Sarkisyan görüşmesinden sonra 1915 mesajı

George Mason Üniversitesi'nde konuşan Erdoğan, "Parlamentoların aldığı kararlar, Ermenistan'ın asla ve asla yararına değildir" dedi.

Sarkisyan görüşmesinden sonra 1915 mesajı


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Parlamentoların aldığı kararlar, açık söylüyorum Ermenistan'ın asla ve asla yararına değildir, olamaz. Ellerini indirip, ellerini kaldırarak tarihi çarpıtanlar bugünün nesillerine, bugünün barış arayışlarına, diyalog, uzlaşı arayışlarına ciddi zarar verdiklerinin umarım en kısa zamanda farkına varırlar" dedi. İran'ın nükleer programına da değinen Erdoğan, Türkiye'nin bölgede hiçbir ülkede nükleer silah istemediğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan ile olan görüşmesinden sonra George Mason Üniversitesi bünyesinde, Ali Vural Ak Küresel İslam Araştırmaları Merkezi'nin açılışına katıldı. "Küresel Barış Vizyonu Olarak Medeniyetler İttifakı" başlıklı bir konuşma yaptı.

Mayıs ayında Brezilya'da Medeniyetler İttifakı 3. Forumunun yapılacağını hatırlatan Başbakan Erdoğan, bu forumun, Medeniyetler İttifakı Projesinin gerçek manada küresel bir nitelik kazandığını göstermesi bakımından manidar olduğunu söyledi.

Uluslararası ilişkilerin asla ve asla teknik, mekanik ve aritmetik bir konu olmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, ele cetveli alarak, ölçerek, biçerek ve sadece teorilerden yola çıkarak uluslararası ilişkilerin yürütülemeyeceğini dile getirdi.

"Adalet, eşitlik, özgürlük ve vicdan duygusunu uluslararası ilişkilerden uzak tutarsanız uzun vadede bir yıkımın temellerini atarsınız" diyen Erdoğan, yeryüzündeki tüm insanların kaderinin aslında birbirine bağlı olduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan, "Böyle bir çağda çok daha fazla birbirimize bağlıyız. Birilerinin refah ve güvenlik içinde olması, başkalarının fakirlik, açlık ve yokluk içinde yaşadığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Sorunlara göz yummak, onların var olmadığı anlamına gelmiyor. Dünyamızın sorunlarına kapsamlı olarak, bir bütünlük içinde ve adil bir biçimde baktığımız zaman çözüm kesinlikle mümkündür. Adalet evrensel bir ilkedir. Ancak küresel bir düzeyde ve tutarlı bir şekilde uygulandığı zaman bir anlam ifade eder. Bu yüzden bizim için İstanbul'un güvenliği, huzur ve refahı, New York'un, Bağdat'ın, Londra'nın, Mumbai'nin güvenliğinden, huzurundan ve refahından ayrı düşünülemez" dedi.

Gazze hatırlatması

Erdoğan, "Bu yüzden biz, 'Gazze'deki çocukların sesine kulak vermeyen bir dünyada küresel barıştan, vicdandan, adaletten söz edilemez' diyoruz. Bu yüzden hiçbir din, dil ve ırk ayrımı yapmadan Tahiti'deki depremzede vatandaşlara, oradaki insanlara el uzatıyoruz. Sri Lanka'daki mağdurlara yardım ediyoruz. Bunu sadece Türk ya da Müslüman olduğumuz için değil, insan olduğumuz ve evrensel insani değerlere inandığımız için yapıyoruz. Şu hususun altını bir kez daha çizmek istiyorum: Dünya sadece batıdan, doğudan, güneyden, kuzeyden ibaret değildir. İnsanlık; tarihi bir kesimin yürüyüşü, sadece bir topluluğun hikayesi de değildir. Medeniyetler tarihi zorla benzeştirmelerin ve asimilasyonun değil, farklılıkların, zenginliklerin, etkileşimin tarihidir" dedi.

Erdoğan, "Bugün insanlık tarihinin bu çoğulcu yapısına küresel bir siyasi dile tercüme etmek zorundayız. Herkesin adil bir şekilde temsil edildiği, kimsenin horlanmadığı, dışlanmadığı, aşağılanmadığı bir siyasal düzen kurmak zorundayız. Siyahıyla, beyazıyla, zenginiyle, fakiriyle, Müslümanıyla, Hristiyanıyla, doğulusuyla, batılısıyla herkesin ama herkesin masada bir yerinin olması gerektiğine inanıyoruz. Bu yüzden biz izlediğimiz politikalarda haksızlıklara, çifte standartlara karşı çıkıyoruz. Bunu sadece kendi ulusal çıkarlarımız için değil, inandığımız evrensel ilkelerin bir gereği olarak yapıyoruz" ifadesini kullandı.

Yunus Emre'den alıntı

Bu prensibi geliştirirken, büyük ozan Yunus Emre'nin yüzyıllar önce ifade ettiği "Yaradılanı severim Yaradan'dan ötürü" sözleri esas aldıklarını vurgulayan Erdoğan, hükümet olarak, son 7,5 yılda komşular ve bölge ülkeleri başta olmak üzere dünyanın tüm ülkeleriyle barış ve karşılıklı fayda temelinde iyi ilişkiler oluşturduklarını söyledi.

10 yıl önce savaşın eşiğine gelen Türkiye ile Suriye'nin bugün karşılıklı olarak mayınları temizlediğini anlatan Erdoğan, vizelerin kaldırıldığını, her alanda tam bir işbirliği sürecini başlattıklarını ifade etti.

Bölgede barışı tesis etmek için yoğun bir gayret içinde olduklarını belirten Erdoğan, Suriye ile 48 başlık altında anlaşma imzaladıklarını hatırlattı.

Bütün bu adımları atarken bu dayanışmayı somut sonuçlara ulaştırmak istediklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, Balkanlar'da, Kafkasya'da, Orta Doğu'da barışın mümkün olduğuna inandıklarını ve aktif bir şekilde bunun mücadelesini verdiklerini dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, 2008 yılında başlayan küresel kriz dünya ticaretinde önemli bir daralmaya sebep olurken ve ihracat rakamları ciddi bir şekilde gerilerken, Türkiye'nin doğu ve güneyinde bulunan 22 ülke ile ihracatını ortalama yüzde yüz arttırdığını söyledi.

Bu ülkelerin, Türkiye'nin yıllarca ihmal ettiği ülkeler olduğunu anlatan Erdoğan, bugün bu ülkelerle yoğun bir işbirliği yaşandığını bildirdi.

Ekonomik ilişkilerin beraberinde siyasi ve sosyal ilişkileri, karşılıklı etkileşimi, ulusal ve bölgesel barış ile istikrarı da beraberinde getirdiğini vurgulayan Erdoğan, "Bizim Türkiye olarak yüzümüz batıya dönük ama asla ve asla sırtımız doğuya dönük değildir. Kutuplaşmayı değil, kaynaşmayı destekliyoruz. Gözünü, kalbini, elini, gönlünü başkasına kapatanlar etkileşimi, paylaşmayı, kucaklaşmayı reddederler. İnsanlığın ortak mirasının sunduğu muazzam birikimden istifade edemezler. Biz acılar üzerine bir geleceğin kurulacağına inanmıyoruz" dedi.

1915 olayları

Aydınlık bir geleceğin kin ve nefret üzerine değil, sevgi ve barış üzerine kurulabileceğine inandıklarını vurgulayan Erdoğan, "Biz geçmişte yaşanılan acıların tek bir bakış açısıyla ve tarafgir bir şekilde siyasete alet edilmesine karşıyız. Buna hiç kimsenin ama hiç kimsenin hakkı yoktur. Biz tarihin tek taraflı bir şekilde okunmasına ve birtakım temelsiz hükümler verilmesine karşı çıkıyoruz. 1915 olaylarının bir soykırım olarak takdim edilmesini, hele hele bunun hükmünün parlamentolar tarafından verilmesini adaletsiz ve tek taraflı bir tutum olarak reddediyoruz. Tarihi olayları aydınlatacak olan tarih bilimidir, tarihçilerdir, arşivlerdir, belgelerdir. Tarih parlamentolarda yazılmaz, parlamentolarda yargılanamaz" diye konuştu.

"Tarihin gerçekleri, işte içinde bulunduğumuz bu tür üniversiteler, ilim yuvalarında ortaya çıkacaktır" diyen Erdoğan, "Biz bu tartışmadan hiçbir zaman kaçmadık, kaçmıyoruz. Tersine biz arşivlerimizi açtık, belgelerimizi ortaya koyduk. Dedik ki diğer arşivi olanlar arşivlerini açsınlar. Üçüncü, dördüncü ülkeler de arşivlerini açsınlar. Belgelerini ortaya koysunlar. Ortak tarih komisyonu kurulması için çağrıyı biz yaptık. 2005 yılında mektubumu Sayın Koçaryan'a yazdım. 'Dünya tarihçileri 1915 olaylarını incelesin, en ince ayrıntısına kadar ortaya koysun' dedik ama çağrımıza bir cevap alamadık. Tarihin parlamentolarda yargılanması hiç kimsenin yararına değildir. Parlamentoların aldığı kararlar, açık söylüyorum Ermenistan'ın asla ve asla yararına değildir, olamaz. Ellerini indirip, ellerini kaldırarak tarihi çarpıtanlar bugünün nesillerine, bugünün barış arayışlarına, diyalog, uzlaşı arayışlarına ciddi zarar verdiklerinin umarım en kısa zamanda farkına varırlar" ifadelerini kullandı.

Ali Vural Ak'ı hizmetlerinden dolayı tebrik eden Başbakan Erdoğan, konuşmasına büyük düşünür Mevlana'nın bir hikayesinden örnek verdi.

Mevlana'nın hikayesine göre, Hintlilerin karanlık bir ahıra bir fili getirerek, halka göstermek istediklerini ancak ahırın çok karanlık olması nedeniyle halkın file dokunarak nasıl bir canlı olduğuna ilişkin tahminler yürüttüğünü anlatan Erdoğan, şöyle konuştu: "Ahır o kadar karanlıktı ki gözle fili görmeye imkan yoktu. File ellerini sürmeye başladılar. Birisi, eline hortumu geçirdi, 'fil bir oyuğa benzer' dedi. Başka birinin eline kulağı geçti, 'fil bir yelpazeye benziyor' dedi.

Bir başkasının eline ayağı geçmişti dedi ki 'fil bir direğe benzer'. Bir başkası da sırtını ellemişti, 'fil bir taht gibidir' dedi. Herkes neresini elleyip nasıl tahayyül ettiyse fili ona göre anlatmaya koyuldu. Onların sözleri, görüşleri yüzünden birbirine ayrı oldu. Birisi 'dal' dedi, öbürü 'elif'... Herkesin elinde bir mum olsaydı, sözlerinde itilaf kalmazdı. Sözlerini şöyle tamamlıyor Mevlana: Duygu gözü, ancak avuca benzer... Avuç bütün fili birden elleyemez ki... Bu hikayeyi şunun için anlattım. Tarih boyunca Doğulular Batı'yı, Batılılar Doğu'yu duygu gözüyle incelediler ve tıpkı fil hikayesinde olduğu gibi sadece eksik bir şekilde hissettiklerini, sadece görmek istediklerini söylediler.

Gördükleri dokundukları şeyleri akıl süzgecinden geçirmeden, İslam ve Müslümanlar üzerine yapılan araştırmalar da ne yazık ki aynı şekilde bir çok eksikliği, bir çok nakisayı ihtiva etti. Ortaya çıkan eserlerin bir kısmını ayrı tutuyorum. Ancak İslam üzerine araştırmaların oryantalist bir bakış açısıyla, Avrupa merkezci, ben merkezci, farklılığı dışlayan, doğrunun kendi tekelinde olduğu iddiasıyla yola çıkan bir bakış açısıyla ele alındığını görüyoruz."

Sanki tek bir dünya varmış gibi hareket edenlerin, çağın dinamik ruhunu doğru okuyamadıklarını belirten Erdoğan, 21. yüzyılda iletişim teknolojilerinin bu kadar geliştiği bir çağda, ne yazık ki birbirini tanıma noktasında çok ciddi sıkıntıların yaşandığının görüldüğünü dile getirdi.

"İslami terör olmaz"

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bir kaç kötü örnekten yola çıkarak, bütün bir kitleyi, bütün bir inanç gurubunu, bir dinin ve medeniyetin bütün mensuplarını yargılamak, yaftalamak, karanlıkta fil tarifi kadar yanlıştır, yanıltıcıdır. Kendi değer yargılarını, kendi yaşam tarzını başkalarına dayatmak ne kadar yanlışsa, başkalarının hassasiyetlerini önemsememek, çiğnemek, görmezden gelmek de aynı derecede yanlıştır.

Ben her zaman şunu söylüyorum. İslami terör olmaz. İslam ile terör kelimeleri yan yana gelemeyecek kadar birbirine zıttır, birbirine karşıttır. Sorabilirsiniz o zaman yaşananlar nedir? Yaşadıklarımız nedir? Newyork'un, Madrid'in, Londra'nın, İstanbul'un, Bağdat'ın, Kabil'in yaşadıkları nedir? Çok açık söylüyorum, yaşananlar Newyork'a olduğu kadar, Londra'ya, Madrid'e, İstanbul'a, Irak ve Afganistan'a olduğu kadar, İslam'a da Müslümanlara da bu dinin özüne ve bu dinin mensuplarına da saldırıdır. İsimlerinin ne olduğu, hangi aidiyetler içinde olduklarının hiçbir önemi yok.

Benim bildiğim şudur; can azizdir, can kutsaldır, bir insanı öldüren, bütün bir alemi öldürmüş gibidir. Olay bu kadar net, basit ve berraktır. İslam bunu söylüyor. George Masan bünyesinde kurulmuş bu merkezi ayrıca önemsiyorum. Bu merkez hem siyasi algı açısından hem de coğrafi perspektif açısından hem de tarihsel vizyon açısından gerçek anlamda küresel olacaktır. Bu ismin verdiği ağırlığı da taşıyacaktır."

Bugün dünyanın bir çok küresel tehdit ile karşı karşıya bulunduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, Washington'da yapılacak zirvede nükleer konuları ele alacaklarını anlattı.

Herkesi tehdit eden, ilgilendiren meseleleri ele alacaklarını bildiren Başbakan Erdoğan, "Ancak bu tehditler kadar ciddiyet arz eden, en az bu tehlikeler kadar, hatta onlardan çok daha büyük tahribat potansiyeli taşıyan bir başka tehdit, tehlike bulunuyor. Farklı dinlere ve kültürlere mensup kişiler arasındaki diyalog eksikliği, ön yargılar ve husumet artık küresel boyut arz ediyor. En az güvenlik sorunları kadar, dünyamız için tehdit teşkil ediyor" dedi.

Başbakan Erdoğan, medeniyetler çatışması tezinin tutarsızlığının pek çok düşünür, akademisyen ve önde gelen sanatçı tarafından ortaya konulduğunu belirterek, buna ek olarak farklı kültürlerin çatışmak zorunda olmadığını ispat eden bir tarihi birikimin bulunduğunu söyledi.

Zor olanın, bu mirası yaşayan bir ilke haline getirmek olduğunu, ancak bunun mümkün olduğuna inandığını kaydeden Erdoğan, Medeniyetler İttifakı girişimini anlattı.

"Dalay Lama ile görüşür müsünüz?"

Başbakan Erdoğan, George Mason üniversitesi'nin "Budist öğrenci gurubu" üyesi olduğu ifade edilen bir öğrencinin, "Müslüman dünyası ile iletişim konusunda mesela Dalay Lama ile görüşür müsünüz? İletişim konusunda nasıl bir vizyonunuz var?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Şunu samimi duygularla ifade etmek istiyorum. Şu ana kadar olan süreçte, özellikle 7.5 yıllık iktidarımız döneminde, 7 yılı aşan başbakanlığım döneminde hiçbir inanç gurubuyla görüşmelerde herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Farklı inanç guruplarıyla çok rahat iletişim kurduk. Bunu sadece şahsım olarak değil, ilgili bakanlarım bu konuda iletişimlerini çok rahat kurdular. Çünkü hiçbir inanç gurubunu dışlamak gibi bir anlayışın mensubu, sahibi olmadık. Ve Medeniyetler İttifakı içeresinde de zaten yer alırken bu anlayışla yer aldık. Kaldı ki medeniyetler İttifakı da bunun bir neticesidir. Bundan sonraki süreçte farklı inanç guruplarının bu sürece katılımını sağlamakta da büyük gayretler sarf etmeye devam edeceğiz."

Bir başka öğrencinin, "Türkiye'nin 'komşularla sıfır problem politikasının' sınırları nedir? İran konusunu da nükleer zirvede konuşacaksınız..." sözlerine karşılık da Erdoğan, şöyle dedi: "Özellikle 'sıfır sorun' hususunda, sorunları bizden önce yaşadıkları için taraflar, bunu tabii çok iyi biliyoruz. Şimdi o sorunları ortadan kaldırmanın gayretiyle bu yola koyulduk ve sorunları da büyük ölçüde ortadan kaldırmış bulunuyoruz. Bu öyle bir kaldırış ki mesela vizeler kalktı. Komşularla artık aramızda vizeler yok. Ürdün, Suriye, Libya ile aramızda vizeler yok. Mayıs'ta Medvedev gelecek belki onlarla da vizelerin kalkması söz konusu. Çünkü onlara da bu tekliflerimizi yaptık, sınırlı veya sınırsız biz hazırız zaten.

Biz, Türkiye olarak tamamen kaldırmaya hazırız yeter ki karşı taraf da tamamen kaldırmaya hazır olsun. Mesela biz Yunanistan'a da aynı teklifi yaptı. 'Var mısın vizeleri kaldıralım' dedik. Niye? Biz kendimize inanıyoruz, güveniyoruz, rahatız. Bizim derdimiz şu. Düşüncesine güvenen düşünce hürriyetinden korkmaz, inancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz. Eğer bunu ilke olarak belirlersek, sıfır sorun olacaktır, bu sorunlar kendiliğinden ortadan kalkacaktır."

"Nükleer silah istemiyoruz"

İran'ın nükleer programına da değinen Erdoğan, Türkiye'nin bölgede hiçbir ülkede nükleer silah istemediğine işaret ederek, "Biz bölgemizde hiçbir ülkede nükleer silah istemiyoruz. Hangi ülke olursa olsun. Çünkü biz nükleer silahların dünyada yayılmasına karşıyız ve ülkesinde nükleer silah olanların da ki mesajlarımız da o olacak zaten, bir takvim içinde bu silahlardan ülkelerini arındırmalarını istiyoruz. Yani buralara yapacakları yatırımları insanlığın geleceğine, barış, huzur içerisinde yaşamalarına yönelik, yoksullukların ortadan kaldırılmasına yönelik, eğitime yönelik, bu tür yatırımlara yapsınlar istiyoruz" dedi.

Erdoğan, "Silahlara yapılan yatırımlar ortada. Bakın bugün Yunanistan ile ilgili son gelişmelerin altında yatan gerçeğin bu olduğu söyleniyor. Çünkü silah sanayine yaptıkları yatırımlar çok ciddi yatırımlar. Bu rakamlar sebebiyle bütçe, ciddi manada açıklar vermiş, buralara dayandı. Fakat İran'ın en üst düzey yöneticilerine bizler, nükleer program noktasındaki bu tür düşüncelerimiz söylediğimizde bizim aldığımız cevap hep şu olmuştur; biz nükleer silah yatırımı yapmıyoruz, biz barış amaçlı nükleer santral kuruyoruz' demişlerdir" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, "Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (UAEK) yaptığı açıklamalar baktığımız zaman da şunu görüyoruz; diyorlar ki, 'İran şeffaf değil'. Diyorlar ki, 'ihtimal odur ki böyle bir gelişme var'. Yani kesin tespit şu an onlar tarafından da yok. Tabii biz burada UAEK üye ülkelerin durumuyla, burada verilmiş sözler var, bu sözlere sadık kalmaları gerekiyor. Bir de buraya üye olmayan ülkeler var. Üye olmayan ülkeler bu tür yatırımları yaptılar, yapıyorlar. Böyle bir sıkıntıyı da burada yaşıyoruz. Fakat İran ile batı ülkeleri arasında bu işi çözme noktasında büyük gayretlerimiz oldu. Benim oldu, arkadaşlarımızın oldu. Şu anda gelebildiğimiz bir barış noktasında, huzur noktasında netice yok diyebilirim. Ama umutsuz değiliz, diyoruz ki bu süreci devam ettirelim, bu işi çözelim diyoruz. Bu tür yatırımların da yapılmasını engelleyelim istiyoruz. Ve bu gayretlerimiz şu anda devam ediyor. Bundan sonraki süreçte de devam edecek. Ona göre Türkiye olarak bize düşen direk, endirekt bu görevleri de yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
 

Güncelleme Tarihi: 13 Nisan 2010, 01:05
YORUM EKLE

banner33

banner37