banner15

Sarkozy Londra'da

BM Genel Sekreteri'nin iklim için zirve planları, Rus özel timlerinin atış poligonundaki Litvinenko fotoğrafları, Afrika Birliği'nden 'cesur tavır' ve Ahmedinejad'ın elini Amerikalı şahinler mi güçlendiriyor?

Sarkozy Londra'da

İngiliz gazetelerinde bugün işlenen konular genelde çeşitlilik gösterse de Filistinli militan grupların dokuz ay aradan sonra ilk kez, Kızıldeniz kıyısındaki Eilat'ta düzenlediği intihar saldırısı, tüm gazetelerde yer buluyor.

Financial Times ve Guardian, Eilat'ın bir turizm merkezi olması özelliğinin altını çiziyor.

Times, ülkenin en güvenli yerlerinden biri olarak kabul edilen kente saldırı sonrası, yeni bir saldırı dalgası kaygılarının gündeme geldiğini belirtiyor.

Independent, Hamas'ın kınamadığı saldırının barış sürecini canlandırmak üzere yapılacak Orta Doğu Dörtlüsü görüşmesinin öncesine rastladığını vurgularken, Daily Telegraph, saldırganın Mısır’dan girdiği iddialarının, “İsrail’in güvenlik açısından en zayıf noktası” olarak ifade etiği bölgedeki sıkıntıları ortaya çıkardığını savunuyor.

İran ile ilgili tartışmalar, ABD Başkanı George Bush'un dünkü eleştirilerini takiben yine ele alınıyor.

Guardian, Bush'un İran'ı Irak'a müdahale iddiaları konusunda "sert karşılık verebilecekleri" yolunda uyarması ardından iki ülke arasındaki gerginliğin tırmandığı görüşünde.

"Bush yönetimi, Irak'taki şiddetin arkasında İran'ın olduğunu savunan bazı kanıtları çok yakında açıklayacak. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bu açıklama için henüz tarih belirlenmediğini söyledi. Bush yönetimi Pentagon'dan İran'a bir hava saldırısı olasılığı hakkında uzun bir brifing aldı, ancak seçenekler konusunda yönetim içindeki tartışmalar sürüyor."

Gazetede yayımlanan makalesinde İran siyaseti uzmanı Ali Ensari ise, Mahmud Ahmedinejad'ın iç siyasette, özellikle ekonomideki uygulamaları dolayısıyla zorda olduğunu, tabanının sarsıldığını ancak dış baskıların yardımına yetiştiğini savunuyor:

"Kendisinin de anladığı gibi Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanlığını, ancak uluslararası kriz kurtaracak. İçeride sıkıntılar biriktikçe, ortaya çıkan uluslararası kriz, birlik için ya da en azından seçkinleri yönetimde değişiklikten caydırmak için gerekçe yaratıyor. Ahmedinejad kendisinin en büyük düşmanıyken, Amerikan şahinleri en iyi dostları haline geldi."

İklim değişimi zirvesi

Financial Times, ilk sayfasından duyurduğu bir haberde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un başlıca öncelikleri arasında gördüğü iklim değişimi ile mücadele konusunda bir zirve düzenlemeye hazırlandığını yazıyor.

"Ban, bugün Nairobi'ye giderek Eylül'de yapılması düşünülen zirve için henüz erken aşamadaki planları değerlendirecek. Kyoto Sözleşmesi’nin yerini alacak bir anlaşmayı görüşmek üzere bir zirve için çağrıda bulunmak yüksek riskli bir strateji.

"Devlet başkanları daveti reddedebilir ya da anlaşmaya varmayı başaramayabilir. Ban'ın bu girişimin arkasında durmadan önce, tam katılım konusunda temin edilmiş olması gerek. Başkan Bush daveti reddetmeye en eğilimli lider ancak en fazla zehirli gaz üreten ABD olmaksızın, herhangi bir önemli anlaşmaya varılması mümkün değil.

"Bir taktik, devlet başkanlarını iklim değişiminin ulusal güvenliğe etkilerini görüşmek üzere davet etmek olabilir. Zira BM Çevre Programı Başkanı, iklim değişiminin göç ve kaynaklar üzerinde artan rekabet dolayısıyla sürtüşmeleri tırmandırma riski yarattığını söylemişti."

Yine Financial Times'ta yer alan bir diğer habere göre, Almanya'nın en büyük üç otomotiv üreticisi, Avrupa Komsiyonu'na yazdıkları mektupta, Birliğin karbon dioksit oranını azaltma hedefinin, 'gerçekçi, hatta teknik bakımdan mümkün olmadığı' uyarısında bulunuyor.

"Avrupa Birliği 2012 yılına dek araçların kilometrede ortalama 120 gram karbon dioksit üretmesini istiyor. Volkswagen, Daimler Chrysler ve BMW yöneticileri, AB'nin girişimlerini desteklediklerini, ancak bu miktarı 140 grama indirmek şeklindeki, kendi koydukları hedefleri bile tutturmakta zorlandıklarını kaydediyor."

Afrika Birliği'ne takdir

İngiliz basını Darfur bölgesindeki saldırılar dolayısıyla eleştirilen Sudan'ın, Afrika Birliği başkanı olmasının engellenmesini olumlu karşılamış.

Daily Telegraph, “Afrikalı liderler kendi sınırları içindeki davranışları yüzünden kendi aralarından birini kınamaya hazır olduklarını gösterdi” diyor.

Gazete bunun kıtadaki tutum değişimi açısından çok ciddi bir dönüm noktası olduğunu savunuyor...

Independent, bu kararın çok iyi bir haber olduğunu belirtirken, Birliğe destek gerektiğini kaydediyor:

"Dünkü oturumlarda, Sudan'a Darfur'a bombardımanı ve saldırıları durdurması için cesur çağrılar yapıldı. Birliğin artık Sudan karşısında sertleşmesinin vakti geldi. Darfur üzerinde bir uçuşa yasak bölge ilan edilmeli; etkili yaptırımlar getirilmeli. Burada eksik olan ise siyasi irade değil, imkanlar...

"Afrika'nın, barış gücü imkanlarını geliştirmesi için katkıya ihtiyacı var. Demokrasi ve kalkınmayı destekleyecekse, Afrika Birliği'ne güçlü Avrupalı ortaklar; batıdan destek ve teşvik gerekiyor...

Kosova'nın geleceği

Financial Times başyazılarından birini, Kosova'nın statüsünü belirleme girişimlerine ayırmış. Gazete ABD ve Avrupa Birliği'nin çetin Kosova sorununu çözme kararı almış olmasını, memnuniyetle karşılıyor. Planlarının riskli olduğunu, ancak durumun şimdiki haliyle bırakılamayacağını belirtiyor:

"BM'in özel elçisi Martti Ahtisaari, uluslararası kuruluşlara da katılma imkanı veren fiili bir bağımsızlıktan söz ediyor ama 'bağımsızlık' sözcüğünü kullanmıyor.

"Emniyet gibi kilit faaliyetlerde Avrupa Birliği sorumluluğu BM'den devralıyor. Yabancı askerler ise görülür gelecekte bölgede kalıyor. Bir diğer öneride ise, Kosova'nın bağımsızlık ilan etmesine izin veriliyor. Bu pazarlığın cazip yanı, bağımsızlığın, Sırbistan'ın bunu tanıması şart koşulmadan ilan edilmesi.

Gazete bu önerinin Kosova'daki Sırplar açısından bölünme ve şiddete yol açabileceği uyarısında bulunurken, Avrupa Birliği'nin bu sırada Sırbistan'a yardımda bulunması gerektiğini söylüyor. Ancak kilit unsurlardan birisinin Sırbistan'ın geleneksel müttefiki Rusya olduğunu anımsatıyor:

"Rusya bölgede AB otoritesi oluşması yönünde bir BM kararını veto edebilir. Rusya'nın köşeye sıkıştırıldığı duygusuna kapılmaması gerek. Kremlin'e, önerileri değerlendirmek için süre tanınmalı. Ancak sonunda, Moskova'nın Balkanlarda istikrarın kendisi de dahil herkesin çıkarına olduğunu, Kosova'nın da bu istikrarın bir parçası olduğunu kabul etmesi gerekiyor."

'Litvinenko hedefteydi'

Times İngiltere'ye sığınan eski Rus ajan, Aleksandr Litvinenko'nun radyoaktif polonyum 210 ile zehirlenme sonucu ölümü ile ilgili tartışmalara yeni bir unsur daha ekliyor.

Gazetenin haberine, Litvinenko'nun kurşunlarla delinmiş bir fotoğrafı eşlik ediyor. Zira habere göre, bu fotoğraf Rus elit özel timlerinin atış talimi yaptığı bir alanda hedef olarak kullanılıyordu. Hem de Litvinenko zehirlenmiş, fakat henüz hayattayken...

"Spetsnaz askerlerinin eski ajanın fotoğraflarını hedef olarak kullanması, Kremlin'in cinayetin arkasında olduğu suçlamalarını yeniden gündeme getirdi. Litvinenko ailesinin sözcüsü Alex Goldfarb, eski ajanın zehirlenmesinden altı gün sonrasına ait fotoğraf için, "Bu Aleksander Litvinenko'nun Rus güvenlik servislerinin hedef listesinin başında olduğunu kanıtlıyor. O baş düşmanlarıydı" dedi. Atış poligonunu işleten eski bir özel tim başkanı, kuruluşunun özel bir şirket olduğunu, hükümetle hiç bir bağlantısı olmadığını söyledi."

Times, başyazısında ise fotoğrafların Rusya'nın "saf değiştiren eski casus zaten kimsenin tanımadığı, önemsiz biriydi" savını çürüttüğünü vurguluyor.

Gazete, İngiliz polisinin soruşturmasının bir duvara çarptığını, polisin yeniden Moskova'ya gidip Rus güvenlik yetkilileri ile görüşme talebine karşılık, Moskova'nın da sürgündeki muhaliflerin iadesi ve Londra'da sorgulamalar yapma talebini öne sürdüğünü kaydediyor.

Bu nedenle şimdi, "bir kovuşturma başlatılması için pek bir şans görünmüyor" diyen gazete, Rusya'yı "iddialı çıkışlarının yapıcı olmayacağı" konusunda uyarmayı da ihmal etmiyor.

Mega-kumarhaneye doğru

İngiltere iç siyasetinde bugün öne çıkan konu ülkede ilk kez bir mega-kumarhane inşa edilmesi planları. Beş bin metre karelik bir alanda en az 1.250 kumar makinesinin bulunacağı dev kumarhanenin kurulması için, en şanslı görülen iki aday, Londra ile Blackpool kentleri.

Bugün öğle saatlerinde, seçilen adayın yanı sıra, nispeten küçük 16 yeni kumarhanenin kurulacağı yerler açıklanacak.

Guardian, kumarhaneye ev sahibi olmak isteyen belediyelerin ilgisi karşısında hükümet yetkililerinin kumar düzenlemelerini gevşetip, yeni kumarhanelerin önünü açmak istediği iddialarını, ilk sayfasından duyurmuş.

Daily Telegraph buna ek olarak, televizyonda kumar reklamlarına yönelik yasağın da kaldırılmasının düşünüldüğünü bildiriyor okurlarına ve ekliyor:

"Hükümet ulusun refahıyla kumar oynuyor. Bu alandaki artış, sağlıkta sorunlara, asayişe ve parçalanmış ailelere yol açacak. Bunun faturasını niye vergi mükellefleri ödesin? Kumarhanelere, yol açmaları kaçınılmaz olan zararı ödemeleri için, yeni vergiler getirilmeli."

Sarkozy Londra'da

Guardian, Fransa'da iktidar partisinin cumhurbaşkanı adayı olan Nicolas Sarkozy'nin bugünkü Londra ziyaretine dikkat çekiyor. Halihazırda ülkede 300 bin Fransızın yaşadığı düşünülürse, gazeteye göre, Sarkozy'nin ilk dış gezisini buraya yapması akıllıca...

"Fransa'nın cumhurbaşkanı adayının İngiltere'de ilk yapacağı şeyin bir iş bulma bürosunu ziyaret etmek olması, iki ülke arasındaki ilişkilerin ne kadar değiştiğini gösteriyor. Tuhaf görünse de, bu büronun Nicolas Sarkozy'ye öğretebileceği çok şey var.

"Dahası Sarkozy'nin Londra'yı seçim kampanyasının önemli bir ayağı olarak görmesi de ilginç. Fransa dışında en fazla Fransızın yaşadığı ülkelerden İngiltere'de, memleketin siyasi ve ekonomik hantallığından kaçan bankerler ve işadamları, kalıpları kırma sözü veren Sarkozy için doğal hedef seçmen. Sarkozy, Fransız teorisyenlerdense, İngiliz pragmatistlerle daha çok şey paylaşıyor."

Guardian, Fransa'da son haftalarda adı gaflarla anılan Sosyalist aday Segolene Royal'i de uyararak, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunun, Sarkozy ve aşırı sağdan Jean Marie le Pen arasında geçebileceğini belirtiyor.

Independent ise Fransa'da bu hafta yürürlüğe girecek yeni sigara yasağını değerlendiriyor. 175 bin görevlinin yasanın uygulanmasını denetleyeceğini, böylece 1991’den bu yana uygulanmayan önceki yasanın da hayata geçirilmiş olacağını yazıyor.

"Sigara içmek Fransız kimliğinin tam kalbine uzanıyor. Bu yurtseverlikle, direnişle, varoluşçulukla beraber düşünüldü. Kimileri bu yasanın da 1991'deki gibi uygulanmayacağını düşünüyor. Ama belki en köklü gelenekler bile, bir gün kül olup gidiyordur."

Tekel'in özelleştirilmesi planları

Times sayfalarında Tekel'in özelleştirilmesi planları hakkında bir haber dikkat çekiyor. Gazete dünyanın en büyük ikinci tütün ürünleri şirketi olan British American Tobacco'nun Tekel için 1 milyar dolar ödemeye hazırlandığını yazıyor.

"Türkiye pazarında yüzde 8 paya sahip olan şirket 'Türk hükümeti Tekel'i satışa çıkarırsa bunu inceleyebiliriz' diyor. Türkiye'de yüzde 42'lik payıyla piyasa lideri olan Phillip Morris ise, muhtemelen rekabet gerekçesiyle ihale dışı tutulacak. ,

"Türk hükümeti Tekel'i daha önce de iki kez satmaya çalıştı. 2003'teki Japon tütün şirketinin 1 milyar 150 milyon dolarlık teklifi düşük bulununca, ihale iptal edilmişti.

"2001'de piyasada yüzde 60 payı olan Tekel'in payı şimdi yüzde 40. Yetkililer Tekel'in özelleştirilmesinde daha fazla gecikmenin değerini daha da düşürmesinden endişe ediyor."

'Araştırmalar internete taşınsın'

Guardian'da yer alan bir habere göre, Nobel ödüllü iki bilimadamının da aralarında olduğu 12 bin uzman, Avrupa Komisyonu'na, birlik fonlarıyla yapılmış araştırmaların internete yüklenmesi çağrısında bulunuyor.

"İnternet üzerinde hazırlanan dilekçe, gelecek ay araştırmaların ücretsiz erişime açılması konusunda yapılacak bir konferansın öncesine rastlıyor. Geçen yıl Komisyonun yayımladığı bir raporda bilimsel makalelerin 1975-95 arasında enflasyonun yüzde 200 ila 300 katı pahalılaştığı ortaya konmuştu.

"Raporda, finansmanı Birlik tarafından sağlanan araştırmaların yayımından kısa süre sonra internette serbest erişime açılması önerildi. Ancak yılda 11 milyar dolarlık bir sektör olarak ifade edilen bilimsel makale yayımcıları, bu öneri aleyhinde yoğun lobi çalışması yapıyorlar."

 

Kaynak: BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35