-Debbağ, Arap ülkelerinden Irak'ın kurtuluşu için yardım istemiş.

 

 

Kurbanlar siviller

 

Katar'da yayımlanan Eş-Şark gazetesinin bugünkü sayısında, Pakistan'da bir medreseye düzenlenen hava saldırısıyla ilgili habere yer veriliyor. Haberde, 80 kişinin hayatını kaybettiği baskının kurbanlarının siviller olduğu ve bölge halkının intikam tehdininde bulunduğu bildiriliyor.

 

Medresedeki öğrencilerin uykuda veya sabah namazı hazırlığı içinde olduklarının belirtildiği haberde, Molla Fakir Muhammed'in saldırıda hayatını kaybedenlerin hepsinin siviller olduğunu ve intikamlarının alınacağını söylediği yazıyor.

 

---------------------------------------------

 

İngiliz Basınında Bugün

 

İngiltere'de gazeteler İngiliz hükümetinin saygın bir iktisatçıya hazırlattığı iklim değişikliğinin ekonomik boyutlarına ilişkin raporun dün açıklanan saptamalarını manşetlerinden duyuruyor bu sabah.

Independent gazetesi, kızıl bir güneş görüntüsünün üstüne ''siyasi iklimi değiştiren gün'' başlığını atarken; Guardian; İngiltere'nin 2008 yılına kadar küresel iklim anlaşmasına varılması için çaba harcayacağını yazıyor.

Times, tatil ve gıda harcamalarına yeşil vergi konulması planlarının İşçi Partisi'ni böldüğünü duyuruyor.

Daily Telegraph, küresel ısınmayla mücadele kampanyasının öncülerinden Maliye Bakanı Gordon Brown döneminde yeşil vergilerin düşüşe geçtiğini aktarıyor.

Gazeteye göre, haneler yarattıkları her bir birim kirlilik için şirketlerle karşılaştırıldığında dört kat daha fazla vergi ödüyor.

Dün açıklanan raporun geleceğe dönük senaryoları; Times gazetesinin birinci sayfasından duyurduğu tabloda özetle şöyle yer alıyor:

''Atmosfer sıcaklığı bir derece daha artarsa, And dağlarındaki buzullar eriyecek. Yılda 300 bin kişi sıtma, ishal gibi iklim ilintili hastalıklar nedeniyle hayatını kaybedecek. Karada yaşayan canlı türlerinin yüzde 10'u ortadan kaybolacak.''

''Sıcaklık iki derece artarsa, Güney Afrika ve Akdeniz havzasında yaşayanlar için su; yüzde 20, 30 oranında azalacak. Afrika'da 60 milyona yakın insan sıtmaya yakalanabilir. Kıyılardaki su baskınlarından yılda en az 10 milyon kişi etkilenecek.''

''Üç derece artarsa, Güney Avrupa kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya. 4 milyar insan susuz kalabilir. Kıyılarda su baskınlarından etkilenecek insan sayısı 170 milyona çıkabilir. Amazon ormanları yok olmaya başlayacak.''

''Dört derecelik bir ısınma Akdeniz ve Afrika'nın güneyindeki su havzalarının yüzde 50'sinin yok olması; Avustralya'nın bazı bölgeleri ile Afrika'nın yüzde 35'inde tarımın durması demek. Kuzey Kutbu'nun bitki örtüsü yok olacak.''

'Beş derecelik ısınma ise, Himalayalar'daki buzulların muhtemelen ortadan kalkması, Londra, New York, Tokyo gibi kentlerin yükselen deniz seviyesinin tehdidiyle karşı karşıya kalmasına neden olacak.''

Times'ın rapordan aktardığına göre, atmosferin beş dereceden fazla ısınması ise, tahayyül edilemeyecek felaketlere yol açabilir.

'Artık mazeret kalmadı'

Independent gazetesinde raporu yorumlayan Michael McCarthy, bulguların siyasi boyutlarına dikkat çekiyor.

Dün raporun açıklandığı basın toplantısında tuhaf bir kararla gazetecilerin soru sormalarına izin verilmediğini aktaran McCarthy, yazısında şöyle devam ediyor:

''Böylece çok sayıda gazetecinin Başbakan Blair'e yöneltmek istedikleri soru sorulamamış oldu. 'Bu rapor sizce Başkan Bush'a nasıl bir mesaj gönderiyor?' Başbakan kendisi söylemese de aslında bu rapor vurucu bir mesaj içeriyor.''

''Başkan Bush, Amerikan ekonomisine zarar vereceği savıyla 2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ni iklim değişikliği anlaşması Kyoto'nun dışına çıkarmıştı.''

''İktisatçı Nicholas Stern'in raporu, çok açık bir şekilde Başkan Bush'a ''asıl karbon emisyonlarını azaltmamak ekonomiye çok daha fazla zarar verecek'' mesajı veriyor.''

''Konuşan Greenpeace eylemcisi ya da gizli sosyalist gündemi olan bir kişi değil, küresel kapitalizmin en hürmet edilen kurumlarından Dünya Bankası'nın eski baş ekonomisti'' görüşünü dile getiren McCarthy, Nicholas Stern'in raporunun ''küresel ısınmaya karşı adım atılmasının önündeki son mazereti de ortadan kaldırdığının'' altını çiziyor.

''İklim değişikliğiyle mücadelede bilim adamlarının ortaya koyduğu bulgular inkâr edilemez boyutlarda. Ahlaki gerekçeler ise çok daha güçlü. Küresel ısınmaya karşı harekete geçilmesine direnenlerin son mantıklı gerekçesi ise, ekonomik kaygılardı. Artık bu gerekçeler geçerli değil.''

''Eğer şimdi de karşı çıkıyorsanız, başınızı kuma gömüyorsunuz demektir. İnsan abartmak istemiyor ama dünkü gelişmeyi dengeleri belirgin bir biçimde değiştiren tarihi bir olay olarak görmek mümkün.''

'Üyelik çabalarına darbe riski'

Avrupa Komisyonu, Türkiye'ye ilişkin ilerleme raporunu gelecek hafta açıklayacak.

Financial Times bu sabah birinci sayfasından ''Türkiye'nin umutları sarsılıyor'' başlığıyla duyurduğu haberinde, komisyonun taslak raporuna ilişkin ayrıntıları aktarıyor okurlarına.

Financial Times'ın Almanca baskısı olan FT Deutschland'ın ulaştığı taslak raporda, Türkiye'nin ifade özgürlüğü, işkenceyle mücadele ve ordunun rolü konusunda yeterince ilerleme kaydedemediği belirtiliyor.

Gazeteye göre, rapor bu haliyle Türkiye'nin üyelik çabalarına ciddi bir darbe indiriyor. Ayrıntılar şöyle:

''Taslak raporda Türkiye'nin limanlarını Rumlara açmaması eleştiriliyor ve bunun Türkiye'yle imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasının ihlali anlamına geldiği vurgulanıyor. Kıbrıs'ın veto hakkı olduğu için bu konu, müzakereleri durdurabilir.''

''Ancak Türkiye'nin reform taleplerine ne ölçüde yanıt verdiği de zirveye hâkim olacak havayı belirleyecek.''

Financial Times'a göre, taslakta ayrıca üst düzey askeri yetkililerin Kıbrıs, laiklik ve Kürt azınlık konusundaki açıklamalarına atıf yapılarak silahlı kuvvetlerin siyasette hala önemli bir etkinliği bulunduğu ifade ediliyor.

''Komisyon, iç güvenlik gerekçesiyle, sivil yetkililerin isteği olmadan askeri operasyonlar yapıldığını söylüyor. Taslak raporda ayrıca, Türkiye yolsuzluklar, yargının yeterince bağımsız olmaması ve azınlık haklarının tam olarak korunamaması nedeniyle eleştiriliyor.''

''Taslakta, yargı personelinin eğitimi ve vatandaşların kamudan zararlarının karşılığını alabilmelerine olanak sağlayacak ombudsmanlık müessesesi oluşturulmasına yönelik çabalardan ise özgüyle söz ediliyor.''

Aynı gazetede, yer alan bir yorum haberde ise, Kıbrıs gemi ve uçaklarına limanlarını açmadığı gerekçesiyle, Türkiye'yle müzakerelerin durdurulması ya da askıya alınmasını talep eden bir kaç Avrupa Birliği üyesinin bulunduğuna dikkat çekilirken, Avrupa Birliği yetkililerine atfen, durumun ciddiyetinin sonunda tarafları daha esnek davranmaya itebileceği tespitine de yer veriliyor.

'Ermeniler diğer soykırımları gölgeliyor'

Guardian'ın yorum sayfalarında yer alan bir yazıda ise, Fransa parlamentosunda kabul edilen soykırımı inkârı cezalandıran yasa teklifinin yarattığı tartışmalar ele alınıyor.

Rum asıllı yazar Thea Halo, Guardian yazarlarından Timothy Garton Ash'ın 19 Ekim'de yayımlanan ve Fransızları soykırımın inkârını suç sayan yasa teklifi nedeniyle eleştiren yazısında bir yanıt göndermiş.

Ash, alaycı bir üsluba Avrupa'ya, Fransa da dâhil olmak üzere kendi işledikleri soykırımların inkârını suç sayan yasalar hazırlamaları önerisinde bulunmuştu.

Ash'e hak veren Thea Halo ise, ''Fransa, Türkiye Başbakanı'nı cezaevine gönderebilecek mi'' diye soruyor.

''Ash'in vurguladığı çifte standart; Fransa'daki teklifi hazırlayanların akılları durduran ihmalini, Ermenilerle aynı kaderi paylaşan diğer kurbanlar Pontus’lu Rumlar ve Süryanilere değinilmemesini de içermeli.''

''Pontus’lu Rumlar, 750 bin kişilik nüfuslarının 350 binini, Süryaniler ise, nüfuslarının üçte birini, kimilerine göre 750 bin kurban verdi.''

Halo, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon'un Lozan'daki sözlerine gönderme yaparak Anadolu'da bir milyon Rum'un öldürüldüğünü, bir milyonun topraklarından sürüldüğünü savunuyor.

Halasının Ermeni olduğunu, Türkiye'de annesinin Ermeniler tarafından kurtarıldığını anlatan Yunan yazar, kendi ifadesiyle soykırımın 1914–1923 yılları arasında yine kendi ifadesiyle Ermenilerinkiyle aynı dönemde ve yerde, Türkiye'de yaşandığını öne sürüyor ve şu görüşleri dile getiriyor:

''Bu kurbanlar, şimdi Türkiye olan bölgede yaklaşık 3 bin yıl yaşadılar. Hangisi daha kötüdür diye sorulmalı: Soykırımın inkârı mı, yoksa sanki hiç var olmamış gibi, görünmez olması mı?''

''İnkâr sırasında en azından tartışılması ihtimali var. Böylesine bir şerin bir tek grubun tekeline alınması; diğerinin isimsiz kurbanlarının tarihte hakettikleri yeri almalarını engeller. Bu da soykırımı gerçekleştirenlerin emellerine ulaşması demek.''

 

Kaynak: Dünya Bülteni ve BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25