Selçuklularda tıp eğitimi nasıldı?

Tıp konusunda çağının ilerisinde gelişim yolunda önemli atılımlarda bulunan Selçuklu'daki tıp eğitiminde izlenen yönteme cevap aranıyor.

Selçuklularda tıp eğitimi nasıldı?

Ayda Sarıkaya-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Miladi 8. ve 13. asırlar arasında çok geniş bir coğrafyada muhteşem bir medeniyet kuran Müslümanlar diğer ilim dallarının yanı sıra bilhassa tıbba çok önem vermişlerdir.  11.asrın ortalarından itibaren İslam dünyasında hâkim unsur olarak görülen Selçuklular ve onları takiben Osmanlılar, pek çok tıbbi eser  vermiş ve bu arada darüşşifalar kurmuşlardır.

İslam dünyasını iç ve dış tehlikeler karşısında çökmekten kurtaran ve Anadolu’nun fethini ve Türkleşmesini sağlayan Selçukluların tarihi varlığı, İslam tarihi ile birlikte Avrupa tarihi için de bir dönüm noktası teşkil etmektedir. Avrupa’da Rönesans devrinin doğmasında Türklerin rolü dikkatlice ele alındığında, özellikle Selçukluların Avrupa kültürünü, Avrupa tıbbını, hastanelerini ve üniversite kuruluşlarını ne kadar çok etkilediği daha bariz bir şekilde görülebilir.

Selçukluların ilk hastanesi ve tıp medresesi Alparslan’ın(1063-1072) veziri Nizamü-l Mülk tarafından Mişaabur’da kurulmuştur. Ne yazık ki, bu hastane ile Selçukluların 1055’ten itibaren Bağdat, Şiraz, Berdeşir, Kaşan, Ebher, ,Gence, Harran ve Mardin’de kurdukları diğer hastaneler  de bugüne ulaşamamışlardır.

Bugüne ulaşabilenler; Şam’daki Nureddin Hastahanesi (1154) ,Kayseri’deki Gevher  Nesibe Darüşşifası ve Gıyaseddin Keyhüsrev Tıp Medresesi (1206) ,Sivas’taki Keykavus Darüşşifası (1217) ,Divriği’deki Behram Şah’ın kızı Turan Melik’in Hastanesi (1228) ,Tokat’taki Gök Medrese  denilen Pervane Bey Darüşşifası (1275), Çankırı’daki Atabey Ferruh (1235)  ve Kastamonu’daki Ali b. Pervane hastaneleridir (1272). Ayrıca, Selçuklulardan önce Anadolu’da inşa edilen ve Selçuklular tarafından da aynı maksatla kullanılan Amasya Darüşşifası gibi yapılar da bulunmaktadır. Beylikler devrinde de Anadolu’da bazı hastaneler inşa edilmiştir. Bu Selçuklu hastaneleri, günümüze ulaşan en eski İslam hastaneleri olmanın yanında, Avrupa’da İslam kültürünün en etkili dönemini teşkil eden Haçlı Seferleri sırasında faal bulundukları için de dünya hastane tarihi ve hastanelerin gelişimini araştıranlar açısından da büyük öneme sahiptirler.

Selçuklular genel hastanelerin dışında, cüzzamlıların tecrit edilerek bakıldığı  miskinler tekkesi veya cüzzamhaneler ile akıl hastalarının tedavileri için hususi merkezler de kurmuşlardır. Ayrıca savaşlarda yaralıların tedavisi işine çok önem verdiklerinden, büyük seyyar hastaneler kurmuşlardır. Mesela, Selçuklu sultanı Melikşah’ın ordusunda tabiplerle, hastaların ve aletlerin 100 deve ile taşındığı bir seyyar hastahane bulunmaktaydı. Özellikle Anadolu’da bulunan kervansaraylarda hastalanan yolcular için birer tedavi merkezi bulundurmuşlardır.

Selçuklular halk sağlığı ve tıp eğitimi için genel hastane niteliğinde ‘bimaristanlar’ kurmuşlar ve tıbbın devamı ve gelişmesi için gerekli bütün imkânları tabiplerin kullanımına sunmuşlardır. Burada tıp eğitimi veren hocalara günlük 20 akçe maaş, hekim adaylarına ise 8 akçe harçlık verildiği bildirilmektedir.                                                                                                                                                                             

Selçuklu tıbbı  ve hastane mimarisinin yanında, hastanelerindeki tıp eğitim sisteminin de Avrupa tıp eğitimini etkilediği Orta Çağ’da Salerno, Montpellier ve Paris gibi Avrupa’nın önemli şehirlerindeki tıp fakültelerinde okutulan kitapların listelerine bakıldığında açıkça görülmektedir. Selçuklular, döneminde ve sonrasında Asya ve Avrupa’da kurulan hastanelerin sadece  çeşitli mimari özellikleri ve hasta yatağı başında klinik dersler  verilmesi sahalarında değil, akıl hastalarının ilaç ve müzikle tedavi edilmelerinin esasları bakımından da Avrupa’ya öncülük etmiştir…

Ayda Sarıkaya
 

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2010, 10:56
YORUM EKLE

banner33

banner37